Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/2989 E. 2025/928 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/2989
Karar No
2025/928
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2989 Karar No : 2025/928

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Ceren ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 28/05/2024 tarih ve E:2018/496, K:2024/3265 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ege Ordu ... Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi İnfaz Kurumunda gardiyan/infaz koruma memuru olarak görev yapmakta iken, askeri cezaevlerinin kapatılması nedeniyle İzmir Orduevine resepsiyoncu olarak atanan davacı tarafından, veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosuna atanma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem ile 13/12/2005 tarih ve 26022 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin -12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik- 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "gardiyan" ve "infaz ve koruma memuru" ibarelerinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 28/05/2024 tarih ve E:2018/496, K:2024/3265 sayılı kararıyla; Dava konusu Yönetmelik hükümleri yönünden; Davacı tarafından, 12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Bakanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin iptali istenilmiş ise de; davacının menfaatini ihlal eden kısmın, Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin -12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik- 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (1) alt bendinde yer alan "gardiyan" ve "infaz ve koruma memuru" ibareleri olduğu anlaşılarak bu kısma hasren inceleme yapıldığı, 28/10/2022 tarih ve 31997 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile Yönetmeliğin adının Millî Savunma Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği olarak değiştirilmiş olduğu ve Yönetmeliğin 5. maddesinin yeniden düzenlendiği, değişiklik sonrası iptali istenilen "gardiyan" ve "infaz ve koruma memuru" ibarelerinin söz konusu düzenlemede yer almadığı dikkate alındığında, anılan ibarelerin iptaline ilişkin istem hakkında davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, "gardiyan" ve "infaz ve koruma memuru" ibarelerinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, Davacının veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin işlem yönünden; İptali istenilen ibareler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davacının VHKİ olarak atanma talebinin reddine ilişkin işlemin iptali isteminin çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle anılan düzenlemenin hukuka uygunluk denetiminin yapılmasının gerektiği belirtilmiş, Anayasa'nın 124.; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3, 36 ve 45.; Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 1.; Yönetmeliğin -dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle- 1 ve 5. madde hükümlerine yer verildikten sonra, Kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarelerin, değişen koşullara ve oluşan hizmet ihtiyacına göre normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahip olduğu, görevde yükselmeye ilişkin düzenleyici işlemlerde, kadroların grup veya alt grup içindeki yerlerini belirleme hususunun kurumların tasarrufuna bırakıldığı, kurumların bu belirlemeyi yaparken dikkate alması gereken kriterlerin hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk olarak belirtildiği, bunun dışında Genel Yönetmelik'te görevde yükselmeye tabi kadroların her birinin hizmet grupları içindeki yerlerini işaret eden herhangi bir hükme yer verilmediği; esas alınacak ölçütler belirtilmek suretiyle bu hususun kurumların kendi Yönetmelikleri ile yapacakları düzenlemeye bırakıldığı, dava konusu düzenleyici işlemde üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin "Görev grupları arasında geçişler" başlıklı 21. maddesinde, gruplar arası görevde yükselme niteliğindeki geçişler ile alt gruptan üst gruplara geçişlerin görevde yükselme sınavına tabi olduğunun düzenlendiği, Davacının görev yaptığı gardiyan unvanının destek hizmetleri grubunda yer alması, atanmak istediği veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosunun ise idari hizmetler grubunda yer alması nedeni ile dava konusu işlem ile atama talebinin reddedildiği, davacının anılan kadroya atanmasının görevde yükselme sınavına tabi olduğu gözönüne alındığında; işlem tarihinde yürürlükte olan dava konusu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Gerekçesiyle, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "gardiyan" ve "infaz ve koruma memuru" ibarelerinin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının hukuka aykırı olduğu, hukuki güvenlik, belirlilik ve eşitlik ilkelerini ihlal ettiği, Danıştay Başsavcılığının iptal yönündeki düşüncesine rağmen kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine karar verildiği; infaz koruma memuru kadrosunun, 12/11/2014 tarihli Yönetmelik değişikliği ile genel idari hizmetler sınıfından alınarak destek hizmetler grubuna dahil edilmesinin özlük ve kazanılmış haklarını ihlal ettiği, statüsünü olumsuz yönde değiştirdiği ve tasnif açısından yanlış grupta değerlendirildiği, bu değişikliğin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini ihlal ettiği, idare tarafından takdir hakkının hukuka aykırı ve ölçülülük ilkesine aykırı kullanıldığı, kişi yararı ile kamu yararı arasında denge gözetilmediği, infaz koruma memurluğu görevinin eğitim düzeyi ve nitelikleri itibarıyla destek hizmetleri grubuna değil idari hizmetler grubuna uygun olduğu, destek hizmetleri grubundaki personelin daha çok beden gücüne dayanan ve zanaatkârlık isteyen meslek gruplarından oluştuğu, sivil cezaevlerinde aynı görevi yapan infaz koruma memurlarının genel idari hizmetler grubuna tabi iken kendisinin destek hizmetleri grubuna dahil edilmesinin Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yapılan değişikliğin müvekkilin görevde yükselme imkânını zorlaştırdığı, daha önce serbestçe tercih yapabildiği VHKİ gibi kadrolara ancak sınavla geçiş yapabilmesine yol açarak kazanılmış hak ilkesini ihlal ettiği, düzenlemenin 657 sayılı Kanun'un 45. maddesine aykırı olduğu, davalı idare tarafından personelin özlük haklarını doğrudan etkileyen bu değişikliğe ilişkin herhangi bir somut gerekçe gösterilmemesinin gerekçelilik ilkesini ihlal ettiği, müvekkilin atanma talebinin reddedilmesinin, aynı durumda bulunan başka personelin atama taleplerinin kabul edilmiş olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve yapılan değişiklikle müvekkilin yan ödeme puanının düşmesi, OYAK kazanımlarının etkilenmesi ve uzman memur kadro sınavlarına girememesi gibi özlük haklarında kötüleşme meydana geldiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının atamasının, askeri cezaevlerinin kapatılması gibi zorunlu teşkilat değişikliği kapsamında ve Adalet Bakanlığı'na geçmeyi talep etmeyip Kurum bünyesinde kalmayı tercih etmesi üzerine yapıldığı, davacının önceki görevi olan "Gardiyan" ile atandığı "Resepsiyoncu" kadrolarının Destek Hizmetleri Grubunda ve Genel İdari Hizmetler Sınıfında yer alması nedeniyle maaş ve özlük hakları bakımından bir fark bulunmadığı, ayrıca 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile adli teşkilat görevinden ayrılan personelin hak kaybının engellendiği, "Hizmet Grupları"nın görevde yükselmeye tabi kadroların tasnifini, "Hizmet Sınıfları"nın ise özlük haklarını belirleyen farklı kavramlar olduğu ve davacının unvanının grubunun değişmesinin hizmet sınıfını değiştirmediği, dava konusu Yönetmeliğin 657 sayılı Kanun'un 45. maddesine aykırı olmadığı ve davacının ne sınıfı dışında ne de derecesinin altında çalıştırılmadığı, idarenin 657 sayılı Kanun'un 76. maddesi ve takdir yetkisi kapsamında hizmet ihtiyacı gözetilerek, özlük haklarına dokunulmaksızın, eşit statüdeki bir kadroya atama yaptığı ve bu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı, kurumların görevde yükselme yönetmeliklerini Genel Yönetmelik ve Devlet Personel Başkanlığı görüşleri doğrultusunda hazırlama yetkisinin bulunduğu, Genel Yönetmelik ve Danıştay kararları doğrultusunda uzmanlık ve idari hizmetler grubundaki unvanlar için alt görev şartının belirlenmesinin zaruri olduğu; davacının infaz koruma memurluğu unvanından talep ettiği VHKİ unvanına geçişin Yönetmelik gereği görevde yükselme sınavına tabi olduğu ve bu nedenle talebin reddinin hukuka uygun olduğu, idare işleminin eşitlik ilkesine ve kamu yararı - birey yararı dengesine aykırı olmadığı, dava konusu Yönetmelikteki "gardiyan" ve "infaz koruma memuru" ibarelerinin sonradan çıkarılması nedeniyle Yönetmelik iptali talebinin konusuz kaldığı, davaya konu birel işlemin tüm unsurlarının ve Danıştay kararının hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Üye ...'ın, "12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Bakanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin tamamının iptali istenilmesine rağmen, Daire tarafından hasren inceleme yapılmasında hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı" yönündeki oyuna karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde yargılama usulüne bir aykırılık bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına yönelik Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 28/05/2024 tarih ve E:2018/496, K:2024/3265 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 28/04/2025 tarihinde, usul yönünden oyçokluğu, esas yönünden ise Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmı bakımından oybirliği, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı bakımından oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İptal davaları, tarafların sübjektif durumlarından ziyade, dava konusu idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği objektif nitelikli bir dava türüdür. Bir başka ifade ile iptal davaları, idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği davalardır. Bu husus hukuk terminolojisinde iptal davalarının objektif niteliği olarak ifade edilmektedir. İptal davasının objektif niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır. İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması sağlanarak hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre hukuka uygunluğuna bağlı olarak dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup, işin esasının incelenmesinin sonucu olarak esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır. Bir yönetmelik kuralına dava açıldıktan sonra, idarenin yeni yönetmelik çıkarma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum Danıştayın yargısal denetimi kapsamında bulunan yönetmelik kuralı hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak, hukuk normunun geçerliliğine yönelik bir tespit yapılarak sonuca varılmasına hukuken engel değildir. Aksi halde, idarenin sürekli değişiklik yapmak suretiyle yeni yönetmelik yürürlüğe koyarak, mevcut yönetmeliğin yargı denetimine tabi tutulmasından kaçınılmasına neden olacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır. Nitekim, iptal davasının, idarenin hukuka aykırı işleminin iptali ile idarenin hukuka bağlı kalmasını sağlayan bir dava türü olduğu dikkate alındığında, yargı organlarının yapması gereken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla üst hukuk normlarına uygun olup olmadığının hukuksal denetimini gerçekleştirmektir. Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemenin hukuki irdelemesi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, Yönetmeliğin -12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik- 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "gardiyan" ve "infaz ve koruma memuru" ibareleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, düzenleyici işlemlerin hukuki irdelemesi yapılarak verilecek kararın sonucuna göre, bu kısım yönünden hükmedilecek yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemi kabul edilerek, temyize konu Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/2989, K. 2025/928, T. 12.11.2014, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-2989-e-2025-928-k-7f8b4a71b2de