Diğer ·

2026/197 E. 2026/127 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2026/197
Karar No
2026/127
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/197 Esas KARAR NO : 2026/127

DAVA : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 05/01/2024 KARAR TARİHİ : 12/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, 1998 yılında kurulduğunu, o günden bu yana kendine ilke olarak; güven, kalite, süreklilik ve yeniliği temel edindiğini, müvekkillerinin özel olarak pil grupları ürettiğini, yeni nesil elektrikli araçlara enerji sağlama, pil gruplarını monteleme ve ana sözleşmesinde yer alan diğer iştigal konularında faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinin olan şirketin... başvuru numaralı "..." markasının .... sınıfta 22.03.2010 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş olduğunu, bu tescilin müvekkillerinin başvurusu üzerine 22.03.2020 tarihi itibariyle 10 yıl süreyle yenilendiğini, davalı şirketin; müvekkillerinin itibarından, şöhretinden ve müşteri portföyünden faydalanmak amacıyla iltibasa neden olacak şekilde e-ticaret yaptığı ve müvekkillerinin tüketici nezdinde oluşturduğu güveni sarstığını, davalı şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... Sicil numarasıyla kayıtlı olduğunu ve aynı zamanda ... pazaryeri üzerinden "..." ismiyle e-ticaret yaptığını, davalı tarafça kullanılan ismin müvekkillerinin "..." markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzemekte ve aynı tür mal sınıfları için kullanılmakta olduğunu, "..." ismi TPE nezdinde tescil edilmemiş olup bu sebeplerle tescilinin de mümkün olmadığını, davalı şirketin ticaret sicil unvanının "...Şti." şeklinde olduğunu, davalının kullandığı "..." isminin şirket ismiyle bağlantılı olmamasının da, müvekkillerinin itibarından, şöhretinden ve müşteri portföyünden yararlanmak amacıyla bu isimle satış yaptığını kanıtladığını, müvekkillerinin marka üzerinde 2010 yılından günümüze kadarki eskiye dayalı kullanım nedeniyle de gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın kullandığı ismin müvekkillerine ait markanın ayırt edilemeyecek derecede benzeri olduğundan ve markalar aynı faaliyet alanı için kullanıldığından, coğrafi alan olarak aynı yerde faaliyette bulunmaları nedeniyle ortalama zekaya sahip tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağı kesin olması nedeniyle davalı tarafın kullandığı ismin müvekkillerine ait markaya tecavüz ettiğini ileri sürerek müvekkilinin bu nedenle maddi zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. Mahkememize sunulan 13.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı yana ait markanın asli unsurunun şekil unsurunda büyük harflerle yer alan “...” ibaresi olduğunu, davacı yan markasında yer alan üst düzey alan adı “.com” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, tali unsur mahiyetinde olduğunu, davalı yana ait olduğu iddia edilen kullanımlarının asli unsurunun “...” olduğunu, davaya dayanak markanın ihtiva ettiği “...” ibaresinin ilgili hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olacağı düşünülebilecek ise de, “...” ibaresi ile markanın ayırt ediciliğinin artırıldığını, markanın bütün halinde zayıf marka muhteviyatında değerlendirilemeyeceğini, karşılaştırmaya tabi markanın dava konusu kullanım olan davalı yana ait ...isimli web site adresindeki “...” isimli satış hesabı ile işitsel ve anlamsal yönlerden benzerlik arz ettiğini, dayanak marka ve davalı yana ait olduğu tespit edilen kullanımlarda yer alan şekil /renk farklılıklarının dava konusu marka ve markasal kullanımları birbirinden yeterince uzaklaştırmadığını, davacı yanın markasının tanınmış marka muhteviyatında olduğunun tespit edilemediğini, davacı yanın markasının .... sınıfta “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” hizmetleri bakımından tescilli olması nedeniyle davacı yanın ilgili tesciline dayanarak hangi malların satışını gerçekleştirdiğinin ortaya konulması gerektiğini, davacı yana ait “...” alan adı üzerinde .... Sınıfta “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (pil, şarj aleti, akü vb.) malların bir araya getirilmesi hizmetleri” kapsamında kullanımlar gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davalı yanın markasal kullanımlarının davacı yanın markasının tescilli olduğu ve kullanımlarının gerçekleştirildiğinin tespit edildiği “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (pil, şarj aleti, akü vb.) malların bir araya getirilmesi hizmetleri” kapsamında olduğunu, bu çerçevede arz edilen gerekçeler ile davalı yana ait olduğu tespit edilen kullanımların davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceğini, davalı tarafın 2023 yılı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, ilgili yılda yaptığı satışları 600.20 Yurtiçi Satışlar %20 hesabında izlediği, ilgili hesabın 31.12.2023 tarihli toplam bakiyesinin 401.319,03 TL. olduğunu, davalı tarafın 2024 yılı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, ilgili yılda yaptığı satışları 600.10 Yurtiçi Satışlar %10 ve 600.20 Yurtiçi Satışlar %20 hesabında izlediğini, ilgili hesapların Dava Tarihi itibari ile (05.01.2024) toplam bakiyesinin 14.198,14 TL. olduğunu, davalının, Dava Tarihi İtibari ile (05.01.2024)Toplam Satış Tutarının 415.517,17 TL.olduğunu, davalının, 30.09.2024 tarihi itibari ile Toplam Satış Tutarının 5.357.667,69 TL. olduğunu, davalı firmanın satış tutarları içerisinde ... satışlarının ne kadar olduğu veya satışlarının tamamının ... üzerinden mi gerçekleştirildiği hususlarının muavin defterler üzerinden tespit edilemediğini, bu eksende sağlıklı bir hesaplamanın yapılamadığı, arz edilen veriler çerçevesinde tazminat hususunda Borçlar Kanunu gereği takdirin yalnızca Sayın Mahkemeye ait olduğu yönünde görüşlerini içeren rapor sunmuşlardır. Mahkememize 04.06.2025 tarihinde sunulan ek raporda, kök raporda arz ettikleri görüş ve kanaatlerinin değiştirilmesini gerektirir bir durumun mevcut olmadığı yönünde görüş sundukları sunmuşlardır. Mahkememize 16.03.2026 tarihinde sunulan II. Ek raporda, kök ve 1. Ek raporda arz ettikleri görüş ve kanaatlerinin değiştirilmesini gerektirir bir durumun mevcut olmadığı yönünde görüş sunmuşlardır. Mahkememizin 07/10/2026 tarihli duruşmasında mahkememiz dosyası 2024/5 esas sayılı dosyasının maddi tazminat yönünden tefrikine karar verildiği anlaşılmıştır. GEREKÇE: Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 sayılı HMK’nın 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, “davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir”. Davalının açık rızası dışında, davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde ise, davanın esası hakkında bir karar verilmez. 7251 sayılı Yasa ile 6100 sayılı HMK'nın 123. Maddesine getirilen değişiklik ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Madde metninden anlaşıldığı üzere, davacı, davalının muvafakatı ile davayı geri alabilir. Davalının rızasının açık olması gerekir; zımni muvafakat yeterli değildir. Davalı, davacının davayı geri almasına açık bir şekilde muvafakat ederse mahkemece, davanın esası hakkında karar verilmeyip geri alınma ve davalının da buna muvafakat etmesi nedeniyle davanın son bulduğunu belirtmekle yetinmelidir. (Yargıtay 7.HD.... E ...K) Davacı vekili 07.10.2026 tarihli oturumda Mahkememizin ... E. Sayılı dava dosyasının uzamaması için maddi tazminat davasını atiye bıraktığını belirtmiş, davalı vekili ise aynı oturumda maddi tazminat talebinin geri çekilmesine muvafakat etmiştir. Bunun üzerine, aynı duruşmada, Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin Mahkememizin ... E. Sayılı dosyasından tefrik edilmesine karar verilmiş ve neticeten davacının maddi tazminat talepli davası iş bu esasa kaydedilmiştir. Sonuç olarak, davacının maddi tazminat davasının geri alınması talebinin, davalının muvafakatiyle birlikte, HMK'nın 123. madde şartlarını ihtiva etmesi nedeniyle, aynı kanun maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7/1 hükmü uyarınca davalı vekili lehine vekalet ücreti takdir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın HMK'nın 123. maddesi hükmü gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00-TL maktu karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına maddi tazminat yönünden hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine 4-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/10/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Diğer, E. 2026/197, K. 2026/127, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2026-197-e-2026-127-k-3f603e5be6ad