Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/3059 E. 2025/1195 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/3059
- Karar No
- 2025/1195
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3059 Karar No : 2025/1195
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ..., Hukuk Müşaviri Av. ...
2- ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2023 tarih ve E:2020/1948, K:2023/2863 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tıpta uzmanlık öğrencisi olan davacı hakkında düzenlenen 2019 yılı 1. ve 2. dönem program yöneticisi kanaat notlarının ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi ile 17. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2023 tarih ve E:2020/1948, K:2023/2863 sayılı kararıyla; Davalı idarelerden Sağlık Bilimleri Üniversitesinin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 3. maddesindeki kurum yöneticisi tanımı ve 16. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi ile 17. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan kurallar aktarılarak, Dava konusu Yönetmelik'in 16. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi ile 17. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi yönünden; Tıpta ve diş hekimliğinde verilen uzmanlık eğitiminin niteliği gereği düzenlendiği anlaşılan Yönetmelik hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Bununla birlikte dava konusu düzenlemelerin yer aldığı Yönetmelik'in, 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 28. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı ve davanın bu kısmının konusuz kaldığı, Dava konusu 2019 yılı 1. dönem program yöneticisi kanaat notları yönünden; 18/12/2018 tarihinde Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi programında uzmanlık öğrencisi olarak göreve başlayan davacı için program yöneticisi tarafından doldurulan 2019 yılı 1. dönem program yöneticisi kanaat formunda, "Göreve Bağlılık" alanı için ortalama olarak 2,00 puan; "Çalışma Yeteneği" alanı için ortalama olarak 1,00 puan; "Araştırma Yeteneği" alanı için ortalama olarak 1,00 puan; "Yönetme Yeteneği" alanı için ortalama olarak 1,00 puan; "Meslek ahlakı" alanı için ortalama olarak 1,25 puan verilmiş olup, açıklama kısmında davacının cerrahi temel prensiplere uyum ve yetenek açısından eğitimine başladığı günden beri olumlu bir izlenim bırakmadığı, hal ve tavırlarında ısrar etmesi durumunda genel cerrahi uzmanlığı almasının uygun olmayacağı yönünde tüm eğitim ekibinin kanaatinin bulunduğunun belirtildiği, Uzmanlık öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen kanaat formunda değerlendirme; mesai saatlerine uyum, görev sorumluluğu, görevlerini yürütme, görevlerini sonuçlandırma, mesleki uygulama yeteneği, bilimsellik, ekip çalışmasına uyum, araştırma isteği, araştırmayı yürütme ve sonuçlandırma, bilgi kaynaklarını verimli kullanma, yayın yapma becerisi, problem analiz ve çözüm yeteneği, organizasyon koordinasyon yeteneği, iletişim yetenekleri, diğer uzmanlık öğrencileri ile ilişkiler, eğitim sorumluları ve uzmanlar ile ilişkiler, diğer çalışanlar ile ilişkiler, hasta, hasta yakınları ve uzmanlık alanınını ilgilendiren diğer ilişkiler hususlarında yapılmakta olup, program yöneticisinin bu hanelerin her birini ayrı ayrı değerlendireceği açık olmakla birlikte, olumlu kanaat gibi olumsuz kanaatin de takdir edilebileceği ancak bu halde olumsuz değerlendirmeye esas alınan kanaatin gerekçesinin somut olarak ortaya konulmasının zorunlu olduğu, Uyuşmazlıkta; program yöneticisi tarafından sisteme kaydedilen görüş ve kanaatin, kurum yöneticisi sıfatıyla başhekim tarafından onaylanması gerekirken, davacı hakkında düzenlenen formun kurum yöneticisi sıfatıyla başhekim yardımcısı tarafından onaylandığı, dolayısıyla mevzuat hükmünde öngörülen usule riayet edilmediği; diğer taraftan davacı hakkında 18 alt başlıktan 13'ü için ve toplamda 5 temel başlıktan 3'ü için 1 puan verildiği, program yöneticisi tarafından yapılan açıklamada düşük notların gerekçesinin somut ve nesnel olarak ortaya konulamadığı, davacı hakkında objektif bir değerlendirme yapılamadığı anlaşıldığından tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Dava konusu 2019 yılı 2. dönem program yöneticisi kanaat notları yönünden; Davacı hakkında doldurulan 2019 yılı 2. dönem program yöneticisi kanaat formunda, "Göreve Bağlılık" alanı için ortalama olarak 2,00 puan; "Çalışma Yeteneği" alanı için ortalama olarak 2,00 puan; "Araştırma Yeteneği" alanı için ortalama olarak 1,00 puan; "Yönetme Yeteneği" alanı için ortalama olarak 2,00 puan; "Meslek ahlakı" alanı için ortalama olarak 1,25 puan verilmiş olup, açıklama olarak davacı hakkında belgelerle desteklenmeyecek bazı vukuatların da yaşandığı, belgelenemeyecek hiçbir durumun kanaat raporuna yansıtılmadığı belirtilerek forma eklenen 04/12/2019 tarihli tutanakta özetle; davacının hiyerarşiye ve disipline uygun hareket etmediği, yaptığı birçok hatanın olduğu, eğitim görevlileri tarafından defalarca ikaz edildiği, görevini düzgün yürütmediği, rapor alarak gelmediği iki gün süre zarfında kimseye haber vermediği gibi böyle bir zorunluluğunun da olmadığını söylediği, nöbetlerde kendisine uzun süre ulaşılamadığı, klinik işleyişinde birtakım sorun ve aksaklıklara yol açtığı, cerrahi ve dahili kliniklerde hiyerarşi, yetki ve sorumluluklar konusunda yanlış ve yetersiz algı ya da inanca sahip olduğu kanısına varıldığının belirtildiği, Uyuşmazlıkta; program yöneticisi tarafından sisteme kaydedilen görüş ve kanaatin, kurum yöneticisi sıfatıyla başhekim tarafından onaylanması gerekirken, davacı hakkında düzenlenen formun kurum yöneticisi sıfatıyla başhekim yardımcısı tarafından onaylandığı, diğer taraftan, yapılan değerlendirme sonucunda olumsuz görüş ve kanaat notu alanların kurum yöneticisi tarafından yazılı olarak uyarılması gerektiği, ancak davacının 2019 yılı 1. dönem program yöneticisi kanaat notlarının olumsuz olmasına rağmen yazılı olarak uyarılmadığı, dolayısıyla mevzuat hükmünde öngörülen usullere riayet edilmediği anlaşıldığından tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçeleriyle, davacı hakkında düzenlenen 2019 yılı 1. ve 2. dönem program yöneticisi kanaat notlarının iptaline, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi ile 17. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından, kamu sağlığının korunması ve nitelikli bir sağlık hizmeti sunulmasının sağlanması amacıyla, tıpta uzmanlık eğitiminin nitelik ve gerekleri dikkate alınarak getirilen dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca söz konusu düzenlemeler yönünden davanın açıldığı tarih itibarıyla tarafların haklılık durumlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın yargılama gideri ve vekalet ücretinin Bakanlıklarına yükletilmesinde hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından, davacı hakkındaki değerlendirme notunda, davacının cerrahinin gerektirdiği hiyerarşi ve disipline uygun hareket etmediği, nöbetlerinde uzun süre kendisine ulaşılamadığı, bu durumun sık sık tekrar ettiği, bu şekilde görevlerini de ihmal ettiği, cerrahi eğitiminin gereklerine uymayarak eğitimini aksattığından bölüm açısından yetersiz olarak değerlendirildiğinin bildirildiği, dolayısıyla davacı hakkında olumsuz kanaat verilmesine ilişkin değerlendirmenin objektif kriterlere dayandırıldığı, davacının uyumsuz davranışlarının tutulan tutanaklarla da tespit edildiği, davacının daha önce uzmanlık eğitimi gördüğü Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinden de aynı nedenlerle ayrıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KAKARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 26/05/2023 tarih ve E:2020/1948, K:2023/2863 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 29/05/2025 tarihinde, iptale ilişkin kısım yönünden oybirliği, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İptal davaları, tarafların sübjektif durumlarından ziyade, dava konusu idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği objektif nitelikli bir dava türüdür. Bir başka ifade ile iptal davaları, idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği davalardır. Bu husus hukuk terminolojisinde iptal davalarının objektif niteliği olarak ifade edilmektedir. İptal davasının objektif niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır. İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması sağlanarak hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre hukuka uygunluğuna bağlı olarak dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup işin esasının incelenmesi ve hukuki sonucuna göre esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır. Bir düzenleyici işleme dava açıldıktan sonra, idarenin yeni düzenleme yapma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum Danıştayın yargısal denetimi kapsamında bulunan düzenleyici işlem hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmak suretiyle hukuk normunun geçerliliğine yönelik bir tespit yapılarak sonuca varılması gerekmektedir. Aksi halde, idarenin sürekli değişiklik yapmak suretiyle yeni düzenleme yürürlüğe koyarak, mevcut düzenlemenin yargı denetimine tabi tutulmasından kaçınılmasına neden olacaktır. Ayrıca davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır. Nitekim, iptal davasının, idarenin hukuka aykırı işleminin iptali ile idarenin hukuka bağlı kalmasını sağlayan bir dava türü olduğu dikkate alındığında, yargı organlarının yapması gereken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla üst hukuk normlarına uygun olup olmadığının hukuksal denetimini gerçekleştirmektir. Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi ile 17. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.