Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/3116 E. 2025/1605 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/3116
- Karar No
- 2025/1605
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3116 Karar No : 2025/1605
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/21811, K:2024/8603 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/12/2021 tarih ve E:2021/2161, K:2021/3478 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2020 tarih ve E:2016/58224, K:2020/2981 sayılı davanın reddine ilişkin kararının, yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/21811, K:2024/8603 sayılı kararıyla; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2020 tarih ve E:2016/58224, K:2020/2981 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/12/2021 tarih ve E:2021/2161, K:2021/3478 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, Davacı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53/1-ı. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. madde hükmü aktarıldıktan sonra, Yargılamanın yenilenmesi müessesesinin esas hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan bazı durumlarda, haksızlığı telafi etmek amacıyla kanunda tahdiden sayılmış nedenlere dayanılarak esas hükmün kaldırılması ve davanın yeniden incelenmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yolu olduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinin 1. fıkrasında da, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin sayma yolu ile tek tek belirlenmiş olduğu, davacı tarafından ileri sürülen hususların, 2577 sayılı Kanun'da sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle, Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine, davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen toplam 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin İbrahim Er kararında yargı makamlarınca ihlal kararının emsal mahkeme dosyalarına uygulanması gerektiğinin belirtildiği, Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlarının yargı organları bakımından da bağlayıcı olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yalçınkaya kararında adil yargılanma hakkı, örgütlenme özgürlüğü ile kanunsuz ceza olmaz ilkesi yönünden ihlal kararı verildiği, anılan kararda Hükümet tarafından alınacak tedbirlere de değinildiği ve yargılamanın yenilenmesi yolu ile ihlallerin sonuçlarının kaldırılması hususunun altının çizildiği, bakılan davada Yalçınkaya kararında ortaya konan prensipler doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği, görevi kötüye kullanma suçundan yapılan yargılamasında beraatine karar verildiği, öte yandan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/05/2024 tarih ve E:2023/21811, K:2024/8603 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 10/09/2025 tarihinde, Daire kararının esası ve yargılama giderleri yönünden oybirliği, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve uyuşmazlığın esasının tekrar incelenmesine imkân tanıyan bir kanun yoludur. Anılan Kanun'da bu kurum, bir dava olarak nitelendirilmemiş, bahsedildiği gibi, kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının, Kanun'da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman yeniden incelenmesine imkan tanıyan bir "olağanüstü kanun yolu" olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir. Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekâlet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son fıkrasında ise vekâlet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, başvuruya konu kararların verildiği tarihlerde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Bu kapsamda, Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan tarafça ileri sürülen sebepler yerinde bulunmayarak istemin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, karşı taraf lehine vekâlet ücreti takdirine gerek bulunmamaktadır. Kanun hükmü gereği süresinde savunma sunulmuş olması da bu durumu değiştirmemektedir. Bu duruma göre, idarî yargı yerince, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi hâlinde, vekil ile temsil edilen ve dosyaya süresinde savunma sunan taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü durumunda ise önceden verilen karar hükümsüz kalıp yeni bir karar verileceğinden avukatla temsil edilip haklı bulunan taraf lehine vekâlet ücretine hükmedileceği de tabiidir. Bu itibarla, Daire kararının davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara vekâlet ücreti yönünden katılmıyoruz.