İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/657 E. 2021/491 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/657
Karar No
2021/491
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/398 Esas KARAR NO :2025/514 DAVA:Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) DAVA TARİHİ:13/06/2023 KARAR TARİHİ:26/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin davalı şirket olan ... A.Ş.'nin kuruluşu itibari ile %74,9 oranında çoğunluk pay sahibi olduğunu, davalılardan ...'nin hem 21/03/2023 tarihine kadar müvekkili şirketin hem de kuruluşundan bugüne kadar ve halen davalı şirketin temsile haiz yetkilisi olduğunu, davalı şirketin ... başkanlığında 14/04/2023 tarihinde olağan genel kurul yapmak üzere Ticaret Sicil Gazetesi'nde çağrı yaptığını, çağrı üzerine müvekkili şirketin toplantıya katılmak üzere hazır bulunduğunu, ancak daha önce hiçbir şekilde bu konuda bilgi vermeyen davalı ...'in kanuna aykırı olarak müvekkili şirkete ait davalı şirket hisselerini davalı ...e devrettiğini, bu devirden alınacak gelirin ise şirket yerine kendi hesabına geçirdiğini ve müvekkilinin pay sahibi olmaması nedeniyle genel kurul toplantısına katılmasının engellendiğini, pay devrinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı şekilde gerçek değeri yerine nominal değeri üzerinden devredildiğini, davalı ...ün söz konusu payları iyi niyetli olarak iktisap etmediğini, bu nedenlerle yargılamanın sonuna kadar davalıların ... A.Ş. nezdindeki payların devrinin yasaklanmasına ilişkin tedbir kararı verilmesini, müvekkil şirkete ait hisselerin devrinin butlanına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., özel hayatında ... ... A.Ş.'nin tek pay sahibi olan ...'yü özel hayatından tanımakta ayrıca, ... A.Ş'nin kafe olarak işlettiği mekana daha önce de misafir olduğunu, ... ... A.Ş.'nin tek pay sahibi ve o tarihte Yönetim Kurulu Başkanı olan ... ile söz konusu şirketin çoğunluk hissesinin alınması hususu görüşüldüğünü, görüşme neticesinde ... A.Ş.'ye ait 34.798 adet her biri 1,00 Türk Lirası nominal değerli paylar yine aynı nominal değer üzerinden müvekkili ... tarafından alındığını, hisseleri devralınan ... A.Ş. Devir tarihinde borca batık durumda olup devrin esas gerekçelerinden biri müvekkilinin yapmayı değerlendirdiği yatırım ve ... ile olan arkadaşlık ilişkisi olduğunu, devir tarihinde borca batık olan şirketin nasıl ve ne şekilde ... ... A.Ş. Bakımından önemli nitelikli malvarlığı devri olacağı anlaşılamadığını, müvekkili gerek aradaki arkadaşlık ilişkisi gerekse daha önceki işletme tecrübesi ile şirketin defter değeri negatif olmasına rağmen ... A.Ş. Paylarını nominal değeri üzerinden aldığını, davacı ... ... A.Ş., alt kiracısı olarak bulunan ... A.Ş.'nin kira sözleşmesini sebepsiz olarak feshetmiş ve ... ... A.Ş. de mecuru boşalttığını, böylece ... A.Ş.'nin faaliyeti fiilen durmuş, çalışanları işten çıkarılmak zorunda kalınmış ve müvekkil ...ün yapmış olduğu masraflar ve yatırım da boşa gittiğini, bu hareket ile hem şirket hem de müvekkili zarara uğradığını, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya bırakılmasına, lehimize vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., Davacı ... ... Anonim Şirketi'nin tek pay sahibi ... ile özel hayatında tanışmakta ve çeşitli iş ilişkilerinde bulunmakta, şirketin kuruluş aşamasından itibaren ... ile müvekkilim ... arasında, şirketin ortaklığı hakkında görüşmeler olmuş ve sözlü olarak anlaşmaya varılmış, ayrıca şirketin isminde "..." ifadesi ... ve ...'nin baş harflerinden oluşmakta olduğunu, taraflar arasındaki sözlü anlaşma neticesinde ve çatı şirket olan ... ... A. Ş. Nezdindeki ortaklık beklentisi ile hiç bir gelir, maaş ya da huzur hakkı olmamasına karşın 03.02.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı üzere Ticari Müdür olarak atanmış, 16.06.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul kararı ile "Yönetim Kurulu Başkan Vekili" sıfatı ile münferit imza yetkilisi kılındığını, müvekkili yetkili olduğu süre boyunca hiç bir şekilde özen borcuna aykırı davranmamış, gerektiğinde ...'nün talebi ile şirkete borç vermiş ve şirket menfaatine çalışmaya devam ettiğini, öyle ki, şirketin tek pay sahibinin ... olduğu ve şirketle ilgili her türlü kararı kendisinin alabileceğini bilmesine rağmen şirkete 1.000.000 Türk Lirasını aşan miktarda borç verdiğini, müvekkili ...'nin, bir türlü gerçekleşmeyen hisse devrinden şüphelenmemesinin sebebi ise taraflar arasındaki arkadaşlığa dayalı güven ilişkisi olduğunu, ..., dava konusu devir işleminin tarafı olmadığını, zira işlem, ... ... Anonim Şirketi ile ... arasında gerçekleştiğini, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya bırakılmasına, lehimize vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Anonim Şirketi dava konusu devir işleminin tarafı olmadığını, dolayısı ile dava konusu devir işleminin tarafı olmayan müvekkil şirket ... Anonim Şirketi'ne davanın yöneltilmesi mümkün olmadığını, diğer bir deyişle müvekkil şirketin davada husumeti bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkil bakımından usulden reddini, müvekkili şirket, devir işleminin tarafı olmadığından, davacının belirttiği iddiaların bir çoğu hakkında da doğal olarak bilgi sahibi olmadığını, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya bırakılmasına, lehe vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati Tedbir; mahkememizin 20.06.2023 tarihli ara kararı ile taraflar arasında hüküm ifade etmek üzere davalı ... A.Ş.'nin 350.000,00-TL sermaye değerinin (350.000,00-TL'nin %15 = 52.500,00-TL) %15'i oranında teminatla davalılar ... ve ...'nin, davalı ... A.Ş. nezdinde bulunan paylarının devrinin tedbiren yasaklanmasına karar verildiği, teminatın yatırıldığı görülmüştür. Dava, pay devrinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 06.08.2024 tarihli 12 sayfadan ibaret kök raporunda özetle; Davalı tarafça sunulan defterlerin taraflar lehine delil niteliğinin bulunduğu, e davaya konu pay devrinin davacı şirket münferit imza yetkisi olan davalı ... tarafından diğer davalı ...e devredildiği ve bu devir ile ilgili davalı şirket pay defterlerine gerekli kaydın yapıldığı, genel değerlendirme uyarınca ise, Davacının iddiaları itibarıyla dava konusu payların devri işleminde bir geçersizlik bulunmadığı, Davalı ... Anonim Şirketi ile ...'nin pasif husumetinin bulunmadığını belirtmiştir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 14.05.2025 tarihli 9 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Davacı tarafça sunulan 31.12.2022 ve 31.03.2023 tarihli davacı şirket mali verileri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davacı şirket nezdinde davalı şirket ile ortaklığın takip edildiği 245 bağlı ortaklıklar hesabının 31.12.2022 tarihi itibari ile bakiyesinin 37.498,00 TL olduğu, yine aynı dönem mali verilerine göre 31.12.2022 tarihi itibari ile aktiflerinin toplamının 2.304.512,14 TL'si olduğu nazara alındığında toplam aktif içerisinde bağlı ortaklık hesabının payının 1,63 olduğu hesaplandığı, genel değerlendirme uyarınca ise, davacının iddiaları itibarıyla dava konusu payların devri işleminde TTK. hükümleri itibariyle bir geçersizlik bulunmadığı, ancak, ... tarafından temsil yetkisinin kötüye kullanıldığının (TMK. m. 2/f.2) ve ...ün de bu durumu bildiğinin (TMK. m.3) kabulü için belirtilen olgular yeterli sayılarak bu kapsamda pay devri işleminin geçersizliğine karar verilmesinin tamamen Mahkemenizin takdirinde olduğu belirtilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; ... A.Ş.'nin 03.03.2022 tarihinde ana sözleşmesinin tescil edildiği, şirket yönetim kurulu üyelerinin ..., Berke Dilmen ve ..., şirket yetkilisinin ... olduğu, şirketin son tescilini 16.06.2023 tarihinde yaptırdığı görülmüştür. Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; ... ... A.Ş.'nin 04.11.2021 tarihinde kurulduğu, 16.05.2023 tarihli tescil ile adresinin Ankara'ya nakledildiği, şirket temsilcisinin tek pay sahibi ... olduğu görülmüştür. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu 2017/657 E. , 2021/491 K.) I. OLAY ÖZETİ VE TARAF ÖZELLİKLERİ Davacı ... ... Anonim Şirketi, davalı ... Anonim Şirketi'ndeki %74,9 oranındaki çoğunluk hissesinin, şirketin yönetim kurulu üyesi davalı ... tarafından şirketi temsilen davalı ...e 06.02.2023 tarihinde 37.498 TL nominal değer üzerinden devredildiğini, bu devrin Türk Ticaret Kanunu'nun çeşitli hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek pay devrinin butlanının tespitini talep etmiştir. Mahkemece 20.06.2023 tarihinde davalıların ... A.Ş. nezdindeki paylarının devrinin yasaklanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, dosya bilirkişi incelemesine tevdi edilmiştir. Davacı ... ... A.Ş.: Tek pay sahibi ... olan, 2.000.000 TL sermayeli anonim şirket olup, payları devreden şirket sıfatında bulunmaktadır. Davalı ...: Hem davacı ... A.Ş.'nin hem de davalı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olup, pay devri işlemini davacı şirket adına gerçekleştiren temsilci konumundadır. Davalı ...: Pay devrini kabul eden ve hisseleri devralan gerçek kişi konumundadır. Davalı ... A.Ş.: Payları devredilen şirket olup, pay defterini tutan ve genel kurul toplantılarını yapan şirket konumundadır. II. USULİ DEĞERLENDİRMELER Mahkemece yapılan inceleme neticesinde, davalı ...'nin pay devri sözleşmesinin tarafı olmadığı, davacı ... ... A.Ş.'yi temsil etme sıfatıyla hareket ettiği tespit edilmiştir. Temsil hukuku genel ilkeleri gereğince, temsilci temsil edilen adına hareket ettiğinden, işlemin hukuki sonuçları temsil edilen şirkete aittir. Netice-i talep de dikkate alındında şirketi temsilen imza atan yöneticinin şahsen taraf sıfatının bulunmadığı kabul edilmelidir. Davalı ...'nin muhtemel kişisel sorumluluğu ayrı bir dava konusu olup, bu davada pasif husumet yaratmaz. Bu nedenle davalı ...'nin bu davada pasif husumeti bulunmadığından, bu davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş., pay devri sözleşmesinin tarafı olmamakla birlikte, Türk Ticaret Kanunu'nun 491. maddesi gereğince pay defterini tutma yükümlülüğü bulunan şirket konumundadır. Davacının dava dilekçesindeki "müvekkil şirkete ait hisselerin devrinin butlanına" şeklindeki netice-i talebi dikkate alındığında, bu talep hem ... A.Ş. - ... arasındaki pay devri sözleşmesinin geçersizliğini hem de bu geçersizliğin sonucu olarak ... A.Ş.'nin pay defterindeki kayıtların geçersizliğini kapsamaktadır. Pay devrinin geçersizliği halinde davalı ... A.Ş., pay defterinde ...ün pay sahibi olarak gösterildiği kayıtları silerek ... A.Ş.'nin pay sahibi olarak yeniden kaydedilmesi için gerekli düzeltmeleri yapma zorunluluğu altında kalacak, hissedar yapısının değişmesi sonucu genel kurul kompozisyonu ve şirket yönetim kontrol yapısı doğrudan etkilenecektir. Bu sebeple davalı şirket, verilecek hükümden doğrudan etkilenecek konumdadır. Bu nedenle davalı ... A.Ş.'nin bu davada pasif husumeti bulunduğundan, bu davalı yönünden esasa geçilmiştir. III. TTK m.371/6 - YAZILI ŞEKİL Mahkemece, davacının TTK m. 371/6 hükmüne dayandırdığı geçersizlik iddiası incelenmiştir. TTK m. 371/6 hükmü "Sözleşmenin yapılması sırasında, şirket tek pay sahibi tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek pay sahipli anonim şirketlerde, bu pay sahibi ile şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olması sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin uygulama alanına girebilmesi için sözleşmenin "tek pay sahibi ile şirket arasında" yapılması gerekmektedir. Maddedeki "ister temsil edilsin ister edilmesin" ifadesi, tek pay sahibinin şirketi bizzat yönetip yönetmediği durumuna işaret etmekte olup, her iki halde de sözleşme taraflarının "tek pay sahibi" ve "şirket" olması şartını ortadan kaldırmamaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu pay devri sözleşmesinin ... ... A.