İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/110 E. 2026/105 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2025/110
- Karar No
- 2026/105
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/110 Esas - 2026/105
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/110 KARAR NO : 2026/105
DAVA : Marka Tecavüzü/Haksız Rekabet, Tespit, Men'i, Ref, Manevi Tazminat, İlan DAVA TARİHİ : 18/03/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 Yazım Tarihi: 25/03/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkil ...; 2005 yılından bu yana 56.000m2 açık alan üzerine 40.000 m2 kapalı alandaki üretim tesisinde ... çalışmaları, günlük 1.500 ton deterjan üretim kapasitesi ile sürdürdüğü faaliyetleri, ürünlerin reklam ve tanıtımına yaptığı çok büyük yatırımlarla Türkiye’nin ilk 5 deterjan üreticisi arasında yer almaktadır. ...’ın ürünleri dünyanın en az 72 ülkesine ihraç edilmekte olup, ürünlerin teknik nitelikleri, kaliteleri esas etken olarak pek çok ödüle, bu meyanda “....” ödüllerine layık görülmüştür. Müvekkili ...'ın tüm ürünlerinin hepsinin de usulünce tescil ettirilmiş bulunan markalar ile satışa sunulmakta olup; .... başta olmak üzere .... gibi pek çok markanın sahibi olduğunu, müvekkili şirket, adına tescilli “..." markasını, yine adına tescilli şişe ve etiket tasarımı ile birlikte özel ambalaj içerisinden temizlik ürünlerinde yoğun reklam ve tanıtım ile Türkiye'de Pazar lideri konumuna getirmiş ve bugün her iki evden birinde kullanılır olmuş olduğunu, araştırma raporu sonuçlarına göre, sarı renkli silindirik şişede etkili güçlü bir ürün olarak oluşturduğu sinerji ve toplam bilinirlik oranıyla «...» markası sektörün temel oyuncusu haline gelmiş olduğunu, ve ... markasının, yapılan yatırımlar ile piyasada eski-mevcut rakip markaları ile yarışır hale gelmiş olduğunu, aleyhine delil tespit talebinde bulunulan ... adlı kişinin tek ortağı olduğu ... tarafından üretilen ürünün markasının yine müvekkili şirketin tescilli ... markaları ile benzer olduğunu, müvekkilinin ... markalı ürününün, gerek markaları, gerek etiket tasarımları ve gerekse de ürünün sunuluş şekli ile iltibas/karışıklık oluşturacak şekilde benzer olduğunu,karşı Tarafın tüm bu fiileri açık bir marka ve tasarım ihlali olduğu gibi Haksız Rekabet teşkil ettiğini, her ne kadar tespite konu ürün üzerinde yer alan markalar ihtilaflı olarak tescilli ise de markaların tescilli halinden farklı şekilde Müvekkilin marka ve tasarımları ile açıkça iltibas yaratacak şekilde kullanılmasının açık bir hak ihlali olduğunu, müvekkili Şirketin Tanıtma Vasıtaları, marka ve tasarımları ile ürünlerin sunuluş biçimleri ile çeşitli yol ve şekillerle İltibaslar yaratmaya ve dahi bu markaların, bu markaların kullanıldığı ambalaj tasarımlarının-sunuluş biçimlerinin, ambalaj/etiket ... ve dizayn özelliklerinin gücünden-tanınmışlığından faydalanmaya, Müvekkil Şirket ile bu yolda Haksız Rekabet yapmaya yönelttiğini, Dava konusu markasının kapsamındaki 03. sınıfta yer alan malların 35. sınıftaki satıs hizmetleri ile davacı markalarının kapsamında yer alan 03. ve 05.sınıftaki söz konusu malların ilişkilidir.Dava konusu markanın kapsamında yer alan “03. Sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamasır sularıçamasır yumusatıcıları, leke çıkarıcılar, bulasık yıkama maddeleri.Parfümeri; kozmetik ürünleri, kisisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Dis bakımı ürünleri: dis macunları, dis parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan agız gargaraları. Asındırıcı ürünler:zımpara bezleri, zımpara kagıtları, ponza tasları, asındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahsap için parlatma vebakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. 35. Sınıf: Müsterilerin malları elverisli bir sekilde görmesi ve satın alması için Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamasır suları, çamaşır yumusatıcıları, leke çıkarıcılar, bulasık yıkama maddeleri. -Parfümeri; kozmetik ürünleri, kisisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç).-Sabunlar; (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).