Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/3001 E. 2025/375 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/3001
Karar No
2025/375
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3001 Karar No : 2025/375

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/02/2023 tarih ve E:2021/2045, K:2023/624 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 19/01/2021 tarih ve 31369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile esas Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. maddenin 1. fıkrasında yer alan ''01.11.2020 tarihinden geçerli olmak üzere iki ay süreyle'' ibaresinin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı ileri sürülen 4.185,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/02/2023 tarih ve E:2021/2045, K:2023/624 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 124. maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58. maddesinin (h) ve (i) bendleri, Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 1., -24/3/2020 tarih ve 31078 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen- Geçici 5., -19/01/2021 tarih ve 31369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen- Geçici 6. maddeleri hükümlerine yer verildikten sonra, Dava konusu ibarenin yer aldığı geçici madde hükmünün, üniversitelerin tıp fakülteleri ve sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde COVID-19 salgınına yönelik araştırma, teşhis ve tedavi faaliyetleri kapsamında görev yapan personel ile yöneticilere, Yönetmelik'te belirlenen esaslara tabi olmaksızın yapılacak ek ödemelere ilişkin olduğu, dava konusu ibare ile 01/11/2020 tarihinden itibaren iki aylık süre ile ek ödeme yapılmasına olanak tanındığının görüldüğü, Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, taslakların geçiş hükümlerini düzenleyen maddeler olarak tanımlanan geçici maddelerin, genellikle geçiş dönemlerine ilişkin işlemlerin uygulama yöntemini ve kapsamını gösteren ayrık hükümler içermekte olduğu (AYM, E:2001/360, K:2001/105), dava konusu ibareyi içeren Geçici 6. madde hükmünün COVİD-19 pandemi koşulları kapsamında yürürlüğe konulan bir geçiş hükmü olarak düzenlendiği ve bu madde kapsamında olanlar lehine bir uygulama getirdiği, davalı idarenin bu hususta takdir yetkisi olduğu gibi geçici maddenin geçerlilik süresini ve bu sürenin başlangıcını belirleme hususunda da takdir yetkisi bulunduğu, Öte yandan; davacı tarafından, dava konusu işlemin eşitlik ilkesine aykırı olduğu öne sürülmekte ise de; Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere “kanun önünde eşitlik” ilkesinin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmeyip, statüsü ve pozisyonu itibarıyla hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olup, davalı idarece ayrı hukuksal durumlara ve farklı hukuksal düzenlemelere tâbi olan üniversite personeli yönünden "Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik"te yer alan hükme koşut düzenleme yapılmamasının Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesini zedelediğinden bahsedilemeyeceği, Haklı beklenti ilkesi açısından ise, bireyin hukuki iş ve işlemlere girişirken tâbi olduğu mevzuat hükümlerinin kendisine de uygulanacağı yönündeki beklentisinin "haklı beklenti" kavramını ifade etmekte olup Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, her türlü beklentinin idare tarafından karşılanmasının mümkün olmadığı, bu durumda, 2547 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunu bilen davacının kendisinin tâbi olmadığı bir mevzuat hükmüne koşut bir hükmün davalı idarece düzenlenerek tarafına uygulanması gerektiği yönündeki beklentisinin haklı beklenti kavramı içerisinde karşılanması gerektiğinden söz edilemeyeceği, Bu durumda; farklı kamu tüzel kişileri ve farklı mevzuatlar ile düzenlenen "Covid-19 ek ödemesi"nin aynı tarihte başlaması gibi bir kıstasın üst hukuk normlarında öngörülmemesi karşısında, Covid-19 salgını nedeniyle üniversitelerin tıp fakülteleri ve sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde salgına yönelik araştırma, teşhis ve tedavi faaliyetleri kapsamında görev yapan personel ile yöneticiler lehine ek ödeme yapılmasını öngören geçici maddenin hangi tarihten itibaren uygulanmaya başlanacağının ve süresinin belirlenmesine yönelik dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının tazminat isteminin de reddi gerektiği Gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Gazi Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalında uzmanlık öğrencisi (asistan) olarak göreve başladığı, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle sağlık çalışanlarına ek ödeme yapılacağı duyurusu üzerine Covid-19 servisinde görevlendirildiği, ancak ek ödeme yapılmaması üzerine Yükseköğretim Kurumunun (YÖK) düzenleme yapacağı bilgisini edindiği, YÖK'ün düzenlemesinin Ağustos, Eylül, Ekim aylarını kapsayacağı beklentisi oluşmasına rağmen, dava konusu Yönetmeliğin sadece Kasım ve Aralık aylarını kapsayacak şekilde yürürlüğe konulmasının hayal kırıklığına uğrattığı, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında Covid-19 servisinde çalışan üniversite personeline ek ödeme yapılmadığı, YÖK tarafından düzenlenecek olan yönetmeliği beklediği ve asıl olarak idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullanması nedeniyle dava açtığı, YÖK'ün Kasım ve Aralık ayları için düzenleme yapmasına karşın, herhangi bir gerekçe göstermeksizin Ağustos, Eylül, Ekim ayları için düzenleme yapmadığı, bu durumun idarenin takdir yetkisini keyfi kullandığının bir göstergesi olduğu, Dairenin idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullanıp kullanmadığını denetlemediği, Anayasa Mahkemesi'nin örnek verilen kararının olayla bir bağlantısının olmadığı, Covid-19 sürecinin geçici nitelikte olduğu, sorunun geçici maddelerin kendi içerisinde tutarlı olmaması olduğu, sağlık hizmeti veren Üniversitelerde ve Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık merkezlerinde görev yapan personele yapılan ek ödemenin çalışma barışının sağlanması bakımından birbirine paralellik arzetmesi gerektiği, Sağlık Bakanlığı'nda Covid servisinde çalışan personele tanınan ek ödemenin Yükseköğretim Kurumunda Covid servisinde çalışan personele tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50 maddesinin (e) bendinde yer alan hükme aykırı davranıldığı, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında verdiği ihlal kararlarına ilişkin olarak sessiz kalındığı, Yükseköğretim Kurulunun, Sağlık Bakanlığının uygulamalarını takip ettiği, haklı beklenti kavramının dar bir şekilde yorumlandığı, Devletin motivasyon amacıyla verdiği bir haktan neden yararlanmadığının hâlâ ortaya konulamadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı ve kamu yararı ile hizmet gerekleri göz önüne alınarak tesis edildiği, davacının tabi olmadığı bir mevzuat hükmüne koşut bir düzenlemenin yapılması yönündeki beklentisinin haklı beklenti kavramı içerisinde değerlendirilemeyeceği, farklı kamu tüzel kişileri ve mevzuatla düzenlenen "Covid-19 ek ödemesi"nin aynı tarihte başlaması gibi bir zorunluluğun üst hukuk normlarında öngörülmediği, üniversitelerin tıp fakülteleri ve sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde Covid-19 salgınına yönelik faaliyetlerde bulunan personel ile yöneticilere ek ödeme yapılmasını öngören geçici maddenin uygulanmaya başlanacağı tarihin ve süresinin belirlenmesinde üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 16/02/2023 tarih ve E:2021/2045, K:2023/624 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 19/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Dava, Gazi Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalında araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 19/01/2021 tarih ve 31369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile esas Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. maddenin 1. fıkrasında yer alan ''01.11.2020 tarihinden geçerli olmak üzere iki ay süreyle'' ibaresinin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı ileri sürülen 4.185,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde bu eşitliği fiilen sağlamakla yükümlü olduğunu düzenler. Bu bağlamda, aynı statüdeki kamu görevlilerinin benzer koşullarda özlük haklarından eşit şekilde yararlanması, eşitlik ilkesinin gereğidir. Somut olayda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık tesislerinde COVID-19 pandemisi sürecinde görev yapan personelin Ağustos-Ekim 2020 döneminde ek ödeme almasına karşın, Yükseköğretim Kurumlarına bağlı hastanelerde aynı tarihlerde benzer koşullarda çalışan davacı ve benzer statüdeki personelin bu ödemeden yararlanamaması, nedensiz bir ayrım oluşturmaktadır. Her iki kurumdaki personel de pandemi koşullarında aynı risk ve yoğunluğa maruz kalmış, ancak ödeme kapsamı Yükseköğretim Kurumları için 01 Kasım 2020'de sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme, aynı hizmeti veren kamu görevlileri arasında objektif ve makul bir gerekçeye dayanmayan bir farklılık oluşturmakta, Anayasa’nın 10. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Öte yandan, İdarenin düzenleyici işlemleri, hukuki güvenlik ilkesi gereği belirli, öngörülebilir ve tutarlı olmalıdır. Yönetmeliğin, dava konusu Geçici 6. maddesi, COVID-19 ek ödemesini 01/11/2020 tarihinden itibaren başlatmış, ancak Sağlık Bakanlığı’nın aynı nitelikteki düzenlemesiyle paralellik kurmamıştır. Oysa pandemi, olağanüstü ve genel bir durum olup, tüm sağlık çalışanlarını aynı derecede etkilemiştir. Yönetmeliğin, Yükseköğretim Kurumları personelini önceki dönemlerdeki çalışmalarından ötürü hak kaybına uğratacak şekilde düzenlenmesi, hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte ve idarenin takdir yetkisinin sınırlarını aşmaktadır. Ayrıca, 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesi (h) bendi, döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödemelerde performans ve hizmete katkı unsurlarını esas almıştır. Davacının Eylül 2020’de COVID-19 servisinde fiilen görev yapması, bu kapsamda ek ödeme talep etmesini haklı kılmaktadır. İdarenin, yönetmelikle zaman ile ilgili bir sınırlama getirmesi Kanun'un amacıyla bağdaşmamaktadır. Diğer yandan, Anayasa’nın 5. maddesi, devletin temel amaçları arasında sosyal devlet ilkesini vurgular. Pandemi gibi olağanüstü koşullarda sağlık çalışanlarının fedakârlıklarının karşılıksız bırakılması, bu ilkeyle çelişmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın personeline sağladığı ek ödeme, çalışma barışı ve motivasyon için elzemken, Yükseköğretim Kurumlarındaki personelin aynı dönemde bu haktan mahrum bırakılması, idarenin özen yükümlülüğünü ihlal etmektedir. İdare, kamu hizmetinin sürekliliği ve personelin mağduriyetinin giderilmesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükmünün, 01/11/2020 öncesini kapsamayacak şekilde düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, davacının yoksun kaldığı ek ödeme tutarının hesaplanarak davacıya yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, aksi yönde verilen Daire Kararının bozularak temyiz isteminin kabulü ile, dava konusu düzenlemenin eksik düzenleme nedeniyle iptali ve yoksun kalınan tutarın hesaplanarak davacıya iadesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/3001, K. 2025/375, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-3001-e-2025-375-k-287cf2e32e05