Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2038 E. 2025/1484 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2038
- Karar No
- 2025/1484
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2038 Karar No : 2025/1484
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... Birliği ... VEKİLİ: Av. ...
II-(DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 28/02/2024 tarih ve E:2020/3358, K:2024/955 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in, 1- Yükseköğretim Kurulu'nun görüşlerinin dikkate alınmadığından bahisle tamamının iptali, Hukuka aykırı olduğundan bahisle Yönetmeliğin; 2- a) 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç), (d) bentlerinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 7. maddesinin 1., 4., 8., 9., 10. ve 12. fıkralarının, 8. maddesinin 5. fıkrasındaki ''klinik derslerin zaman çizelgesinin Başhekimce planlanır'' ibaresinin, 9. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 1. fıkrasının, 11. maddesinin 7. fıkrasının, 14. maddesinin 3. fıkrasının iptali, b) Eksik düzenleme nedeniyle, 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 11. maddesinin 4. fıkrasının, 11. maddesinin, 12. maddesinin iptali, 3- Davaya konu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan bireysel sözleşmeye ilişkin düzenlemenin, Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla somut norm denetimi yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 28/02/2024 tarih ve E:2020/3358, K:2024/955 sayılı kararıyla; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde 6354 ve 6745 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu ve Anayasa Mahkemesinin sırasıyla 03/10/2013 tarih ve E:2012/103, K:2013/105 sayılı ve 20/12/2018 tarih ve E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararları ile iptal taleplerinin reddine karar verildiği gözetilerek davacının, Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek uyuşmazlığın esası incelenmiş; Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 7. maddesinin 1., 8., 9., 10. ve 12. fıkraları yönünden; Dava konusu düzenlemelerin, dayanak kanun olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. Maddesinin üçüncü fıkrasının tekrarı mahiyette olduğu veya Kanun hükümlerine aykırı düzenlemeler içermediği, anılan düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, düzenlemelerin üst norma uygun olduğu, Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Birlikte kullanılacak sağlık tesisinin tüm kaynakları hakkında Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisini temsilen başhekim ve üniversitenin tıp ve/veya diş hekimliği fakültesini temsilen dekanın katılımıyla oluşturulacak komisyon tarafından bir ön değerlendirme yapılmasının, bu komisyonun çalışmalarının söz konusu tesisin bulunduğu ilde, Sağlık Bakanlığının üst düzey görevlisi olan il sağlık müdürünün başkanlığında yürütülmesinin, protokol öncesi hazırlık çalışmalarının ve birlikte kullanımın fizibilitesinin yapılmasının işin doğası ve hizmet gereği olduğu anlaşıldığından, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrası yönünden; 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinde birlikte kullanım protokolünün alt sınırı konusunda belirleme yapılmadığı, bu haliyle yükseköğretim açısından tıp eğitiminin süresi dikkate alınarak, sağlık hizmetlerinin ve birlikte kullanım açısından ise verimliliğinin artırılmasına yönelik olarak altı yıllık süre belirlenmesinin objektif nitelik taşıdığı, yükseköğretimin nitelikleriyle asgari bir uyum içerdiği sonucuna varıldığından, düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile birden fazla üniversiteyle yapılacak protokol için sözleşme ölçütlerinin belirlenmemesinden kaynaklanan eksik düzenleme nedeniyle 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden; Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin imzalanan protokol kapsamında, üniversitenin ilgili fakülte dekanının görev ve sorumluluklarının 3359 sayılı Kanun'da düzenlendiği ve dava konusu dekan tanımının Kanun'a uygun olarak belirlendiği, Ayrıca, dekanın Kanun ve Yönetmelik kapsamında belirlenen gerek eğitim hizmetlerinin yürütülmesindeki yetki ve sorumlulukları gerekse de araştırma ve sağlık hizmetleri ile sağlık tesislerinin işletilmesinde Başhekim ile birlikte işbirliği içinde çalışmasının gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde, hizmetin uyum içinde yürütülmesi ve uygulamada yeknesaklığın sağlanabilmesi için, objektif bir kriter olarak öğretim elemanı sayısı en fazla olan ilgili fakülte dekanının belirlenmesinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, Öte yandan, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin Kanun'un ek 9. maddesinin 3. ve 6. fıkralarının tekrarı mahiyetinde düzenlendiği, 3359 sayılı Kanun'da birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversite ile yapılacak protokolün Kanun'un ek 9. maddesindeki esaslara tabi olacağının kurala bağlandığı, bu haliyle, Yönetmelik maddesinin herhangi bir belirsizlik içermediği, Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, dekanın, hastane yöneticisinin (başhekimin) görüşünü alarak eğitim sorumlusunu görevlendireceği, buna karşın, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, eğitim sorumlusunun, tıpta ve diş hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak başhekim tarafından görevlendirileceğinin belirtildiği, Bu itibarla; Yönetmeliğin davaya konu 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile eğitim sorumlusunun görevlendirilmesi konusunda, dayanak norm olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi ile belirlenen usulün değiştirilmesi ve yeni bir usulün öngörülmesinin, kanuni idare ilkesine ve normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil ettiği, Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden: 3359 sayılı Kanun'da Sağlık Bakanlığı tarafından, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşları bakımından, sağlık hizmetlerinin yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlanıp koordine edilmesi, mali yönden desteklenmesi ve geliştirilmesinin, sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında sayıldığı, ayrıca dava konusu maddede, birlikte kullanılacak sağlık tesislerine ait özellikli planlama gerektiren sağlık hizmet birimleri ve planlamaya tâbi tıbbi ekipman yatırımlarında rektörlüğün görüşlerinin alınacağının belirtildiği dikkate alındığında, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesi kapsamında birlikte kullanılacak sağlık tesisinde, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin daha verimli ve etkin yürütülebilmesi amacıyla, Bakanlıkça belirlenmiş olan sağlık planlamaları çerçevesinde yapılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı; Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi yönünden; Dekan veya dekan tarafından görevlendirilen kurum eğitim sorumlusu tarafından hazırlanan yıllık lisans ve lisansüstü eğitim planlarının, sağlık tesisinin lisans ve lisanüstü programlarının yürütüldüğü birimlerinde uygulanacağı, anılan eğitimlerin ise bu birimlerde sunulan sağlık hizmetleriyle birlikte ve koordinasyon içinde yürütüleceği, başhekimin eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamakla görevli olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; klinik derslere ilişkin zaman çizelgesinin sağlık tesisinin yönetiminden sorumlu başhekimce planlanmasında hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası yönünden; 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dahil olmak üzere ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; anılan sağlık tesislerinin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca yönetilip işletileceği ve başhekimin üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılacağı düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, sağlık tesislerinin birlikte kullanımının, "sağlık hizmeti" ile "eğitim ve araştırma hizmeti" olmak üzere iki temel unsur üzerine kurulduğu; tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin yetki ve sorumluluğunun ilgili fakülte dekanına, sağlık tesislerinin işletme ve yönetiminin, dolayısıyla sağlık hizmeti sunumunun yetki ve sorumluluğunun ise Bakanlıkça atanan başhekime verildiği, Buna göre, birlikte kullanılan sağlık tesisindeki bütün sağlık hizmetlerinin (üniversite personelinin sundukları dahil) başhekim sorumluluğunda olduğuna, başhekimin eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan verimli bir şekilde yürütülmesi için bütün eğitim hizmetlerinden (Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi dahil) sorumlu bulunan dekan ile işbirliği içerisinde çalışarak mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkili bulunduğuna yönelik düzenlemede, dayanak Kanun hükmüne ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmediği, Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrası yönünden; 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin beşinci fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceğinin, dekanın, hastane yöneticisinin (başhekimin) görüşünü de alarak bir eğitim sorumlusu görevlendireceğinin açıkça düzenlendiği, Öncelikle, birlikte kullanımdaki tesislerde tıpta ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olan eğitim sorumlusunun dekana karşı sorumlu olmasının; dayanak Kanun maddesinin, tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık hükmünün bir gereği olduğu, Ayrıca, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesi kapsamında birlikte kullanılacak sağlık tesisinde, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin bir arada yürütüldüğü ve bir sağlık tesisi üzerinden birden fazla üniversite ile birlikte kullanıma geçilebildiği dikkate alındığında, birden fazla üniversite ile birlikte kullanımdaki sağlık tesisindeki tüm klinik ve laboratuvarlarda ilgili çekirdek eğitim müfredatına uygun tek bir program uygulanmasının, söz konusu sağlık tesisindeki eğitim hizmetlerini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olmadığı, anılan düzenlemenin, eğitimde yeknesaklığın sağlanması suretiyle sunulacak tüm hizmetlerin etkili ve verimli şekilde yürütülmesi ve mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması amacına yönelik olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla, dava konusu düzenlemede, hukuka, birlikte kullanım sisteminin amacına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında, bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintilerin döner sermaye gelirlerinden ayrılacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmemesinde, Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünün alınmamış olması sebebiyle şekil unsuru yönünden üst hukuk normuna ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, anılan fıkranın diğer unsurlar yönünden incelenmesine gerek görülmediği, Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 7. fıkrası ile maddenin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamı yönünden; Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuata göre işletileceğinden ve bu tesislerin döner sermaye hesapları da birleştirileceğinden, birlikte kullanıma geçen üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutarın, 209 ve 5510 sayılı Kanunlar uyarınca Bakanlık için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenmesine ilişkin düzenlemede ve dava konusu düzenlemede Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ödemelerin üniversite döner sermayesine aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle tamamı yönünden; 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 11. fıkrasında, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılmak üzere prokotol imzalanabileceğinin belirtildiği, buna göre, dava konusu düzenleme ile üst hukuk normuna uygun olarak işbirliğine ilişkin esasların çerçevesinin belirlendiği, dayanak Kanun'da işbirliği yapılabilecek alanların tahdidi olarak belirtilmediği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede çizilen çerçevenin yeterli olduğu, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 3. fıkrası yönünden; Dava konusu düzenlemelerin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemlerinin kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütüleceğinin belirtildiği, birlikte kullanılacak sağlık tesisinde sağlık hizmetleri ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin birarada yürütülmesi nedeniyle, söz konusu sağlık tesisindeki eğitim ve sağlık hizmetlerinin olumsuz yönde etkilenmemesi ve sunulacak tüm hizmetlerin etkili ve verimli şekilde yürütülebilmesi için işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, bu bakımdan, sağlık tesisinde ve eğitimde görevli olanların izin ve benzeri özlük işlemleri için sırasıyla klinik/laboratuvar idari sorumlusu, eğitim sorumlusu ve hastane başhekiminden uygun görüş almasının, eğitim ve sağlık hizmetlerinde aksamaya sebebiyet verilmemesi için gerekli olduğu sonucuna varıldığı, gerekçesiyle, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin ve 11. maddesinin 4. fıkrasının “ilgili mevzuatı gereğince üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler” ibaresine yer verilmemesine ilişkin kısmının iptaline, Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesine aykırı olarak Yükseköğretim Kurulunun görüşleri dikkate alınmadan yayımlandığı, bireysel sözleşme zorunluluğunun öğretim elemanlarının güvencelerini ve akademik işleyişi ihlal ettiği, uzmanlık eğitimi ile ilgili standartların belirsiz kriterlere bağlandığı, başhekimlere tanınan yetkinin tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerini olumsuz etkilediği, hizmet bedelinin SGK'ca Bakanlığa ödenmesinin, tıp fakültelerindeki uygulama ve araştırmaları sürdürülemez hale getirdiği, kongre de dahil izin ve benzeri işlemler için öngörülen onay zorunluluğunun hakkın özünü zedelediği, birden fazla üniversite ile birlikte kullanıma ilişkin düzenlemelerin öğretim elemanı az olan üniversitelerin işleyişini yok saydığı, müşterek tip protokolünün yasal dayanağının bulunmadığı, ön değerlendirme raporunun içeriğinin Yönetmelikte düzenlenmediği, protokol için öngörülen asgari sürenin bilimsel ve hukuki temelinin bulunmadığı, işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerinin gösterilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ifade edilen eğitim sorumlusu ibaresinin 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hükmü azami derecede koruduğu, bu madde ile sağlık hizmetinin yürütülmesinin başhekimin sorumluluğuna verilmesinin amaçlandığı; Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasının ise Sayıştay görüşüne uygun olarak yürürlüğe konulduğu ve dayanağı Kanun hükmüne aykırılık taşımadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 7496 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değişik üçüncü fıkrasına aykırı olan, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin karara yönelik temyiz isteminin kabul edilerek Daire kararının anılan maddeye ilişkin kısmının bozulması; diğer maddelere ilişkin kısmına yönelik temyiz istemlerinin reddi ile kararın ilgili kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin hukuki denetimi, yürürlüğe konulduğu tarih itibarıyla yapıldığından; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinin üçüncü fıkrasında 01/03/2024 tarih ve 32476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7496 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile yapılan değişiklik, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrasının hukuki denetimi yapılırken dikkate alınmamıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 28/02/2024 tarih ve E:2020/3358, K:2024/955 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 03/07/2025 tarihinde, Yönetmeliğin 7/10. ve 11/4.maddeleri yönünden oyçokluğu, diğer maddeler yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY X-Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrası yönünden: Davaya konu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 20/08/2016 tarih ve 6745 sayılı Kanun ile değişik son fıkrasında; birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususların Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin hazırlanması aşamasında; Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Yönetmelik taslağı hakkında Yükseköğretim Kurulundan görüş istenilmiştir. Yükseköğretim Kurulu yaptığı değerlendirmeler üzerine taslak hakkında görüş vermiş ve Yükseköğretim Kurulunun teklif ve önerileri sonucunda Yönetmelik taslağı üzerinde son düzenlemeler yapılarak Yükseköğretim Kuruluna tekrar gönderilmiştir. Yükseköğretim Kurulunca, Yönetmeliğin 11/4 maddesine "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesinin eklenmesi durumunda uygun görüş verildiği belirtilmiştir. Yönetmelik taslağının mali hususlar içermesi nedeniyle, değerlendirme yapılması amacıyla taslak Sayıştaya da gönderilmiştir. Sayıştay Daireler Kurulu kararı ile, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden bilimsel araştırma projeleri finansman payı ayrılmasına ilişkin tüm hükümlerin taslaktan çıkarılmasının uygun olacağı ve Yönetmeliğin 11/5 maddesinin son cümlesinin, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin sekizinci fıkrasıyla uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesinin uygun olacağı, görüşünü bildirmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından, Sayıştayın görüşü dikkate alınarak, taslağın 11/4 maddesine Yükseköğretim Kurulunun görüşü doğrultusunda eklenen "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesi taslaktan çıkarılmıştır. Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin ''Taslak hazırlamada uyulacak ilkeler'' başlığını taşıyan 4. maddesinde; taslaklar hazırlanırken uyulacak ilkeler belirtilmiş olup, (a) bendinde; taslakların üst hukuk normlarına aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır. İdarenin yetkilerini kullanırken ve görevlerini yerine getirirken egemen olan ilkeler ve mevzuat hazırlamaya ilişkin usul ve esaslar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi gereği, birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususları belirlemek, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri arasındadır. Sağlık Bakanlığının, bu görev ve yetkisini kullanırken, Hazine ve Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünü alması şekil unsuru olarak zorunludur. Bu bakımdan, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için davaya konu Yönetmeliğin ihdas edilmesinde, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kuruluna tanınan görev ve