Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1179 E. 2025/358 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1179
- Karar No
- 2025/358
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1179 Karar No : 2025/358
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI):... VEKİLİ : Av. ...
II- (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 25/10/2023 tarih ve E:2020/4756, K:2023/5279 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bursa Polis Meslek Eğitim Merkezinden mezun olan davacının eğitim sonu sözlü sınavından başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 03/06/2015 tarih ve 29375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği’nin 5, 7 ve 8. maddelerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 25/10/2023 tarih ve E:2020/4756, K:2023/5279 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 124. maddesinde; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na 6638 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle eklenen ek 1. maddenin 3. fıkrasında; bu maddeye dayanılarak hazırlanan ve 03/06/2015 tarih ve 29375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin 5, 7 ve 8. maddelerinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak, Düzenleyici işlem yönünden, Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesinin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı; kanunlara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunmasının hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğu, Ancak güvenin korunmasının, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemesi gerektiği; hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanmasının, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğuracağı, bunun da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden olabileceği, bu nedenle kanun koyucunun, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine giriş koşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabileceği ve bu değişikliklerin kişilerin beklentilerini etkileyebileceği, İdarelerin kendilerine tanınan düzenleme yetkisini Anayasa ve kanunlarla belirlenen sınırlar içinde kullanması gerektiği, kanun koyucu tarafından düzenlenen Kanun metninde açık bir şekilde, eğitimlerini başarıyla tamamlayan adayların Polis Akademisi Başkanlığınca yapılacak sınavda başarılı olmaları gerektiğinin hüküm altına alındığı, Kanun'un uygulanmasını sağlamak üzere İçişleri Bakanlığınca hazırlanan Yönetmeliğin 5. maddesinde, belirtilen Kanun hükmü doğrultusunda düzenleme yapıldığı, 7. maddesinde sınavla ilgili komisyonların oluşturulması ve görevleri ile ilgili hususlara yer verildiği, 8. maddesinde ise sınavın sözlü sınav şeklinde yapılacağı belirlenerek sınava ilişkin usul ve esasların açıklandığı, Dava konusu düzenlemede, adayların mesleki bilgi düzeyi, bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü, özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu açısından değerlendirileceğinin belirtildiği, davalı idare bünyesinde çalışacak personelin seçiminde objektif kriterlerin esas alındığı, Dava konusu olayda, iptali istenen Yönetmelik maddelerinin dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 6638 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle eklenen ek 1. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "öğrenimine devam edenler dahil" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, öğrencilerin memuriyet hakkını kazanılmış bir hak olarak elde etmedikleri, zira bunların henüz memuriyete atanmadıkları ve memuriyetin bunlar yönünden bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş kişisel bir hakka dönüşmediği, kanun koyucunun, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine giriş koşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabileceği, bu değişikliklerin kişilerin beklentilerini etkileyebileceği, kişilerin meşru beklentileri aleyhine bir düzenleme yapılması söz konusu olmadığından kuralın kişilerin çalışma hürriyeti ve haklarına yönelik hukuki güvenliklerini ihlal eden bir yönü bulunmadığı ve anılan düzenleme emniyet hizmetlerinin daha iyi işlemesi amacıyla yapıldığından Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal talebinin reddine karar verildiği, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 1. maddesinin 3. fıkrasında, polis eğitim kurumlarında ya da Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin, polis memuru ve komiser yardımcısı rütbelerine aday memur olarak atanmalarının, öğrenim süresini başarıyla tamamlamaları ve eğitim sonunda Polis Akademisi Başkanlığınca yapılacak sınavda başarılı olmaları şartına bağlandığı, söz konusu sınavın şeklini ve sınavın yapılış ve değerlendirilmesi aşamasına ilişkin usul ve kuralları belirleme hususunun idareye bırakıldığı, 3201 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin anılan hükmüne dayanılarak hazırlanan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin ''Kapsam'' başlıklı 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, polis eğitim kurumlarında veya Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayan öğrencilerin Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına polis memuru veya komiser yardımcısı olarak atanabilmeleri için yapılacak sınavla ilgili usul ve esasları kapsadığının belirtildiği, ''Sınava katılacak adaylar'' başlıklı 5. maddesinde, ''Polis eğitim kurumları ve Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayan öğrenciler, Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına polis memuru veya komiser yardımcısı olarak atanmalarından önce sınava tabi tutulur.'' şeklinde kurala yer verildiği, Yönetmeliğin 5. maddesindeki düzenlemenin, 3201 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen düzenleme ile aynı nitelikte olduğu anlaşıldığından, iptali istenilen 5. maddedeki düzenlemede üst hukuk normuna aykırılık bulunmadığı, "Komisyonların oluşturulması ve görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Soru Hazırlama Komisyonu; rütbece en kıdemli üyenin başkanlığında 5 rütbeli personel ve hazırlanacak soru sayısı ve ders konuları dikkate alınarak yeterli sayıda öğretim elemanından oluşur. Komisyon, adaylara sorulacak soruları belirler ve ayrı ayrı kartlara basımını sağlar.", 3. fıkrasında, "Sınav komisyonu; emniyet müdürü rütbesinde bir başkan ve üç rütbeli personel ile bir öğretim elemanından oluşur. Bu komisyon, soru hazırlama komisyonu tarafından hazırlanan sorularla sözlü sınav yapmakla görevli ve yetkilidir. İhtiyaca göre her bir polis eğitim kurumunda ve Başkanlıkta birden fazla sınav komisyonu oluşturulabileceği gibi birden fazla polis eğitim kurumu için de tek bir komisyon görevlendirilebilir." açıklamasının yapıldığı, Kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla ve bu kapsamda polis memuru ve komiser yardımcısı atamalarını kurala bağlama, kadro açıklarını kapatma, vatandaşın emniyet hizmetlerinden yararlanma hakkını korurken liyakatli personeli göreve getirme, buna göre planlar yaparak kanunlara uygun genel düzenleyici işlemler ihdas etme ile yükümlü olan idarenin, gelişen durumlar nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda takdir yetkisi bulunduğu dikkate alındığında ve Yönetmelik kapsamında yapılan sınavlarda, sınava tabi tutulan personel sayısının fazla olması nedeniyle sınavın, makul sürede sonuçlandırılabilmesi için sınavın birden çok komisyon marifetiyle yürütülmesinin bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış olması karşısında, emniyet hizmetlerini etkin kılmak amacıyla hazırlanan dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin iptali istenilen kısımlarındaki düzenlemelerin idareye tanınan takdir yetkisinin sınırları içinde, üst hukuk normları ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlandığının anlaşıldığı, ''Sınav şekli ve esasları'' başlıklı 8. maddesinin 4. fıkrasında, "Adayın sınavda başarılı olabilmesi için yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerekir. Başarısız olan adayın aldığı puan ve gerekçesi puan değerlendirme karar formuna işlenir. Sınav sonuçları merkezi sınav komisyonuna bildirilir.", 8. fıkrasında da, "Sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemez.'' kurallarına yer verildiği, Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde maddede "sözlü sınav" ibaresine ve maddenin içeriğinde ise mülakata ilişkin düzenlemelere yer verildiğinin görüldüğü, sözlü sınavın, amacı bakımından yazılı sınava benzediği, bilgi ölçme amacıyla yapıldığı, ancak, sözlü sınava ilişkin benzer düzenlemelere yer veren bazı yasa ve yönetmeliklerde sözlü sınava tabi tutulacak adayların bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olunup olunmadığı yönünden değerlendirmeye tabi tutulacağına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, dolayısıyla yazılı sınavın tamamlayıcısı olan sözlü sınavın ölçme ve değerlendirme bakımından mülakatı da kapsadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Kanun hükmü ile yapılacak sınavın şekli, sınavın yapılış ve değerlendirilmesi aşamasına ilişkin usul ve kuralları belirleme hususunun idareye bırakıldığı da gözetildiğinde, mesleki bilgi düzeyinin ölçülmesinin yanı sıra mesleğin gerektirdiği özel niteliklere, mesleğe uygun tavır ve davranışlara, yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemeye dair düzenlemelerde ve 8. maddesinin 4. fıkrasında, sınavda başarılı olma koşulu belirlenirken puanlamada belli bir ölçünün esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, Yönetmeliğin aynı maddesinin 8. fıkrasında yer verilen, sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemeyeceği yolundaki hükmün, idari itiraz yolunu kapatmaya ilişkin olduğu, Anayasal bir hak olan dava açma hakkını da etkilemeyeceği, Bu durumda, Yönetmeliğin dava konusu 8. maddesinin, dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin 3. fıkrası hükmüne uygun olarak hazırlanarak yürürlüğe konulduğu sonucuna ulaşıldığından, iptali istenilen Yönetmeliğin bu kısmında da hukuka aykırılık görülmediği, Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin anılan kararı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava konusu Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin sınava tabi tutulacak adaylara ilişkin 5. maddesinde, soru hazırlama komisyonu, sınav komisyonu ve merkezi sınav komisyonunun oluşturulmasının ve görevlerinin düzenlendiği 7. maddesi ile sınava ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 8. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Bireysel işlem yönünden, Olayda, Bursa Polis Meslek Eğitim Merkezinde eğitimini tamamlayan davacıya 10/07/2020 tarihinde yapılan sözlü sınavda 72 numaralı sorunun sorulduğu, davacının sözü edilen soruya verdiği cevaplar dolayısıyla mesleki bilgi düzeyi kriterine tüm sınav komisyon üyelerince (40) puan üzerinden (35)' er puan takdir edildiği; ancak, "Aday polis memuru olamaz" kararına gerekçe olarak "Çekmiş olduğu kartta yazan soruyu anlamada kavramada zorluk çekerek soruya cevap veremedi, güncel konulardan sorular soruldu, bunlara da cevap veremeyerek tedirginliği arttı, özgüvensiz tavırlar sergiledi, kendini ifade etmede cümle kurmada zorlandı, sorulan soruları kavrayıp özetleme, ifade etme ve muhakame gücünün zayıf olduğu görüldü." yazıldığı, başka bir deyişle, verilen not ile gerekçenin birbiriyle uyuşmadığı ve bu hali ile takdir yetkisinin objektif olarak kullanılmadığı sonucuna varıldığından, davacının yapılan sözlü sınav neticesinde başarısız sayılması işleminde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle düzenleyici işlem yönünden davanın reddine, bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kazanılmış hakkının ihlal edildiği; hiçbir açıklama yapılmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin başarısız sayıldığı; sınavın hukuka uygun olmadığı; hem okula girişte hem de eğitim esnasında başarılı olduğu; sınavın teknolojik olarak kayda alınmadığı; soruya doğru cevap verdiği; takdir edilen notun gerekçesinin ortaya konulmadığı; sınavda birden fazla komisyon kuruldu ise bu hususun hukuka aykırı olduğu; dava konusu hükümlerin sınavın hukuka uygun kabul edilmesi için yeterli olmadığı; kendisine neden düşük not takdir edildiğinin gerekçelerinin belirtilmesinin icap ettiği; sınav tutanağının hukuka uygun düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması gerektiği; sorulara verdiği cevabın kaydedilmediği belirtilerek, Daire kararının redde ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, mevzuat hükümleri doğrultusunda düzenlenen sınava ilişkin belgeler incelendiğinde bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılacağı belirtilerek Daire kararının dava konusu bireysel işleme ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanması, iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptale, kısmen davanın reddine yönelik Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 25/10/2023 tarih ve E:2020/4756, K:2023/5279 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 17/02/2025 tarihinde bireysel işlem yönünden oyçokluğu, düzenleyici işlem yönünden oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
X- Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır. İdari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyecektir. Bu itibarla, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Davacının sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan sözlü sınav komisyonu başkanı ve üyelerince verilmiş puanlara ilişkin tutanak ve sınav sonuçlarına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, sözlü sınavın yukarıda açıklanan şekilde nesnel olarak yapıldığı ve yargısal denetim için aranan bütün koşulları sağladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının girdiği sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2013 tarih ve E:2010/2194, K:2013/4094 sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bireysel işleme ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.