Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/11 E. 2025/664 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/11
- Karar No
- 2025/664
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/11 Karar No : 2025/664
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 30/05/2023 tarih ve E:2019/12849, K:2023/2889 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 25/10/2019 tarih ve 30929 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/18 sayılı Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ’in ekinde yer alan “Ek-2: Manevi Danışman (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı”nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 30/05/2023 tarih ve E:2019/12849, K:2023/2889 sayılı kararıyla; Davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiş, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 237., 240., 252. maddeleri; 02/07/1965 tarih ve 12038 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 7. maddesi; 19/10/2015 tarih ve 29507 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarının ve Ulusal Yeterliliklerin Hazırlanması Hakkında Yönetmelik'in 3., 9., 10. ile 25/10/2019 tarih ve 30929 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/18 sayılı Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ’in ekinde yer alan Ek-2: Manevi Danışman (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı'ndaki; Bütüncül yaklaşım, Danışan, Manevi danışmanlık ve rehberlik, Manevi danışmanlık ve rehberlik becerileri tanımlamalarına yer verilerek, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 240. maddesi uyarınca standartları belirlenecek meslekleri belirlemek ve bu standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmek; ulusal meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek ve faaliyet alanına giren sair her türlü çalışmayı yapmanın davalı Mesleki Yeterlilik Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayıldığı, 633 sayılı Kanun'un 7. maddesinde ise, öğrenci yurtları, eğitim kurumları, gençlik merkezleri ve kampları, ceza infaz kurumları, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet kurumları ve benzeri yerlerde işbirliği esasına göre manevi danışmanlık ve din hizmeti sunmak; göçmen, engelli, bağımlı gibi desteğe muhtaç kesimlere yönelik manevi danışmanlık hizmetleri yürütmek; aile, kadın, gençlik ve toplumun diğer kesimlerine yönelik dinî konularda aydınlatma ve rehberlik yapmanın Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayıldığı, Anılan mevzuat hükümlerinin verdiği yetki çerçevesinde Mesleki Yeterlilik Kurumu ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ulusal meslek standartlarının hazırlanmasına yönelik esasları belirleyen Ulusal Meslek Standardı Hazırlama İşbirliği Protokolü'nün 20/02/2018 tarihinde imzalandığı, Protokol'ün ekinde ise Ulusal Meslek Standardı Hazırlama Planı'nda "manevi danışman (seviye 6)" mesleğine yönelik standart hazırlığına yer verildiği, Bu Protokol uyarınca yapılan çalışmalar kapsamında, davacı Derneğin de aralarında olduğu 84 farklı kurum ve kuruluşun görüşünün alındığı, geri dönüşler üzerine toplantılar yapılarak, ulusal meslek standardına son hâlinin verildiği ve dava konusu Tebliğ ile yürürlüğe konulduğu, Dava konusu Ulusal Meslek Standardı'nın oluşturulmasına ilişkin sürecin, söz konusu idarelerin yasal yetkileri çerçevesinde başlatıldığı ve gerekli usûl izlenerek son bulduğu, Davacı tarafından, temel olarak, bu mesleki tanımın, hekimlerin uzmanlık alanına giren konulara ilişkin olup, düzenlemenin 4 sayılı Kararname'nin 237. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Ulusal Meslek Standardı'nın içeriği incelendiğinde ise, manevi danışmanlık hizmetinin; danışanların inanç dünyalarının hayatlarına etkilerini bilmelerine yardımcı olmak, danışanların din veya maneviyatla ilişkilendirdiği sorunlarıyla başa çıkmalarında bütüncül bir yaklaşımla modern danışma teknikleri ile dini ve manevi yöntemleri birlikte kullanmak; problemi konusunda danışanların hedeflerine ulaşmalarını sağlamak maksadıyla yapılan danışmanlık hizmeti olarak tanımlandığının görüldüğü, Ulusal Meslek Standardı'nın çeşitli bölümlerinde, mesleğin ve verilen hizmetin; kişinin dini ve manevi dünyasına yönelik olduğu ve dini ve manevi yöntemlerin modern danışma teknikleri ile uygulanacağının özellikle vurgulandığı, hekimlerin tedavi yöntemlerine yönelik bir düzenleme içermediği, hekimlerin hizmet alanına dahil olan bir hizmetin sunulmadığı ve dava konusu düzenlemenin 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 237. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık oluşturmadığının anlaşıldığı, Bu durumda, anılan mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek getirilen dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin, düzenleme yetkisinin olmadığı hekimlik ve en az lisans düzeyinde eğitim gerektiren mesleklere ilişkin alanı, ulusal meslek standardı ile kurala bağladığı, düzenlemelerde her ne kadar ‘hekimlik, sağlık, terapi’ gibi ifadeler açık biçimde yazılmasa da, dolaylı olarak aynı anlama gelen tanımların kullanıldığı ve 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 237. maddesinin 2. fıkrasının ihlal edildiği; manevi danışmanlığın görevlerinin sayıldığı dava konusu Ek:2’nin C.4.1. maddesinde; ‘Danışanın din veya maneviyatla ilişkilendirdiği olumsuzluklar ve kritik yaşam olaylarında, kayıplarla başa çıkma sürecinde ona eşlik edeceği’nin, C.4.3. maddesinde; ‘Danışanın karşılaştığı güçlüklerle barışması, bu esnada kendi zayıf yönleri ile yüzleşmesi ve güçlendirmesi sürecine eşlik edeceği’nin düzenlendiği; Düzenlemenin "3.3. Bilgi ve Beceriler" başlığının 59., 60., 62., 63. sıralarında manevi danışmanların ‘Manevi konularda danışmanlık ve rehberlik yapma, danışanların din ve maneviyatla ilişkilendirdiği olumsuzluklar ve kritik yaşam olaylarında kayıplarla başa çıkma sürecinde danışana eşlik etme, birey veya grubu manevi konularda destekleyebilme’ becerisine sahip olması gerektiğinin belirtildiği, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, sağlığın; ‘…bedenen, ruhen ve sosyal yönlerden tam bir iyilik hali’ olarak tanımlandığı, bu anlamda dava konusu düzenlemede ’Danışan’ tanımı içinde yer alan psikolojik, sosyal ve manevi konularda danışmanlık ihtiyacı olan kişi ifadesinin, ‘hasta’ kavramı içinde yer aldığı; maneviyat kavramı, sadece kişinin dini inancıyla sınırlı olmayıp, kişinin ruhsal ve psikolojik durumu/sorunları, aile hayatı ve iş hayatı, düşünce dünyası, yaşadığı travmalar vb. unsurları da içine alan son derece geniş bir kavram olduğu ve manevi konularda danışmanlık olarak ifade edilen kavramın da, özünde ruh sağlığı alanında sağlık hizmeti sunumu olduğu; dava konusu düzenlemelerde manevi danışmanın yetkisi olarak düzenlenen örneğin, kişinin yaşadığı kritik yaşam olayları ve kayıplarla başa çıkabilmesine yönelik danışmanlık yapmanın, psikiyatride ‘Yas Terapisi’ olarak nitelendirilen özel bir terapi şeklini ifade ettiği ve kişinin bu süreci sağlıklı geçirmesini sağlamanın ancak ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitimiyle edinilebilecek bir yetkinlik olduğu; manevi danışmanın görevi olarak belirtilen ‘Grupla Manevi Danışma’nın ise, ruh sağlığı ve hastalıkları uzman hekimlerinin dahi alana ilişkin özel çalışmalarla uygulayabilir hale geldiği grup terapisini işaret ettiği, üstelik manevi danışmanın bunları yaparken ‘modern danışma teknikleri’ kullanacağının da belirtildiği, oysa bu tekniklerin teorik ve pratik uygulamalarını yapabilme yetkinliğinin ancak ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitimi ile kazanılabileceği, Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirlenen 11/09/2019 tarihli Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Müfredatında; her türlü ruhsal ve psikolojik probleme ilişkin tanı ve tedavi sürecini yürütmek, bireysel ya da grup halinde psikoterapi yapabilmenin ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlığının yetkisi olarak düzenlendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu meslek standardına bütün olarak bakıldığında; manevi danışmanlık mesleğini ifa edecek kişinin, farklı yaşam döngülerinde bireylerin din veya maneviyatla ilişkilendirdiği sorunlarıyla başa çıkma süreçlerinde bütüncül bir yaklaşımla modern danışma teknikleri ile dini ve manevi yöntemleri birlikte kullanan, problemi konusunda danışanların hedeflerine ulaşmalarını sağlamak maksadıyla bireyle ve grupla manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini sunan nitelikli kişi olarak tanımlandığı; danışanın güçlüklerle barışması, bu esnada kendi zayıf yönleriyle yüzleşmesi ve güçlendirmesi sürecine eşlik etmenin görevleri arasında sayıldığı görülmektedir. Ülkemizde; bireylerin hayatlarında yaşadıkları sorunları çözmeleri veya hedeflerine ve kendilerini gerçekleştirmelerine yön vermeleri gibi konularda danışmanlık ve rehberlik hizmeti ile ruh sağlıklarının korunması, ruh sağlığına ilişkin bir hastalığın tanı ve tedavisinin yapılması konusundaki hizmetler, uzmanlık alanlarına göre; ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzman tabipler, psikologlar/klinik psikologlar veya psikolojik danışmanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Sayılan bu meslek gruplarına bakıldığında, tabiplik mesleğini icra etmek için gereken koşulların 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'da hükme bağlandığı, ayrıca bu uzmanlık alanının çekirdek eğitim müfredatının da Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirlendiği, klinik psikologların 1219 sayılı Kanun'un Ek-13. maddesinde sayıldığı, anılan maddeye dayanılarak çıkarılan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik'te "Sağlık meslek mensupları"; tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanun'un Ek-13. maddesinde tanımlanan diğer meslek mensupları, "Sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensupları"; sağlık meslek mensubu olmadığı halde, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensupları olarak tanımlanmış ve bu kapsamda, klinik psikolog; sağlı meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımlarının düzenlendiği Ek-1'de, psikolog ise sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımlarının düzenlendiği Ek-2'de yer almıştır. Yine psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünün de üniversitelerin eğitim fakültelerinde dört yıllık lisans eğitimini gerektiren yüksek öğrenim alanları arasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı idare tarafından, manevi danışmanlığın; hastalık, tanı ve tedavi gibi unsurları kapsamadığı ve ruhsal hastalığı olan bireyleri iyileştirmeye yönelik tedaviler içermediği; bireylerin din veya maneviyatla ilişkilendirildiği sorunlarıyla daha iyi başa çıkmalarını sağlamaya yönelik hizmetler sunulduğu ileri sürülmekteyse de, maneviyat kavramı, sadece kişinin dini inancıyla sınırlı olmayıp, kişinin ruhsal ve psikolojik durumu/sorunları, aile hayatı ve iş hayatı, düşünce dünyası, yaşadığı travmalar vb. unsurları da içine alan son derece geniş bir kavram olup, bu alanlara yönelik verilecek manevi danışmanlık hizmetinin de dini bilgiler çerçevesinde sunulan dini rehberlik hizmeti olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim dava konusu meslek standardı MYK Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sektör Komitesi tarafından doğrulanmışsa da, mesleğin uluslararası sınıflandırma sistemlerindeki yeri “din ile ilgili yardımcı profesyonel meslek mensupları” olarak belirtilmiştir. Dava konusu Tebliğ ile oluşturulan manevi danışmanın tanımı ve görevleri dikkate alındığında, yukarıda belirtilen meslek gruplarının görev alanında yer alan danışma ve rehberlik hizmetleri görevinin bu danışmana da verildiği, davalı Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından tabiplik ve en az lisans düzeyinde eğitim gerektiren mesleklere ilişkin alanın, ulusal meslek standardı ile kurallara bağlandığı, bu haliyle anılan idarenin yetkisinde bulunmayan bir alanın meslek tanımını yaparak özelliklerini düzenlediği görüldüğünden, bu durumun 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 237. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olduğu sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 30/05/2023 tarih ve E:2019/12849, K:2023/2889 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 20/03/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X-15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Ondokuzuncu Bölüm'ünde Mesleki Yeterlilik Kurumu düzenlenmiş, 237. maddesinde; "(1) Bu Bölümün amacı; ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması, çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi ile Türkiye Yeterlilikler Çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamaktır. (2) Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Bölümün kapsamı dışındadır." kuralına yer verilmiştir. Anılan Kararname'nin 252. maddesinde ise; ulusal meslek standartlarının ve ulusal yeterliliklerin hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. 