İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/1 E. 2021/357 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/1
Karar No
2021/357
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/389 Esas - 2024/654 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/389 Esas KARAR NO : 2024/654 BAŞKAN : ... KATİP : ... DAVACILAR : 1- ... 2- ... : 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2022 KARAR TARİHİ : 13/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları: Dosyasına konu yapılan davacıların murisi tarafından keşide edilmiş görülen senet yönünden davacılar murisinin o tarihte ehliyetinin bulunmadığını, davalı ile muris arasında bono düzenlenmesini gerektiren bir ilişki bulunmadığını, bononun hile ile murisin elinden alındığını ve vefatından sonra doldurulduğunu, karşı tarafın beyanlarına göre senedin teminat senedi olarak kabulünün gerektiğini, murisin 2009 yılında vefat etmesi itibariyle bonoya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, savcılık nezdinde açığa imzanın kötüye kullanılması iddiası ile soruşturma yürütüldüğünü belirterek menfi tespit ve kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuştur. Davalı taraf; Kambiyo ilişkisinin geçerli olduğunu, davacının iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, zamanaşımının dolmadığını senedin düzenlendiği tarihte murisin ehliyetinin tam olduğunu belirterek davanın reddini istemiş ve kötü niyet tazminatı talep etmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: İcra takibine konu bononun düzenlendiği tarihte muris ...'nun ehliyetini kaldıran bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığı, hukuki ehliyetinin tam olup olmadığı, takibe konu senedin hile ile muristen alınıp alınmadığı, kambiyo ilişkisinin ve senedin geçerli olup olmadığı, senedin teminat senedi olup olmadığı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, menfi tespit ve tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır. Senedi düzenleyen davacılar murisinin senet tanzim tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı, ehliyetini engeller bir akıl hastalığının olup olmadığı hususu araştırılmış, Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarda muris ...’nun senedin düzenlendiği 11/04/2006 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir. Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2021/1214 Esas sayılı takip dosyası incelenmiş, dava konusu senedin (keşidecisi ..., lehtarı ..., düzenleme tarihi 11/04/2006 ödeme tarihi 11/04/2019 olan ve düzenleme yeri Hendek sayılan 200.000,00 TL bedelli senet) icra takibinin dayanağı olduğu ve bu takibin 23/11/2021 tarihinde keşideci ... aleyhinde başlatıldığı, ölü olduğunun dosyaya yansıması üzerine mirasçılar için ek bir takip talebinde bulunulmadan ödeme emrinin Ümmet mirasçıları olan davacılara 14/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/786 Esas, 2023/1280 Karar sayılı (temyiz edilmeden kesinleşen) kararı ile "ödeme emrinin iptali" sonrasında borçlu mirasçılar için 22/01/2024 tarihinde ek takip talebinde bulunularak mirasçılara tekrar ödeme emri tebliğ edildiği, 23/01/2024 tarihli ödeme emrinin davacı borçlu mirasçıların vekiline 26/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu mirasçılar vekilinin takip öncesi zamanaşımı şikayeti ve tanzim tarihinde murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığından bahisle takibin iptali talebi ile icra mahkemesine açmış oldukları davanın reddi kararının istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2024/515 Esas 2024/1071 Karar sayılı kararı ile mahkemenin red kararı kaldırılarak İİK 169/a-4 maddesi gereği davanın kabulüne ve takibin durdurulmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. İcra mahkemesinin her iki dosyasındaki süreç aşağıdaki paragrafta açıklanacaktır. İcra takibini başlatan ilk takip talebinde ölü keşideci ... borçlu olarak gösterilmiş, buna göre ödeme emri düzenlenerek tebliğe çıkarılmış, ölü olması sebebiyle tebligat yapılamayınca bu kez Ümmet mirasçılarına ödeme emri çıkarılarak tebliğ edilmiş, borçlularca İİK 170 maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine Hendek İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/97 Esas sayılı dosyasında yargılama yapılmış, mahkemenin red kararının istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/786 Esas, 2023/1280 Karar sayılı kararı ile "4.5.1978 tarih ve 4/5 sayılı İBK’na göre ölü kişi hakkında takip yapılamaz. Bu durum kamu düzenine aykırılık olup, İİK'nun 16/2. maddesine göre süresiz şikayete tabidir. Öte yandan alacaklı tarafından ölü kişinin mirasçısı yerine ölü kişi hakkında takip yapılması, maddi hataya ve kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ve dürüstlük kuralına da aykırı değil ise, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda alacaklının taraf değişikliği yapmak sureti ile bu yanlışlığın düzeltilmesi mümkündür. Bu durumda, alacaklı vekili tarafından, ek takip talebi düzenlenerek, takibin usulünce mirasçılara yöneltilmesinin istenmesi gerekmektedir.(Yargıtay 12 . Hukuk 2018/4159 Esas ; 2018/9337 Karar) Somut olayda; alacaklının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesine uygun olarak mirasçıları ek takip talebi ile takibe dahil etme talebi olmaksızın, mirasçılara örnek 10 ödeme emri çıkarıldığı ve bu ödeme emrinin mirasçılara tebliği üzerine mirasçıların tamamının şikayette bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, alacaklı tarafından ölü kişinin mirasçıları yerine ölü kişi hakkında takip yapılması, maddi hataya ve kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olup, dürüstlük kuralına da aykırı olmadığından alacaklının HMK.nun 124/3-4.maddesi uyarınca taraf değişikliği yapmak suretiyle bu yanlışlığı düzeltmesi mümkündür. Ancak mirasçılar hakkında ek takip talebinde bulunulmadan örnek 10 ödeme emri çıkarılamaz. Bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Buna göre mahkemece örnek 10 ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle mahkemenin red kararı kaldırılarak Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/1214 Esas sayılı takip dosyasında davacı borçlulara (Ümmet mirasçılarına) gönderilen ödeme emri iptal edilmiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, bunun üzerine alacaklı tarafça borçlu mirasçılar için 22/01/2024 tarihinde ek takip talebinde bulunularak 23/01/2024 tarihli yeni ödeme emri mirasçı borçlular vekiline 26/01/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu mirasçılar vekilinin takip öncesi zamanaşımı şikayeti ve tanzim tarihinde keşideci murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığından bahisle takibin iptali talebi ile Hendek İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/10 Esas sayılı dosyasında yeniden şikayet davası açılmış, Mahkemenin şikayetin reddi kararının istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2024/515 Esas 2024/1071 Karar sayılı kararı ile "Borçluların icra mahkemesine başvurusu, öncelikle takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bonoya dayanan alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasına ilişkin olup, başvuru bu hali ile İİK'nun 168/5. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğindedir. Takip dayanağı belge, kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, olaya, tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 sayılı TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle 661., 662. ve 663.maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nun 661/1. maddesi gereğince, poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren üç yıldır. Aynı Kanun'un 662. maddesinde; zaman aşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Eldeki davada; takibe dayanak belge 200.000,00 TL bedelli, 11/04/2006 tanzim tarihli,11/04/2019 vade tarihli bonodur. Bononun vade tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 690. maddesinin yollaması ile uygulanması gereken aynı Yasa'nın 661/1. maddesi gereğince, bonoda, keşideciye karşı yapılacak takiplerde zamanaşımı süresi üç yıldır. Buna göre, her ne kadar alacaklı tarafından takibe dayanak 11/04/2019 vade tarihli bonoya dayalı olarak 23/11/2021 tarihinde borçluların murisi (...) hakkında takip başlatılmış ise de, takip tarihinden önce borçlu vefat ettiğinden ,bir başka deyişle ölü kişi hakkkında takip yapılamayacağından, 23/11/2021 tarihli takip talebi, zamanaşımını kesmeyecektir. Haliyle hukuki sonuç doğuran bir takip işlemi olmayacaktır. Somut davada; takibe konu senedin vade tarihi olan 11/04/2019 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra, davalı alacaklı tarafından takip dosyasına sunulan 23/01/2024 tarihli ek takip talebi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu ve şikayet dilekçesinde de borçlular tarafından zamanaşımı itirazında bulunulduğu görülmekle, davanın İİK'nun 169/a-4 maddesi gereğince takip öncesi zamanaşımı itirazı olarak değerlendirilip itirazın süresi içerisinde yapıldığı da gözetilerek, ilk derece mahkemesince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı borçluların istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir" denilerek Hendek İcra Hukuk mahkemesinin 2024/10 esas sayılı red kararı kaldırılarak İİK 169/a-4 maddesi gereği davanın kabulüne ve (Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/1214 Esas sayılı) takibin durdurulmasına kesin olarak karar verilmiştir. İİK 169/a maddesinin 4. ve 5. Fıkraları aşağıdaki şekildedir. "İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar. " Takibin dayanağı olan senedin davacı mirasçılar açısından zamanaşımına uğradığı ve kambiyo senedi vasfını kaybettiği kesinleşen istinaf kararı ile sabittir. Bu durumda eldeki menfi tespit davasında ispat hususunda farklılık gündeme gelmiştir. Davacı taraf takibe dayanak senede karşı zamanaşımı savunmasını süresinde yapmış, eldeki menfi tespit davasında da borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bono adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararı) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202/2. maddesine göre, iddia konusu hukukî işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukukî işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukukî işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararı). Bu çerçevede yapılan değerlendirmede; Davalı zamanaşımına uğramış olan ve davacılarca zamanaşımı savunmasında bulunulan kambiyo vasfı kalmamış senede dayanan alacak iddiasını ispatlamalıdır. Yukarıda belirtildiği üzere davalı alacaklı bu senede yazılı delil başlangıcı olarak dayanabilecektir. Davalı taraf tanık bildirmiş ise de bu tanıkların dinlenilmesinden 07/12/2022 tarihli celsede vazgeçmiştir. Dolayısıyla davalının iddiasını tanık ile ispatlaması da mümkün değildir. Davalı taraf yemin deliline de dayanmamıştır. Ayrıca iddia edilen borcun doğumunun murisin ölümünden önce olduğu tartışmasızdır. Muris 2009 yılında vefat etmiştir. Kambiyo vasfı kalmayan senedin düzenleme tarihi ise 11/04/2006 dır. Bu haliyle TBK nun 146 maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi de geçirilmiştir. Borçlular hakkında icra dosyasında yapılan ek takip talebi 22/01/2024 olup, bu tarih itibariyle on yıllık genel zamanaşımı da dolmuştur. Mirasçıların takibe karşı süresinde yaptıkları ve dava dilekçesinde de tekrarladıkları zamanaşımı savunmaları nazara alınmalıdır. Açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne, davacıların keşidecisi ... lehtarı ... düzenleme tarihi 11/04/2006 ödeme tarihi ... olan 200.000,00 TL bedelli bono ve bu bononun dayanak yapıldığı Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2021/1214 Esas sayılı icra takibi sebebiyle davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davacıların, keşidecisi ... lehtarı ... düzenleme tarihi ... ödeme tarihi 11/04/2019 olan 200.000,00 TL bedelli bono ve bu bononun dayanak yapıldığı Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2021/1214 Esas sayılı icra takibi sebebiyle davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, 3-Davalının kötüniyeti sabit olmadığından kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına 4-Verilen tedbir kararı gereği 01/02/2023 tarihinde dosyaya depo edilen 42.931,65 TL teminatın, icra takibinin İİK 169/a-5 maddesi gereği durmuş olması da nazara alınarak, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin talep halinde yatıran davacıya iadesine, 5-Hükmolunan dava değeri üzerinden hesaplanan 19.551,07 TL nispi harçtan peşin alınan 4.887,77 TL nin mahsubu ile bakiye 14.663,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça yapılan; 4.887,77 TL peşin harç , 80,70 başvuru harcı, 11.750,00 TL Adli Tıp rapor gideri, 300,00 TL tanık gideri, 1.595,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 18.613,47 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT uyarınca belirlenen 45.793,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 9-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL ara bulucu ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 10-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraf vekillerine tebliğine, 11-Gerekçeli karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/11/2024 Katip ... e-imzalı Başkan ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/1, K. 2021/357, T. 25.12.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-1-e-2021-357-k-df124e02865d