İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/459 E. 2021/5 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/459
Karar No
2021/5
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/459 KARAR NO : 2021/5

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2019 KARAR TARİHİ : 06/01/2021

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıdan ... tarih ve ... numaralı ... TL miktarlı fatura ... tarih ve ... numaralı, ... TL miktarlı fatura-... tarih ve ... numaralı ... TL miktarlı fatura-... tarnih ve ... numaralı ... TL miktarlı faturalardan kaynaklı toplam ... TL miktarlı alacaktan ... TL sinin ödendiğini, ödenmeyen bakiye ... TL alacak ile ilgili olarak Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk kurumuna başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, davalının icra dairesindeki yetki itirazının usuli olmadığını, bunun yanından para alacaklarında TBK m. 89 gereği mahkemenin yetkili olduğunu beyan ederek; itirazın iptalini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, genel yetki kuralı gereği yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan ... olduğunu, müvekkilinin her hangi bir borcunun olmadığını, zira müvekkilinin teslim aldığı malların bedelini ödediğini ancak teslim almadığı malların bedelini ödemediğini, müvekkilinin ... tarih ... seri numaralı fatura içeriğindeki malları ... numaralı ... tarihli sevk irsaliyesi ile teslim almış ve bu fatura bedelini ödediğini, müvekkilinin ... tarih ... seri numaralı faturanın içeriğini kısmı teslim aldığını, yani ... seri numaralı ve ... tarihli-... seri numaralı ve ... tarihli sevk irsaliyesi ile bir takım malları teslim aldığını, bu malların bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, fatura içeriğinde bulunan sevk irsaliyesinde müvekkilinin imzası bulunmayan diğer malların teslim alınmadığını, davacının sunduğu sevk irsaliyesinde de müvekkilinin imzasının bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan diğer fatura içeriklerinin de teslim alınmadığını, müvekkilinin teslim aldığı mallara ilişkin sevk irsaliyeleri, faturalar ve dekontların ekte olduğunu, müvekkilinin teslim almadığı ürünlerin bedelini ödeme yükümlülüğü olmadığını, davacının haksız olarak fazla bedel talep ettiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, fiziken dosya arasına alınmıştır. 10. İtirazın iptali davası özünde, para alacağına ilişkindir. Bu davaların zorunlu arabuluculuk şartına tabi olması/yargı uygulamasının da bu şekile olması davanın özünde para alacağına ilişkin olduğunu göstermektedir. -YETKİ İTİRAZI-(11-12) 11.Kural olarak, itirazın iptali davasında, mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlardan öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenip karara bağlanır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre de, itirazın iptali davasını gören mahkemece öncelikle takip dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın tetkiki gerekir (Yargıtay HGK. 20.3.2002 gün ve 2001/13-241 E., 208 K. ile Yargıtay HGK. 06.10.2004 gün ve 2004/19-410 E. 2004/471 K. sayılı ilamları). Çünkü, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 27.11.2013 gün ve 2013/13-372 E. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. Bunun için mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmadığının bir etkisi yoktur. Yine yetkili mahkeme olarak bakıldığında, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) 12.Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davalı taraf sözleşme ilişkisini reddetmemiştir bilakis borcun olmadığını özetle, beyan etmiştir. Sözleşme ilişkisinde uyuşmazlık olmaması, davanın/takibin para alacağına ilişkin olması, davacının adresinin ... olması karşısında, icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davalının yetki itirazları yerinde değildir. Ayrıca, icra dairesindeki yetki itirazında yetkili yer de gösterilmediğinden bu itiraz usule de uygun değildir. 13.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, bu amaçla talimat yazılmıştır. 14.HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir. 15. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflara ait defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacıya ait defter kayıtlarına göre davacının, davalıdan ... TL tutarında alacağının olduğu, davalının defter kayıtlarına göre, davalının, davacıdan ... TL alacağının olduğu, taraflar arasındaki bakiye farklılığının davacı şirket tarafından ... tarihinde düzenlenen ... numaralı ... TL tutarındaki faturanın davalı şirkete ait yasal defterlerde kayıtlı olmadığından kaynaklandığı, davalı tarafından bir kısım malların kendisine teslim edilmediğinin iddia edildiği, bu teslim edilmeyen mallara ilişkin fatura düzenlendiği ve teslim edildiği iddia edilen malların sevk irsaliyelerinde teslim alındığına dair imzanın bulunmadığının belirttiklerinin görüldüğü ancak söz konusu malların tesliminin yapılıp yapılmadığı hususunun malı taşıyan sevk sorumlusunun taşıma irsaliyeleri üzerinden teslim edilebileceği hususları belirtilmiştir. 