İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/739 E. 2026/782 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/739
- Karar No
- 2026/782
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/739 Esas KARAR NO : 2026/782
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/09/2014 KARAR TARİHİ : 12/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davalının ... 9. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında yapılan icra-i takibe borçluca haksız olarak itiraz ettiğini, davalının öncelikle müvekkilinin unvanının uzun olmasından dolayı icra programında çıktı yapılırken eksik çıkmasından dolayı tüzel kişiliğinin olmadığı itirazında bulunduğunu, oysa UYAP sistemine unvanın tamamının kaydedildiğini, takip talebi ve ödeme emrinde davacı müvekkilinin vergi kimlik numarasının yazıldığını, tüzel kişi olmayanın vergi kimlik numarası olmayacağını, davalı yana cari hesap ekstresini ve faturaların tebliğ edildiğini, borcun dayanakları olan bu belgelerin icra takip dosyasında de mevcut olduğunu, davacı müvekkilin taraflarına verdiği vekaletnamede de dosya da mevcut olduğunu, bunlara rağmen itirazın yapılmasının kötü niyetlice olduğu gibi var olan eksikliğin bir maddi hata olduğunu ve ikmal edilebileceğini, davalının sözleşmeleri ... kaşesi ile imzaladığını, vekillerine verdiği vekaletnamede de bu tabirin kullanıldığını beyanla yargılama sırasında haksızlığı resen ve delillerle görüleceğini ve icra takibini uzatma hedefine yönelik haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, takibin devamını, %40’tan aşağı olmamak üzere icra- inkar tazminatını, takip tarihinden itibaren en yüksek ticari faize hükmedilmesini, yargılama masraflarını ve vekalet ücretinin davalı borçluya yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takipte alacaklı gösterilenin gerçek ve tüzel hukuki kişiliği olmadığını, icra iflas kanununa göre takip talebinde ve ödeme emrinde bulunması zorunlu unsurlar arasında alacaklının isim ve adresi varsa vekilinin gösterilmesinin şart kılındığını, takip yapılan borçlu site yönetimi olarak belirlendiğini, gösterilen site yönetiminin herhangi bir tüzel kişiliğinin olmadığını, ana gayrimenkulün yönetimi için atanan yönetim kurulu vekil statüsünde olduğunu, davacı ile Blox Haliç sitesi geçici yönetimi arasında tarihsiz temizlik hizmetleri sözleşmesi ve site işletme müdürü sözleşmesi yapıldığını, davacı 11.04.2010 ile 10.04.2011 tarihleri arası bu sözleşmeye göre hizmet sunduğunu, sunulan hizmetin yetersiz bulunmasını ve davacının denetim yapmaması sebebiyle oluşturulan yeni yönetim kurulunun aldığı karar gereği sözleşmelerin sona erdiğini, davacı ile aralarında cari hesap sözleşmesinin olmadığını, borcun hangi hizmetin karşılığı olduğunu, hangi aylara veya hangi faturaya dayalı olarak talep edildiğinin belirtilmediğini, takip talebine faturanın da eklenmediğini, ödeme emrine ekli tek belgenin hesap ekstresi olduğunu, davacının delil listesinde bahsettiği ve ek 1 de sunduğu temizlik hizmetleri Sözleşmesine dayalı 2011 ocak ayı dahil bu tarihten geriye dönük bir borcunun olmadığını, geçici yönetimi oluşturan müteahhit ... A.Ş. tarafından temizlik hizmet bedeline mahsuben 30.07.2010 tarihinde 2.000,00 TL ödediğini beyanla davacı/karşı davalı personeli Eski Yönetici ...’a karşı tüm talep ve dava haklarının saklı kalmasını, açılan asıl davanın reddini, %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, aksi halde alacağın yeter kısmının takas ve mahsubunu, karşı davanın kabulü ile 39.639,89 TL’sini karşı davalı/davacıdan 07.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini, takas ve mahsup söz konusu olur ise kalan alacağın davacıdan tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir Her ne kadar davacı vekili itirazın iptali talepli iş bu davayı mahkememizde ikame etmiş ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra aynı kanunun 5. maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlenmiş,ayrıca Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Diğer yandan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmış ve Kanun'un 87. maddesi uyarınca, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüke- ticiye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde; - Mal: "Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektro- nik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi mallar", - Satıcı: "Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi" -Tüketici: "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", -Tüketici işlemi: "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi"olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut olayda; esas davada ve birleşen davalarda davacı şirket tarafından taraflar arasındaki sözleşme gereği davalı ... yönetimine verilen hizmetten kaynaklı alacağın ve sözleşmeye aykırılıktan cezai şarttan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan takiplere itirazın iptali talep edilmiş, davalı ... tarafından ise karşı davada davacı personelinin yaptığı eylemlerden kaynaklı oluşan zarar nedeniyle tazminat talep edilmiştir. Site yönetiminin tüketici vasfında olması, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle söz konusu asıl dava, birleşen davalar ve karşı dava yönünden uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince davanın usulden reddine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, İstanbul Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin, 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince , -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 12/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır