İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/1061 E. 2026/930 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/1061
Karar No
2026/930
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/1061 Esas KARAR NO : 2026/930

DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2018 KARAR TARİHİ : 22/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 08/11/2018 havale tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkilinin, alacaklı olduğunu iddia eden davalı ... isimli kişi ile hiçbir hukuki veya ticari bir ilişkisinin bulunmadığını, hiçbir borç ilişkisi içerisine de girmediğini, müvekkilinin davalı ile tek bağlantısının davalının eşi ... olduğunu, geçmiş dönemde müvekkilinin uzun süreli kiracısı olduğunu, bunun dışında kendisinin müteahhitlik yapması sebebiyle müvekkilinin maliki olduğu arsada inşaat yapması için 2011 yılında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı ve kendisine genel vekaletname verdiğini, ...'ın dört yıl süre ile ifasını yerine getirmemesi ve ticari açıdan batması üzerine müvekkilinin tedbir amaçlı ...'ı vekaletten azlettiğini, müvekkilinin 2006 yılından bu yana emekli bir kişi olduğunu, bu süreçte hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, herhangi bir işe girerek çalışmadığını, davalının da hiçbir ticari veya iş hayatı olmadığını, dolayısıyla bu iki kişi arasında davaya konu 17.000 USD tutarında ticari, hukuki veya şahsi bir borç ilişkisinin olmasının beklenemeyeceğini, dava konusu ilgili senet incelendiğinde, düzenlenme tarihinin 24/10/2014 olduğu, borçluya ayrılan imza kısmında bir adet damga pulu olduğunu, 2003 yılı itibariyle senetlerde damga pulu yapıştırma zorunluluğunun kalktığı halde 2014 tarihli bir senette damga pulu olmasının anlaşılamadığını, yine ilgili senette bedel karşılığında nakten yazıldığını, alacak miktarının 170.000 USD olması karşısında, bu miktarın ticari ilişki olmaksızın kişiler arasında nakten verilmek suretiyle borca konu edilmesinin hayatın olağan akışına ters düştüğünü, davalı ve müvekkilinin tacir olmadığını, senedin kambiyo vasfını yitirmesine sayılı günler kala işleme konu edilmesi ve müvekkilinin bu tarihe kadar temerrüde düşürülmemesinin şüpheli ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı yanın müvekkili gibi bir çok mağdur yarattığını, müvekkili haricinde bilinen üç kişiyi daha mağdur ettiğini, bu kişilerden biri olan ...'a 2011 tarihli, ...'ın alacaklı olduğu, 25.000-TL bedelli bir senet ile takip başlatıldığını, ilgili kişinin şikayeti sonucunda ...'ın, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanmış ve ilgili dosyada alınan raporla takibe konu senedin başka bir sözleşmeden koparılmak suretiyle sonradan doldurularak hazırlandığının tespit edildiğini, diğer mağdur olan ...'a ise 20/03/2018 tarihinde davalı ...'ın alacaklı olduğu, 144.350 ...(2.172.902,63-TL) bedelli, 30/03/2015 vadeli birebir aynı senet ile icra takibi başlatıldığını, ilgili kişi de icraya itiraz, menfi tespit davalarını açtığı ve suç duyurusunda bulunduğunu, bir diğer mağdur olan ...'e 20/04/2018 tarihinde davalı ...'ın alacaklı olduğu, 30.000 USD bedelli, 20/04/2015 vadeli birebir aynı senet ile icra takibi başlatıldığını, ilgili kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, davaya konu icra takibinde müvekkilin malvarlığı sorgulandığı, müvekkilinin emekli olduğunun tespit edilerek, ailesinden miras kalan 61 adet taşınmazın üzerine haciz konulduğunu, dava sonuçlanıncaya kadar davalının satış işlemlerini gerçekleştirerek tahsilat yapması halinde müvekkilin mağduriyetinin telafisinin imkansız hale geleceğini, bu nedenlerle müvekkili açısından harçlardan muaf tutularak, teminatsız olarak takip hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek, takibin durdurulmasına veya satış halinde davalıya para ödenmesinin tedbiren durdurulmasına, menfi tespit davasının kabul edilerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibi ile ile takibe konu senedin iptaline, kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 24/12/2018 havale tarihli davaya cevap dilekçesi ile, davacı tarafın huzurda görülmekte olan dava içerisinde müvekkilinin imzayı taşımak veyahut başkaca şekillerde geliştirdiği sahtecilik yoluyla kişileri mağdur ettiğini ve haksız gelir elde etmeye çalıştığını iddia ettiğini, davacı tarafın aynı iddiasını öncelikle ... 8. İcra Hukuk Mahkemesi ...E. sayılı dosyada devamında ise ... Cumhuriyet Başsavcılığı...Soruşturma Numaralı dosyasında tekrarladığını, bilindiği üzere imza itirazı konunun uzmanı kişilerce yapılacak teknik inceleme sonucunda kesin nitelikte sonuç verebilecek bir çalışma olduğunu, dolayısıyla aynı hukuki itiraza dayanan iki ayrı dava ikame edilmesinin öncelikle hukuki yarar şartına aykırılık oluşturduğunu, ayrıca, müvekkilinin savcılık nezdinde de ifadesini vermiş ve savcılık makamı tarafından da imza incelemesi için soruşturma dosyası halihazırda bilirkişiye tevdi edildiğini, dolayısıyla davacı tarafın imza itirazının gerçeği yansıtmadığının kısa zaman içerisinde ortaya çıkacağını, Müvekkili ...'ın eşi ...'ın uzun süre farklı sektörlerde faaliyet göstermiş bir tüccar olduğunu, ...'ın müteahhitlik işi ile uğraştığı dönemde davacı tarafında dilekçesi ekinde yer vermiş olduğu Kat Karşılığı İnşaat işini yüklendiğini, ... 4. Noterliği ...Tarih ve ... Yevmiye No.lu sözleşmeye konu taşınmazında içerisinde bulunduğu alanın Kentsel Dönüşüm kapsamına girmesi ve öngörülemeyen çeşitli sıkıntılardan dolayı müvekkili eşinin inşaata başlayamadığını, devamında da davacı tarafından azledildiğini, davacı taraf ile müvekkili eşi arasında uzun yıllar devam eden ticari iş ve işlemler nedeniyle bir güven ilişkisi oluştuğunu, bahsi geçen kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın komşu parsellerininde yüklenici olarak işlerini almayı planlayan ... açısından davacının sahibi olduğu taşınmaz konum itibariyle köşe ve çok kıymetli bir durumda kaldığını, ayrıca, davacı tarafın bu süreçte ...'a diğer komşu parsellerinde müteahhitliğini alması konusunda yardımcı olacağını belirttiğini, ancak nakte ihtiyacı olduğundan bahisle kendisine önce bir miktar borç para verilmesini talep ettiğini, bu talep karşısında ticari getirisini ve aralarındaki güven ilişkisini göz önüne alan ...'ta müvekkiline danıştığını ve müvekkilinin şahsi malvarlığından 2011 yılında toplamda 70.000$(USD) tutarında borcu senede mukabil teslim ettiğini, sürecin devamında ise davacı ile müvekkili eşi arasında para alışverişinin sürekli olarak devam ettiğini, 2014 yılına kadar davacı tarafça borca mukabil olarak kısmi ödemeler yapılmaya devam edildiği ve toplamda 20.000$(USD) miktarlı ödenmeyen kısmın kaldığını, son olarak davaya konu bononun düzenlenme tarihine gelindiğinde ise davacı tarafın müvekkili ve eşinden 150.000$(USD) borç para istediğini, davacı tarafın bugüne kadar ödemelerini kısım kısım yapması, eşi ile arasında sürekli alışveriş olması, malvarlığı olan bir şahıs olması sebepleri ile kendisine babası tarafından verilen ve bugüne kadar şahsi olarak yapmış olduğu birikiminden meydana gelen parasından 150.000$(USD) borç para verdiğini, ancak 2011 yılında verilen 70.000$(USD) borç paradan ödenmeyen 20.000$(USD) tutarındaki kısımda eklendiğinde toplamda davaya konu bono miktarı gündeme geldiğini, bu sırada da davacının 2011 yılında müvekkiline hitaben düzenlediği 70.000$(USD) tutarındaki bono da davacının kendisine iade edildiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, İİK hükümleri doğrultusunda borcun %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, haciz işlemlerinin durdurulmadan devam etmesine, masrafların ve Avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer. Bono ödeme vaadinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir, sebepten mücerrettir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2003 gün ve E...; 12.10.2011 gün ve E:...; 04.12.2013 gün ve E:...; 14.05.2014 gün ve E:..., 18.02.2015 gün ve E:... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Mevcut olayımızda; davacı taraf takibe konu senedin sahteliğini ileri sürmüş olup buna ilişkin davalı hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dava açılmıştır. MAddi vakıanın tespiti açısından ceza dosyası bekletici mesele yapılmıştır. ... 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı ilamıyla sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ceza verilmiştir ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. ... 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas ve ...Karar sayılı ilamında; Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunmaları, katılan beyanları, İcra Müdürlüğü ve İcra Mahkemesi dosyaları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanıkların birlikte suç işleme iradesi ile hareket ederek katılandan diğer müteahhitlik işlerinden ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmelerle birlikte bilgisi ve rızası dışında aldıkları imzanın üst kısmını katılanın bilgisi ve rızası dışında doldurdukları, müştekinin sanıklara herhangi bir borcu olmadığı halde icra daireleri de kullanılarak müştekiyi borç altına sokup söz konusu senedi icraya verdikleri olayda; her ne kadar sanıklar beyanlarında suçu işlemediklerini, katılanın