16.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. Davacı vekili, özetle; bilirkişi raporunun haklılıklarını kanıtladığını, bakiye kısım için ise davalının kötü niyetli itiraz ettiğini, sevk irsaliyesi ve faturaların birbirini teyit ettiğini beyan etmiştir. Davalı vekili itirazında özetle; müvekkilinin teslim almadığı malların bedelini ödemediğini, teslim aldığı malların ise bedelini ödediğini, davacının gerçek alacağından fazla bir bedel istediğini, teslime ilişkin dosyada hiç bir belge sunulmadığını beyan etmiştir. 17.Tarafların ticari defterlerine göre, davacının ticari defterlerindeki kayıtlar, ... TL bakımından davalı defterleri ile uyumludur. Bu bakımdan defterler birbirini teyit etmekle beraber bu miktar kadar davacının alacağı olduğu davacı tarafta ispatlanmıştır. Fark bedeli kadar da alacakları olduğunu davacı iddia etmektedir. Bakıldığında, raporda da belirtilen fark bedel kadar davacı defterindeki alacak kaydı, davalı ticari defter kaydında mevcut değildir. 18.Belirtmek gerekir ki; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.: Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, eser ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nın 23/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez (Yargıtay HGK'nun 2017/15-490 Esas 2019/201 Karar sayılı 21/02/25019 tarihli ilamı). Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (19 HD'nin 2009/8074 E 2010/5025 K sayılı içtihadı).Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için karine teşkil etmez (19 HD'nin 2014/14716 K sayılı kararı). 19.Bu temel belirlemeler ışığında, davacı taraf bakiye bedeli karşılar malın davalıya teslim edildiğini usule uygun delillerle ispatlamalıdır. Davalı bu teslim iddiasını inkar etmektedir. Davalı defterinde de bu yönde bir kayıt da yoktur. Davacının bu yöne ilişkin dosya kapsamında usulünce başka bir delili yoktur. Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığından, yemin deliline de başvuramamıştır. 20.Davalı ise cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. Davacının ... TL alacağının olduğu ispatlanmıştır. Davalı ise davacının alacağının olmadığını, olan alacaklarının ödendiğini beyan ve iddia etmektedir. Mahkememizce davacı ispat yükü dahilinde iddiasını kısmen ispatlamıştır. Daha fazlasını ispata yarayan bir delili olmadığı da yukarıda anlatılmıştır. Davalının savunmasını ispata yarar ispat hakkı mevcuttur ve yemin delilini kullanabilmesi için davalıya bu hakkı hatırlatılmıştır/tebligat yapılmıştır. 21.Davalı vekili, verdiği dilekçede yeminin karşı tarafça yerine getirilmesi gerektiğini beyan ederek, yemin deliline başvurmayacağını beyan etmiştir. 22.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının, davalıdan ... TL alacaklı olduğu, davanın bu yönüyle ispatlandığı, arta kalan talebini/malın teslimini usulünce ispatlayamadığı, davalının da bunun aksini usulünce ispatlayamadığı/davacının ispatladığı hususlarına aksini gösterir bilgi/belge sunmadığı kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 23.Bunun yanında alacak da likit olmalıdır. Yukarıda belirtilen şartların dosyada mevcut olduğu, alacağın likit olduğu kanaatiyle davacının inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiştir. 24.Son olarak belirtmek gerekir ki; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekir. Dosyamızda arabuluculuğa, ... TL ücret ödendiği anlaşılmaktadır. Bu miktarda tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılmıştır. HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin ... TL üzerinden DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı alacağı talebinin kabulü ile ... TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin harçların bölünmezliği de dikkate alınarak; davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL nin haklılık durumu gereği ... TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, ... TL sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (bu bedel harç olmadığından harçların bölünmezliği ilkesi göz önüne alınmamıştır) 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı, davalı vekili ...'in yokluğunda davacı için kesin davalı yönünden verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..06/01/2021

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/459, K. 2021/5, T. 06.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-459-e-2021-5-k-80634273a682