Ş. ile ... arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. ... A.Ş.'nin tek pay sahibi ...'nün bu sözleşmede taraf olmadığı sabittir. Bu durumda, somut olayda "tek pay sahibi ile şirket arası" bir sözleşme söz konusu olmayıp, "şirket ile üçüncü kişi arası" bir pay devri işlemi gerçekleşmiştir. Bilirkişi raporunda da isabetle tespit edildiği üzere, TTK m. 371/6 hükmünün uygulama şartları somut olayda mevcut değildir. Davacının bu maddeye dayalı geçersizlik iddiası, maddenin uygulama alanının yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanmakta olup, bu sebeple reddedilmiştir. IV. TTK m.408/391 - YETKİLİ ORGAN Temsil Yetkisinin Varlığı ve Kapsamı: Mahkemece öncelikle, ...'nin pay devri işlemini yapma yetkisinin bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığına göre, ... 21.01.2022 tarihli iç yönerge ile ticari müdür olarak atanmış ve bu yetki "şirketin taşınmaz satın alma, satma, kiraya verme, kiralama, tesis ve işletme kurulumu ve planlaması ile şirketin taşınmaz ve mecurlarının idari ve mali işleri" ile sınırlandırılmıştır. Davacı tarafından bu yetkinin hisse senedi satışını kapsamadığı ileri sürülmüştür. Ancak ... daha sonra 16.06.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul kararı ile "Yönetim Kurulu Başkan Vekili" sıfatıyla münferit imza yetkilisi kılınmıştır. Pay devri işlemi 06.02.2023 tarihinde, yani ...'nin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkisine sahip olduğu dönemde gerçekleşmiştir. Bu durumda pay devri işlemi, ticari müdür yetkisi değil, yönetim kurulu üyeliği kapsamındaki münferit temsil yetkisi ile yapılmış olup, davacının ticari müdür yetkisinin kapsamına ilişkin itirazları yerinde değildir. TTK m. 408/2/f ve m. 391/d Hükümleri Açısından Değerlendirme : Mahkemece, davacının "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" için genel kurul kararı bulunmadığından pay devrinin batıl olduğu yönündeki iddiası incelenmiştir. TTK m. 408/2/f hükmü uyarınca "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" genel kurulun devredilemez yetkilerindendir. Bu yetkinin ihlal edilmesi halinde TTK m. 391/d gereğince işlem batıl sayılır. Bilirkişi raporunda yapılan mali inceleme sonucunda; Devredilen payların nominal değeri: 37.498,00 TL, ... A.Ş.'nin 31.12.2022 tarihi toplam aktifi: 2.304.512,14 TL, Toplam aktif içindeki oranı: %1,63, Öz varlık (240.398,46 TL) içindeki oranı: %15,60 olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2019 tarih, 2017/3887 E., 2019/949 K. sayılı kararında, şirket malvarlığının %14'üne tekabül eden devrin "önemli miktarda malvarlığı devri" sayılmadığı içtihat edilmiştir. ... A.Ş.'nin mali durumunun borca batık olduğu, sürekli zarar ettiği ve değerli bir aktifinin bulunmadığı bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Bu durumda payların gerçek değerinin nominal değerden önemli ölçüde yüksek olması mümkün görünmemektedir. Davacının ... paylarının "tek gelir kaynağı" olduğu yönündeki iddiası, ... A.Ş.'nin 2022 yılında 986.117,39 TL tutarında yurt içi ve yurt dışı satış geliri elde ettiğinin bilirkişi raporunda tespit edilmesi karşısında isabetsizdir. Hem oransal analiz (%1,63-15,60) hem de niteliksel değerlendirme (borca batık şirket payları) dikkate alındığında, devredilen payların "önemli miktarda şirket varlığı" niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda TTK m. 408/2/f hükmünün uygulama şartları oluşmadığından, genel kurul kararı aranmayacak olup, TTK m. 391/d gereğince butlanlık söz konusu değildir. Davacının bu maddelere dayalı geçersizlik iddiası reddedilmiştir. V. TTK m.395 - ŞİRKETLE İŞLEM YASAĞI Mahkemece, davacının yönetim kurulu üyesi ...'nin genel kuruldan izin almadan şirketle işlem yaptığı ve bu sebeple pay devrinin batıl olduğu yönündeki iddiası incelenmiştir. Dosyada mevcut belgelerden, ... ... A.Ş.'nin 13.06.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın 6 no'lu kararıyla yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 kapsamına giren faaliyetlerde bulunma konusunda genel izin verildiği anlaşılmaktadır. Pay devri sözleşmesi ... A.Ş. ile ... arasında yapılmış olup, ... bu sözleşmede alıcı taraf konumunda değildir. ..., ... A.Ş.'yi temsil etme yetkisi çerçevesinde hareket etmiştir. Pay devri bedelinin ...'nin şirketten olan alacağına mahsup edilmesi işlemi ise, TTK m. 395 kapsamında değerlendirilebilecek olmakla birlikte, yukarıda belirtildiği üzere bu konuda genel kurul izni mevcuttur. Davacının ... ile ... arasında muvazaalı işlem yapıldığı yönündeki iddiaları incelenmiştir: Pay devrinin ...'nin gerçekte kendi adına yaptırdığı öne sürülmüştür Ancak ...'nin genel kurul iznine sahip olması nedeniyle doğrudan kendi adına pay alabilecek durumda olması, muvazaa yapmasının mantıklı bir gerekçesinin bulunmaması, ...ün ... ile arkadaşlık ilişkisi ve yatırım amacı gibi makul açıklamalarının varlığı dikkate alındığında, muvazaa iddiasının yeterli delille desteklenmediği sonucuna varılmıştır. TTK m. 395/1 hükmü gereğince gerekli olan genel kurul izni mevcut olup, muvazaa iddiaları da ispat edilemediğinden, bu maddeye dayalı geçersizlik iddiası reddedilmiştir. VI. TTK m.369 - ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ Mahkemece, davacının yönetim kurulu üyesi ...'nin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ederek payları gerçek değeri yerine nominal değerle devrettiği yönündeki iddiası, davamızı ilgilendirectek tek yanı olan gerçek değer yerine nominal değerle devir iddiası ve bu doğrultuda gerçek değerinden düşük bedelle satılması ve muzvazaa bağlamında incelenmiştir. TTK m. 369/1 uyarınca yönetim kurulu üyeleri, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. Bilirkişi raporunda ... A.Ş.'nin; Borca batık durumda olduğu, sürekli zarar ettiği, sermayesinin yaklaşık üç katı kadar borçlu olduğu, değerli bir aktifinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu mali durum karşısında, payların nominal değer üzerinden devredilmesinin tedbirli yönetici standardına aykırı olmadığı, aksine borca batık bir şirketin paylarının bu değerden satılabilmesinin ticari açıdan makul olduğu sonucuna varılmıştır. Özen yükümlülüğüne aykırı davranışın, kural olarak yönetici sorumluluğuna (TTK m. 553 vd.) yol açtığı, ancak işlemin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davamızı ilgilendirectek tek yanı olan gerçek değer yerine nominal değerle devir iddiası ve bu doğrultuda gerçek değerinden düşük bedelle satılması ve muzvazaa bağlamında incelenebileceği ancak bu hususların da sabit olmadığı anlaşılmıştır. VII. TMK m.2/2 ve m.3 - DÜRÜSTLÜK VE İYİNİYET Mahkemece, bilirkişi ek raporunda da değinilen TMK m. 2/2 (hakkın kötüye kullanılması) ve TMK m. 3 (iyiniyet) hükümleri çerçevesinde pay devrinin geçersizliği iddiası incelenmiştir. Davacı tarafından, ...'nin temsil yetkisini kötüye kullandığı ve ...ün de bu durumu bilerek iyiniyetsiz hareket ettiği ileri sürülmüştür. Bu iddialara dayanak olarak payların nominal değerle devredilmesi, devir bedelinin ...'nin kendi alacağına mahsup edilmesi, pay sahiplerinin önceden bilgilendirilmemesi ve devir sonrası sermaye artırımında ...'nin kendi lehine hareket etmesi gösterilmiştir. Davacı ayrıca, ... ile ... arasında muvazaalı işlem yapıldığını, bunun kanıtının ise şirket hesabına ödeme yapılmaması, danışıklı hareket, devir sonrası yüzde altı yüz sermaye artırımı ve rüçhan hakkının kullanılmaması olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, bu iddiaların karşısında makul açıklamaların bulunduğu tespit edilmiştir. ...ün ... ile arkadaşlık ilişkisinin varlığı, borca batık şirketi kurtarma amacı güttüğü, ...'nin zaten genel kurul izni bulunması nedeniyle doğrudan kendi adına işlem yapabilecek durumda olması ve bu sebeple muvazaa yapmasının mantıklı bir gerekçesinin bulunmaması hususları dikkate alınmıştır. ...ün pay oranının yüzde 74,9'dan yüzde 10,71'e düşmesini kabul etmesi ve sermaye artırımına olumlu oy vermesi davacı tarafından iyiniyetsizlik kanıtı olarak gösterilmiş ise de, borca batık şirketin kurtarılması amacının makul olması, arkadaşlık ilişkisi ve yatırım motivasyonunun varlığı, rüçhan hakkı kullanımının isteğe bağlı olması ve ticari takdir yetkisi çerçevesinde hareket edilebileceği hususları bu iddiaları çürütmektedir. TMK m. 2/2 anlamında açıkça kötüye kullanım ve TMK m. 3 anlamında iyiniyet eksikliği için kesin ve objektif kanıtların varlığı, alternatif makul açıklamaların bulunmaması ve kötü niyetin açık şekilde ortaya çıkması gerekmektedir. Somut olayda ileri sürülen kanıtların şüphe uyandırıcı olmakla birlikte, yukarıda belirtilen makul açıklamaların varlığı karşısında açıkça kötüye kullanım ve iyiniyet eksikliği kriterlerinin sağlandığı söylenemez. Bu nedenle TMK m. 2/2 ve m. 3 hükümlerine dayalı geçersizlik iddiaları yeterli kanıtla desteklenmediğinden reddedilmiştir. VIII. BİLİRKİŞİ RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Mahkemece, davalı ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyeti tarafından 06.08.2024 tarihli kök rapor ve 14.05.2025 tarihli ek rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi raporlarında ... ... A.Ş.'nin mali tabloları, ... A.Ş.'nin pay defteri kayıtları, genel kurul ve yönetim kurulu kararları ile ticaret sicil kayıtları incelenmiş, devredilen payların şirketin toplam aktifi içindeki oranının yüzde 1,63, öz varlık içindeki oranının ise yüzde 15,60 olduğu hesaplanmıştır. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş, hesaplama metodolojisinde çelişki olduğu ve raporun altıncı sayfasında yüzde 15,60 olarak hesaplanan oranın sonuç kısmında yüzde 1,63 olarak geçirildiği ileri sürülmüştür. Bilirkişi ek raporunda bu husus açıklanmış, toplam aktif ve öz varlık olmak üzere iki farklı hesaplama yöntemi kullandığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirmede, bilirkişi raporunda bazı metodolojik açıklama eksiklikleri bulunmakla birlikte, her iki hesaplama yönteminde de devredilen payların oranının Yargıtay içtihatlarında önemli varlık sayılan yüzde on dört standardının altında kaldığı, dolayısıyla hesaplama farklılığının sonucu etkilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bilirkişiler TTK hükümleri açısından geçersizlik bulunmadığı sonucuna varmış, ek raporda ise TMK m. 2/2 ve m. 3 hükümleri çerçevesinde temsil yetkisinin kötüye kullanılması ve iyiniyet eksikliği konularında değerlendirme yaparak bu hususta karar vermenin mahkeme takdirinde olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi raporlarında yapılan teknik incelemeler ve mali analizler, mahkemece verilen görevin yerine getirilmesi için yeterli bulunmuş, ana sonuçların isabetli olduğu değerlendirilmiştir. Davacının itirazlarının raporda tespit edilen teknik eksiklikleri işaret etmekle birlikte hukuki sonucu değiştirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında bilirkişi raporları mahkeme kararının dayanağını oluşturacak nitelikte kabul edilmiştir. Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... A.Ş. açısından davanın ESASTAN REDDİNE, 3-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 640,41-TL harçtan mahsubu ile bakiye 25,01-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/657, K. 2021/491, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-657-e-2021-491-k-917fa88990ab