yetkilerin, üst hukuk normlarına ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin yukarıda aktarılan hazırlık aşamasında, Yükseköğretim Kurulundan uygun görüş almak için yürütülen süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Yükseköğretim Kurulunun, Yönetmeliğin 11/4 maddesine "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesinin eklenmesi durumunda uygun görüş verildiğini belirterek, Yönetmeliğe uygun görüş vermemesi, sebep unsuru yönünden dayanak kanuna ve üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanan nedenlerle, üst hukuk normlarına aykırı bulunan Yükseköğretim Kurulu görüşünün dikkate alınmaması suretiyle düzenlenen Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, bu fıkra yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY XX- Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrası yönünden; Dava konusu Yönetmeliğin, "Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinin 10. fıkrasında; "(10) Sözleşme süresi en fazla üç yıldır. Süre sonunda tekrar sözleşme imzalanabilir. Sözleşme bitiminden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar. Ancak sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde veya performans hedeflerindeki gerçekleşmeler dikkate alınarak süresinden önce de sözleşmeler feshedilebilir. Sözleşmesi sona erdirilen veya yenilenmeyen üniversite personelinin hastanedeki görevi sona erer ve bu personel üniversitedeki diğer görevlerini yürütmeye devam eder." kuralına yer verilmiştir. Dayanak kanun maddesi olan 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin dava konusu maddenin yürürlüğe konulduğu tarihte yürürlükte olan haliyle üçüncü fıkrası; "Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde birden fazla üniversite ile de protokol yapılabilir. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ve bunların kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle, ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, yürütülecek hizmetlere ilişkin en fazla üç yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilir. Bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de rektörün görüşü alınarak sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alır. Öğretim elemanlarıyla yapılan sözleşmelerde mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası eğitim ile bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumluluklar ayrıca belirtilir. Süresi biten sözleşmeler yenilenebilir. Sözleşme bitim tarihinden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar." kuralını içermekte iken; anılan fıkra, 01/03/2024 tarih ve 32476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7496 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değiştirilmiş ve "Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde birden fazla üniversite ile de protokol yapılabilir. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için iki yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilir. Ayrıca tıp ve diş hekimliği fakültesi kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle ve bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak sözleşme yapılabilir. Öğretim elemanlarına Bakanlıkça ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi akdedilmesi şarttır. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alır. Öğretim elemanlarıyla yapılan sözleşmelerde mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası eğitim ile bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumluluklar ayrıca belirtilir. Öğretim elemanının; a) Bu statüyü kazanma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya görevi sırasında şartlardan herhangi birini kaybetmesi, b) Kamu görevinden veya üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası alması ya da yükseköğretim kurumu kadrosundan çekilmesi, çekilmiş sayılması, emekliye ayrılması, c) Gözaltına alınma, tutukluluk ve hükümlülük gibi sebeplerle görevden uzak kaldığı sürenin altmış günü geçmesi, ç) Sözleşmedeki yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın yerine getirilmemesi nedeniyle, savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde üç kez yazılı olarak hastane koordinasyon kurulunca ikaz edilmesi, hâlinde sözleşme feshedilir. Sözleşmesi feshedilen veya yenilenmeyen öğretim elemanlarının sağlık tesisindeki görevi sona erer. Sözleşmenin, (a) ve (b) bendindeki hâller dışında feshi veya süresinin sona ermesi hâlinde öğretim elemanı, üniversitenin Bakanlıkla birlikte kullanım protokolü imzaladığı diğer sağlık tesisleriyle yeniden sözleşme yapabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik maddesinde, sözleşme süresi en fazla üç yıl olarak belirlenmiş