Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/558 E. 2025/359 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/558
- Karar No
- 2025/359
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/558 Karar No : 2025/359
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V.... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2020/1653, K:2023/2554 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Polis Meslek Eğitim Merkezinden mezun olan davacının, 24/03/2020 tarihinde yapılan sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin 5. maddesinde yer alan "Öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayan öğrenciler" ibaresinin; 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Komisyon, adaylara sorulacak soruları belirler." ibaresinin; aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Birden fazla sınav komisyonu oluşturulabileceği" ibaresinin; 8. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Adayın sınavda başarılı olabilmesi için yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerekir" ibaresinin ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan "Sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemez." ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2020/1653, K:2023/2554 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 124. maddesinde; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 1. maddesinin 3. fıkrası ile 03/06/2015 tarih ve 29375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin dava konusu hükümlerinde yer alan kurallar aktarılarak, Düzenleyici işlem yönünden, Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı; kanunlara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunmasının hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğu, Ancak güvenin korunmasının, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemesi gerektiği; hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanmasının, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğuracağı, bunun da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden olabileceği, bu nedenle kanun koyucunun, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine giriş koşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabileceği ve bu değişikliklerin kişilerin beklentilerini etkileyebileceği, İdarelerin kendilerine tanınan düzenleme yetkisini Anayasa ve kanunlarla belirlenen sınırlar içinde kullanması gerektiği; kanun koyucu tarafından düzenlenen Kanun metninde açık bir şekilde, eğitimlerini başarıyla tamamlayan adayların Polis Akademisi Başkanlığınca yapılacak sınavda başarılı olmaları gerektiğinin hüküm altına alındığı; Kanun'un uygulanmasını sağlamak üzere İçişleri Bakanlığınca hazırlanan Yönetmeliğin 5. maddesinde Kanun hükmü doğrultusunda düzenleme yapıldığı, 7. maddesinde sınavla ilgili komisyonların oluşturulması ve görevleri ile ilgili hususların düzenlendiği, 8. maddesinde ise sınavın sözlü sınav şeklinde yapılacağının belirlendiği ve sınava ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, Söz konusu düzenlemede, adayların mesleki bilgi düzeyi, bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü, özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu açısından değerlendirileceğinin belirtildiği, davalı idare bünyesinde çalışacak personelin seçiminde objektif kriterlerin esas alındığı, iptali istenilen Yönetmelik maddelerinin idareye tanınan takdir yetkisinin sınırları içinde, üst hukuk normları ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlandığı, Dava konusu olayda, iptali istenen Yönetmeliğin dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na 6638 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle eklenen ek 1. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "...öğrenimine devam edenler dahil..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, öğrencilerin memuriyet hakkını kazanılmış bir hak olarak elde etmedikleri, zira bunların henüz memuriyete atanmadıkları ve memuriyetin bunlar yönünden bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş kişisel bir hakka dönüşmediği, kanun koyucunun, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine giriş koşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabileceği, bu değişikliklerin kişilerin beklentilerini etkileyebileceği, kişilerin meşru beklentileri aleyhine bir düzenleme yapılması söz konusu olmadığından kuralın kişilerin çalışma hürriyeti ve haklarına yönelik hukuki güvenliklerini ihlal eden bir yönü bulunmadığı ve anılan düzenleme emniyet hizmetlerinin daha iyi işlemesi amacıyla yapıldığından Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verildiği, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 1. maddesine 6638 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkrada, polis eğitim kurumlarında ya da Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin, polis memuru ve komiser yardımcısı rütbelerine aday memur olarak atanmalarının, öğrenim süresini başarıyla tamamlamaları ve eğitim sonunda Polis Akademisi Başkanlığınca yapılacak sınavda başarılı olmaları şartına bağlandığı, söz konusu sınavın şeklini ve sınavın yapılış ve değerlendirilmesi aşamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin davalı idareye bırakıldığı, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 1. maddesinin anılan hükmüne dayanılarak hazırlanan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin ''Kapsam'' başlıklı 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, polis eğitim kurumlarında veya Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayan öğrencilerin Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına polis memuru veya komiser yardımcısı olarak atanabilmeleri için yapılacak sınavla ilgili usul ve esasları kapsadığının belirtildiği; ''Sınava katılacak adaylar'' başlıklı 5. maddesinde, ''Polis eğitim kurumları ve Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayan öğrenciler, Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına polis memuru veya komiser yardımcısı olarak atanmalarından önce sınava tabi tutulur.'' kuralına yer verildiği, Yönetmeliğin 5. maddesindeki düzenlemenin, 3201 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen düzenleme ile aynı nitelikte olduğu anlaşıldığından, iptali istenilen 5. maddedeki düzenlemede üst hukuk normuna aykırılık bulunmadığı, "Komisyonların oluşturulması ve görevleri" başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasında, "Soru Hazırlama Komisyonu; rütbece en kıdemli üyenin başkanlığında 5 rütbeli personel ve hazırlanacak soru sayısı ve ders konuları dikkate alınarak yeterli sayıda öğretim elemanından oluşur. Komisyon, adaylara sorulacak soruları belirler ve ayrı ayrı kartlara basımını sağlar."; aynı maddenin üçüncü fıkrasında, "Sınav komisyonu; emniyet müdürü rütbesinde bir başkan ve üç rütbeli personel ile bir öğretim elemanından oluşur. Bu komisyon, soru hazırlama komisyonu tarafından hazırlanan sorularla sözlü sınav yapmakla görevli ve yetkilidir. İhtiyaca göre her bir polis eğitim kurumunda ve Başkanlıkta birden fazla sınav komisyonu oluşturulabileceği gibi, birden fazla polis eğitim kurumu için de tek bir komisyon görevlendirilebilir." şeklinde düzenleme yapıldığı, Kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla ve bu kapsamda polis memuru ve komiser yardımcısı atamalarını kurala bağlama, kadro açıklarını kapatma, vatandaşın emniyet hizmetlerinden yararlanma hakkını korurken liyakatli personeli göreve getirme, buna göre planlar yaparak kanunlara uygun genel düzenleyici işlemler ihdas etme ile yükümlü olan idarenin, gelişen durumlar nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda takdir yetkisi bulunduğu dikkate alındığında ve Yönetmelik kapsamında yapılan sınavlarda, sınava tabi tutulan personel sayısının fazla olması nedeniyle sınavın, makul sürede sonuçlandırılabilmesi için sınavın birden çok komisyon marifetiyle yürütülmesinin bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış olması karşısında, emniyet hizmetlerini etkin kılmak amacıyla hazırlanan dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin iptali istenilen kısımlarındaki düzenlemelerin idareye tanınan takdir yetkisi sınırları içinde, üst hukuk normları ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlandığı, ''Sınav şekli ve esasları'' başlıklı 8. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Adayın sınavda başarılı olabilmesi için yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerekir. Başarısız olan adayın aldığı puan ve gerekçesi puan değerlendirme karar formuna işlenir. Sınav sonuçları merkezi sınav komisyonuna bildirilir.", kuralına; aynı maddenin sekizinci fıkrasında ise, "Sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemez.'' kuralına yer verildiği, Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "sözlü sınav" ibaresine ve maddenin içeriğinde ise mülakata ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözlü sınavın, amacı bakımından yazılı sınava benzediği, bilgi ölçme amacıyla yapıldığı, ancak, sözlü sınava ilişkin benzer düzenlemelere yer veren bazı yasa ve yönetmeliklerde sözlü sınava tabi tutulacak adayların bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olunup olunmadığı yönünden değerlendirmeye tabi tutulacağına ilişkin düzenlemeler yapıldığı, dolayısıyla yazılı sınavın tamamlayıcısı olan sözlü sınavın ölçme ve değerlendirme bakımından mülakatı da kapsadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Kanun hükmü ile yapılacak sınavın şekli, sınavın yapılış ve değerlendirilmesi aşamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin idareye bırakıldığı da gözetildiğinde, mesleki bilgi düzeyinin ölçülmesinin yanı sıra mesleğin gerektirdiği özel niteliklere, mesleğe uygun tavır ve davranışlara, yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemeye dair düzenlemelerde ve 8. maddesinin dördüncü fıkrasında, sınavda başarılı olma koşulu belirlenirken puanlamada belli bir ölçünün esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan, "Sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemez" düzenlemesinin, idari itiraz yoluna ilişkin olduğu, Anayasal bir hak olan dava açma hakkını da etkilemeyeceği, Bu durumda, Yönetmeliğin dava konusu 8. maddesinin, dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 1'inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne uygun olarak hazırlanarak yürürlüğe konulduğu sonucuna ulaşıldığından, iptali istenilen Yönetmeliğin bu kısmı yönünden de hukuka aykırılık görülmediği, Mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin anılan kararı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin, sınava tabi tutulacak adaylara ilişkin soru hazırlama komisyonu, sınav komisyonu ve merkezi sınav komisyonunun oluşturulmasının ve görevlerinin düzenlendiği 7. maddesinde ve sınava ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 8. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Bireysel işlem yönünden, Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılmasının esas olduğu; idari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetimin, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyeceği, Bu itibarla, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi ve böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılmasının, yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerektiği, Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2013 tarih ve E:2010/2194, K:2013/4094 sayılı kararının da bu yönde olduğu, Davalı idarenin savunması ekinde gönderilen, davacının 24/03/2020 tarihinde yapılan sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işleme esas alınan sözlü sınav komisyonu başkanı ve üyelerince verilmiş puanlara ilişkin tutanak ve sınav sonuçlarına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, sözlü sınavın nesnel olarak yapıldığı ve yargısal denetim için aranan bütün koşulların sağladığı anlaşılmış olduğundan, davacının sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, başarılı bir eğitim dönemi geçirdiği; komisyon üyelerinin tamamının aynı puanlamayı yaptığı ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu; işlemin şekil unsuru bakımından sakat olduğu; lehe emsal yargı kararları bulunduğu; davalı idarenin göndermiş olduğu tutanaklarda bütün rakamların tek kişinin kaleminden çıkmış gibi göründüğü ve bu nedenle işlemin şekil unsuru bakımından sakat olduğu; komisyon üyelerinin hangi gerekçeler ile bu puanları verdiklerinin belli olmadığı; tutanağın yargısal denetiminin imkânsız olduğu; komisyon üyelerinin verdiği puanların çelişki içerdiği; mesleki bilgi düzeyi bakımından yanlış verilen cevaba karşılık ya sıfır puan verilmesi gerektiği ya da değerlendirmenin yanlış yapılmış olduğu; Yönetmelik düzenlemesi ile, eğitimde gösterilen başarı puanının bir anda yok sayıldığı; Yönetmelikte soru komisyonunun hangi alanlardan ve hangi konulardan soru hazırlayacağının kurala bağlanmadığı; sınavın birden fazla komisyon tarafından yapılmasının objektif bir sınav yapılmasına halel getireceği; Yönetmeliğin sözlü sınavı, seçimin tek belirleyici unsuru hâline getirdiği; sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemeyeceğine yönelik hükmün bireylerin Anayasa'da düzenlenen hak arama hürriyetini açıkça ihlâl ettiği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan etkili başvuru hakkına da açıkça aykırılık teşkil ettiği; idarenin, sözlü sınavı bir silah gibi kullanarak bu aşamada eleme yaptığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 16/05/2023 tarih ve E:2020/1653, K:2023/2554 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 17/02/2025 tarihinde, bireysel işlem yönünden oyçokluğu, düzenleyici işlem yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dosyanın incelenmesinden, davacının, davalı idare bünyesindeki eğitim kurumundan mezun olması üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği uyarınca sözlü sınava tabi tutulduğu, yapılan sınavda tarafına, tek bir soru sorulmak suretiyle başarısız kabul edildiği görülmektedir. Davacının tabi tutulduğu sözlü sınavda, tarafına yöneltilen tek bir soru ile hem mesleki bilgi düzeyinin ölçülmeye çalışıldığı hem de Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen diğer hususlar olan "bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü", "özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı" ve "liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu" yönlerinden değerlendirilme yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Eğitim döneminde gördüğü derslerden başarılı sayılarak mezun olan davacının, eğitim dönemi sonunda tabi tutulduğu sınavda kendisine yöneltilen tek soru ile değerlendirilmeye çalışılmasının anılan Yönetmeliğin amacına ve içeriğine aykırı olduğu, kendisine yöneltilen tek bir soru ile davacının mesleki bilgi düzeyinin ölçülmesi mümkün olmadığı gibi diğer değerlendirme kriterleri yönünden de bir soru sorulmak suretiyle yeterli kanaat edinilmesinin söz konusu olamayacağı hususları birlikte dikkate alındığında, davacının sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının bireysel işleme ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.