İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/760 E. 2019/661 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/760
- Karar No
- 2019/661
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/760 Esas
KARAR NO : 2019/661
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 03/07/2017
KARAR TARİHİ : 13/06/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesiyle ; Müvekkili ... Şti'ye ait olan ... plakalı aracın 05.05.2016 tarihinde müvekkili şirket çalışanının ağır nakliye işinde görevli şoför ... sevk ve idaresindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın devrilmesi ve su kanalına çarparak takla atması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, müvekkili şirkete ait aracın pert olduğu, kaza yapan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketince 11.02.2016-02.10.2016 tarihleri arasında geçerli olan genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalandığı, kaza neticesinde davalı sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığı, müvekkili şirkete herhangi bir ödemenin yapılmadığı, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00-TL araç gerçek zararının belirlenerek kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı sigorta şirketine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH : Davacı vekili sunmuş olduğu 24/04/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi incelemesi sonucu gerçek zararın 23.500,00-TL olduğunun tespit edildiğinden dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00-TL gerçek zararı 18.500,00-TL daha arttırarak 23.500,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle ; Poliçede rehinli alacaklının ... Bankası A.Ş. olduğu, davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, bu nedenle dava açma hakkının davacıda olmadığını dava dışı ... Bankası A.Ş.'de olduğu, davacının davasının aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle reddinin gerektiği, davacı tarafa ait araç sürücüsünün kaza sırasında resmi belgelere göre alkollü olduğu, bu nedenle tazminat talebinin poliçe teminatı dışında kaldığı, ayrıca davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun gerçek zarar ile sınırlı olduğu, kasko değerinin üst sınır olarak kabul edilebileceği, dosyaya hasar için rapor düzenleyen sigorta ekspertiz raporuna göre; araçta KDV ve iskontolar hariç 16.500,00-TL hasar oluştuğunun tespit edildiği, aracın rayiç bedelinin 33.000,00-TL, hurda değerinin de 11.500,00-TL olduğunun tespit edildiği, ayrıca davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediği belirtilerek bu nedenlerle davanın reddinin gerektiği, yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında hasar dosyasının bir sureti getirtilerek mahkememiz dosyası arasına eklenilmiştir.
2-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, sigortacı bilirkişi ... ve otomotiv konusunda öğretim görevlisi ... tarafından düzenlenen 02/05/2018 tarihli raporda sonuç olarak; Dava konusu tek taraflı trafik kazasının meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'un %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, dava konusu ... plakalı aracın ticari olduğu ve bu nedenle sürücüsünün promil alt sınırı olan 0,21 promili aşmamasının gerektiği, ancak sürücü ...'un meydana gelen kazada 2918 Sayılı KTK'ya göre asli kusurlu olduğu, Kasko Sigortası Genel Şartları gereği 0,21 promili aştığı ve asli kusurlu olduğu için söz konusu kazanın sigorta teminatı harici olduğu, dava konusu araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere dava konusu kaza nedeniyle KDV dahil 24.655,52 TL'lik hasar meydana geldiği söz konusu aracın kazadan önceki piyasa rayiç değerinin 35.000,00 TL olduğu, bu durumda kaza sonrası oluşan hasar miktarının araç piyasa değerine yaklaşması nedeniyle aracın ağır hasarlı ve pert-total olarak değerlendirilmesinin gerektiği, yapılan araştırmalara göre dava konusu aracın sovtaj hurda bedelinin ise 11.500,00 TL olduğu, buna göre davacı tarafça talep edilebilecek tazminat tutarının araç piyasa değeri 35.000,00 TL 'den aracın sovtaj hurda değeri olan 11.500,00 TL'nin mahsubu ile toplam gerçek zararın 23.500,00 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında daha önce rapor düzenleyen bilirkişiler yanına nörolog bilirkişi de ilave edilmek kaydıyla ek rapor alınmış olup, nörolog bilirkişi ...'ında katılımıyla bilirkişilerce düzenlenen 22/11/2018 tarihli raporda ise sonuç olarak 2918 Sayılı yasanının 49.maddesine göre hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırının 0,21 olarak uygulanacağı için dava konusu sürücünün 0,20675 promil alkollü olduğunun görüldüğü bu oran 2918 Sayılı KTK'nın 49.maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartları'nda belirlenen seviyenin altında olduğu, ayrıca alkol yönünden yapılan değerlendirmede de görüleceği gibi 0,30 promil altındaki alkol alımlarının aksi ispat edilmedikçe güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırmadığının kabul edilmesinin gerektiği, bu durumda dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde alkolün salt etkili olmasının söz konusu olmadığı ve davacı tarafa ait araç sürücüsünün güvenli sürüş yeteneğinin kaybolmadığı tıbbi kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ - KABUL :
Dava, trafik kazası nedeniyle davacı tarafa ait sigortalı araçta oluştuğu iddia olunan hasar nedeniyle sigorta tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafa ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından 11/02/2016-02/10/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere " Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi Genişletilmiş Kasko" poliçesiyle kaza tarihini de kapsar şekilde sigortalandığı, davacı tarafa ait araçta 05/05/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından oluşan hasarın sigorta teminatı dışında kaldığı belirtilerek davacı tarafın tazminat talebinin reddedildiği dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır.
Davaya konu sigortalı araca ait poliçede her ne kadar rehinli alacaklı olarak ... Bankası AŞ ... Şubesi gösterilmiş ise de, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 24/10/2017 tarihli dilekçe ekinde ... Bankası tarafından ilgili Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne yazılan 28/09/2017 tarihli yazı içeriğine göre banka lehine konulmuş olan rehinin kaldırıldığının ve bu nedenle söz konusu aracın kaydındaki takyidatın kaldırılmasının istendiği anlaşılmakla davalı tarafın işbu davada davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki savunması yerinde görülmeyerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu tek taraflı trafik kazasının meydana gelmesinde davacı tarafa ait araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, dava konusu trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar ve aracın kaza tarihi itibarıyla 2.el piyasa rayiç değeri dikkate alındığında aracın tamirinin ekonomik olmadığı, bu nedenle pert-total olarak değerlendirilmesinin gerektiği, bu kapsamda davacıya ait aracın kaza tarihi itibarıyla 2.el piyasa değeri olan 35.000,00 TL'den sovtaj değeri olan 11.500,00 TL'nin mahsubu ile davacının talep edebileceği tazminat tutarının 23.500,00 TL olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit mahkememizce aynen benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Yine alınan kök ve ek bilirkişi raporunda sonuç olarak; Trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın 05/05/2016 tarihinde saat 08:05'de meydana geldiği, şahsın kazadan sonra götürüldüğü hastanede saat 08:20'de muayene edildiği ve saat 08:32'de alkolmetre ile yapılan ölçümde 0,20 promil alkollü bulunduğu, alkolün vücuttan saatte ortalama olarak 0,15 promil olarak atıldığı bilinmekte olup, buna göre davacı araç sürücüsünün kaza anında 0,14 + 0,0675 = 0,20675 promil alkollü olduğunun kabulünün gerektiği, KTK'nın 48.maddesine göre hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırının 0,21 olarak uygulanmasının gerektiği, Adli Tıp raporlarında da belirtildiği üzere de 0,30 promil altındaki alkol kullanımlarının aksi ispat edilmedikçe güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırmadığının kabul edilmekte olduğu, bu kapsamda 2918 Sayılı yasanının 49.maddesine göre hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırının 0,21 olarak uygulanacağı için dava konusu sürücünün 0,20675 promil alkollü olduğunun görüldüğü bu oran 2918 Sayılı KTK'nın 49.maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartları'nda belirlenen seviyenin altında olduğu, ayrıca alkol yönünden yapılan değerlendirmede de görüleceği gibi 0,30 promil altındaki alkol alımlarının aksi ispat edilmedikçe güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırmadığının kabul edilmesinin gerektiği, bu durumda dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde alkolün salt etkili olmasının söz konusu olmadığı ve davacı tarafa ait araç sürücüsünün güvenli sürüş yeteneğinin kaybolmadığı tıbbi kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiş olmakla rapordaki bu kanaat mahkememizce aynen benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Yukarıda anlatılan gerekçelerle aynen benimsenip hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporu gereğince davanın kabulüne, 23.500,00-TL tazminatın davalı sigorta şirketi tarafından davacının tazminat talebinin reddine karar verildiği tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilmek suretiyle temerrüt tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur.
Her ne kadar davalı vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı sunulan dilekçeyle ıslah edilen miktar yönünden davanın TTK 1420 ve Kasko Sigortası Genel Şartları C-10 maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra ıslah dilekçesi sunulmuş olduğundan bu kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dava dilekçesi içeriğinin incelenmesinden davacı tarafça dava konusu trafik kazası nedeniyle davaya konu sigortalı aracın kaza tarihi itibarıyla gerçek zararının tespit edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla talepte bulunulduğu ve yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin alınan beyanında işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının bildirildiği, bu kapsamda dava dilekçesi içeriği dikkate alınarak açılan davanın HMK 107.maddesi kapsamında açılmış belirsiz alacak davası kabul edilmiş olup belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesileceğinden ve davanın kaza tarihi dikkate alındığında 03/07/2017 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmış olmakla davalı vekilinin ıslah edilen kısımla ilgili olarak zamanaşımı def'inin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE, 23.500,00-TL tazminatın temerrüt tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.605,28 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta ve ıslah aşamasında yatırılan toplam 401,34 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.203,94 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından başlangıçta yatırılan peşin harç ve ıslah harcının toplamı 522,73 TL ile, tebligat gideri 118,50 TL, müzekkere gideri 34,40 TL ve bilirkişi ücreti 1.200,00 TL olmak üzere toplam 1.352,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.820,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/06/2019
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı