İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2004/471 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1940/7
Karar No
2004/471
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/38 KARAR NO : 2019/816 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2017 KARAR TARİHİ : 06/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... faiz başlangıç tarihli ... seri numaralı ... TL bedelli faturalar içeriğinde, betonarme yağmur suyu yapımı için 25 adet ve fiyatları ... TL olan toplam bedeli ... TL ve ayrıca imar yolu boyunca ızgara yapımı için 12 adet ve fiyatları ... TL olan toplam bedeli ... TL miktarında alışveriş yapıldığını, toplamda borç miktarı olan KDV dahil ... TL le ilişkin faturanın dosya kapsamında mevcut olduğunu, ... caddesi ve ... caddesi yol yapım işi için hak ediş raporunun şantiye şefi olan ... tarafından düzenlenerek ... tarihinde davalı şirket yetkilisi olan ... tarafından da onaylandığını, buna ilişkin belgelerin de dosya kapsamında mevcut olduğunu, borcun aradan geçen süreye rağmen ödenmediğini, bunun üzerine Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça itiraz edildiğini, tarafların defterleri incelendiğinde alacaklarının ortaya çıkacağını beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, yetkili yerin müvekkilinin adresi olan ... mahkemeleri olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali davasıdır. 6.Mahkememizce aşamalarda, ticari defterler incelenmiştir ve ... tarihli davacı ticari defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacı defterlerinin usülüne uygun olduğu, davacının, davalıdan icra takip tarihi itibariyle ... TL ticari faiz ve ... TL asıl alacak olmak üzere toplam ... TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. 7.Davalı ticari defterleri için talimat yazılmış ancak davalı ticari defterlerini sunmamıştır. 8.Mahkememizce iş yapım yerinde keşif yapılması için ... Asliye Hukuk mahkemesine talimat yazılmış ve yapılan keşif sonucu düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; yapım tarihi ve fatura tarihlerinde işin bedellerinin raporda belirtildiği üzere serbest piyasa şartlarına göre işçilik bedellerinin ... TL, işlemiş faizin de ... TL olacağı bildirilmiştir. 9.Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış bakıldığında özetle; davacı tarafça davalı aleyhine ... TL lik fatura esas alacak ve ... TL faiz üzerinden takip yapıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğu, itirazda muaccel bir borcun olmadığından ve icra dairesinin yetkisiz, ... icra daireleri yetkili olduğundan bahsedildiği anlaşılmaktadır. 10.Aşamalarda, davalının hem icra dairesindeki yetki itirazı hem de mahkemedeki yetki itirazı hakkında bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya yetkili ve görevli olarak ele alındığında, bu husus ele alınmıştır. 11.Bilindiği üzere genel olarak belirtmek gerekir ki, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Kural olarak, itirazın iptali davasında, mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlardan öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenip karara bağlanır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre de, itirazın iptali davasını gören mahkemece öncelikle takip dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın tetkiki gerekir (Yargıtay HGK. 20.3.2002 gün ve 2001/13-241 E., 208 K. ile Yargıtay HGK. 06.10.2004 gün ve 2004/19-410 E. 2004/471 K. sayılı ilamları). Çünkü, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 27.11.2013 gün ve 2013/13-372 E. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. Bunun için mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmadığının bir etkisi yoktur. Bunun sebebi, itirazın iptali davasına bakmaya yetkili mahkemenin, takibin yapıldığı yer mahkemesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda davalı aleyhine yapılan takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Özetle; icra dairesinin yetkisine de itiraz bulunduğu takdirde mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisi incelenip, yetkisiz olduğu sonucuna varıldığı takdirde dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun kabul edilmesi halinde ise, mahkemenin kendi yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2011 tarihli ve 2001/19-267 E.-2001/311 K.) 12.Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır ( HGK’nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K. ). 13.İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 14.Somut olayda, takibin para alacağına ilişkin olup olmadığı ve HMK m. 10 un uygulanıp uygulanmayacağı hususu önemlidir. 15.Takip, faturadan kaynaklı para alacağına ilişkindir ancak faturanın dayanağı, davacının iddiası gereği de yapılan bir işin/eserin karşılığıdır. 16.Dosyaya sunulan fatura içeriği/iddia/fatura kapsamı dikkate alındığında, taraflar arasında 6098 Sayılı TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. 17.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2018/866 esas, 2019/835 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; Bu türden sözleşmelerde, para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da; Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa 6098 Sayılı TBK'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2014/2485 esas ve 2015/922 karar sayılı ilamı) 18.Somut dosyada, davalının yerleşim yeri ... dir. Sözleşmenin ifa yeri ... ilçesidir. Davalı hem icra dosyasına hem de dava dosyasına usulüne uygun yetki itirazında bulunmuştur. Yukarıda belirtilen hususlar, genel yetkili yerin ... olması, ifa yerinin ... ilçesi olması, TBK'nun 89. Maddesinin uygulanma yerinin olmaması hususları karşısında, yetkili yerde takibin yapılmadığı öncelikle anlaşılarak; davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 19.Davalının kötü niyet tazminatı talep ettiği görülmektedir. Dava, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle, davalının bu talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 20.Son olarak belirtmek gerekir ki; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesi gereğince davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Tarife’nin 13/1. maddesinde ise “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda, Mahkememizce dava ön şart yokluğu sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiş olup davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3- Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Alınması gerekli ... TL karar harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'un yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/12/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1940/7, K. 2004/471, T. 20.03.2002, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1940-7-e-2004-471-k-f96399fe9ba3