ve sözleşme imzalanabilecek personele, sözleşmenin süresi, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri gibi sözleşmede yer alacak hususlara, sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde veya performans hedeflerindeki gerçekleşmeler dikkate alınarak süresinden önce de sözleşmelerin feshedilebileceği kuralına yer verilmiştir. Sözleşmenin feshine ve fesih şartlarına ilişkin usul ve esaslara ilişkin bir düzenlemeye ise yer verilmemiştir. Dayanak Kanun maddesinde yapılan değişiklik sonucunda ise, birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için iki yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabileceği belirtildikten sonra, sözleşme fesih halleri düzenlenmiş olup, sözleşmenin kendiliğinden uzamasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. İdarenin takdir yetkisini kullandığı bireysel işlemler neticesinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde, idari istikrar ilkesi uyarınca, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki durum esas alınmakla birlikte; düzenleyici işlemlerin hukuka uygunluk denetiminde idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca, düzenleyici işlemin (düzenleyici işlemin yürürlüğe konulduğu tarihle sınırlı olmaksızın) kanuni dayanağının bulunması zorunluluğu, öncelikli meseledir. Düzenleyici nitelikteki hukukî metinlerin (Yönetmelik, Tebliğ ve diğer düzenleyici idari işlemlerin) yargısal denetiminde yargı organlarınca göz önünde bulundurulacak husus, bir hukuk kuralının, üst hukuk kurallarının tümüne uygunluğunun denetlenmesidir. Hiyerarşik olarak kendinden daha üstte bulunan herhangi bir kuralla çelişen düzenlemenin hukuka aykırı olacağı açıktır. Bakılan uyuşmazlıkta ise, dava konusu Yönetmeliğin, "Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinin 10. fıkrası, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 01/03/2024 tarih ve 32476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7496 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değiştirilen üçüncü fıkrasına aykırı hale gelmiştir. Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrasının, dayanağı Kanun maddesine aykırı olması nedeniyle, iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin Daire kararına yönelik davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın anılan maddeye ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY XXX- Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrası yönünden; Yönetmeliğin dayanağı 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik: Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinin üçüncü fıkrası, 01/03/2024 tarih ve 32476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7496 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile tamamıyla değiştirilmiş olup, anılan maddede, sözleşmelerin iki yıl süreyle imzalanabileceği belirtilmiş ve sözleşmenin kesin fesih halleri düzenlenmiştir. Düzenleyici işlemlerin karar tarihi itibarıyla değerlendirilmesi: Düzenleyici işlemlerin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, bireysel işlemlerden farklı olarak "işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla değerlendirilmesi" genel ilkesi yerine, düzenleyici işlemlerin "karar tarihi itibarıyla" değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, düzenleyici işlemlerde, işlemin yürürlüğe konulduğu tarihte üst hukuk normlarına aykırılık bulunsa/bulunmasa da zaman içinde üst hukuk normlarında yapılan düzenlemeler ya da üst hukuk normlarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi ve idari yargı mercilerince verilen kararlar nedeniyle dava konusu edilen düzenleyici işlemler, yasal dayanaktan yoksun kalabileceği gibi, sonradan yasal dayanağa da kavuşabilir. Bu itibarla, kanun maddesinin son hali göz önünde bulundurulduğunda; dava konusu 7. maddenin 10. fıkrasında, takdiri fesih nedenlerine yer verildiği, Kanun maddesinde ise kesin fesih nedenlerinin düzenlendiği, Kanun ve Yönetmeliğin farklı alanları düzenlediği ve Yönetmelik maddesinin Kanun'a uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak Kanun'da yer alan sözleşmelerin iki yıl süreyle imzalanabileceği kuralı karşısında, Yönetmelikte yer alan "üç yıl" düzenlemesinin Kanun'a aykırı olduğu görülmektedir. Belirtilen nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrasında yer alan "üç yıl" ibaresi yönünden, davacının temyiz isteminin kabulü ile düzenlemenin anılan kısmına yönelik ret kararının bozulması; fıkranın diğer kısımlarına ilişkin ret kararına yönelik davacının temyiz isteminin reddi, ret kararının belirtilen kısmının yukarıda yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.