Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/907 E. 2024/2822 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/907
Karar No
2024/2822
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/907 Karar No : 2024/2822

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/09/2022 tarih ve E:2017/5904, K:2022/5240 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin başlıklı 56. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinin iptali ile anılan düzenleme uyarınca okul kaydını sildirdiği gerekçesiyle yapılan %10 kesintinin tarafına iadesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/09/2022 tarih ve E:2017/5904, K:2022/5240 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 2. ve 124. maddeleri, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 301. maddesi, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrası ile 13. maddesinin 2. fıkrası ve 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Dava konusu düzenleme ile, 5580 sayılı Kanun'a tabi olan ve öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu ve ortaöğretim okullarına kayıt yaptıran öğrencilerin kayıtlarını sildirmesi halinde ücretlerin iadesine ilişkin usul esaslar belirlenmiş olup; buna göre, kayıt yapıtırılan öğretim yılı başlamadan sınavla öğrenci alan resmî okulların 9. sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç olmak üzere okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmının; öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmının iade edileceğinin anlaşıldığı, Yukarıda belirtilen düzenlemeler çerçevesinde; kuruma yeni kayıt olan öğrenci ve kursiyerlerin öğretim yılı başlamadan, bir başka anlatımla kayıt olduğu kurumda herhangi bir öğrenim görmeden ayrılışı söz konusu olduğunda, yatırılmış olan ücretin iadesinde; hem kurumun eğitim öğretim, yerleşim ve personel giderlerini karşılamaya yönelik yapılan mali planlamasının sekteye uğramaması hem de öğrencinin veya kursiyerin öğretim yılı başında herhangi bir öğrenim görmeksizin kurumdan ayrılışı halinde karşılıksız bir şekilde ödeme yapmaya mecbur bırakılmaması bağlamında, ölçülülük ilkesi çerçevesinde, belli oranlar dahilinde iade hususunun düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Nitekim, benzer bir konuda Dairelerince davanın reddi yolunda verilen 18/03/2018 tarih ve E:2013/8598, K:2018/4504 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/02/2020 tarih ve E:2019/955, K:2020/289 sayılı kararıyla onandığı, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim okulu, ilköğretim okulu, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde öğretim yılı başlamadan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmın iade edileceği, öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara ise, yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmın iade edileceği öngörüldüğünden; davacının velisi olduğu öğrencilerin 31/05/2017 tarihinde BİLTES Kolejine kaydının yaptırılarak 13/06/2017 tarihinde kayıtlarının sildirildiği dikkate alındığında, peşinat olarak ödenen 4.000,00-TL'den yıllık eğitim ücretinin %10 oranına tekabül eden 3.030,00-TL'nin (Daire kararında sehven 3.300,00-TL yazılmıştır) dava konusu düzenleme uyarınca iade edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, cayma hakkına yer verilmemesi nedeniyle dava konusu düzenlemenin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 18. maddesine aykırı olduğu, söz konusu düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 29/09/2022 tarih ve E:2017/5904, K:2022/5240 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan 296,40 TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 14/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Malî hükümler" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında "Kurumlar, faaliyetlerini sadece kazanç sağlamak için düzenleyemezler. Ancak, Türk Millî Eğitiminin amaçları doğrultusunda eğitimin kalitesini yükseltmek, gelişmelerine fırsat ve imkân verecek yatırımlar ve hizmetler yapmak üzere gelir sağlayabilirler."; "Öğrenim ücreti ve diğer ücretler, ücretsiz öğrenim ve yabancı uyruklu öğrenciler" başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında "Ücretlerin hangi esaslara göre tespit, tayin, ilân ve tahsil edileceği yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer alan mevzuat hükmü uyarınca, kurumların ücretleri hangi esaslara göre tespit, tayin, ilân ve tahsil edeceğini belirleme yetkisinin Yönetmelikle idareye verildiği görülmektedir. 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Ücretlerin iadesi" başlıklı 56. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, kurumlara yeni kaydolan öğrenci ve kursiyerlerden öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim okulu, ilköğretim okulu, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde öğretim yılı başlamadan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmının iade edileceği, öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmının iade edileceği düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden; ücretlerin iadesinde, kurumlara yeni kaydolan öğrenci ve kursiyerin kurumdan ayrılışının gerçekleşmesi halinde; öğretim yılı başlamadan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmının; öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmının iadesi yapılacaktır. Dava konusu düzenleme uyarınca, kurumlara yeni kaydolan öğrenci ve kursiyerin öğretim yılı başlamadan farklı sebeplerle kurumdan ayrılmaları halinde yıllık ücretin yüzde onuna tekabül eden kısmının iade edilmeyerek kuruma gelir kaydedilmesi herhangi bir eğitim öğretim hizmeti almayan ilgililer açısından karşılıksız bir ödeme yapılmasına kurum açısından ise haksız bir kazanç elde edilmesine sebebiyet vermektedir. Eğitim öğretim hakkı çerçevesinde kuruma yeni kaydolan öğrenci ve kursiyerlerin öğretim yılı başlamadan herhangi bir