Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/917 E. 2025/1066 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/917
- Karar No
- 2025/1066
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/917 Karar No : 2025/1066
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Enerji Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAFLAR : 1- (DAVALI) T.C. ... - ...
2- (DAVALI) ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü - ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Yedinci Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2021/1259, K:2024/2806 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kömür ithalatına ek mali yükümlülük konulmasına ilişkin 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'da değişiklik yapılmasına dair 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 2. maddesinin ve bu Karar'a dayanarak davacı adına tescilli... tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen ek mali yükümlülüğün tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. Danıştay Yedinci Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2021/1259, K:2024/2806 sayılı kararı: i. Düzenleyici işlem yönünden yapılan inceleme: Uluslararası kömür fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ithal kömürün yerli kömüre kıyasla maliyet avantajına sahip olduğu ve bu durumun ithalatta artışa sebep olduğu davalı idarece tespit edilerek termik santrallerde yerli kömür kullanımının desteklenmesi ve kömür üreticilerinin rekabet edebilmesi amacıyla elektrik üretiminde kullanılmak üzere kömür ithalatında 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar ile "15 ABD Doları/Ton" ek mali yükümlülük ihdas edilmiştir. Daha sonra yapılan değerlendirmede, ton başına sabit ek mali yükümlülük uygulamasının, uluslararası kömür fiyatının çok düşük olduğu dönemde yerli üreticiyi korumaya yetmediği ve daha dinamik bir uygulamaya geçilmesinin icap ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yukarı yönlü fiyat dalgalanmalarının kömürden elektrik üreten tesisleri olumsuz etkilememesinin amaçlandığı gerekçe gösterilerek 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 2. maddesi ile tahsil edilecek ek mali yükümlülük "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası Fiyat)" olarak değiştirilmiş ve "uluslararası fiyat" olarak gümrük beyannamesinin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksinin kullanılacağı, haftanın yedi gün olup Pazartesi günü ile başlayacağı belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Adana ili Yumurtalık ilçesinde kendine ait termik santralde elektrik üretimi yapan davacı adına tescilli ...tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile elektrik üretiminde kullanılmak üzere ithal edilen 6000 kcal değerindeki Rusya menşeli kömüre ilişkin ihtirazi kayıtla tahakkuk ettirilerek ödenen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine dair işlem ile birlikte ek mali yükümlülüğün hesabında dikkate alınan "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası fiyat)" kriterini getiren 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki Karar'ın 2. maddesinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından, ek mali yükümlülük hesaplamasında esas alınan "70 ABD Doları"nın asgari vergi uygulaması niteliğinde olduğu ileri sürülerek Anayasa'nın 73. maddesi uyarınca düzenlemenin kanun koyucunun yetki alanına girdiği iddia edilmiştir. Ancak Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrası ve 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarih itibarıyla Bakanlar Kurulunun yetkisi olduğu ve düzenlemenin vergi niteliğinde de olmadığı açıktır. Anayasa Mahkemesinin 11/01/1985 tarih ve E:1984/6, K:1985/1 sayılı kararında da şu hususa işaret edilmiştir: "...Bir "ek mali yükümlülüğün konulması" onun nevinin ve miktarının saptanması demektir. Türü ve miktarı belli olmayan bir yükümlülük konulamaz. Şu halde, dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacıyla ek mali yükümlülükler koymaya yetkili kılınan Bakanlar Kurulu, ülke ekonomisi ne gibi ek mali yükümlülükler konulmasını gerektiriyorsa, bunun nevini ve miktarını saptamada serbest olacaktır. Esasen, önceden nelerden ibaret olacağını saymaya ve miktarını saptamaya olanak da yoktur. Başka ülkelerin alacağı önlemlere veya onların ekonomisinin gidişine ya da ülkemizdeki ekonomik olaylara bakılarak günü gününe alınacak tedbirlerle dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi sağlanacaktır." Hâl böyleyken, iptali istenen Karar'ın 2. maddesiyle değiştirilerek ek mali yükümlülüğün hesaplanmasında esas alınan "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası fiyat)" kriterinin davacının temel iddiaları bağlamında değerlendirilmesi uyuşmazlığın çözümü açısından önem arz etmektedir. Ek mali yükümlülükler, genellikle miktar başına sabit bir tutar olarak belirlenmektedir. Ancak davaya konu düzenleme ile sabit ek mali yükümlülük uygulamasından vazgeçilerek "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası fiyat)" olarak ek mali yükümlülük hesaplanması öngörülmüştür. Burada sabit unsur olan "70 ABD Doları", yerli kömür üreticisinin ton başına maliyeti olarak hesaplanmıştır. Değişken parametre olan uluslararası fiyat ise ödenecek ek mali yükümlülük ile negatif yönde ilişkilendirilmek suretiyle uluslararası kömür fiyatının yerli kömür maliyetinden düşük olduğu dönemde, aradaki fark kadar ek mali yükümlülük tahsil edilerek yerli kömür üreticisinin korunması ve rekabet edebilmesi amaçlanmıştır. Tersi durumda ise uluslararası fiyat zaten yüksek olduğundan yerli üreticinin korunduğu varsayımıyla ithalatçılara ek mali külfet uygulanmayarak elektrik üretim maliyetlerinin daha da artmasının önüne geçilmekte ve dolayısıyla nihai tüketicilerin de zarar görmesi engellenmektedir. Diğer taraftan, üretim ve dış ticaretin temel girdisi olarak teknolojik gelişmelerle birlikte ekonomik büyümede ve beşeri kalkınmada önemli rol oynayan enerjinin, ekonomi politikalarından ulusal ve uluslararası güvenlik politikalarına kadar yön verebilen özelliği gereği, devletlerin enerji piyasasını izleme, yönlendirme, arz güvenliğine yönelik tedbir alma, yaptırım uygulama gibi görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Zira, enerji politikaları belirlenirken ulusal güvenliğin temini bakımından bir yandan enerji arzının sürekliliği, diğer yandan da yerli üreticilerin ve dolayısıyla ülke menfaatlerinin korunması gerekmektedir. Nitekim, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Arz güvenliği" başlıklı 20. maddesinin (2) numaralı fıkrasında (Değişik 20/08/2016-6745/75. md.) da düzenlendiği üzere, arz güvenliğinin temini için yeterli kurulu güç kapasitesinin oluşturulması ve/veya sistem güvenliğinin temini için güvenilir kurulu güç kapasitesinin korunması amacıyla yerli kaynaklara öncelik veren kapasite mekanizmalarının oluşturulması öngörülmüştür. Uluslararası fiyat olarak, ICE Rotterdam Coal Future endeksinin esas alınması yönünden yapılan değerlendirme: Vadeli işlem sözleşmesi (future), sözleşmenin taraflarına, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı, kıymeti veya finansal göstergeyi, belirlenen ileri bir tarihte, bugünden üzerinde anlaşılan fiyattan alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Vadeli işlem sözleşmelerinin dört asgari unsuru; nitelik, fiyat, miktar ve vadedir. Bu piyasada işlem yapılmasının amaçlarından biri ise gelecekte teslim edilmesi beklenen bir ürünün fiyatında meydana gelebilecek beklenmedik değişimlerden korunmak istenmesidir. Termik santraller yıllık kömür ihtiyaçlarını karşılamak için yurt dışı kömür üreticileri ile yılı kapsayacak şekilde büyük tonajlı sözleşmeler yaparak enerji arzı bakımından kendilerini güvenceye almaktadır. Bu sözleşmeler geniş bir zamana yayıldığından, adil bir fiyatlamanın oluşması bakımından fiyatın, uluslararası kömür piyasası koşullarına uyumlu bir endekse bağlanması hem alıcı hem de satıcılar tarafından kabul görmektedir. "ICE Rotterdam Coal Future" borsasının, kömürün fiyatlandırılmasında uluslararası çapta güvenilir ve şeffaf bir ölçüt olması ve kömür piyasasının arz ve talep dinamiklerini yansıtması nedeniyle uluslararası kömür ticaretinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Uluslararası fiyatın tespitinde, gümrük beyannamesinin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksinin kullanılması yönünden yapılan değerlendirme: "ICE Rotterdam Coal Future", bir vadeli işlem piyasası (future) olup, bu piyasada Kuzeybatı Avrupa'ya (Hollanda'nın Amsterdam ve Rotterdam bölgesine ve Belçika'nın Antwerp bölgesine) teslim edilen kömürün fiyatına göre sözleşmeler imzalanmakta ve Argus/McCloskey Kömür Fiyat Endeksi Raporu'nda yayınlanan "API 2" endeksine göre ödemeler nakit olarak yapılmaktadır. "API 2" fiyat değerlendirmesinin açıklandığı resmi web sitesinde, Argus/McCloskey Kömür Fiyat Endeksi Raporu'nun her Cuma günü yayınlandığı ve günlük, haftalık ve aylık ortalama fiyatları içerdiği, "API 2" endeksinin ise, Kuzeybatı Avrupa'ya ithal edilen kömür için endüstri standardı referans fiyatı olduğu, dünyadaki kömür türevlerinin yaklaşık yüzde 90'ının Argus/IHS McCloskey "API 2" ve "API 4" fiyat değerlendirmelerine göre fiyatlandırıldığı, dünya kömür piyasalarının tedarik anlaşmaları, risk yönetimi, riskten korunma, analiz ve daha fazlası için en çok referans alınan "API 2" fiyat değerlendirmesini kullandığı belirtilmektedir (...). "ICE Rotterdam Coal Future" borsasında, Avrupa'ya fiziken teslim edilen aynı nitelikteki yüksek kalorili termal kömürün fiyatına göre sözleşmeler yapılmakta ve bu sözleşmeler yukarıda da bahsedildiği gibi her Cuma günü yayınlanan Argus/McCloskey Kömür Fiyat Endeksi Raporu'ndaki "API 2" endeksi esas alınarak fiyatlandırılmaktadır. Fiyatlamalar ise, haftanın beş günü (Pazartesi ila Cuma) itibarıyla, Ocak ila Aralık aylarını kapsayan on iki ayrı ve ardışık sözleşme ayından oluşan altı yıllık dönem için ton başına ABD Doları cinsi olarak yapılmaktadır. Başka bir ifadeyle vadeli işlem piyasasının niteliği gereği, riskten korunmak maksadıyla bugünden yapılan değerleme ile aylık periyotlarla gelecekteki dönemlere ilişkin oluşan kömür fiyatlarına göre alım-satım yapılabilmektedir. Dava konusu düzenlemeye göre, uluslararası fiyat olarak gümrük beyannamesinin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksi kullanılacak ve hafta yedi gün olup Pazartesi günü ile başlayacaktır. Argus/McCloskey Kömür Fiyat Endeksi Raporu'nun her Cuma günü yayınlandığı dikkate alındığında, uluslararası fiyat olarak esas alınan endeks tarihinin anılan metodolojiye uygun olduğu görülmektedir. "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksi verilerine erişilemediği, verilerin elde edilme biçiminin ve hangisinin kullanılacağının tartışmaya açık olduğu, davaya konu düzenleyici işlemin belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirme: Davaya konu Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'da, "uluslararası fiyat" olarak beyannamenin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksinin kullanılacağı belirtilmesine karşılık bu veriye nasıl erişilebileceği, bu verilerin elde ediliş yöntemi ve hangisinin kullanılacağına dair bir belirleme yapılmamıştır. Genel düzenleyici işlemlerde, kuralların uygulanmasına yönelik tüm ayrıntılara yer verilmesi beklenemez. Bu tür belirsizlikler normlar hiyerarşisinde daha alt bir düzenleyici işlemle veya tasarruflu yazı gibi açıklamalarla giderilebilmektedir. Bu bağlamda, uygulamaya yön vermek ve karşılaşılabilecek belirsizlikleri gidermek amacıyla İthalat Genel Müdürlüğünce farklı tarihlerde hazırlanan kılavuzlarda, ICE'nin web sitesi üzerinden kayıt yapıldıktan sonra verilere ulaşılabileceği belirtilerek kaydın nasıl oluşturulacağı, sisteme girildikten sonra verilere nasıl erişim sağlanabileceği, verilerden hangisinin uluslararası fiyat olarak esas alınacağı hakkında detaylı açıklamalar yapılmıştır. Örneğin, web sitesindeki takvimden beyanname tescil tarihinden bir hafta önceki Cuma gününe denk gelen tarihin seçilmesi gerektiği, açılan sayfada bu tarihe ilişkin oluşan değerlerden "Settle" sütunu ile beyannamenin tescil edildiği aya ilişkin satırın kesişiminde oluşan verinin esas alınacağı belirtilmiştir. Bu çerçevede, düzenlemenin içeriğinin ve kapsamının alt düzenlemeler veya yargısal içtihatlarla açıklığa kavuşturulduğu, diğer bir deyişle birey açısından belirliliğin sağlandığı durumlarda öngörülebilirlik koşulunun karşılandığı söylenebilecektir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 53). Öte yandan, elektrik üretiminde kullanmak üzere çok yüksek miktarda kömür ithalatı yapan bir firmanın uluslararası kabul görmüş "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksi verilerine ulaşmadan, bu verilerden bağımsız işlem gerçekleştirmesi beklenemez. Nitekim beyanname eki faturalarda da görüleceği üzere, ödenecek tutarın "API 2" endeksi esas alınarak hesaplanması, Türkiye'deki termik santral işleticilerinin de kömür ithalatlarını anılan endekse göre yaptığını göstermektedir. Bu durumda, uluslararası kömür piyasasında şeffaf ve itibar edilebilir bir ölçüt olarak "ICE Rotterdam Coal Future API 2" kapanış endeksinin kullanılması, hem davacı hem de idare yönünden açık ve anlaşılabilir olup bu suretle ödenecek ek mali yükümlülük gümrük beyannamesinin tescil edildiği tarih itibarıyla hesaplanabilir olduğundan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir husus bulunmamaktadır. İthal kömür fiyatlarındaki artıştan koruyucu bir mekanizmanın olmadığı, Devletin yerli kömür üreticisini koruma görevinin olduğu gibi yerli elektrik üreticisini de korumakla yükümlü olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirme: Son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makulün üstünde artışa neden olmuştur. Belirtilen durumların oluşması halinde, bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amacıyla 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun ile eklenen (11) numaralı fıkra ile elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11769 ve 11770 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarıyla 01/04/2023 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek söz konusu bedelin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle belirlenmiş, uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine ilişkin belirlenen formül içerisinde ise "API 2" endeks değerine ("ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeks değeri ortalaması) yer verilmiştir. Uluslararası fiyatın, yerli kömür maliyeti olarak belirlenen "70 ABD Doları"nın üzerinde olduğu durumda, davaya konu Karar gereği ek mali yükümlülük tahsil edilmeyerek elektrik üretiminde kullanılmak üzere kömür ithal edenler korunduğu gibi üretimin devamlılığı ve arz güvenliğinin sağlanması amacıyla getirilen destekleme bedelleri ile de yüksek üretim maliyetlerinin bir kısmının karşılanması sağlanmıştır. Nitekim, davaya konu Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın yürürlüğe girdiği 2016 yılından günümüze kadar, sadece 01/03/2019-01/03/2021 tarihleri arasında, uluslararası fiyatın "70 ABD Doları"nın altında seyretmesi nedeniyle ek mali yükümlülük tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının ithal kömür fiyatlarındaki artıştan koruyucu bir mekanizmanın olmadığı ve yerli elektrik üreticilerinin menfaatlerinin korunmadığı iddiası yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, destekleme bedeli ödemesinde kullanılan azami uzlaştırma fiyatlarının da "ICE Rotterdam Coal Future API 2" endeksine göre belirlendiği dikkate alındığında, uluslararası fiyat olarak anılan endeksin esas alınması suretiyle ek mali yükümlülük hesaplanmasının öngörülebilirlik ilkesine aykırılık oluşturmadığı da açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dünya elektrik üretiminde stratejik öneme sahip ve yenilenemeyen bir doğal kaynak olan kömürün küresel piyasada oluşan fiyat seyriyle bağlantılı bir dış ticaret politikası benimsenmek suretiyle iç ve dış ekonomik şartlar arasındaki dengeyi ülke ekonomisi yararına yönlendirme amacına uygun olarak hem yerli kömür üreticisinin hem elektrik üretimi yapan kömür ithalatçısının hem de nihai tüketicilerin menfaat dengesini gözeten ve anlık tepki verebilen dinamik bir sistem oluşturularak bu sayede, ülke menfaatinin olumsuz etkilenmesine mahal verilmeden önlem alınmasına imkan tanınmıştır. Öte yandan, ek mali yükümlülüğün hesaplanmasında esas alınan "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası fiyat)" kriterinin ise genel hukuk ve vergilendirme ilkelerine aykırılık taşımadığının anlaşılması karşısında, Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak 2976 sayılı Kanun uyarınca, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacıyla yürürlüğe konulan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar"ın davaya konu 2. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. ii. Uygulama işlemi yönünden yapılan inceleme: Davacı tarafından ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk ettirilen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istenmiştir. Yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesinde anılan işlemin, hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Karar'ın 2. maddesine uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, uygulama işlemi yönünden de davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. iii. Karar Sonucu: Daire bu gerekçeyle, hem düzenleyici işlem hem de uygulama işlemi yönünden davayı reddetmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Temyize konu kararın gerekçesinde, dava konusu işlemin amacı olarak gösterilen, yerli kömür üreticisinin korunmasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, ithal kömür ile elektrik üreten bir termik santral sahibi olarak yapılan düzenleme ile ek mali yükümlülük artmasına rağmen yurt içinden kömür temin etmelerinin mümkün olmadığı, bunun yerli kömürün hem kalori değerinin düşük olması hem de kömür miktarının yetersiz olmasından kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Yerli kömür üreticisinin üretmiş olduğu kömürü yurt içine sattığı ve yurt içi kömür talebinin dahi karşılanamadığı, bu hususun Türkiye Kömür İşletmeleri ve Türkiye Taş Kömürü Kurumu ile yapılan yazışmalar ile sabit olduğu, dolayısıyla yerli üreticiyi koruma şartlarının mevcut durumda oluşmadığı belirtilmiştir. Ayrıca temyize konu kararın gerekçesinde elektrik üretiminde arz güvenliğinin önemi vurgulanmış, ancak elektrik üretimi maliyetini kapsamlı bir şekilde artıran dava konusu düzenlemenin elektrik üretim faaliyetlerini sekteye uğratması hususuna ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Dava konusu ek mali yükümlülüğün, sadece elektrik üreten ithalatçılar açısından getirilmesinin, anayasa hukuku ve idare hukukunun temel ilkelerinden olan "eşitlik" ilkesine aykırı bir uygulama olduğu, dava dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen buna ilişkin bir değerlendirmenin temyize konu kararda yer almadığı ileri sürülmüştür. Dava konusu edilen ek mali yükümlülük tespit edilirken kapanış endeksinin kullanılacağı belirtilen "ICE Rotterdam Coal Future" borsası tipik bir emtia borsası değil, türev yani vadeli işlemler borsası olarak spekülatif bir nitelik taşımaktadır. Bu borsanın vadeli işlemler sözleşmelerinde kullanımının yaygın olması, verginin de buna göre belirlenebileceği anlamına gelmemektedir ki aksi uygulamanın vergilendirmenin belirli, ulaşılabilir, öngörülebilir olması yönündeki temel ilkelere aykırı bir durum yaratacağı belirtilmiştir. Ayrıca dava konusu düzenleme ile getirilen ek mali yükümlülük, termik santral yatırımının yapıldığı dönemde mevcut olmadığından öncelikli olarak bu açıdan öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, getirilen bu ek mali yükümlülük nedeniyle elektrik üretim vergi yükünün arttığı ve ticari faaliyetin sürdürülmesinin imkânsız hale geldiği vurgulanmıştır. İkinci olarak ise ek mali yükümlülüğün beyannamenin tescil edildiği tarihten önceki haftanın kapanış endeksine göre belirlenmesinin maliyet hesabı yapılmasının önüne geçtiği ve kömür ithalatının uzun zamana yayılması nedeniyle öngörülebilirlik kriterine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Bu ilkeye aykırı diğer bir durumun da borsada yer alan sözleşme fiyatının da belirsiz olduğu, idarenin kılavuz yayımlamak suretiyle bunun önüne geçmek istemesine karşın uygulamada çeşitli sorunların çözülemediği belirtilmiştir. Davacı tarafından, belirtilen hukuksal nedenler ve gerekçe ile dava konusu düzenleyici işlem ve uygulama işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı ve temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI: Ticaret Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; Cumhurbaşkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'da değişiklik yapılmasına dair 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 2. maddesi, Danıştay Yedinci Dairesinin 26/12/2024 tarih ve E:2024/3170, K:2024/5398 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu nedenle işbu davada da aynı düzenleyici işlemin iptali istendiğinden, anılan iptal kararı neticesinde oluşan yeni hukuki duruma göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu edilen ve uygulama işlemine de dayanak olarak gösterilen 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'da değişiklik yapılmasına dair 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 2. maddesi, Danıştay Yedinci Dairesinin 26/12/2024 tarih ve E:2024/3170, K:2024/5398 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu nedenle işbu davada da aynı düzenleyici işlemin iptali istendiğinden, anılan iptal kararı neticesinde oluşan yeni hukuki duruma göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan yeniden verilecek kararda uygulama işleminin hukuka uygunluğu yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacağı tabiidir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- Danıştay Yedinci Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2021/1259, K:2024/2806 sayılı kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 24/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.