-Dis bakımı ürünleri: dis macunları, dis parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan agız gargaraları. -Asındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kagıtları, ponza tasları, aşındırıcı pastalar. -Deri, vinil, metal ve ahsap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. - - bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satıs magazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diger yöntemler ile saglanabilir)” malların/hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/iliskili olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında isitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas olusturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında belirtilen mallar/hizmetler bakımından karıstırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilin yaygın satış ağı, markanın bilinirliliği ve sektörlerin aynı-benzer oluşu hususları dikkate alındığında dava konusu "..." ibareli marka nedeni ile "... ..." "... ..."markalarının aynı işletmeye ya da aynı ekonomik-idari kaynağa ait olduğu zannı tüketici de oluşma ihtimali ve karıştırılma ihtimali olmayacaktır. Zira "..." ibareli marka karşısında "... ..." "... ..." kelimeleri arasında gerek telaffuz gerek okunuş ve gerekse görünüm olarak benzerlik bulunmamaktadır. Bu nedenle karıştırılma ihtimali de yoktur.Davacinin iddia ettiği gibi müvekkilimin kullanmakta olduğu bir şişe ve ambalaj tasarimi yoktur.Müvekkilin, tasarimlarini - markalarini oluştururken, başka bir firmanın markasına benzetmeye çalışma, haksız rekabet yaratma, kötü niyet ve haksız kazanç sağlaması söz konusu değildir.Davalının amacının davacıya zarar vermeye yönelik olmayıp davacının markasını kullanmaya yönelik olmadığını, davalının yapmış olduğu tescil başvurusunda kötü niyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü ; Madde 81 'de Tasarım hakkına tecavüz sayılan haller arasında "a) tasarım sahibinin izni olmaksızın bu kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak." hükmü, Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden ; "Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı talep edebilir.", hükmü ; 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;" Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.
"hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen 6 ayrı tescilli markası ve 2 ayrı tescilli tasarım olmak üzere .... Değişik İş Delil tespitine bağlı ve dosyaya sunulan delilere göre davalı taraf eyleminin MARKA İHLALİ, TASARIM İHLALİ, HAKSIZ REKABET oluşturup oluşturmadığı, buna bağlı yukarıda belirtilen tespit, men, ref, durdurma, toplatma, imha, manevi tazminat, hükmün ilanı taleplerin yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı taraf savunması kapsamında .... Esasında açılan menfi tespit dava dosyasının bu davayı etkileyip etkilemeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın ; .... sayılı " ... " (temizlik ürünlerini kapsar 3.ncü sınıfta) .... sayılı " ... " (3.ncü sınıfta) .... sayılı "... ... " (3.ncü sınıfta) ... sayılı " ... +..." (3.ncü sınıfta) .... sayılı " ... " (3.ncü sınıfta) .... sayılı "... ....) (3.ncü sınıfta) ... sayılı " ..." ( 03,05,16 sınıfta) ... sayılı "..." (3.ncü sınıfta) sayılı Markaları olduğu ; ... sayılı Şişe tasarımı; ... sayılı Etiket tasarımı; olduğu; Dava tarihinde koruma altında oldukları, ... kayıtları ile tespit edilmiştir. .... Değişik iş delil tespiti dosyasında " davalının ürünler üzerindeki fiili kullanımları aşağıdadır.