İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/678 E. 2021/247 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/678
Karar No
2021/247
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/678 KARAR NO : 2021/247

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2018 KARAR TARİHİ : 14/04/2021

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili hakkında Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, takip ve iş bu dava konusu çekin arka yüzündeki davalının cirosu ve müvekkilinin cirosunun da kaşesiz olarak imzasının sahte olması nedeniyle tedbir kararı talep ettiklerini, suç duyurusunda bulunacaklarını, imza incelemesi talebinde bulunduklarını beyan ederek; Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu edilen ve kambiyo senedi vasfı taşıyan çekin, tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere, müvekkil bankaya ciro ile teslim edildiğini, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, aksi görüşün kambiyo hukukunu yok saymak anlamına geleceğini, keşideci ile lehtar arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan ilişkilere ait şahsi defilerin, müracaatta bulunan yetkili ve iyi niyetli hamil olan müvekkil bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, söz konusu çekin, keşideci ... tarafından, ... lehine düzenlendiğini, lehtar tarafından da ciro yolu ile ...'a, ... tarafından da ciro yolu ile müvekkiline teslim edildiğini, davacı ile keşideci ve diğer cirantalar arasındaki defilerin takip alacaklısı müvekkilini bağlamayacağını, senede karşı iddiaların senetle ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, menfi tespit talebinden ibarettir. 6.Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır.Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) 7.Dosyaya dönüldüğünde; icra icra takip dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. 8.Kural olarak söylemek gerekir ki; Çek, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Belirtmek gerekir ki; Çek, Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. Türk Ticaret Kanununun 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, A /Göle, C: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK' nın 778 ve 6762 sayılı eTTK.’nın 690, 730. Maddeleri) Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., E/ Göç Gürbüz, D: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s:268). Çek bir kıymetli evraktır. Her kıymetli evrak gibi çek te bir hak içerir ve bu hak çeklerde bir alacak hakkıdır. Çeke bağlanmış olan alacak hakkının istenebilmesi için çekin ibrazı şarttır. Başka bir kişiye devri de ancak çekin devri yoluyla sağlanabilir (6762 sayılı TTK’nın 557., 6102 sayılı TTK’nın 645. Maddesi). TTK m. 795 gereği, çekte "vade" yoktur. 6102 sayılı TTK'nun 790. maddesinde; Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Davalı müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla çeki eline geçirmiştir. Davacı ise sahtelik itirazında bulunmaktadır. Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere; Sahtelik defi mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. 9.Bu açıklamalar ışığında, davalı tarafın aşamalarda, definin kendisine karşı ileri sürülemeyeceği iddiası yerinde değildir. 10.İmza incelemesi özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden, aşamalarda, gerekli karşılaştırmaya esas belgeler dosyaya kazandırılarak, imzaya ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. 11.Adli yargı çevremizden seçilen bilirkişi tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; çekteki ...'ye ait olduğu söylenilen imzanın, ...'nin imzaları arasında yapılan karşılaştırmalar sonucu, ...'nin eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. 12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 13.İtirazlar göz önüne alınarak, İstanbul ATK'dan tekrar rapor alınmasına karar verilmiştir. 14. ... tarihli, ...-... rapor numaralı ATK raporunda özetle ; çekteki ...'ye ait olduğu söylenilen imzanın, ...'nin imzaları arasında yapılan karşılaştırmalar sonucu, kuvvetle muhtemel ...'nin eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. 15.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 16.Davalı vekili, ... tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeki düzgün ciro silsilesi ile edindiğini, davacı ile keşideci arasındaki kişisel defilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkil bankanın yetkili hamil olduğunu ve yetkili hamilin senede ilişkin olarak keşideci ile lehtar arasındaki ilişkileri hesaba katmaya mecbur olmadığını, senetteki geçersiz imzanın sadece imza sahibi yönünden hükümsüzlük sonucunu doğurduğunu, imzaların bağımsızlığı ilkesinin mevcut olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 17.Rapora ve imza incelemesine ilişkin bir itiraz taraflardan gelmemiştir. 18.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 19.Bu hususlar doğrultusunda, imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 20.Tüm dosya kapsamı, mahkememizce alınan ... tarihli bilirkişi incelemesi ve ATK imza incelemesine ilişkin raporda çekteki davacıya ait olduğu imzanın (ciranta imzası) davacıya ait olmadığının anlaşılması, rapora somut bir itirazın olmaması, sahtecilik def-inin mutlak def-i olması ve herkese karşı ileri sürülebilmesi, davacının iddiasını ispatlaması karşısında, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 21.Davacı, dava dilekçesinde ayrıca kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. 22.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. 24.Bu açıklamalar ışığında, takibin haksız olduğu anlaşılmakla beraber, kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Davalı, çeki davacıdan ciro yoluyla değil, bir başkasından ciro yoluyla almıştır. Kötü niyetini gösterir bir bilgi belgenin olmaması, kıymetli evrak hukuku prensipleri gereği, davalının kötü niyetli olduğu anlaşılmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davacının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyası nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcının ve aşamalarda yatan ... TL harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ün yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2021

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/678, K. 2021/247, T. 14.04.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-678-e-2021-247-k-957ce5331a92