Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/900 E. 2024/2736 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/900
Karar No
2024/2736
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/900 Karar No : 2024/2736

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

2-... Birliği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/10/2022 tarih ve E:2021/633, K:2022/6067 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 02/01/2020 tarih ve 30996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlığını taşıyan 10. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/10/2022 tarih ve E:2021/633, K:2022/6067 sayılı kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164., "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326., "Vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi" başlıklı 330., "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332. maddelerine yer verilerek, Manevi tazminat davalarında vekalet ücretinin düzenlendiği dava konusu Tarife'nin 10. maddesinin 2. fıkrasında; davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarife'nin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği hükmünün bulunduğu, Aleyhe hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bir bireysel başvuruda; Anayasa Mahkemesinin 07/11/2013 tarih ve Başvuru No:2012/791 sayılı kararında konuya ilişkin temel ilkelerin ortaya konulduğu; buna göre, taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahalelerin meşru görülebileceği; istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesinin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyeceği, ancak her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesinin mümkün olduğunun belirtildiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu - Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinin belirtildiği, Dava konusu Tarife hükmü bu çerçevede incelendiğinde; reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceği öngörülmekle birlikte, bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceği yönünde bir sınırlamaya da yer verildiği dikkate alındığında, düzenlemenin tarafların çıkarlarını karşılıklı olarak koruyucu mahiyette olduğu, avukatın harcadığı emek ve mesai ile bireyin hak arama özgürlüğü dengesi açısından herhangi bir orantısızlık görülmediği ve hakkın özüne zarar vermediği sonucuna varıldığından, dava konusu Tarife hükmünde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, manevi tazminat davalarında, baştan belirli ya da belirlenebilecek bir miktarın bulunmadığı, miktarın hakimin takdirinde bulunduğu, davanın kısmen reddedilmesi durumunda avukatlık ücreti ödeneceği korkusunun dava hakkından vazgeçmeye yol açacağı, hiçbir kusuru bulunmayan manevi tazminat isteminde bulunan kişi aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin, adil yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğu, avukatlık ücretinin açılan manevi tazminat davasını anlamsızlaştırdığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 27/10/2022 tarih ve E:2021/633, K:2022/6067 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 11/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- Dava konusu Tarife'nin 10. maddesinde; manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin belirlenmesine ilişkin esaslar kurala bağlanmış olup, maddenin dava konusu 2. fıkrasında, davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarife'nin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği belirtilmiştir. Öğretide ve yargı kararlarında manevi tazminat davalarının kısmi dava olarak açılamayacağı, ıslah yoluyla da talebin artırılamayacağı benimsenmektedir. Ayrıca, manevi tazminat davalarında, tazminat miktarı baştan belirli ya da belirlenebilir nitelikte de değildir. Manevi tazminat bir bütündür. Duyulan acı ve üzüntünün karşılığı dava yolu ile belirlenip karşı tarafa bildirildikten sonra arttırılması veya yeni bir dava açılarak istenmesi mümkün değildir. Manevi tazminat, zararın giderilmesi (giderim) değil, zarar görenin elem ve üzüntüsünün elden geldiği ölçüde denkleştirilerek tatmin edilmesi amacına dayanır. Manevi tazminatın takdirinde hakime çok geniş takdir yetkisi verilmiştir. Bu davalarda hüküm altına alınan tazminat miktarı belirlenirken genel olarak, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zarar görenin kusur durumu, tarafların sıfatı, olayın ağırlığı, tarihi, paranın satın alma gücü gibi kriterler dikkate alınmaktadır. Manevi tazminat davalarında, davacılar tarafından kendi duydukları üzüntüyü karşılamak üzere yüksek dava değeri belirlenmekle birlikte, hükmedilecek tutar, objektif ve subjektif kriterler ışığında tamamen hakimin takdir yetkisi çerçevesinde şekilleneceğinden, kişilik hakları zarara uğradığı için bir miktar tazminata hükmedilen davacıya hakimin takdiri nedeniyle reddedilen miktar üzerinden bir de vekalet ücreti yükletilerek mükerrer mağduriyet yaşamasının önüne geçilmesi esasen sosyal hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Bu bakımdan; hükmedilecek tazminat miktarı hakimin takdirinde olan manevi tazminat davalarında, reddedilen miktar yönünden davalı vekili lehine avukatlık ücretine hükmedilebilecek olmasının, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olacağı anlaşıldığından, davaya konu Tarife maddesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

KARŞI OY XX-1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 168. maddesinde, avukatlık asgari ücret tarifesinin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından tüm baroların teklifleri göz önüne alınarak hazırlanması ve yürürlüğe girmesi aşamasına ilişkin usul hükümleri belirlenmiş, tarifenin hazırlanması aşamasında dikkate alınacak esas ve ölçütler konusunda ise herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında da, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kurala bağlanmıştır. Avukatlık asgari ücret tarifesinin hazırlanması konusunda Türkiye Barolar Birliğine tanınan yetkinin kullanımında, yargının kurucu unsurlarından savunmayı temsil eden avukatın, Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere, emek ve mesaisinin dikkate alınmasının yanısıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi gerekmektedir. Aleyhe hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bir bireysel başvuruda; Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür. Bu kapsamda manevi tazminat davalarının niteliğinin, avukatın harcadığı emek ve mesai ile bireyin hak arama özgürlüğü dengesi açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Manevi tazminat, zararın giderilmesi değil, zarar görenin elem ve üzüntüsünün elden geldiği ölçüde denkleştirilerek tatmin edilmesi amacına dayanır. Ayrıca manevi zararın somut olarak ispatı mümkün olmayıp, manevi yönden oluşan hasar somut değil soyut olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu davalarda hüküm altına alınan tazminat miktarı belirlenirken genel olarak, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zarar görenin kusur durumu, tarafların sıfatı, olayın ağırlığı, tarihi, paranın satın alma gücü gibi kriterler dikkate alınmaktadır. Bu itibarla, manevi tazminat davalarında hükmedilecek miktarın belirlenmesinde hakime çok geniş takdir yetkisi verildiği görülmektedir. Yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler uyarınca; avukatın vekalet ücretinin belirlenmesinde, avukatın harcadığı emek ve mesainin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi, harcanan emek ve çabanın çok üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz yük getirilmesinin önüne geçilmesinin esas olduğu dikkate alındığında, manevi tazminat davalarının niteliği gereği, avukatlık ücretinin belirlenmesindeki kanuni kriter olan "avukatın hukukî yardımı"nın, yani harcadığı emek ve mesainin diğer dava türleri ile kıyaslandığında, manevi tazminat davalarında çok daha sınırlı olduğunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bilhassa idari yargıda görülen manevi tazminat istemli davaların çoğu zaman münhasır bir dava olarak açılmayıp, ekseriyetle bir idari işlemin iptali ile birlikte ya da maddi tazminat isteminin yanında talep edildiği görülmektedir. Bu yönüyle de dava dilekçelerinde idari işlemin hukuka aykırılık sebeplerine yer verildikten sonra ya da maddi tazminat talebinin neden ve gerekçelerinin açıklanmasının ardından bir kaç paragraf halinde ve çoğu zaman da benzer cümlelerle manevi tazminat talebinin sebebiyle ilgili açıklamalara yer verildiği, dolayısıyla manevi tazminat talebi bakımından avukatların davanın diğer kısımlarından farklı ve ilave olarak bir emek ve mesai harcadıklarının söylenemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Bu çerçevede; gerek Anayasa'nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklinde ifade edilen temel ilkeye işlerlik kazandırılması, gerek Avukatlık Kanunu'ndaki vekalet ücretini avukatın emek ve mesaisine bağlayan ilke, gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin yukarıda yer verilen hükmü birlikte değerlendirildiğinde, manevi tazminat davaları için avukatın hukuki yardımının maddi tazminat istemli davalar ile aynı olamayacağı, bu davalara ilişkin vekalet ücretinin, hakkaniyet ilke ve ölçüleri çerçevesinde, avukatın harcadığı emek ve mesaisi de göz önünde bulundurularak, adil bir şekilde düzenlenmesi ve böylece yargıya ve adalete erişimin önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. Tüm bunların sağlanabilmesi için ise manevi tazminat davaları ile ilgili vekalet ücretinin nispi tarife üzerinden belirlenmemesinin hakkaniyet ve adaletin gereği olduğu sonucuna varılmaktadır. Hükmedilecek tazminat miktarı hakimin takdirinde olan, avukatın hukuki yardımının ise oldukça sınırlı olduğu manevi tazminat davalarında, reddedilen miktar yönünden davalı vekili lehine Tarife'nin üçüncü kısmına göre yani nispi (orta oranlı) avukatlık ücretine hükmedilebilecek olmasının, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olacağı anlaşıldığından, davaya konu Tarife maddesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/900, K. 2024/2736, T. 11.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-900-e-2024-2736-k-f8cdf8acd06f