Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/26 E. 2024/2818 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/26
- Karar No
- 2024/2818
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/26 Karar No : 2024/2818
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danışay Beşinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2017/526, K:2022/4855 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2017/526, K:2022/4855 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan beraat kararının istinaftan feragat nedeniyle 16/07/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, M.D. isimli tanığın duyuma dayalı beyanı, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının şüpheli sıfatıyla verdiği beyanı yönünden, üniversiteye hazırlık amacıyla örgüte müzahir dershaneye gittiği hususu davacının beyanlarıyla sabit olmakla birlikte, örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanı örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, davacının paylaşımının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacı ve davacının eşi A.A.K.'ye ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı; bununla birlikte, davacının dijital materyallerinin incelenmesi sonucunda Fethullah Gülen isminin geçtiği dosyalara ait izlerin tespit edilmiş olması hususunun, davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, bahsi geçen hususların başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacının babasının (M.Ç.) ByLock kullanıcısı olması yönünden, Dairelerince yapılan 20/05/2021 tarihli ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen cevapta, davacının babası M.Ç. hakkında ByLock kaydının bulunmadığının belirtildiği anlaşıldığından, davalı idarece ileri sürülen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının M.Ç. isimli kişi (babası) ile arasında para transferinin bulunması yönünden, davalı idare tarafından, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen babası M.Ç. isimli kişiyle para transfer ilişkisinin bulunduğunun MASAK tarafından düzenlenen raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu rapor dosyaya sunulmadığı gibi, Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, dava dosyasına davacı tarafından babası M.Ç. ile aralarında gerçekleştirilen para transferinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu belirtilmiş ise de, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı soruşturma dosyasında ise Hakimler Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile soruşturma evrakının işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve anılan kararın 06/02/2018 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden, söz konusu soruşturmaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkında kamu davası açılmış olması, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında kamu davası açılmış olmasının, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacının eşi A.A.K.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve Dairelerinde açtığı dava dosyasında mevcut deliller yönünden, davacının eşi A.A.K.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 20/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının talebi doğrultusunda idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu; Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu; davacının ve eşinin, üniversiteye hazırlık döneminde, FETÖ/PDY bağlantılı dershaneye gittiklerine yönelik beyanları, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğunu gösteren tanık ifadesi, davacı ve eşi hakkındaki ihbar, şikayet ve soruşturma bilgileri ve bunların mahiyeti, davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek eşi A.A.K.'nın FETÖ/PDY iltisakı/irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilmiş eski bir yargı mensubu olması ve hakkındaki bilgi ve belgeler, davacının sosyal medya paylaşımları, davacının dijital materyallerinde yaptırılan inceleme sonucunda ''...'' adresinde gezinti yapıldığına dair izler bulunması ve cep telefonu imajı incelemesinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan''rotahabercom'' sitesine giriş yapıldığına, örgüte ait ''bugün, zaman gazetesi, cihan haber'' isimli uygulamaların yüklendiğine yönelik tespitler, davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek babası M.Ç.'nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden soruşturma geçirmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, Kurulda davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde kanaat oluştuğu; davacı hakkında devam etmekte olan adli soruşturmaya dair süreç dikkate alınarak davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği; 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal-özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hak, maddi ve manevi tazminat ile faiz taleplerinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 29/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/06/2022 tarih ve E:2017/526, K:2022/4855 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 13/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava; FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatı sabit görülen davacının; yargıya mensubiyetinin uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY bağlantılı dershaneye gittiklerine yönelik beyanı, davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek eşi A.A.K.'nın FETÖ/PDY iltisakı/irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilmiş eski bir yargı mensubu olması, davacının sosyal medya platformunda U.C. isimli şahsın "... ekibinin deşifre olduğu söyleniyor. Hadi hayırlısı" şeklinde yapmış olduğu paylaşımın altına "Lütfen öğrendiklerinizi yazın ya da en azından özelden msj atın" yönünde paylaşımda bulunması, davacı ve eşine ait dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda, ''...'' adresinde gezinti yapıldığına dair izler bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle de davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.