(raporda) " Karşılıklı sunulan delil ve belgeler, celbedilen kayıtlar, Uyuşmazlık tespitinden sonra tahkikata geçilip teknik yönü nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır. 26/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; " MARKA HAKKININ İHLALİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME; Bilindiği gibi, marka 6769 sayılı SMK m.4 hükmünde “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir ” şeklinde tanımlanmıştır. Belli bir işletmeye ait mal ve hizmetlerin tanıtılmasını ve ayırt edilmesini sağlayan markanın üzerinde sahip olunan hakka ise “marka hakkı” denilmektedir. Taklit ise SMK’da marka hakkına tecavüzü düzenleyen 29. Maddede b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. “ şeklinde, iltibas veya karıştırılma ihtimali ise SMK m.29’un yaptığı atıfla SMK m.7/2 (b) bendinde, “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması” şeklinde düzenlenmiştir. Taklit veya iltibas olguları açısından belirtilmesi gereken ilk husus, yukarıdaki hükümde de belirtildiği gibi taklitten veya iltibastan bahsedilebilmesi için tescilli marka ile kullanılan işaret arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzerlik bulunmasının gerekli olduğudur. Ayrıca taklitten veya iltibastan söz edilebilmesi için ihtilaf konusu markanın, tescilli markanın kapsamında bulunan mallar ve hizmetler üzerinde kullanılması ve ihtilaf konusu markanın üzerinde kullanıldığı emtianın orijinal olmaması gereklidir. Bu bağlamda tescilli marka ile kullanılan işaret arasında benzerliğin bulunmadığı durumlarda taraflarca üretilen ürünlerin veya sunulan hizmetlerin benzerliği veya tescilli markanın tanınmış olması marka hukuku açısından tecavüz oluşturmaz. Diğer taraftan SMK m.7/3 (d) bendi uyarınca markanın yalnızca mal veya hizmet üzerinde kullanılması değil ticari etki doğuracak şekilde internette alan adı veya yönlendirici kod gibi çeşitli şekillerde kullanılması dahi marka hakkıyla iltibas doğurur. SMK uyarınca karıştırılma ihtimali veya iltibas tehlikesi, eski ve yeni markaların aynı veya benzer olup olmadıkları ve aynı ya da benzer mal/hizmetleri kapsayıp kapsamadıkları dikkate alınarak saptanır. Dolayısıyla markaların kapsadığı mal/hizmetler ne kadar yakın (benzer) olursa, iltibas ihtimalinin önlenebilmesi için yeni markanın eskisinden o kadar farklı olması gerekir (....). Markanın fonksiyonlarından hareketle iltibas tehlikesi geniş yorumlanmakta, dolayısıyla markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içinde ele alınmaktadır (....). Bilindiği üzere markalar arasında iltibasın bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntem, “toplu intiba (=toplu izlenim)” yöntemidir. Buna göre, markalar arasında ayniyet veya benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Bu yöntem uyarınca, bir markanın farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabileceği gibi, tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki de bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların (tasvirî işaretler gibi) tek başına ayırım ... bulunmayan veya ayırım ... zayıf işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Buna karşılık, markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen, taklide veya iltibasa yol açabilir (....). İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır (....). İltibas hakkında verilen bu genel izahat ışığında somut olay kapsamında ilk olarak belirtilmesi gereken husus: davalı adına tescilli ... markalarının davacının ... markasından sonraki tarihte tescil edilmeleri ve SMK m.155’de ki “MADDE 155- (1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” Düzenlemesi uyarınca davalının ... markalarının uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığıdır. Bu nedenle bilirkişi heyeti davalı adına tescilli ... ibareli/ibaresini ihtiva eden markalarıın uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı kanaatine ulaşmış olup takdir Sayın Mahkemenindir. Akabinde bilirkişi heyeti emtia benzerliğini incelemiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede; davalı tarafından üretilen yüzey temizleyici emtiasının aynısının davacı adına tescilli ve uyuşmazlığa mesnet 6 adet markanın tümünün kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Sonrasında bilirkişi taraf markalarının benzerliği hususunu incelemiş olup davalı kullanımları ile davacı markaları aşağıda karşılaştırılmıştır. DAVALININ D. İŞ DOSYASINDAKİ KULLANIMI DAVACININ MESNET MARKALARI (raporda gösterilen ) (raporda gösterilen) Davacı adına tescilli markalardan 5 adedinin " ... " ," ... " ," ... " " ... +..." ve "..." şeklinde olmasına karşın davalı tarafından üretilen ürünler üzerindeki marka kullanımının "...+..." şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Davacı markalarının münhasır/esas unsurunun “..., ..., ..., ..., ... ..., ...” şeklinde olmasına karşın, davalı kullanımının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu ve davalı markasında yer alan “...” ibaresinin ürünün niteliğini bildiren ayırt ediciliği düşük bir adlandırma olduğu tespit edilmiştir. Taraf markalarının ayırt edici unsurlarının yanı sıra taraf markalarının bütün olarak da görsel unsurlarının birbirinden farklı olması ve davalı ürününde yer alan ... ibaresi ile davacının ... markası arasında karıştırma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmaması hususları da dikkate alındığında bilirkişi davacı adına tescilli ve yukarıda belirtilen “..., ..., ..., ... ..., ...” markaları ile davalı tarafından üretilen ürünler üzerinde kullanılan “... ... ...” markası arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olmadığı kanaatine ulaşmıştır. Taraf markalarının emtiaları aynı olsa bile markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadan markalar arasında karıştırma ihtimalinden bahsedilemeyeceğinden, bilirkişi takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markasının davacı adına tescilli ve yukarıda belirtilen “..., ..., ..., ... ..., ...” markaları ile karıştırılma ihtimali/iltibas yaratmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Buna karşılık bilirkişi heyeti davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markası ile davacının ... sayı ile tescilli ... markası açısından ise farklı bir sonuca ulaşmıştır. Zira her ne kadar taraf markalarının birbirinden farklı oldukları iddia edilebilecek olsa da tarafları aynı olan bir dava hakkında ..... HD 05/12/2022 tarih, ..... sayılı kararında “…Dava, marka başvurusuna yapılan itirazın nispi nedenle reddine dair ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir. Davacının itiraza mesnet markaları, ... tescil numaralı ve 03,05,16. sınıflarında kayıtlı "..." ibareli ve ... tescil numaralı ve 05. sınıfında kayıtlı "..." ibareli markalar olmakla birlikte, davalının başvurusu ise ... başvuru numaralı ve 03 ve 35. sınıfında "...+..." ibareli markadan oluşmaktadır. Davalı markası "..." davacı markaları ise "..." ve "..." şeklinde okunuşa sahip olup, davalı başvurusuna konu markanın, davacının seri markaları arasına sızma niteliğinde olduğu ve aynı veya benzer mal ve hizmetler bakımından davacı markalarına karıştırılmaya yol açacak şekilde benzer olduğu kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken, hatalı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” Şeklinde tespitlerde bulunarak aynı veya benzer mallar açısından davalının ... markası ile davacının ... markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu yönünde karar tesis etmiştir. Söz konusu Yargıtay kararındaki tespitler ile davalının kullanımına konu yağ çözücü emtiasının aynısının davacının markasının kapsamında bulunması hususlarının tümü birden dikkate alındığında bilirkişi heyeti takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markası ile davacının ... sayı ile tescilli ... markasının uyuşmazlık konusu yağ çözücü emtiası açısından karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu dolayısıyla davalı kullanımlarının davacının ... sayı ile tescilli markası ile karıştırılma ihtimali/iltibas yarattığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. TASARIM HAKKINA TECAVÜZ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Bilindiği gibi tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, ..., biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümünü ifade etmekte, ürün ise, bilgisayar programları hariç olmak üzere, endüstriyel yolla veya elle üretilen herhangi bir nesnenin yanı sıra birleşik bir ürün veya bu ürünü oluşturan parçaları, ambalaj gibi nesneleri, birden çok nesnenin bir arada algılanan sunumlarını, grafik sembolleri ve tipografik karakterleri ifade etmektedir. Mer’i 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımlar belge verilmek sureti ile korunur. Bu kapsamda kanunda yenilik; bir tasarımın aynısı; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir şeklinde tanımlanmıştır. Kanuna göre, tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. Ayırt edicilik ise kanunda: Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir şeklinde tanımlanmıştır. Kanuna göre, ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. Yine SMK uyarınca; Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı SMK’dan doğan haklarını kullanabilir. Bu kapsamda, Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz. Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller ise Kanunda; “Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.” şeklinde belirtilmiştir. Yukarıdaki hükümler kapsamında yapılan incelemede uyuşmazlıkta önce bilgilenmiş kullanıcı profili belirlenmiş ve akabinde seçenek özgürlüğü ve teknik zorunluluk dikkate alınarak davalı ürününün davacı adına tescilli tasarımlardan doğan hakları ihlal edip etmediği hususu irdelenmiştir. • Bilgilenmiş Kullanıcı Profilinin Belirlenmesi Somut uyuşmazlığa konu tasarımlar şişe ve etiket ürünlerine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu bu ürünler bakımından ürünleri daha önce kullanan herkesin bilgilenmiş kullanıcı olması mümkün olduğundan uyuşmazlıktaki bilgilenmiş kullanıcının daha önce şişe ve etiket kullanmış olan tüm tüketiciler olduğu kanaatine ulaşılmıştır. • Seçenek Özgürlüğü ve Teknik Zorunluluk Uyuşmazlık konusu tasarımlar şişe ve etiket olup bu ürünlerden sadece şişede ürünün içine konulacağı alanın bulunması dışında teknik bir zorunluluk bulunmamakla birlikte bu zorunluluk da tasarımı şekillendirmemektedir. Diğer bir deyişle piyasada birbirinden farklı çok sayıda şişe tasarımı bulunmaktadır. Bu nedenle bilirkişi şişe ve etiket ürünlerinde tasarımcının seçenek özgürlüğünün yüksek olduğu kanaatine ulaşmıştır. • Tasarımların Karşılaştırılması Sayın Mahkeme tarafından tevdi edilen görev uyarınca bilirkişi, davalıda ele geçen ürün ile davacının tescilli tasarımlarını karşılıklı olarak incelemiştir. Ürün görseli ile tescilli tasarımlar aşağıdadır. Davalı Ürünü Davacı Adına Tescilli Tasarımlar (raporda gösterilen ) (raporda gösterilen)
Davalı ürününün etiketi ile davacının ... sıra numaralı etiket tasarımı arasında kullanılan markalar, renk ve görseller bakımından büyük fark bulunduğu gibi söz konusu etiketlerin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel görünüm itibariyle benzer olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle davalı ürününün etiketi ile davacının ... sıra numaralı etiket tasarımı arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve davalı ürününün, davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olduğu kanaatine ulaşmıştır. Davalının ... ürününün şişesi ile davacının ... sıra numaralı şişe tasarımı arasında davacı şişesinin boğaz kısmında bulunan girintiler (Kırmızı ve mor renkli oklar) ve şişelerin omuz kısmının yapısı (mavi renkli ok) ve davacı tasarımında ... kabartması bakımından farklılıklar bulunduğu gibi söz konusu şişeler bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel görünüm itibariyle de birbirine benzememektedir. Belirtilen nedenlerle davalı ürününün şişesi ile davacının ... sıra numaralı şişe tasarımı arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve davalı ürününün, davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olduğu kanaatine ulaşmıştır. HAKSIZ REKABET AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Bilindiği gibi hukukumuzda haksız rekabetin tanımı yapılmamış olmakla birlikte, TTK m.54’de "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. TTK m.55’de ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Düzenlemede belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak olarak belirtilmiştir. Maddede ihtilafla ilgili olarak yer alan düzenleme ise "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" hükmü olup alt bent aşağıda irdelenecektir. Somut olayın yukarıda belirtilen düzenlemeler ve ilkeler kapsamında incelenmesi neticesinde marka ve tasarım bölümünde ayrıntılı olarak belirtilen nedenlerle davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markasının, davacı adına ... sayı ile tescilli ... markası ile karıştırılmaya yol açtığı/iltibas yarattığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Takiben bilirkişi taraf ürünlerini karşılaştırmış olup, ürün görselleri aşağıdadır. Davalı Ürünü Davacı Ürünü (raporda gösterilen ) (raporda gösterilen)