kendilerine borçlu olduğunu, bu borca karşılık olarak söz konusu senedi verdiğini beyan etmişlerse de; 170.000 USD tutarındaki bir parayı elden vermenin hayatın olağan akışına aykırı nitelikte olması ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde sanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanıkların baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ederek, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere evvelce üst tarafında başka bir metni oluşturan bütün bir belgenin imza ve pul ihtiva eden alt bölümü yırtılıp (kesilip) içeriği doldurularak mevcut senet durumuna dönüştürülmüş olması dikkate alındığında sanıkların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek katılan adına sahte senet tanzim ederek icra takibi yapmak suretiyle haksız menfaat elde ederek üzerilerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, sanıkların eylemine uyan TCK'nın 158/1-d son maddesi uyarınca cezalandırılmalarına, sanıkların duruşmadaki tutum ve davranışları ile sanıkların geleceği üzerindeki olası etkisi takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK'nın 62. maddesi gereğince sanıkların cezasından 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan değerlendirmede; sanıkların birlikte suç işleme iradesi ile hareket ederek katılandan diğer müteahhitlik işlerinden ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmelerle birlikte bilgisi ve rızası dışında aldıkları imzanın üst kısmını katılanın bilgisi ve rızası dışında doldurdukları, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere evvelce üst tarafında başka bir metni oluşturan bütün bir belgenin imza ve pul ihtiva eden alt bölümü yırtılıp (kesilip) içeriği doldurularak mevcut senet durumuna dönüştürüldüğünü sabit olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin sabit olduğu anlaşılmakla sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan TCK 204/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına; sanıkların duruşmadaki tutum ve davranışları ile sanıkların geleceği üzerindeki olası etkisi takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK'nın 62. maddesi gereğince sanıkların cezasından 1/6 oranında indirim yapılmasına; şartları oluştuğundan sanık ... hakkında verilen kararın CMK 231 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; sanık Rahmiye verilen cezanın sanığın sabıka durumu ve önceden almış olduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar dikkate alınarak TCK 50, 51 ve CMK 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir." şeklinde gerekçe oluşturulmuştur. Bu kapsamda davalının söz konusu senedi dolandırıcılık kastıyla hareket ederek önce üst tarafında başka bir metni oluşturan bütün bir belgenin imza ve pul ihtiva eden alt bölümü yırtılıp (kesilip) içeriği doldurularak mevcut senet durumuna dönüştürülmüş olması suretiyle sahte olarak oluşturulduğunun sabit olduğu, buna ilişkin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının hükme esas alınması gerektiği, İBAM kararında da alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği belirtilerek esastan red kararı verildiği, buna göre davacının söz konusu senet nedeniyle borçlu olmadığı ve davalının kötüniyetli hareket ettiği mahkememizce kabul edilmiş olup menfi tespit ve kötüniyet tazminatına yönelik talebin kabulüne karar verilmiştir. Senedin iptaline yönelik talebin ise hamil tarafından istenebileceği ve çekişmesiz yargı işi olduğu, menfi tespit davasına konu olamayacağı anlaşılmakla bu talebin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Menfi tespit talebi yönünden davanın KABULÜ ile; ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takibe konu lehtarı ..., Keşidecisi ... olan 24/10/2014 keşide tarihli, 30/10/2015 ödeme tarihli, 170.000-USD bedelli senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 oranında hesaplanan 240.416,43-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Senedin iptaline yönelik talebin reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 82.114,23-TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan 20.528,55-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 61.585,68-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 20.528,55-TL harç ile, yine davacı tarafından yapılan toplam 133,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabul edildiği tarihte yürürlükte bulan avukatlık ücret tarifesi gereğince 186.291,50-TL nispi vekalet ücretinin davalı tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2018/1061, K. 2026/930, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-1061-e-2026-930-k-1c8817af094b