25/10/2019 tarih ve 30929 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/18 nolu Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ ise, ekinde yer alan meslek standartlarının yürürlüğe konulmasını sağlamak amacıyla yayımlanmış, dava konusu Ek-2'de ise "Manevi Danışman" adıyla bir meslek oluşturulmuş ve bu mesleğe ilişkin standartlar belirlenmiştir. Dava konusu Ek-2'ye bir bütün olarak bakıldığında; manevi danışmanlık mesleğini ifa edecek kişinin, farklı yaşam döngülerinde bireylerin din veya maneviyatla ilişkilendirdiği sorunlarıyla başa çıkma süreçlerinde bütüncül bir yaklaşımla modern danışma teknikleri ile dini ve manevi yöntemleri birlikte kullanan, problemi konusunda danışanların hedeflerine ulaşmalarını sağlamak maksadıyla bireyle ve grupla manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini sunan nitelikli kişi olarak tanımlandığı; danışanın güçlüklerle barışması, bu esnada kendi zayıf yönleriyle yüzleşmesi ve güçlendirmesi sürecine eşlik etmenin görevleri arasında sayıldığı görülmektedir. Ülkemizde; bireylerin hayatlarında yaşadıkları sorunları çözmeleri veya hedeflerine ve kendilerini gerçekleştirmelerine yön vermeleri gibi konularda danışmanlık ve rehberlik hizmeti ile ruh sağlıklarının korunması, ruh sağlığına ilişkin bir hastalığın tanı ve tedavisinin yapılması konusundaki hizmetler, uzmanlık alanlarına göre; ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzman tabipler, psikologlar/klinik psikologlar veya psikolojik danışmanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Sayılan bu meslek gruplarına bakıldığında, tabiplik mesleğini icra etmek için gereken koşulların 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'da hükme bağlandığı, ayrıca bu uzmanlık alanının çekirdek eğitim müfredatının da Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirlendiği, klinik psikologların 1219 sayılı Kanun'un Ek-13. maddesinde sayıldığı görülmektedir. Anılan maddeye dayanılarak çıkarılan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik'te "Sağlık meslek mensupları"; tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanun'un Ek-13. maddesinde tanımlanan diğer meslek mensupları, "Sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensupları"; sağlık meslek mensubu olmadığı halde, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensupları olarak tanımlanmış ve bu kapsamda, klinik psikolog; sağlık meslek mensuplarının ünvanlara göre iş ve görev tanımlarının düzenlendiği Ek-1'de, psikolog ise sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının ünvanlara göre iş ve görev tanımlarının düzenlendiği Ek-2'de yer almıştır. Yine psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünün de üniversitelerin eğitim fakültelerinde dört yıllık lisans eğitimini gerektiren yüksek öğrenim alanları arasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı idare tarafından, manevi danışmanlığın; hastalık, tanı ve tedavi gibi unsurları kapsamadığı ve ruhsal hastalığı olan bireyleri iyileştirmeye yönelik tedaviler içermediği; bireylerin din veya maneviyatla ilişkilendirildiği sorunlarıyla daha iyi başa çıkmalarını sağlamaya yönelik hizmetler sunulduğu ileri sürülmekteyse de, maneviyat kavramı, sadece kişinin dini inancıyla sınırlı olmayıp, kişinin ruhsal ve psikolojik durumu/sorunları, aile hayatı ve iş hayatı, düşünce dünyası, yaşadığı travmalar vb. unsurları da içine alan son derece geniş bir kavram olup, bu alanlara yönelik verilecek manevi danışmanlık hizmetinin de dini bilgiler çerçevesinde sunulan dini rehberlik hizmeti olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim dava konusu meslek standardı MYK Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sektör Komitesi tarafından doğrulanmışsa da, mesleğin uluslararası sınıflandırma sistemlerindeki yeri “din ile ilgili yardımcı profesyonel meslek mensupları” olarak belirtilmiştir. Dava konusu Tebliğ ile oluşturulan manevi danışmanın tanımı ve görevleri dikkate alındığında, yukarıda belirtilen meslek gruplarının görev alanında yer alan danışma ve rehberlik hizmetleri görevinin bu danışmana da verildiği, davalı Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından tabiplik ve en az lisans düzeyinde eğitim gerektiren mesleklere ilişkin alanın, ulusal meslek standardı ile kurallara bağlandığı, bu haliyle anılan idarenin yetkisinde bulunmayan bir alanın meslek tanımını yaparak özelliklerini düzenlediği, belirli bir yetkinlik gerektiren bu faaliyetlerin lisans seviyesinde öğrenimi olmayan kişilerce yürütülmesinin önünün açıldığı görüldüğünden, bu durumun yukarıda metnine yer verilen 4 sayılı Kararname'nin 237. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu haliyle dava konusu Tebliğ'in ekinde yer alan "Ek-2: Manevi Danışman (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı"nın yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.