Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1196 E. 2024/2799 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1196
- Karar No
- 2024/2799
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1196 Karar No : 2024/2799
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Karabağlar ilçesi, ... İlkokulunda ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile davacının cezalandırılmasına dayanak oluşturan soruşturma raporu, soruşturma kapsamında alınan davacının ifadesi, davacının ceza soruşturması kapsamında verdiği savunma dilekçesi, Facebook paylaşımları, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K.... sayılı kararının bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, davacının Facebook paylaşımlarında sözde kürdistan devletini destekler yönde paylaşımlarda bulunduğu fiilinin sübuta erdiği anlaşıldığından, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlık konusu Facebook içeriğinde yapılan paylaşımların, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde yer alan "yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek" fiili kapsamında bulunmadığı gibi, anılan fiilin, ceza hukukunda olduğu kadar disiplin hukukunun da bilinen ilkesi olan kanunilik ve tipiklik ilkesi uyarınca yasada belirlenen suç tanımına da uymadığı anlaşıldığından, davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların, dava konusu işlemin tesis tarihi olan 15/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların dava konusu işlemin tesis tarihi olan 15/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Onikinci Dairesinin 28/09/2023 tarih ve E:2018/9420, K:2023/4574 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceğinin hükme bağlandığı, Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriğinin belirtildiği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken, memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanındığı, yasa koyucunun, ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngördüğü, Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu, Bu itibarla; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği, Bu durumda, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen hususun sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmadığı, Temyize konu karar, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların dava konusu işlemin tesis tarihi olan 15/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; Davacı hakkında, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde yer alan hakları hatırlatılmak suretiyle son savunması alınarak, usul eksikliğinin tamamlanmasının ardından yeniden işlem tesis edilebileceğinin açık olması nedeniyle, davacının parasal hak istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer bulunmadığından; kararın, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların, işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların dava konusu işlemin tesis tarihi olan 15/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İdari yargı mercilerince verilen iptal kararlarının, işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hiç tesis edilmemiş gibi idari işlemi tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran kararlar olduğu, işlemin iptaline ilişkin hukuka aykırılığın usule ya da esasa ilişkin olmasının, iptal kararının sonuçlarını ve uygulanma kabiliyetini farklı kılmayıp, aynı şekilde verildiği andan itibaren işlemi ortadan kaldırmaya yönelik hüküm ve sonuç doğurduğu, Bu itibarla, Mahkemece verilen iptal kararıyla davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem tesis edildiği tarihten itibaren tüm sonuçlarıyla ortadan kalkmakta olup, idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi davacının geriye dönük mali haklarının ödenmesinin de iptal kararının zorunlu bir sonucu olduğu, bu durum karşısında, davacının fiilen çalışamamış olmasının hukuka aykırı işlemden kaynaklanması nedeniyle hukuka aykırılığı tespit edilen işlem nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilen davacının, bu sürede ödenmeyen parasal haklarının, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca, davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü, iptal edilen işlem nedeniyle yoksun kalınan tutarın, davanın açıldığı 10/05/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 5. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin verdiği ısrar kararının temyizi halinde, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenip karara bağlanacağı; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun İdare Mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması isteminde bulunulmuş ise de; temyize konu ısrar kararının, davacının istinaf başvurusunun kabulü, ... İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, iptal edilen işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal tutarın davanın açıldığı 10/05/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin bir karar olduğu; temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların ise, parasal haklara ilişkin iddialar olmayıp, Mahkemece davanın reddine, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne dava konusu işlemin iptaline ve Danıştay Onikinci Dairesince gerekçeli onanmasına karar verilerek kesinleşen dava konusu işleme yönelik olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2.Kesin olarak, 11/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.