Ürün görsellerinden de görüldüğü gibi iki ürünün hem markası, hem etiketi ve hem de genel görünümleri farklıdır. Temizleyici markasının ortalama tüketicilerinin ise ... ve ... marka ve farklı görünüm özelliğini haiz taraf ürünlerini birbirine karıştırması veya ürünlerin bağlantılı olduğunu düşünmesi ihtimali kolay görünmemektedir. Üstelik piyasada sarı renk farklı temizleyici üreticileri tarafından da kullanılmakta olup bu nedenle rengin davacının tekelinde olduğunu söylemek dahi mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının “... ...” marka ürünü ile davacının “...” marka ürününün karıştırılmaya/iltibasa yol açmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. MENFİ TESPİT DAVASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Sayın Mahkeme tarafından tevdi edilen göev uyarınca bilirkişi heyeti son olarak .... Esasında açılan menfi tespit davasının huzurdaki uyuşmazlığa etkisini incelemiştir. Menfi tespit davasının huzurdaki tecavüz davasından evvel 2024 yılında açılması ve menfi tespit davasının konusunun davalının kullandığı ... markasının davacının ... sayılı ... ibareli markasına da tecavüz etmediğinin tespiti olması nedenleriyle bilirkişi heyeti .... Esasında açılan menfi tespit davasının huzurdaki uyuşmazlığa doğrudan etkili olduğu kanaatine ulaşmakla birlikte menfi tespit davasının etkisi ve söz konusu davanın bekletici mesele yapılıp yapılmaması konusunda takdir Sayın Mahkemenindir. SONUÇ VE KANAAT Marka Hakkına Tecavüz İddiası Açısından; Davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markasının, davacı adına tescilli “..., ..., ..., ... ..., ...” markaları ile karıştırılma ihtimali/iltibas yaratmadığı, Davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markasının, davacı adına ... sayı ile tescilli ... markası ile karıştırılmaya neden olduğu/iltibas yarattığı, Tasarım Hakkına Tecavüz İddiası Açısından; Davalının “... ...” marka ürününün etiketi ve şişesi ile davacının ... sıra numaralı şişe tasarımı ve ... sıra numaralı etiket tasarımının genel görünüm itibariyle farklı olduğu, davalı ürünü ve etiketi ile davacı tasarımları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve davalı ürününün, davacı tasarımları karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, Haksız Rekabet İddiası Açısından; Davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı ... ... ... markasının, davacı adına ... sayı ile tescilli ... markası ile karıştırılmaya yol açtığı/iltibas yarattığı, Davalının “... ...” marka ürünü ile davacının “...” marka ürününün karıştırılmaya/iltibasa yol açmadığı, Menfi Tespit Davası Açısından .... Esasında açılan menfi tespit davasının huzurdaki uyuşmazlığa doğrudan etkili olduğu kanaatine ulaşmakla birlikte menfi tespit davasının etkisi ve söz konusu davanın bekletici mesele yapılıp yapılmaması konusunda takdir Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE; Marka tecavüzü açısından; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf yukarıda belirtilen tescilli markalarına bağlı davalı tarafın ticarete sunduğu ürünler üzerinde kullanılan ibareler nedeniyle marka hakkı ihlali oluştuğunu ileri sürmektedir. Önceki tescilli markalar ile davalının markasal kullanımı arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+... " ibareli markasal kullanım ile davacının " ..., ..., ..., ... ..., ..., ... " ibare ve görselli markaları arasında emtia benzerliği oluşsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet markalar ve davalı kullanım konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli kullanımını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ..., ..., ..., ... ..., ..., ... " ibare ve görselli tescilli markalarından farklı bir markasal kullanım olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ..., ..., ..., ... ..., ..., ... " ibare ve görselli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+... " ibareli markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının markasal kullanımı ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı dolayısıyla SMK 29.ncu maddesindeki marka tecavüzü oluşmadığı; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında tahkikat aşamasında alınan 26/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunun "Davalının ürettiği ürünler üzerinde kullandığı "...+..." markasının, davacı adına ... sayı ile tescilli ... markası ile karıştırılmaya neden olduğu/iltibas yarattığı," şeklindeki iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir. ) Neticeden marka tecavüzü davası reddedilmiştir. Tasarım Tecavüzü açısından; Davacı taraf yukarıda belirtilen tescilli tasarımlarına bağlı davalı tarafın ticarete sunduğu ürünler üzerinde kullanılan ibareler nedeniyle tasarım hakkı ihlali oluştuğunu ileri sürmektedir. Tahkikat aşamasında alınan 26/11/2025 tarihli raporda da " Davalı ürününün etiketi ile davacının ... sıra numaralı etiket tasarımı arasında kullanılan markalar, renk ve görseller bakımından büyük fark bulunduğu gibi söz konusu etiketlerin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel görünüm itibariyle benzer olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle davalı ürününün etiketi ile davacının ... sıra numaralı etiket tasarımı arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve davalı ürününün, davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olduğu kanaatine ulaşmıştır. Davalının ... ürününün şişesi ile davacının ... sıra numaralı şişe tasarımı arasında davacı şişesinin boğaz kısmında bulunan girintiler (Kırmızı ve mor renkli oklar) ve şişelerin omuz kısmının yapısı (mavi renkli ok) ve davacı tasarımında ... kabartması bakımından farklılıklar bulunduğu gibi söz konusu şişeler bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel görünüm itibariyle de birbirine benzememektedir. Belirtilen nedenlerle davalı ürününün şişesi ile davacının ... sıra numaralı şişe tasarımı arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve davalı ürününün, davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olduğu kanaatine ulaşmıştır. " şeklinde tespit ve değerlendirmelere aynen iştirak edilerek davalının satışa sunduğu temizlik ürünlerindeki şişe ve etiket görseli ile davacının ... sayılı şişe tasarımı ve ... sayılı etiket tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı açısından benzerlik oluşmadığından (belirgin şekilde farklılık olduğundan) tasarım tecavüzü davası reddedilmiştir. Haksız rekabet açısından ise; TTK Madde 54 " (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." haksız rekabet sayılmıştır. .....H.D.nin .... sayılı emsal kararında "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı ... nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (..... Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve .... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve ... sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, " şeklinde geçtiği üzere davacı taraf marka ihlali ve tasarım ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete dayanamayacağından haksız rekabete bağlı açılan davanın reddi gerekmiştir. .... Esasında açılan menfi tespit dava dosyasının bu davayı etkilemeyeceği değerlendirilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Marka tecavüzü / tasarım tecavüzü/ haksız rekabet istemli açılan davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcından peşin alınan 853,88 TL'nin düşümü ile bakiye 121,88 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-AAÜT uyarınca manevi tazminat yönünden 50.000,00 TL vekalet ücreti ile diğer istemler yönünden 55.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 105.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 11/03/2026
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır