İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/58 E. 2020/626 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/58
Karar No
2020/626
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/58 KARAR NO : 2020/626

DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/01/2018 KARAR TARİHİ : 02/12/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ticari krediler kullandığını ancak bankanın sözleşmeye ve TTK ya aykırı olarak haksız kazanç sağladığını beyan ederek, belirttiği/yapılan haksız olduğunu iddia ettiği kesintilerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının tacir olduğunu, kesintilerin dayanağının genel kredi sözleşmesi olduğunu, bankaların tacir olması nedeni ile kesinti yapmaya hakkının olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, davalı bankadan kullandırılan ticari krediler nedeniyle haksız tahsil edildiği iddia edilen kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir. 6. 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan 2006/1 sayılı Tebliğin 6/2. maddesi “Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar” şeklinde değiştirilmiştir. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken anılan düzenleme gereğince ilan ve yayım yapılmışsa, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, yapılmamışsa emsal banka uygulamaları araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2018/3567 Esas, 2018/5113 Karar) 7.Mahkememizce, taraf delilleri toplanmış, emsal kesintileri gösterir bilgi/belgelerin dosyaya girebilmesi amacıyla bankalarla yazışmalar yapılmış, gelen belgeler dosyaya alınmıştır. 8.Kural olarak belirtmek gerekir ki; 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle 818 sayılı BK yürürlükte ise bu kanunun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. (Yargıtay 11. HD., 2018/3594 Esas, 2018/5920 Karar) 9. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. Maddesinde ise genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un 21. maddesinde ise, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Genel işlem koşulu olduğu tespit edilen sözleşme hükümlerinin, sözleşmenin kapsamında kalması için, bu hükümlerin, taraflar arasında sonuca etkili şekilde müzakere edilmiş ve düzenleyenin genel işlem koşulu hakkında yaptığı bilgilendirmenin açık olması gerekir. Aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı tartışmasızdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/01/2017 tarih ve 2016/981 Esas ve 2017/293 Karar) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları, ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacak olup taraflar arasındaki 2009 ve 2010 yıllarına ait genel kredi sözleşmelerinin, kanunun yürürlük tarihinden önce akdedildiği gözönüne alındığında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarının bu sözleşmelere uygulanmasının mümkün bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/01/2014 tarih ve 2013/10503 Esas ve 2014/70 Karar) 10.Bu temel belirlemeler ışığında, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. 11. ... tarihli bankacı bilirkişi raporunda özetle; kredi limit tahsisi olarak bankanın ... TL tahsil ettiği, bunun tamamının haksız olduğu, teminat mektubu komisyonları olarak bankanın ... TL tahsil ettiği, bunun tamamının haksız olduğu, kredi kullandırım komisyonu olarak ... TL tahsil ettiği, bunun ... TL sinin haksız olduğu, yine kredi ullandırım komisyonu olarak ... TL tahsil ettiği, bunun tamamının haksız olduğu, kredi devre komisyonu olarak ... TL tahsil ettiği, bunun tamamının haksız olduğu, kredi kapama komisyonu olarak ... TL tahsil ettiği, bunun tamamının haksız olduğu, ekspertiz masrafı olarak ... TL tahsil ettiği, bunun tamamının haksız olduğu, kredi komisyon paket ücreti olarak ... TL tahsil ettiği bunun tamamının haksız olduğu, hesap işletim ücreti olarak ... TL tahsil ettiği, bu kesintinin yerinde olduğu hususları belirtilmiştir. 12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. 13.İtirazların karşılanması için bilirkişiden ek rapor alınmış ve bilirkişi ek raporunda özetle; yerinde incelemeye gerek olmadığını, somut dosya gereği kök rapordaki tespitleri tekrar ettiğini beyan etmiştir. 14.Dava dilekçesindeki talep miktarları ile dava konusu edilen miktarın uymadığı görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır(Yargıtay 9. HD., 2017/17033 E., 2020/12481 K.) 15.Bu nedenlerle, mahkememizce talebin netleştirilmesi amacıyla davacı vekiline ilk olarak ... tarihli celsede süre verilmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesinde; "Mahkemenizin ... duruşma tutanağında dava dilekçemizde dava değerimizi sonuç kısmında fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile ... TL olarak belirtmişiz ancak sehven dava değerimizi maddi ve manevi ... TL olarak belirtmişizdir. Müvekkilimin hesabından alınan Teminat Mektup Masrafı adı altında ...,Kobi Paket Ücreti adı altında ... TL, Erken Kapama Komisyonu adı altında ... TL, Kredi Kullandırım Komisyonu adı altında ... TL, Limit Tahsis Ücreti adı altında ... TL Ekspertiz Ücreti adı altında ... TL(fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile), Devre Komisyonu adı altında ... TL (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile ) gereğinin yapılmasını vekaleten arz ve talep ederim." şeklinde dilekçe sunmuştur. Miktarlardan anlaşılacağı üzere, toplamda yine de dava açılırken belirtilen ve harca esas alınan ... TL nin geçildiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce ... tarihli celsede, HMK m. 119/1,ğ ve HMK m. 119/2 gereği, davacıya maddi kalemlere ilişkin taleplerini netleştirmesi için yasal kesin süre verilmiş ve ihtaratta bulunulmuştur. Davacı vekili, bu sefer ... tarihli dilekçeyi dosyaya sunmuştur. 16.Mahkememizce talepler alınmıştır. 17.Dava dilekçesine bakıldığında, davanın kısmi dava olarak açıldığı, yargılamada ise her hangi bir ıslah dilekçesi verilmediği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, bilirkişi raporlarına karşı beyanlarının olmadığını ve raporlar doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Yine, ... tarihli dilekçede de duruşmaya yokluğunda devam edilmesini, bilirkişi raporları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. 18.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 19.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının (kök ve ek), hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Taleple bağlılık ilkesi de bilirkişi raporları ile bir arada düşünülerek, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bilirkişi raporunda ... TL olarak belirtilen kredi kullandırım komisyonu olarak adlandırılan kalem, davacı vekilinin ... tarihli dilekçesinde belirtildiği üzere, dosya masrafı kalemi olarak değerlendirilmiştir. Teminat mektubu komisyonlarına ilişkin belirtme de mahkemece kabul edilmiştir. Dava dilekçesi ile ... tarihli dilekçede belirtilen kalemler arasında uyum mahkemece sağlanmıştır. 20.Bu nedenlerle, bilirkişi raporları (kök ve ek) ve taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talepleri dikkate alınarak, maddi kalemlere ilişkin olarak, kısmen kabul kararı vermek, hesap işletim ücreti talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 21.Burada bir hususa daha değinmek gerekmektedir. 22.Kural olarak belirtmek gerekir ki; Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (HMK 140/1 madde). Tahkikat bu tutanak (ön inceleme duruşmasında belirtilen uyuşmazlık üzeinden) esas alınmak suretiyle yürütülür (HMK Madde 140/3). Mahkememizce yapılan ... tarihli ön inceleme duruşmasında, "davanın, davcının davalı bankadan kullandığı ticari krediler nedeniyle bankanın haksız olarak aldığını iddia ettiği ücretin iadesi istemi ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu" tutanağa geçmiş ve duruşma tutanağı taraf vekillerince imzalanmıştır. 23.Bir başka deyişle, davacının manevi tazminat talebi olduğu tutanakta belirtilmiştir. Her ne kadar davacı vekili, ... tarihli dilekçesinde ve ... tarihli dilekçesinde özetle; sehven manevi tazminat ibaresini yazdıklarını, esasen davanın tümden maddi kalemlere ilişkin olduğunu belirtmiştir. Ancak, dava dilekçesinde manevi tazminat kaleminden bahsetmiş ve yukarıda da belirtildiği üzere uyuşmazlık tespitinde manevi tazminatın da uyuşmazlık konusu olduğunu belirten tutanağa imza atmıştır. Sehven ileri sürüldüğü belirtilerek, talep edilen bir kalemi değerlendirme dışı bırakmaya usul hukuku cevaz vermemektedir. Mahkememizin kabulü, davacının ... TL manevi tazminat talebi de olduğu yönündedir. 24. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) 25.Taraflar arasında ticari bir ilişki mevcut olup davalının bu ticari ilişkiyi kötüye kullandığı iddia edilmekte ise de davacının ortada kişilik haklarına bir saldırı durumu söz konusu değildir. Manevi tazminatın talep edilebilmesi için öncelikle kişilik haklarına bir saldırı söz konusu olmalıdır. Böyle bir saldırı olmadığından davacının manevi tazminat talebi de yersizdir.(Benzer yönde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2019/2086 Esas , 2020/1307 Karar ) 26.Tüm açıklamalar, bilirkişi kök ve ek raporları, davacının talepleri/taleple bağlılık ilkesi gereği; Davanın maddi alacaklara ilişkin taleplerinin kısmen kabulü ile ; ... limit tahsis ücreti, ekspertiz masrafı ... TL, kredi kapama komisyon bedeli ... TL, kobi komisyon paket ücreti ... TL, teminat mektubu komisyonu/masrafı ... TL , dosya masrafı ... TL, eski komisyon ... TL , komisyon tahsilatı ... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hesap işletim ücreti talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, sehven maddi kalemlere ilişkin hükmün iki taraf için de kesin olduğu belirtilmişse de esasen bu hüküm sadece dava için kesindir. Hak kaybına yer vermemek için bu husus burada belirtilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın maddi alacaklara ilişkin taleplerinin KISMEN KABULÜ İLE ; ... limit tahsis ücreti, ekspertiz masrafı ... TL, kredi kapama komisyon bedeli ... TL, kobi komisyon paket ücreti ... TL, teminat mektubu komisyonu/masrafı ... TL , dosya masrafı ... TL, eski komisyon ... TL , komisyon tahsilatı ... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hesap işletim ücreti talebinin REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin nispi harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin, haklılık durumu gereği; ... TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Davalı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat gideri ... TL nin; haklılık durumu gereği; ... TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı maddi kalemlere ilişkin taleplerinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı, davacının maddi kalemlere ilişkin taleplerinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davalı, davacının manevi kaleme ilişkin taleplerinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 13-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, Tarafların yokluğunda maddi kalemlere ilişkin olarak KESİN olmak üzere, manevi tazminat kalemine ilişkin olarak gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere karar verildi. 02.12.2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/58, K. 2020/626, T. 02.12.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-58-e-2020-626-k-15936ff0eab7