yaptırım ile karşı karşıya kalmaksızın farklı sebepler ile kurumdan ayrılabilmesi hakkaniyet gereği olup, öğretim yılı başlamadan ayrıldıkları kurumdan eğitim öğretim hizmeti de almadıklarından salt kayıt oldukları gerekçesiyle yıllık ücretin yüzde onuna tekabül eden kısmın iade edilmeyeceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığından, bu düzenleme uyarınca davacıdan kesinti yapılan 3.030,00-TL'nin iade edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY XX- 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Malî hükümler" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında "Kurumlar, faaliyetlerini sadece kazanç sağlamak için düzenleyemezler. Ancak, Türk Millî Eğitiminin amaçları doğrultusunda eğitimin kalitesini yükseltmek, gelişmelerine fırsat ve imkân verecek yatırımlar ve hizmetler yapmak üzere gelir sağlayabilirler."; "Öğrenim ücreti ve diğer ücretler, ücretsiz öğrenim ve yabancı uyruklu öğrenciler" başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında "Ücretlerin hangi esaslara göre tespit, tayin, ilân ve tahsil edileceği yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir. 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Ücretlerin iadesi" başlıklı 56. maddesinde; "(1) (Mülga fıkra: 13.01.2017 - 29947 s. R.G. Yön./22. md.) (2) (Mülga fıkra: 13.01.2017 - 29947 s. R.G. Yön./22. md.) (3) (...) Kurumlara (...) kaydolan öğrenci ve kursiyerlerden; a) (Değişik bend: 21.07.2012 - 28360 S. R.G. Yön./14. md.) Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında (...) öğretim yılı başlamadan sınavla öğrenci alan resmî okulların 9 uncu sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç, okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir. b) Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Dönem başladıktan sonra ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu ile öğrenim gördüğü ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir. c) Öğretime başladıktan sonra ayrılan öğrenci veya kursiyerlerden alınacak ücret kurumun öğrenim ücretinden fazla olamaz. (4) Kurumlardan ayrılan öğrenci/kursiyerlerin ücret iadeleri ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde yapılır." hükmü yer almaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde "Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu,"; (h) bendinde "Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları,"; (i) bendinde "Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (k) bendinde "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,"; (l) bendinde "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ifade eder." hükümlerine yer verilmiştir. 6502 sayılı Kanun'un "Ayıplı mal" başlıklı 8. maddesinde "(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. (2) Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz." hükümleri yer almaktadır. Anılan Kanun'un "Taksitle satış sözleşmeleri" başlıklı 17. maddesinde, taksitle satış sözleşmesinin, satıcı veya sağlayıcının malın teslimi veya hizmetin ifasını üstlendiği, tüketicinin de bedeli kısım kısım ödediği sözleşmeler olduğu ifade edilmiş olup; "Cayma hakkı" başlıklı 18. maddesinde ise "(1) Tüketici, yedi gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin taksitle satış sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir. (2) Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun'un Genel Gerekçesinde; birçok sözleşmede sorunun, tüketicinin, gerek işlemin cazibesi gerekse pazarlama tekniklerinin özellikleri nedeniyle çok fazla düşünmeden sözleşme imzaladığı, bu hallerde genelde karşılaşılan durumun, tüketicinin kısa süre sonra sözleşmeyi kurduğuna pişmanlık duyması olduğu, bu hallerde kendisine tanınabilecek en iyi imkânın cayma hakkı olduğu, başka bir deyişle; sözleşmeyi kurmaya yönelik irade beyanının geri almasına yönelik hak olduğu, nitekim Tasarıda bir dizi sözleşme için (devre tatil ve uzun süreli tatil ürününe ilişkin sözleşmeler, işyeri dışında yapılan sözleşmeler, ön ödemeli ve mesafeli sözleşmeler, finansal hizmetlerin mesafeli satışına ve tüketici kredisine ilişkin sözleşmeler gibi) bu tür bir cayma hakkının kabul edildiği ve buna ilişkin süre de ondört gün olarak belirlendiği, bu şekilde tüketicinin düşünmeden, baskı altında veya malı görmeden akdettiği sözleşmeden kurtulma imkânına sahip olacağı ifade edilmiştir. Yukarıda yer alan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere; eğitim öğretim hizmetinin kamu hizmeti olduğu hususunda hiçbir tereddüt bulunmamakla birlikte, anılan kamu hizmetinin özel öğretim kurumları aracılığıyla sunulmasına yönelik olarak, kurumlar ile öğrenci velileri arasında imzalanan sözleşmenin ise; tüketici sözleşmesi olduğu tartışmasızdır. Burada, özel öğretim kurumları tarafından verilen eğitim hizmetinin, Devletin denetim ve gözetim görev ve yetkisi ile eğitim öğretim faaliyetinin kamusal yönü itibarıyla "Kamu Hukuku"; kurum ile öğrenci velisi arasında imzalan sözleşme yönüyle de, "Özel Hukuk" hükümleri ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla, özel öğretim kurumları ile öğrenci velileri arasında imzalanan sözleşmelerin, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğu açıktır. Bu durumda, dava konusu düzenlemenin, 6502 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca "cayma hakkına" yer verilmeyerek eksik düzenlendiği, bir başka anlatımla; tüketicinin düşünmeden, baskı altında veya sunulan hizmetin sözleşme şartlarına aykırı bulunması halinde akdettiği sözleşmeden kurtulma imkânı sağlayacak şekilde tedbirler alınmadığı, dava konusu düzenlemenin bu yönüyle Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığından, bu düzenleme uyarınca davacıdan kesinti yapılan 3.030,00-TL'nin iade edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/907, K. 2024/2822, T. 14.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-907-e-2024-2822-k-5129d4f4ffc6