İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/184 E. 2023/456 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/184
- Karar No
- 2023/456
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 20/09/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/12/2021 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan... plakalı aracın müvekkile ait... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında müvekkile ait araçta hasar meydana geldiğini, davalı sigortalısı aracın meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle şimdilik 100,00 TL değer kaybı tazminatı ve 36.900,00 TL hasar bedeli tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davacı tarafın dava ile ilgili delillerini müvekkil şirkete tebliğ etmesi gerektiğini, davacı tarafın zorunlu başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davacı tarafın başvuruda bulunurken detaylı hasar resimleri ve ruhsat ibraz etmeden başvuruda bulunduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, gerekli yerlerden raporların alınması hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır. Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 25/05/2022 tarihli raporda özetle; A)... Plakalı Araç Sürücüsünün: Sürücünün idaresinde olan aracı kullanabilmesi için yeterli sürücü belgesinin mevcut olduğunu, yapılan kontrolde alkol bulunmadığını, sürücünün cadde üzerinde seyir halinde iken yasak olmasına rağmen "U" dönüşü yapmak istediği esnada arkasından aynı istikamette gelmekte olan motosikletin varlığına dikkat etmediğini motosikletin geçişini beklemeyerek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, sevk ve idare hatası ile kazanın meydana gelmesinde etken davranışının bulunduğunu, meydana gelen bu kazada 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/1-c olan "Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini, B) ... Plakalı Motosiklet Sürücüsünün; Meydana gelen bu kazada sürücünün şeridi üzerinde seyir halinde olduğunu, kazanın diğer aracın yasak olmasına rağmen "U" dönüşünden meydana geldiğini, önlem alabilecek zaman ve mesafenin bulunamayacağından kusur ihlalinin bulunmadığını, Motosiklet sürücüsünün kaza anında motosiklet ekipmanlarının bulunup bulunmadığına dair bilgi bulunmadığını, motosiklet ekipmanlarının kazanın oluşumuna etken olmadığı kazanın sonucuna etken olabileceği kanaatine varıldığını mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Kusur bilirkişi raporundaki tespitlerin dosyada bulunan deliller, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir. Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır. Nitekim bu yönde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir. Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu bağlamda dosyada yer alan 27/06/2022 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; A) Davacının ... Plaka sayılı araçta meydana gelen hasar bedeli açısından değerlendirme; Araçta 29/12/2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucu hasarın değerlendirilip irdelenebilmesi için raporda sözü geçen bilgi ve belgelerin davacı tarafından dosya kapsamına sunulması gerektiğini, aksi durumda dosyanın mevcut hali ile aracın uğradığı hasarın ortaya konamayacağını, hasar bedelinin net hesaplanamayacağını, B) Davacının ... plaka sayılı araçta meydana gelen değer kaybı açısından; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları doğrultusunda, aracın marka model, yaş, kilometre, hasar geçmişi bilgileri, hasar gören parçaları ve orijinal/eşdeğer/muadil parçalarla değiştirilmiş olması, işçilik ile giderilen hasarlar (şase motor hasarları, kaporta düzeltme ve boya) ve piyasa araştırmaları tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilebilmesi için öncelikli olarak A maddesinde belirtilen hasar durumunun kabul edilebilir ve değerlendirilebilir belgelerle sübuta erdirilmesinin elzem olduğunu mahkememize bildirmiştir. Akabinde mahkememizin 4 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği ek rapor aldırılmak üzere dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 05/01/2023 tarihli raporda özetle; A) Hasar bedeli açısından değerlendirme; Davacının aracında oluşan hasarın giderilme bedelinin 37.427,74 TL olduğunu, kaza tarihindeki rayiç bedelinin 34.177,00 TL olduğunu ve hasar bedeli / rayiç değer oranının %109,5 olduğunu irdelendiğinde pert işlemine tabi tutulması gerektiğini, ancak davacının aracını onartmış olması durumunda onarım işlemi geri alınamayacağından bu husustaki takdirin Mahkemeye ait olacağını, pert işlemine yönelik karara varılması durumunda sovtaj bedelinin 7.500,00 TL olacağını ve bakiye pert bedelinin 26.677,00 TL olacağını, bu durumda değer kaybından söz edilemeyeceğini, B) Değer kaybı açısından değerlendirme; Mahkemece pert işlemine yönelik karara varılması durumunda değer kaybında söz edilemeyeceğini, aksi yönde karara varılması durumunda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları doğrultusunda, aracın marka, model, yaş, kilometre, hasar geçmişi, hasar gören parçalar ve orijinal/eşdeğer/muadil parçalarla değiştirilmiş olması ve piyasa araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde araçta meydana gelen değer kaybının 4.177,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Pert halinde hasar ve onarım bedelinin istenip istenmeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmeler; Bilirkişi hazırlamış olduğu raporda aracın tamiratının ekonomik olmadığını ve pert/total işlemine tabi tutulmasını belirlemiştir. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/13793 Esas ve 2022/9551 Karar sayılı ilamında; "Açıklanan durum karşısında mahkemece, dosyanın hasar konusunda uzman yeni bir bir makine mühendisi bilirkişiye tevdii ile aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutu birlikte irdelenmek suretiyle, kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hasarlı hali, hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık,çelişkili ifadeler içermeyen bir rapor alınması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilmiştir. Yargıtay'ın emsal içtihatından da anlaşılacağı üzere aracın tamiratının ekonomik olmadığının anlaşılması halinde pert/total işlemi yapılarak kazanın meydana geldiği tarihteki aracın 2. El piyasa değerinin belirlenmesi belirlenen rayiç bedelden ise sovtaj bedeli düşülerek zararın belirlenmesi gerekmektedir. Bilirkişi raporunda aracın rayiç değerinden pert total bedeli düşüldükten sonra bakiye bedelin 26.667,00 TL olduğu belirlenmiştir. Aracın tamirinin ekonomik olmaması nedeniyle davacının talep edebileceği tazminatın pert bedeli olacağı dikkate alınarak sovtaj tenzili yapılmış pert bedeli üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Pert halinde değer kaybının istenip istenmeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmeler; Hazırlanan bilirkişi raporunda davacının aracının onarılma gideri rayiç değer oranının %109,50 olduğu ve aracın perte ayrılması gerektiğinin ekonomik olacağı bildirilmiştir. Aracın onarım masrafları taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise araç tam hasara uğramış yani pert olmuş sayılır. Bu durumda aracın olay tarihindeki 2.el piyasa raiç değeri ile hasarlı haliyle olay tarihindeki değeri (sovtaj değeri) arasındaki fark davacı zararı olup talep halinde davalılar bundan sorumlu tutulur. Bu konuda ekonomik olan zarar kabul edilir. Davacı tarafın tercihi (aracın onarımını istemesi ya da onarımını yaparak aracı kullanması) önem arzetmez. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarına göre, aracın pertinin uygun olması halinde davalı taraf ayrıca değer kaybı zararından sorumlu olmaz. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesi 2014/24138 Esas ve 2015/8551 Karar sayılı ilamın; "Bilindiği gibi aracın onarım masrafları taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise araç tam hasara uğramış yani pert olmuş sayılır. Bu durumda aracın olay tarihindeki 2.el piyasa raiç değeri ile hasarlı haliyle olay tarihindeki değeri (sovtaj değeri) arasındaki fark davacı zararı olup talep halinde davalılar bundan sorumlu tutulur. Bu konuda ekonomik olan zarar kabul edilir. Davacı tarafın tercihi (aracın onarımını istemesi ya da onarımını yaparak aracı kullanması) önem arzetmez. İş bu davada araç hasarı talep edilmemiş, ancak değer kaybı istenmiştir. Aracın pert olup olmaması burada önemlidir. Çünkü pert olan araç için değer kaybı talep edilemez. Bu nedenle aracın hasar dosyası da gözetilerek aracın pert ya da onarımından hangisinin ekonomik (uygun) olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Aracın onarımının ekonomik olması durumunda, değer kaybı, aracın olay tarihindeki 2.el piyasa raiç değeri (aracın km'si, somut olayda 715.200 km'de olduğu belirtilmiştir) modeli, kullanım tarzı, önceden hasarlı olup olmadığı vs gözönünde tutularak) ile aracın gerekli onarımları yapıldıktan sonraki haliyle piyasa değeri arasındaki farktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda değer kaybı bu yönteme göre belirlenmemiştir.Bilindiği gibi aracın onarım masrafları taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise araç tam hasara uğramış yani pert olmuş sayılır. Bu durumda aracın olay tarihindeki 2.el piyasa raiç değeri ile hasarlı haliyle olay tarihindeki değeri (sovtaj değeri) arasındaki fark davacı zararı olup talep halinde davalılar bundan sorumlu tutulur. Bu konuda ekonomik olan zarar kabul edilir. Davacı tarafın tercihi (aracın onarımını istemesi ya da onarımını yaparak aracı kullanması) önem arzetmez. İş bu davada araç hasarı talep edilmemiş, ancak değer kaybı istenmiştir. Aracın pert olup olmaması burada önemlidir. Çünkü pert olan araç için değer kaybı talep edilemez. Bu nedenle aracın hasar dosyası da gözetilerek aracın pert ya da onarımından hangisinin ekonomik (uygun) olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Aracın onarımının ekonomik olması durumunda, değer kaybı, aracın olay tarihindeki 2.el piyasa raiç değeri (aracın km'si, somut olayda 715.200 km'de olduğu belirtilmiştir) modeli, kullanım tarzı, önceden hasarlı olup olmadığı vs gözönünde tutularak) ile aracın gerekli onarımları yapıldıktan sonraki haliyle piyasa değeri arasındaki farktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda değer kaybı bu yönteme göre belirlenmemiştir." denilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da aracın hasar onarım bedeli rayiç değer oranının %109,50 olduğu dikkate alındığında ekonomik olanın aracın perte ayrılması olduğu bu nedenle de davacının değer kaybı talep edemeyeceği kanaati hasıl olmuştur. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketlerine yaptığı başvuru tarihi 22/01/2022 tarihidir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 02/02/2022 tarihidir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belrisiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu değer artırım dilekçesi dava değerini 41.604,74 TL'ye yükseltmiş, değer artırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde hasar bedeli tazminatı bakımından davanın kısmen kabulüne, değer kaybı talebi bakımından aracın pert işlemine tabi tutulması nedeniyle reddine ve neticeten davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 26.667,00 TL pert total bedelinin 02/02/2022 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemine REDDİNE, 2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 26.667,00 TL üzerinden alınması gereken 1.821,62 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 631,87 TL peşin harç, 78,64 TL değer arttırım harcının toplamı olan 710,51 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.111,11 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 631,87 TL peşin harç, 78,64 TL arttırım harcının toplamı olan 710,51 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,. 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.286,00 TL yargılama giderinin davanın kabul (%64,10) ve ret (%35,90) oranlarına göre hesaplanan 824,28 TL yargılama ve 80,70 TL başvurma harcının toplamı olan 904,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.20/09/2023