İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/499 E. 2021/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/499
Karar No
2021/43
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/499 Esas KARAR NO : 2021/43

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2017 KARAR TARİHİ : 26/01/2021

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında mal alım satımı hususunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin üzerine düşen edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, ancak davalının ... tarihli faturaya konu satış bedelini ödemediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyası ile davalı hakkında genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattıklarını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı borçlunun itirazının iptaline, davalının takip tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan temerrüt faizi ile birlikte takip miktarını ödemeye mahkum edilmesine, % 20 den aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine, maskeme masrafı ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT : Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde; davacı tarafça müvekkili hakkında ve aleyhinde kötü niyetli olarak açılmış olan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafça müvekkline karşı Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, müvekkiline gönderilen ödeme emrine yasal süresi içerisinde itiraz ederek takibin durduğunu müvekkili ile alacaklı olduğunu iddia eden şirket arasındaki ticari ilişkinin sadece icra takibine konu yapılan fatura değil bu faturanın da dahil olduğu bir çok olduğunu, müvekkilinin ... ilçesi ... ada ... parsel sayılı gayrimenkul üzerine yapmış olduğu ... +... katlı binanın inşaatı sırasında davacı şirkette tüm binanın iç kapıları+ mutfak dolapları + laminat işleri + pvc malzeme ve işçiliği + korkuluk malzeme ve işçiliği yaptırdığını, davacı tarafından eksik ve hatalı yapılmış hatta şu ana kadar teslimi dahi yapılmadığını, bu işler için toplam ...-TL lik iş yapılması konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin takip dayanağı faturaya ilişkin davacı şirkete her hangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafça açılan haksız ve kötü niyetli davanın reddi ile takibin iptaline, alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü' nün .../... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız takipte itiraz üzerine alacaklı tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kayıtları ve projeler dosya arasına alınarak incelenmiş, taraf delilleri toplanmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü' nün .../... Esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine ... TL asıl alacak ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ... düzenleme tarihli ... numaralı ... TL bedelli fatura olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası ... İli ... İlçesi ... Ada ... Parsel sayılı taşınmaz üzerinde, davalı tarafın inşa ettiği binadaki iç kapı, mutfak dolapları, laminant parke, pvc malzeme, korkuluk malzelerinin montaj ve işçiliğinin yapıldığı ancak bu bu işler nedeniyle düzenlenen ... düzenleme tarihli ... numaralı ... TL bedelli faturanın davalı tarafça ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davalı taraf ise davacı ile aralarındaki sözleşmeyi ve işleri kabul etmekle birlikte davacı tarafından işlerin eksik ve ayıplı yapıldığını ve işlerin tesliminin dahi yapılmadığını beyan etmiştir. Ayrıca davalı taraf cevap dilekçesinde iş bedeli olarak ... TL üzerinden davacı ile anlaşma yaptıklarını beyan etmiş, bu bedelin ... TL'lik kısmı dışındaki tutarların davacıya bağımsız bölüm devri, nakit ve müşteri çekleri ile ödenmediğini beyan etmiştir. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde davacının edimlerini taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak ifa edip etmediği ve davalının kısmi ödeme yapmama hususundaki iddialarının yerinde ve haklı olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun eserin kabulü başlıklı 477. Maddesinde, eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluktan kurtulacağı, ancak yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği düzenlenmiştir. Eserin teslimi ve kabulü ayrı kavramlardır. Eserin teslimi sözleşmenin konusu olan işlerin iş sahibine verilmesi-teslim edilmesidir. Yüklenici teslim ile sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmiş olur ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kurtulmaz. Yüklenicinin sorumluluktan kurtulması teslim edilen eserin iş sahibi tarafından açıkça ya da örtülü kabulü ile olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/1 maddesinde; "İş sahibi eserin teliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. " hükümlerine yer verilmiştir. Eski Borçlar Kanunu'nda da benzer şekilde düzenlemeye verilmiştir. Bilindiği gibi açık ayıp meydana gelen eserde basit bir muayene ile ve çıplak gözle tespit edilebilen ayıplardır. Açık ayıplarda iş sahibi, eserim tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre eseri gözden geçirip varsa açık ayıpları tespit ve ayıpları uygun süre içerisinde iş sahibine bildirmek zorundadır. Eski Borçlar Kanunu ve yeni Türk Borçlar Kanunu'nda muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup işin niteliği ve olayın özelliği ve imal edilen şeyin büyüklüğü, genişliğine göre süreler farklı olacak ve olayın niteliğine göre belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi iş sahibi bizzat yapabileceği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu 359/2 ve Türk Borçlar Kanunu 474/2 maddesi hükümlerine göre mahkeme aracılığı ile tespit ettirebilir. Açık ayıplarda iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. Gizli ayıp ise eserde basit bir muayene ile tespit edilemeyen, çıplak gözle görüşüp saptanamayan, kullanım sırasında ortaya çıkan veya kullanım sırasında gelişen bir durum nedeniyle ortaya çıkan ayıplardır. Bu ayıplarla ilgili BK 359/1, TBK 474/1 maddelerindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Ancak BK 362/3 ve TBK 474/3 maddeleri hükümleri gereğince eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilmek suretiyle gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etme yükümlülüğünü yüklemiştir. Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye ihbarının şekli ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmış olması ihbar kolaylığı sağlar ise de sözleşmede veya eklerinde bu husus kararlaştırılmamışsa taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille, tanık beyanı ile de ispatlanabileceği Yargıtay tarafından içtihatlar ile kabul edilmiştir. ( Örn. Yargıtay. 15 H.D 13/05/2011 2010/7511 Esas 2011/2896 Karar sayılı ilamı ) Ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi hükmünde bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmazsa faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı) Eser sözleşmesi kapsamında yerine getirilen işlerin tespiti ve tarafların ticari defterlerinin amacıyla Talimat mahkemesince mahallinde keşif yapılmış ve düzenlenen ... tarihli bilirkişi heyeti raporunda sonuç olarak; eksiklerin bir kısmının tamirat bir kısmının da ilave malzeme ile kullanılabilir hale geleceği piyasa standartlarına getirilebileceği eksikliklerin tamamlanma değerinin ...-TL olacağı davacı talebi ve fatura üzerinden değerlendirildiğinde ... - ...= ...-TL olacağı, davalı tarafın kalan ... -...- = ...-TL olacağı sonuç ve kanaatine varmıştır. Tarafların itirazları ve eksiklerin giderilmesi için talimat mahkemesi aracılığı ile alınan ... tarihli ek raporda ise özetle; davacı tarafın ticari defterleri sunmadığından inceleme yapılmadığını, dava konusu binadaki eksikler incelendiğini, davalı tarf ticari defterlerinin muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulduğu inceleme yapmaya ve rapor tanzim etmeye elverişli olduğu, dava konusu faturayı ticari defterlerine işlediği karşılığını elden ödeme şeklinde kapattığı ancak bu yönde havale yada dekont bulunmadığı yıl sonu itibari ile borcun kalmadığı yeni yıla devreden borç görünmediği, dava konusu binadaki incelmelerde eksik imalat ve hatalı yapım bulunduğu eksiklerin bir kısmının tamirat bir kısmının da değiştirme ile kullanılabilir hale geleceği piyasa standartlarına getirilebileceği eksiklerin tamamlanma değerinin ...-TL olacağı davacı talebi ve fatura üzerinden değerlendirildiğinde ...-...= ...-TL olacağı, takip tarihi itibari ile işlemiş reoskont faizinin ...-TL toplam tutarında ...-TL olacağı sonuç ve kanaatine varılmış, davalı tarafın davacı tarafa borçlarının ...-TL olduğunu kabul ettiğini ancak eksik imalat olduğundan ödeme yapmadıklarını belirtmekte bu durumda takip tarihi itibari ile asıl ...-TL işlemiş faizin ...-TL toplam ...-TL olacağı, tarafların ...-TL kalan borç konusunda mutabık olmaları halinde eksik imalat e tadilat masraflarının düşülmesi halinde kalan tutarın asıl ...-TL işlemiş faizin ...-TL toplam ...TL olacağının hesaplandığını belirtmişlerdir. Tarafların itirazları ve eksiklerin giderilmesi için talimat mahkemesi aracılığı ile alınan ... tarihli ek raporda ise özetle; davacı taraf ticari defterlerinin davalı tarafından nakit çek ve senet şeklinde bir ödemenin bulunmadığını, davacı tarafın ticari defterlerinin TTK na göre usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tastiklerinin yapıldığını, defterlerin kayıtlarının birbirlerini doğruladığını, sahibi lehine delil teşkil ettiğini, ticari defterler de ve kayıtlarda davacı ve davalı tarafça verilen çek kaydının bulunmadığı borcun yenilenmesine ilişkin bir kaydın bulunmadığı, davacı taraf ticari defterlerinde takip tarihi itibari ile davalı taraftan ...-TL alacağı bulunduğunu, dava konusu mahalde yapılan incelemede ...-TL eksik yapımın bulunduğu değerlendirildiğine ...-TL -...-TL ...-TL davacı tarafından alacağının olacağı takip tarihi itibari ile işlemiş reoskont faizinin tarafın alacağının olacağı takip tarihi itibari ile işlemiş reeskont faizinin ...-TL toplam tutarında ...-TL olacağı sonuç ve kanaatine varmışlardır. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalı tarafın inşa ettiği binadaki iç kapı, mutfak dolapları, laminant parke, pvc malzeme, korkuluk malzelerinin montaj ve işçiliğinin yapılması hususunda anlaşmaya varıldığı noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı taraf davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ayıplı olarak ifa ettiğini ve bu nedenle ...-TL bedelli faturayı ödemediğini iddia etmiştir. talimat mahkemesi aracılığı ile yapılan keşifte de tespit edildiği davaya konu taşınmazlar keşif tarihi itibariyle kiracılar tarafından kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca davacı tarafından düzenlenen faturanın da davalı tarafın ticari defterlerini itirazi kayıt olmadan işlendiği alınan bilirkişi raporuyla sabittir. Her ne kadar davalı taraf davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ayıplı olarak ifa ettiğini ileri sürmüş ise davalı tarafından herhangi bir itirazi kayıt olmadan davacıdan işlerin teslim alındığı, taşınmazlar kiraya verilerek kullandırılmaya başlandığı ya da satıldığı ancak tüm bunlara rağmen dava tarihine kadar davacı tarafa ayıp ihbarında bulunulmadığı ve buna ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği, ticari defterler kaydedilen faturaya itirazda bulunulmadığı görülmektedir. Buna göre Mahkememizce alınan raporlar ile tespit edilen ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu, iş sahibinin muayene ve ihbar yükümlülüğünü ihmal ederek eseri kabul etmiş sayılacağı, davacı yüklenicinin bu ayıplarla ilgili sorumluluğunun bulunmadığı, aynı zamanda davaya konu olan faturanın davalının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterinde kayıtlı bulunduğu, davacı tarafın faturadan kaynaklı alacağını talep etmesinin yer verilen açıklamalar doğrultusunda haklı olduğu kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, -Antalya ... İcra Müdürlüğü' nün .../... Esas sayılı takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin ... TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi üzerinden devamına, -Alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle asıl alacak üzerinden hesap edilen ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan ... TL başvurma harcı, ... TL keşif harcı, ... TL keşif araç ücreti, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ...-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının ilgili tarafa derhal iadesine, 7-Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü' nün .../... Esas sayılı takip dosyası iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/01/2021

Katip ... E imzalı

Hakim ... E imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/499, K. 2021/43, T. 26.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-499-e-2021-43-k-18d9447438b2