İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/1159 E. 2025/380 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1159
- Karar No
- 2025/380
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1159 Esas KARAR NO : 2025/380 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/10/2017 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; “18.10.2015 tarihinde davalılardan ...'nın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı motor İzmir, Konak Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinde seyir halinde iken kontrolünü kaybederek kaldırımda bulunan müvekkil ve arkadaşlarına çarpmıştır. Bu çarpma neticesinde müvekkil yaralanmış ve acil hastaneye kaldırılmıştır. Çarpmadan ötürü müvekkil davacının kalçasında, belinde ve vücudunun çeşitli yerlerinde parçalı kırıklar olmuştur. Hastane kayıtlarından mevcut olanlar dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Davalı ... alkollü olarak kazaya sebebiyet vermiş ve meydana gelen kazada %100 kusurludur. Davalı hakkında İzmir...Asliye Ceza Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında ceza yargılamasına devam edilmektedir. Meydana gelen kazadan sonra davalı sigorta şirketi hasar dosyası açmış, açılan bu hasar dosyası kapsamında davacı müvekkile 80.000-TL. (seksenbintürklirası) ödeme yapılmıştır. Ancak müvekkile yapılan bu ödeme yetersizdir. Ödenen meblağ ile müvekkilin uğramış olduğu zarar arasında çok fark vardır. Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye ilişkin müvekkilden veya vekil olarak atadığı kişilerden alınmış bir ibra bulunması halinde bu ibranın belgesini kabul etmediğimizi sayın Mahkemece makbuz niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini beyan ederiz. Yargıtay yerleşik içtihatlarında da durum bu şekilde değerlendirilmiştir. “… ibra belgesinin davalının hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ancak bu belge ile bir ödeme yapılmış ise “makbuz” niteliğinde sayılacağı kabul edilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi...” Yargıtay .. HD 14.04.2003 E....Davaya konu kazadan dolayı davacı müvekkilin kalçası, beli ve vücudunda parçalı kırıklar olmuştur. Bu kırıkların iyileşmesi süreci çok uzun zaman almıştır. Müvekkil tedavi sürecinde hep yatağa bağlı kalmış ve bakıma muhtaç olmuştur. Hiçbir ihtiyacını tek başına giderememiştir. Müvekkilin eşi ve annesi yaşamını sürdürmesine yardımcı olmuşlardır. Halen müvekkil iyileşememiştir. Bu kaza müvekkilde kalıcı hasara sebep olmuştur. Müvekkilin vücudundaki kalıcı hasara ilişkin olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nden rapor alınmıştır. İş bu rapor sigorta hasar dosyasında mevcut olup sayın mahkeme tarafından da ilgili hastaneden istenilmesini talep etmekteyiz. Müvekkil bir şey kaldıramamakta, hızlı hareket edememekte, hızlı yürüyememekte, koşamamakta, spor yapamamaktadır. En önemlisi çekici hizmeti veren müvekkil artık mesleğini gerektiği gibi icra edememektedir. Müvekkil bu kaza itibariyle uzun bir süre çalışamamış, gelir kaybına uğramıştır. Çalışamadığı bu süre içerisinde bakıma muhtaç halde kalmıştır. Her ne kadar bir bakıcı tutulmamış ise de eşi ve annesi tarafından ihtiyaçları giderilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da bakıcı tutulmasa dahi bunun bedelinin hesaplanabilir nitelikte olduğu fazladan sarf edilen bu bakım emeğinin bakıcı gideri olarak hesaplanması gerekmektedir. Bunun yanında müvekkilin SGK tarafından karşılanmayan tedavi, ulaşım ve benzeri giderleri de olmuştur. Müvekkilin kaza sebebiyle maluliyeti oluşmuştur. Bu maluliyetine ilişkin ilgili hastanelerden rapor ve belgelerinin celbi ile gerektiğinde yeniden bilirkişi raporu alınarak maluliyet oranının hesaplanması ve buna ilişkin olarak işgücü kaybının ve kazanç kaybının tahsili için iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuştur. Açıklanan nedenlerle; şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı sigorta şirketi bakımından manevi tazminat sigorta kapsamında olması halinde) karar verilmesi, tazminatlara kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; "Sayın Mahkemenizin yukarıda esas numarası belirtilen dosyasına ilişkin dava dilekçesi, davalı müvekkile 03.11.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal süresi içerisinde cevap dilekçemizi ve delillerimizi sunuyor, cevap ve delillerimiz doğrultusunda, haksız, yersiz, usul ve yasaya aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini saygı ile diliyoruz. Öncelikle belirtmek gerekir ki; davanın dayanağının haksız fiil olması ve haksız fiilden kaynaklanan alacaklar için zamanaşımı süresinin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre kişinin öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl olması nedeniyle ve davaya konu kazanın 18.10.2015 tarihinde gerçekleşmesi de göz önüne alındığında sayın Mahkemenizde görülecek olan iş bu davanın açılması için son günün 17.10.2017 olması nedeniyle öncelikle zamanaşımı definde bulunuyor, iş bu davanın yasal süresinde açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini saygıyla diliyoruz. Davacı taraf cevap dilekçemize konu 18.10.2017 tarihli dava dilekçesi ile; 18.10.2015 tarihinde davalı müvekkil ... ...'nın sevk ve iradesindeki ...plakalı motor ile kaza geçirmesi sonucu yaya kaldırımında bulunduğunu, davalı müvekkilin motor ile kendisine çarpmak suretiyle yaralandığını ileri sürerek, iş bu kaza ve yaralanma nedeniyle diğer. davalı ... Sigorta A.Ş.'den 80.000,00 TL tahsil edilmesine rağmen 1.000,00 Tİ- maddi ve 90.000,00-TL manevi zararının bulunduğundan bahisle iş bu maddi ve manevi tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinde bulunmuştur. Davacı taraf geçirmiş olduğunu ileri sürdüğü kaza dolayısıyla, tazminat taleplerini içerir davasını somut delillere dayandırmamıştır. Trafik kazası nedeniyle doğduğu iddia edilen tazminat taleplerinin, tarafların kusuru nispetinde talep edilebileceği sayın Mahkemenizin de malumudur. Olayımızda henüz kesinleşmiş bir Ceza Mahkemesi kararı bulunmamasına rağmen davacı tarafından davalı müvekkil 0100 kusurluymuş gibi lanse edilmektedir. Sayın Mahkemenizce müvekkil davalının soruşturma aşamasında vermiş olduğu karakol ifadesi okunduğunda da açıkça görüleceği üzere, davaya konu kaza, olayın gerçekleştiği anda başkaca maddi hasarlı trafik kazası yapan araçları taşımak amacıyla gelen oto kurtarma aracının yolu kapatması ancak herhangi bir emniyet şeridi ve işaret konulmamış olması nedeniyle, davalı müvekkilin yolun kaza ve kurtarma amacıyla kapalı olduğunu son anda görmesi ve oto kurtarma aracına çarpmamak amacıyla direksiyonu kırması neticesinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, yargılamaya konu kazanın gerçekleşmesinde, oto kurtarma görevi yaptığını olay günü olay yerinde görevi nedeniyle bulunduğunu beyan eden davacının ve diğer görevlilerin kaza nedeniyle yolun kapatıldığını gösterir işaret şeridi ve lamba ve benzeri bir uyarıcı koymaması nedeniyle gerçeklemiş olup, yargılamaya konu kazanın gerçekleşmesinde davacının asli kusurlu olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle haksız yersiz, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini saygı ile dileriz." şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; "Davacı tarafın,dava dilekçesinde ileri sürmüş bulunduğu hususları, özellikle hasar ve kusur açısından kabul etmiyoruz. 18/10/2015 tarihinde meydana gelen hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına karışan ...plakalı motosiklet, kaza tarihinde 69 yaşındaki müvekkil-... adına kayıtlıdır.Olay günü müvekkilin oğlu ... tarafından kullanılan motosiklet, ..., arkadaşları ve teyzesinin oğlu olan diğer davalı ... ile Güzelyalı semtinde bir kafede oturmakta iken ... motosikletin anahtarını ...’un çantasından haberi olmaksızın almış ve kafe önünde park etmiş halde bulunan aracı tüm uyarılara rağmen alarak kaçmıştır.Bu olaydan yaklaşık yarım saat sonra ise dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.Motosikletin ... tarafından rıza hilafına kaçırılmış olduğu ... ve kafede bulunan arkadaşları tarafından bizzat görülmüş ve engellenmeye çalışılmıştır. Kazaya karışan motosikletin diğer davalı ... tarafından rıza hilafına park halinde bulunduğu yerden kaçırılmış olması nedeniyle müvekkile kusur izafe edilemeyeceği kanısındayız.Yakın akraba olması ve trafik kazasında ağır yaralanmış olması nedeniyle ... hakkında suç duyurusunda bulunulmamış olup gerekirse bu konuda hırsızlık nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. Diğer taraftan kaza ve kazanın oluş şekli ile ilgili herhangi bir bilgi ve görgümüz bulunmadığından tarafımızdan açılması muhtemel rücuan tazminat davasında itirazların önüne geçebilmek açısından sürücü ... tarafından rıza hilafına alınan motosiklet ile karışmış olduğu kazadaki kusur oranına itiraz ediyoruz. Tarafımızdan yapılan araştırmada davacının işverenine ait çekicinin gerekli tedbirleri almadan başka bir aracı çekmek için yolda durmuş olması nedeniyle ...'nın sevk ve idaresindeki motorsiklet ile ani fren yapması sonucunda motorsikletin düşerek sürüklenmesi sonucunda meydana geldiği öğrenilmiştir. Meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası sonucunda davacının vücudunda meydana gelen hasarlar ile gördüğü tedavi sonucunda tamamen sıhhatine kavuşup kavuşamayacağı hususu Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile anlaşılacaktır. Bu baptan olmak üzere,davalı-sürücü ... aleyhine İzmir...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan dolayı hakkında açılan kamu davasının halihazırda sonuçlanmadığı öğrenilmiştir.Davacı taraf dava dilekçesinde,davalı... Sigorta AŞ.tarafından işbu trafik kazası nedeniyle uğranılan hasar ve zarar nedeniyle kendilerine toplam 80.000 TL tazminat ödemesi yapıldığını beyan etmiştir.Bu ödemenin yapılması sırasında davacıdan alınan ibra belgesi ile davacı taraf tazminat talebinden vaz geçmiştir. Davalı-...Sigorta AŞ. tarafından davacı tarafa ödenecek tazminat miktarının hesaplanması sırasında davacıda kaza sonrasında oluşan hasarlar sigorta eksperleri tarafından doktor raporları dikkate alınarak hesaplanmış olup buna istinaden davacı tarafından ibra belgesi düzenlenmiştir. Davacıda, Sigorta Şirketi tarafından, doktor raporları ve görülen tedavi dikkate alınarak hesaplanan ve davacıya ödenen tazminattan sonra ortaya çıkan ve kaza nedeniyle oluşan bir hasar ve zarar söz konusu olsa idi bu takdirde davacı tarafın imzalanan ibra belgesi ile bağlı olmayacağı iddia edilebilirdi. Oysa dava dilekçesinde, ibra belgesinin imzalanmasından sonra davacıda ortaya çıkan kaza ile ilgili ve ilintili başkaca bir hasar ve zarardan söz edilememiştir. Bu nedenle davacı tarafından düzenlenen ibra belgesi hukuken geçerli ve davacı tarafı bağlayıcı niteliktedir. Davacı tarafın, SGK tarafından karşılanan tedavi giderlerinin dışında yapmış olduğu ve belgelendirdiği tedavi giderlerini talep hakkı olmakla birlikte yapılan harcamaların tedavi amaçlı olması ve SGK tarafından karşılanmamış olması gereklidir.Bu konuda SGK na müzekkere yazılarak söz konusu kaza ve davacı ile ilgili olarak yapılan tüm tedaviler ile bu tedavilere ilişkin giderlerin istenilmesi gerekmektedir. SGK tarafından karşılanmayan giderler konusunda belgelerin tarafımıza tebliği ile ayrıca beyanda bulunulacaktır. Davacı gördüğü tedavi nedeniyle çalışamadığını iddia ettiği dönemde ücret kaybının olduğunu ve kaza nedeniyle kendisinde kalıcı hasarın (maluliyetin) olduğunu iddia etmiştir. Davacının raporlu olduğu ve çalışamadığı dönem içerisinde SGK tarafından kendisine bir miktar maaş ödemesi ve iş kazası nedeniyle maluliyet halinde toplu para ödemesi veya aylık maluliyet ödemesi yapıldığı bilinmektedir. Bu konuda SGK tarafından davacıya ne miktar bir ödeme yapıldığının SGK kurumundan sorulması gerekmektedir. Ayrıca davacının kazadan önce çalışmış olduğu aylara ilişkin bordro ve SGK prim bildirgelerindeki ücretinin tespiti de usul ve yasa gereğidir. Diğer taraftan davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle çalışamadığı dönem içerisinde işveren tarafından davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı ücretlerinin ödenip ödenmediği hususunun işverenden sorulması ve buna ilişkin evrakların istenmesi gerekmektedir. Davacı tarafça meydana gelen trafik kazası nedeniyle toplam 50.000 TL Manevi tazminat talebinde bulunmuş olup talep edilen manevi tazminat miktarı fahiş olup tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile bağdaşmamaktadır. Yukarıda sunulan ve Sayın mahkemece nazara alınacak sair nedenlerle sabit olacak iddialarımız gereğince hakkımızda açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, tüm masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Davalı ...Sigorta vekili cevap dilekçesinde; "...plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ... poliçe nolu ZMMM Sigortası ile sigortalanmıştır. Müvekkil sigorta şirketi şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur. Davacı tarafın müvekkil şirket aleyhine dava konusu olay ile ilgili olarak İzmir ... ATM ... E sayılı dosyasıyla dava açmış ve sulh olunmuştur. Davacıya ibraname karşılığında toplam 112.2571,00 TL tazminat ödenmiştir. Müvekkil şirket sorumluluğunu yerine getirmiş olup bakiye sorumluluğu kalmamıştır. Bu sebeple işbu davanın esastan reddi gerekir. Davaya konu talepler bakımından, davacı İzmir.. ATM... E sayılı dosyasıyla dava açmış olup, davacı tarafın sulh talebi neticesi davacıya ödeme yapılmış olup yapılan ödeme neticesi davacı feragat etmiştir. Davacı tarafından feragat edilmiş olan talepler açısından davanın reddi gerektiği tartışmasızdır. Dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz ibraname-feragatname dava konusu talep bakımından kesin şekilde ibra ve feragat edildiğini açıkça göstermektedir. Aynı şekilde davacı taraf ödeme sonrası İzmir ... ATM...E sayılı dosyasına feragat dilekçesi sunması gerekirken, takipsiz bırakarak müvekkil şirkete karşı dava açılmasının önünü kötü niyetli olarak mümkün kılmıştır. Davacı tarafın Medeni Kanun madde 2'de belirtilen dürüstlük ve iyi niyet kuralına aykırı davrandığı, davacının iyi niyetli olmadığı ve korunamayacağı açıktır. Bu nedenlerle davanın reddini talep ediyoruz. Davaya konu talep bakımından davacı ... müvekkil şirketi ibra ederek dava konusu haklarından feragat etmiştir. İzahına çalıştığımız üzere davacı açıkça dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davranarak, karşılıklı mutabakat neticesinde ödeme almış olmasına rağmen tekrar dava açmıştır. Davacının kötü niyeti sebebiyle korunamayacağı açıktır. İzah edilen sebeplerle esasa ilişkin her türlü savunma, delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; feragat nedeniyle davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ediyoruz, temerrüte düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını, hükmolunması halinde müvekkil şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını arz ve talep ederim." şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Dava, trafik kazasından kaynaklanan kalıcı işgöremezlik, tedavi, bakıcı, ulaşım ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı 18/10/2015 tarihli trafik kazasında yaya olup, davalı ... ...plakalı motosikletin sürücüsü, davalı... maliki, diğer davalı sigorta şirketi ise motosikletin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. Davalı Sigorta Şirketi yönünden dava şartlarına ilişkin yapılan incelemede, Davalı sigorta şirketine karşı eldeki dava açılmadan önce, aynı davacı tarafından aynı davalı aleyhine İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... Esasına kayıtlı dava dosyasında işgücü kaybının talep edildiği, dava devam ederken davacı vekilinin 06/10/2016 tarihli dilekçesi ile, tarafların uzlaşması neticesinde davadan feragat edildiğinin belirtildiği ve mahkemece 10/10/2016 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verdiği, kararın 08/02/2017 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın kesinleşme şerhinin düzenlendiği tarihten sonra 18/10/2017 tarihinde açıldığı görülmüştür. Davacı vekili tarafından her ne kadar İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin...Esasına kayıtlı dava dosyasında işgücü kaybı talepli dava açılmış ise de, tarafların uzlaştığı konuların kalıcı ve geçici işgöremezlik ile tedavi ve bakıcı giderine yönelik olduğu bu hali ile hükmün kesinleşmesinden sonra açılan eldeki davada HMK' nun 114/1-i maddesinde düzenlenen kesin hüküm dava şartına aykırılığın bulunduğu sabit olduğundan davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı... ve ...' nın sorumluluğu incelendiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı... ...plakalı motosikletin ruhsat maliki, diğer davalı ... ise araç sürücüsüdür. Motosiklet sürücüsü kendi kusurundan sorumlu olacak olup (TBK madde 49), işleten, sürücünün kusuru oranında yukarıda değinilen maddeye göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi zarar kalemlerinden ve manevi tazminattan sorumlu olacaklardır. KTK'nın "Çalınan veya gasbedilen araçlarda sorumluluk" başlıklı 107. Maddesinde; "Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir. Aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen yolculara karşı sorumluluk, genel hükümlere tabidir." şeklinde belirtilmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, 2918 sayılı KTK'nin 107. maddesi uyarınca, işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için aracın sadece çalındığını kanıtlaması yetmemekte, bununla birlikte çalmanın önlenmesi bakımından olağan, makul, uygulanabilir türden gerekli tüm önlemlerin yerine getirildiği halde, çalmanın önüne geçilemediğini de kanıtlaması gerekmektedir. İşletenin kusurlu sayılmaması için, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin aracın gözetimi yönünden gerekli tedbirleri almış olması gerekir. İşleten ve fiillerinden sorumlu olduğu kişiler tarafından aracın kapı ve camlarının kapatılmış olması, kontak anahtarının araç üzerinde veya kolayca elde edilebilecek bir yerde bırakmaması, sürücü ve yardımcıları seçmede, talimat vermede, denetlemede, her türlü özeni gösterdiği hususlarının ispat edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay ... HD'nin 29/03/2016 tarih ve...K sayılı ilamı) Somut olayda, her ne kadar işleten olarak... ve... plakalı aracın sigortacısı sorumlu olarak görünmekte ise de, İzmir.... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında, -"Katılan... adına kayıtlı bulunan ...plakalı motorsikleti ile katılanın oğlu ... un 18.10.2016 tarihinde güzelyalı sahil kesimine gündüz vakti geldiği, sanığın, ... un akrabası olduğu, bir süre sonra olay yerine sanığın da geldiği, bir ara sanığın ... dan görüşme yapmak için telefonunu istediği, ... ın telefonu motorsikletin üstündeki çantada demesi üzerine sanığın motorsikletin yanına giderek çantadan telefonu alırken motorsikletin anahtarını görmesi üzerine anahtarı alıp motorsikleti çalıştırıp gittiği, alkollü olması nedeniyle kaza yaptığı, sanığın aşamalarda kullanmak için aldığını, gezdikten sonra motoru yerine getireceği yönünde savunmada bulunduğu, sanık ile ... un akraba olması, sanığın sahiplenmek amacıyla motoru aldığına dair delil elde edilemediği, sanığın kısa bir süre sonra motorla kaza yapması nedeniyle kazalı şekilde motorun yakalanarak katılana teslim edildiği, bu nedenle sanığa yüklenen suçun haksız yere elinde bulundurulan anahtar ile kullanma hırsızlığı suçunu oluşturduğu, iddia, sanığın savunması , tutanaklar ve tüm dosya kapsamından sanığın haksız yere elinde bulundurduğu abhatar ile kullanma hırsızlığı suçunu işlediği" kanaatine varıldığı ve dosyamız davalılarından sürücü ... yönünden mahkumiyet kararının verildiği, verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İzmir BAM. ... CD.... Karar sayılı ilamı istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddedildiği görülmekle, hırsızlık suçu sabit olan ...'nın işleten sıfatını kazandığı, ...' nın işleten ve araç sürücüsü sıfatıyla sorumlu olduğu, bu sebeple davalı...' un sorumlu olmadığı ve pasif husumetinin bulunmadığı kabul edilerek... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce kusur, maluliyet ve maddi zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır. KUSUR YÖNÜNDEN; Bilirkişiden alınan 03/10/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "- ...plakalı araç sürücüsü ... hızını mahal şartlara ydurmadığından ve salt alkolün etkisi altında araç kullandığından dolayı % 100 TAM KUSURLU; - Yaya ... ,yaya ... yaya ... yaya ... kazanın oluşumu ve sonucu üzerinde etken olmadıklarından dolayı KUSURSUZ ise de; Takdiri Yüce Mahkemenize Arz Olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan rapor kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan ayrıca davacı zarar gören kaza anında kaldırımda bulunduğundan davalı sürücü ...' nın tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. ZARAR HESABI YÖNÜNDEN Bilirkişiden alınan 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; 18.10.2015 tarihinde yaralanan ...'ın; -Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.201,50 TL olduğu, -SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 1.041,25 TL olduğu, -FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 1.102,50 TL olduğu, “Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin 750,00 TL olabileceği, Davacının bu yöndeki toplam maddi tazminat alacağının 4.095,25 TL'ye tekabül ettiği kanaatiyle, Manevi tazminatın Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan rapora karşı davacı vekili müvekkilinin ileride harcaması muhtemel tedavi giderlerinin de hesaplanması gerektiğine ilişkin itirazda bulunmuş ve bu talep mahkememizce kabul edilerek 10/10/2024 tarihli celse de; "Davacı vekilinin itiraz dilekçesi nazara alınarak davacının trafik kazası nedeniyle ilerde harcaması olası bütün masrafların hesaplanması için son rapor sunan bilirkişiden ek rapor alınmasına, bilirkişiye ek 2.000,00 TL ücret takdirine, ücretin davacı vekili tarafından 4 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmasına, ücret/delil avansı süresi içerisinde yatırılmadığında mevcut tedavi giderleri yönünden davaya devam edilerek karar verileceğinin iharına(ihtarat yapıldı), " şeklinde ara karar tesis edilmiştir. Ara kararda da açıkça görüleceği üzere bilirkişiye verilen görevlendirmenin ileride yapılacak tedavilere giderlerine yönelik olduğu buna karşılık davacı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde eksik delil avansının yatırılmadığı sabittir. MALULİYET ORANI VE İYİLEŞME SÜRESİ İLE BAKICI İHTİYACINA YÖNELİK İstanbul Adli Tıp Kurumu ...İhtisas Kurulu' na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda " Kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için; 1)Kişinin en yakın Eğitim ve Araştırma Hastanesi veya Üniversite Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'ne sevki sağlanarak; sağ asetabulum ve pelvis kırıklarına yönelik yeni yaptırılacak nötral sıfır metoduna göre, sağ ve sol taraf mukayeseli(sağlam tarafla karşılaştırmalı) eklem açıklığı dereceleri ile sağ ve sol taraf mukayeseli ekstremite uzunlukları, çevrelerini belirten ortopedik muayenesi ile yeni çekilecek kırık alanını içine alan iki yönlü direk grafılerin dijital ortamda (DİCOM) CD kopyasının ve bu incelemeler sonucu düzenlenecek raporlarının teminen gönderilmesi, 2)Yeni çekilecek, kırık/yaralanma alanını içine alan iki yönlü direk grafilerin dijital ortamda (DICOM), bu incelemelerin düzenlenecek raporları ile birlikte teminen gönderilmesi," talep edilmiş ve mahkememizce de eksikliğin giderilmesi için öncelikle davacı vekiline ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiştir. Davacı vekiline yapılan tebligata rağmen eksiklikler giderilmemiş ve davacı vekili 14/03/2024 tarihli celsede; " Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz. Müvekkil ile bize yapılan ihtara ilişkin görüşme sağladık ancak müvekkil eksikliğin giderilmesi için herhangi bir edim ifa etmeyeceğini söyledi, bu nedenle sorumluluğumuzun kalkması için ihtaratın asile yapılmasını talep ederiz, önceden çekilmiş olan ve ATK'nın eksiklik olarak bildirdiği eski tarihli CD'yi dosyaya sunuyoruz" şeklinde beyanda bulunduğundan mahkememizce eksikliğin giderilmesi için davacı asile ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş ancak eksiklik giderilmemiştir. Akabinde daha önce beyan edilmeyen hususta davacı vekilinin karar celsesinde mevcut delil durumuna göre rapor alınması talebi ise yargılamanın gelmiş olduğu aşama, geçen süreler nazara alınarak kabul edilmemiştir. Davacı asile yapılan ihtarat ile vekile yapılan ihtarat yerine getirilmediğinden 24/06/2025 tarihli celse de HMK' nun 107/2. Maddesi gereği kesin mehil verilmiş ancak süresinde bedel arttırım dilekçesi sunulmamış ve davacı vekili karar celsesinde bedel arttırım dilekçesi sunulmasına ilişkin ara kararda "yatırılması istenen harç belirtilmediği gibi hangi miktar üzerinden de talep artırım sunacağımız açık bir şekilde yazılmadığından" yeniden mehil verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK' nın Belirsiz alacak davası başlıklı 107. maddesinde;" (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde metninden de anlaşılacağı üzere hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilecektir. Burada mahkeme hakimine davacıya hangi bedel üzerinden dava bedelini gösterme yükümlüğünün verilmediği, aksine bu yükümlülüğün tasarruf ilkesine uygun bir şekilde davacı tarafa verildiği sabittir. Bu nedenle mahkememizce davacı tarafa hangi miktar üzerinden bedel arttırım sunulması gerektiği yönünden mehil verilmesi uygun görülmeyerek davacı vekilinin yeniden mehil verilmesi talebi kabul edilmemiştir. Somut olayda, 18/10/2015 tarihli tek taraflı trafik kazasında ...plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının kaza tespit tutanağına göre yaralandığı, davalı sürücü ...' nın meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu, kusurlu eylem sonucu davacının maluliyet, iyileşme süresi ve bakıcı giderinin belirlenmesi için eksiklikleri tamamlamadığı bu hali mevcut evraklara göre yapılan inceleme sonucu 04/09/2024 tarihli doktor-aktüerya bilirkişisinin raporu mahkememizce hükme esas alınarak, bedel arttırım dilekçesi de sunulmadığından ulaşım ve tedavi gideri yönünden davanın davalı/ sürücü aleyhine kabulüne, kabul edilen bedele sürücü/davalı kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. 6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi uyarınca hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Kural olarak manevi tazminat yalnız olay sırasında duyulan değil, bütün hayat boyu duyulup ve çekilecek elem ve ızdıraba karşılık olarak takdir edilen bir karşılıktır. Bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu, kaza tarihi, kusur durumu, mevcut tedavi evrakları ve kaza tarihinde ki paranın alım gücü nazara alındığında davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; - 200,00 TL tedavi ve Ulaşım giderinin davalı ...' dan kaza tarihi olan 18/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, Davacının kalıcı işgöremezlik ve bakıcı tazminat talebi yönünden, -Davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, -Davalı...' a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davalı ...' ya karşı açılan davanın esastan reddine, 2-Manevi tazminat DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE, 5.000,00 TL ' nin davalı ...' dan kaza tarihi olan 18/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -davacının davalılardan...' a karşı açtığı manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 13,66 TL karar ve ilam harcının yatan 174,20 TL peşin harçtan mahsubuna, -Manevi tazminat yönünden alınması gereken 341,55 TL karar ve ilam harcından davacı tarafın yatırdığı ve bakiye kalan 160,54 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 181,01 TL' nin davalı ...' dan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 174,20 TL ve 31,40 TL başvurma harcının davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.401,90 TL posta ve diğer giderler ile 1.148,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 2.549,90 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 259,99 TL'sinin davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, -Yargılama sırasında davalı ... tarafından yatırılan ve harcanan 300,00 TL posta ve diğer yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 269,41 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...' ya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, -Yargılama sırasında davalı... tarafından yatırılan ve harcanan 200,00 TL posta ve diğer yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı... 'a verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminat yönünden; -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 200,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...' dan alınarak davacıya ödenmesine, -Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Madde 13/3 Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, -Davalı Sigorta şirketi kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Madde 7/2 ve 13 Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 160,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, -Davalı... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Madde 7/2 ve 13 uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 160,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Manevi tazminat yönünden; -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 5.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...' dan alınarak davacıya ödenmesine, -Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 5.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, -Davalı... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Madde 7/2 ve 13 uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 800,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı... vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... E imza