İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/475 E. 2017/1589 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/475
- Karar No
- 2017/1589
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/422 KARAR NO : 2019/832 DAVA : İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2018 KARAR TARİHİ : 10/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı/borçlu arasındaki cari hesaptan kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından fatura konusu ... ... nın davalıya kiralandığını ve fatura edildiğini, cari hesap konusu ... TL'nin ödenmemesi sebebiyle davalı/borçlu aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, sözleşme konusu malların davalıya teslim edildiği halde borcu kabul etmediğini, dava konusu faturaların ticari kayıtlara işlendiğini, vergi dairesi kayıtları ile ticari defterlerin incelenmesinde bu hususun ortaya çıkacağını, itirazın kötü niyetli olduğunu, icrayı geri bırakmak amacıyla yapıldığını ileri sürmek suretiyle davalı/borçlunun Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında cari hesaptan kaynaklı ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflarının tacir olması ve uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklanması sebebiyle mahkememizin görevsiz olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi hükmü uyarınca uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın iddialarının dayanaksız olduğunu, müvekkilin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, sözleşme üzerinde değişiklik yapıldığını, sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığını, sözleşme aslının mahkemeye sunulmaması halinde nazara alınmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini savunmuş ve öncelikle davanın usulden reddi ile görevsizlik kararı verilmesini, esasa ilişkin olarak ise haksız açılan davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinde açılınmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı, ... TL Cari alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı borçlunun itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan ... tarihli ... Makinaları Kiralama Sözleşmesinin incelenmesinde; kiraya verenin davacı, kiracının davalı olduğu görülmüştür. Kira sözleşmesinde, bir şeyden bedel karşılığı yararlanma ve kullanma hakkını veren ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Kiralayan kiralananın kullanma hakkını kira akdi süresince kiracıya verir ve kiracı da bunun karşılığında kararlaştırılan bedeli öder. Kira sözleşmesinin unsurları; 1-Tarafların anlaşması, 2-Kullanılması kiracıya bırakılan kiralananın olması, 3-Kira bedeli ödenmesidir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 27/02/2017 tarih 2017/475E. 2017/1589K. sayılı kararı). Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4. maddesi şöyledir; "1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 393. maddesi şöyledir; "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir. Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır." Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2016 tarih 2016/11677E. 2016/11289K. sayılı kararında; "...Somut olayda, davalı şirket ve davacı şirket arasında iş makinası kiralama sözleşmesi imzalanmış, kira bedellerinin ödenmemesi sebebiyle davacı şirketçe ilamsız icra takibi yapılmış, davalı şirket tarafından takibe itiraz edilmiş ve davacı şirketçe itirazın iptali davası açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... tarihli iş makinesi kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu sözleşmenin sadece iş makinesinin kiralanmasına ilişkin hususları içerdiği açıktır. Bu durumda, uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2019 tarih 2017/8234E. 2019/4008K. sayılı kararında; "...uyuşmazlık ... görüntüleme araç kiralama sözleşmesine ilişkindir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2019 tarih 2017/8954E. 2019/5334K. sayılı kararında; "...Somut olayda, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunmakta olup uyuşmazlık bu araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2016 tarih 2016/10126E. 2016/10703K. sayılı kararında; "... Ankara ... Sulh Hukuk Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde öncelikle şirketin yapacağı bakım ve teknik hizmet bedeli olarak anaç konuma gelmiş hayvanların doğumlarını takiben her yeni doğanın masraflarına karşılık olarak alacağının kararlaştırıldığı, yani TBK'nın 376/2. maddesi uyarınca bakım ve teknik hizmet bedelinin de davalı şirket değil yatırımcı olan davacının karşılayacağının düzenlenmiş olması karşısında sözleşmenin TBK'nın 376/2. maddesindeki hayvan kira sözleşmesi niteliğinde olmadığı...Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi ise TBK'nın 376 ve devamı maddelerinde düzenlenen hayvan kirasından kaynaklandığından, kira sözleşmesi olduğu ve sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir... kendisine 50 adet ... cinsi ... keçi satması için ...-TL ödeme yaparak söz konusu keçilerin satın alındığını, bu sözleşmeler uyarınca davalı borçlu şirketin müvekkiline ait olan ... cinsi ... keçilerin tüm bakım, sigortalama, aşılama vb. gibi masrafları kendi üzerine olmak üzere, bahsi geçen keçilerden elde edilecek sütler için müvekkiline sözleşmede belirtilen şartlar altında ödemede bulunma yükümlülüğü altına girdiğini... Bu durumda kiralananın Borçlar Kanununun hasılat kirası hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesi kapsamında değerlendirilecek olmasına göre uyuşmazlığın Ankara ... Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2019 tarih 2017/5319E. 2019/2457K. sayılı kararında; "...''Kira Sözleşmesi'' olarak belirtilmiş ise de sözleşmenin konusu, kapsamı ve şartlarını düzenleyen ilgili maddeleri göz önüne alındığında sözleşmenin şoförlü (operatörlü) araç kiralama hizmetine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla; dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Hal böyle olunca, sözleşme taraflarının tacir olması halinde TTK m. 4 uyarınca davanın ticari dava olarak aynı kanunun 5.maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinin, tarafların tacir olmaması halinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı ... Ekipman Kiralama sözleşmesi nedeniyle oluşan cari hesap alacağı için ilamsız takiplere mahsusu icra takibi yapmış, itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmış, anılan mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisinden olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davamızda taraflar arasındaki ... Ekipman Kiralama sözleşmesinden kaynaklanan ilişkisi nedeniyle, açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekilince sunulan sözleşmenin incelenmesinde, davacının kiraya vereyen, davalının kiracı olduğu, kiralanan makinelerin kira bedellerinin ve ödeme şekillerinin kararlaştırıldığı, makinelerin kiracı tarafın kullanılacağı, makinelerdeki parça değişimi gibi kiracı tarafından değiştirileceğini taşıyan hükümler içermektedir. Başka bir ifade ile sözleşmenin konusu, kapsamı ve şartlarını düzenleyen ilgili maddeleri göz önüne alındığında sözleşmenin kira sözleşmesinde, bir şeyden bedel karşılığı yararlanma ve kullanma hakkını veren ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmenin unsurlarının gerçekleştiği; şoförlü araç kiralamalarının aksine hizmet sözleşmesinin oluşmadığı, anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava, ... tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir, bu nedenle dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Görevli mahkemenin Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3. Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, mahkememiz ile Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın resen mercii olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 6. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/12/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır