İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/18300 E. 2017/4738 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/18300
Karar No
2017/4738
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/679 Esas KARAR NO :2024/686 DAVA:Ticari Şirket DAVA TARİHİ:23/07/2024 KARAR TARİHİ:20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil adına, 21.01.2022 tarihli “Ortak Yapımcı Sözleşmesi” gereğince müvekkil tarafından yapılan tüm ödemeler neticesinde meydana gelen müvekkile ait hisse oranının tespiti ile müvekkile işbu hisse oranı üzerinden ödenmesi gereken kar (ortaklık ) payının ödenmesini, Öncelikle davalı şirket hesapları, hak ve alacakları, menkul ve gayrimenkulleri üzerinde teminatsız, aksi halde mahkemenizce belirlenecek makul bir teminat mukabilinde, ihtiyati haciz kararı verilmesine, Ayrıca davalı şirket bugüne kadar ortak yapımcısı olunan film ile alakalı şeffaf davranmadığından, bilgi paylaşmadığından, haricen edinilen bilgi gereğince tüm set çalışanı dahil herkesi mağdur ettiğinden bu film ile ilgili öncelikle gelecek gelirler yi kararı verilerek, film gelirlerinin mahkemenizce açılacak bir hesaba bloke ettirilmesine, filmin dağıtımını üstlenen Başka Sinema müzekkere yazılarak filmin gelirlerine tedbir konulması adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekteyiz. Haklı davamızın kabulü ile müvekkil tarafından yapılan tüm ödemeler netice: gelen müvekkile ait hisse oranının tespiti ile (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla- yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen kar payı üzerinden talebimi artırmak üzere) şimdilik 50.000,00 TL kar payının tarafımıza ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usul bakımından huzurdaki davada Sayın Mahkeme görevsiz ve yetkisiz olduğundan davanın esasına girilmeden usul bakımından reddi yönünde hüküm kurulmasını, şayet esasına girilecekse de davacının ortaklık payının kendisi tarafından da gayet açık bir şekilde bilindiği üzere %7'nin altına düşmüş olması, filmin henüz herhangi bir kar elde edememiş olmaması ve halen daha giderlerinin devam ediyor olması, dahası taraflar arasında münakid 22.01.2022 tarihli Film Yapım Ortaklığı Sözleşmesi'nin 6.3. maddenin son cümlesi uyarınca; Müvekkil Şirket'in 133.025,00-TL ödemek haricinde davacıya olan bir kâr ya da garanti taahhüdü bulunmaması, dahası Müvekkil Şirket tarafından davacının haksız ve kötüniyetli iddialarının aksine prodüksiyon sürecinin son derece açık yönetilmiş olması nedenleriyle esas bakımından da reddi yönünde hüküm kurulmasını talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı 01/10/2024 tarihli yetkisizlik kararı nedeni ile dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/4-2247 esas, 2013/1667 karar sayılı, 20/12/2013 tarihli ilamı ile "davanın tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından usulden reddedilmesinde HMK 30.maddesi de gözetildiğinde bir isabetsizlik olmadığı kabul edilmiştir." Mahkememizce bu sebeple usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek tensiben dava şartlarından olan mahkemenin görevli olması hususu değerlendirilmiştir. Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı TTK. 4. maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 26.06.2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2. maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5. maddesinin başlığı "2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde değiştirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nun 19. maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. (Yargıtay 3. HD 05.04.2017 tarih 2015/18300 E., 2017/4738 K. sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan "Film Yapım Ortaklığı Sözleşmesi"nden kaynaklanan hisse oranının tespiti ve kar payı alacağına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK 620 vd. maddelerinde düzenlenen adi ortaklıktan kaynaklandığı, davada ileri sürülen hususların TTK‘da düzenlenmeyip 6098 sayılı TBK‘da düzenlendiğinden mutlak ticari davalardan sayılmadığı bu haliyle tarafların TTK hükümlerine göre, adi ortaklığa konu sözleşme de dikkate alınmak suretiyle tacir sıfatına haiz olup olmadığı araştırılarak, her iki tarafın tacir olmaları halinde uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu, tacir sıfatını haiz olmadıklarında ise uyuşmazlığın 6098 sayılı Kanun kapsamında kaldığından Asliye Hukuk Mahkemesi görevi içinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı tüzel kişilik sermaye şirketi olmakla tacir olduğu sabittir. Davacının tacir olup olmadığına ilişkin ise yetkisizlik kararının verildiği .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından araştırma yapılmıştır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 16/08/2024 tarihli yazı cevabında davacının ... Geliri mükellefi olup dolayısıyla herhangi bir deftere tabi mükellefiyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 05/08/2024 tarihli müzekkere cevabında ise davacı ...'in ...San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin 21/10/2021-07/01/2024 tarihleri arasında %1, 08/01/2024-16/07/2024 tarihleri arasında %0,0833 ortağı olduğu ve aynı tarihlerde şirket müdürü olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31/07/2024 tarihli müzekkere cevabında ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı ve sicil kayıtlarına göre ortağı olduğu şirket kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin 31/07/2024 tarihli müzekkere cevabında da ...'in esnaf kaydına rastlanılmadığı belirtilmiştir. Kişinin şirket ortağı olması tek başına tacir sıfatını kazandırmaz. Davacının ortağı olduğu ...San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin dosyamız ile herhangi bir ilişkisi de bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen yetkisizlik kararında ...'in bilanço esasına göre defter tuttuğu belirtilmiş ise de buna ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacının ortağı olduğu ...San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin bilanço usulune göre defter tutması yukarıda da zikredildiği üzere davacının tacir olması sonucunu doğurmaz. Dolayısıyla .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından tacirler arasında yetki sözleşmesi bulunduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiş ise de davacı tacir olmadığından geçerli bir yetki sözleşmesi olduğundan bahsedilemeyeceğinden mahkememiz yetkisiz ise de HMK hükümleri uyarınca görev hususunun öncelikle incelenmesi gerektiği, yetkisizlik kararının ancak görevli mahkemece verilebileceği, HMK 114/1-c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olduğu anlaşılmakla görev hususu incelenmiştir. Buna göre davalı tarafın tacir olmadığı, her ne kadar vergi dairesi yazı cevabında şirket ortağı olduğu belirtilmiş ise de şirket ortağı olmasının tek başına tacir sıfatı kazandırmayacağı, bahse konu şirketin mahkememiz dosyası tarafı olmadığı, dosya içerisinde davalının tacir sıfatı bulunduğuna ilişkin başkaca hiçbir kayıt ve belge mevcut olmadığı taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığa bakması gerekenin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın HMK m. 114/1-c ve HMK 115/2 uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmişir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE; HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden görevsizlik sebebiyle REDDİNE; 2-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra taleple bulunulması halinde mahkememizce davacının açılmamış sayılacağına dair karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK 331 maddesi uyarınca harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/18300, K. 2017/4738, T. 05.04.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-18300-e-2017-4738-k-17068bc390fd