Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/15985 E. 2024/17914 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/15985
Karar No
2024/17914
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15985 Karar No : 2024/17914

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalılar): 1- ... Başkanlığı / ... Vekili : Av. ...

2- ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. Maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun ...... tarihli ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ihraç tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Geçerli bir sebebe ve somut delile dayanmadan tesis edilen kamu görevine son verilmesine ilişkin işlemin hukuka, Anayasa'ya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğuna ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, isnat olunan suçlamaların gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir.

... Kurulu Başkanlığı'nın Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezası ile cezalandırılan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bu itibarla, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, "...Ben 1983 yılında Şanlıurfa ilinde doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Şanlıurfa ilinde tamamladım. Lise son sınıfta Şanlıurfa merkezde faaliyet yürüten Feza Dershanesine gittim. Bu dershane Fetullahcı cemaate bağlı dershanelerdendir. Bu dönem cemaatsel bir irtibatım yoktu, sadece ders amaçlı dershane gidiyordum, bu yıl üniversiteye yerleşemedim. Lise son sınıftan sonra ise Zafer Dershanesine gittim, 1 yıl da burada üniversiteye hazırlandım, bu dönem yani 2003 yılında İstanbul (Çapa )Tıp Fakültesini kazandım. İstanbul ilinde Edirne Kapı KYK yurduna kalmaya başladım, yaklaşık 3,5-4 yıl kadar bu yurtta kaldım. 4. Sınıfın sonu itibari ile TUS sınavına hazırlanmak için özel eve çıkmaya karar verdim, yine benim gibi TUS sınavına hazırlanan U.Ş., H.Ö., F.K. isimli şahıslarla bekar evine çıktım. Bu ev Şehremini semtindeydi, 2 yıl bu evde ismini belirttiğim arkadaşlarla birlikte ikamet ettim. Bu ev Fetullahcı cemaate bağlı bir ev değildi. İsmini söylediğim bu arkadaşlarımın da hakkında herhangi bir soruşturma bulunmamaktadır, halen üçünde görev yapmaktadır. 2003-2009 yılları arasında eğitim gördüğüm dönemde Fetullahcı cemaat içerisinde herhangi bir faaliyetim yada görevim olmadı, ancak KYK yurdunda kaldığım dönemde KYK yurdunda kalan cemaat mensupları yemek, gezi, iftar gibi etkinleri beni davet ederlerdi, öğrenci olduğumuzdan bu şekilde ücretsiz etkinliklerine katılırdım. Bu yemeklere bizi cemaat evlerine davet ederlerdi. Bu davet eden kişiler KYK yurdunda sürekli kalan kişiler değildi, ara ara yurtta kalırdı, büyük ihtimal bazen yurtta bazen cemaat evlerinde kalıyor olabilir. Sürekli bu beni davet eden kişilerle diyalogum olmadığı için net isimlerini hatırlamıyorum, genel sözel bölüm okuyan kişilerdi, aynı bölümde de değildik. N. ve N. isimli iki kişiyi hatırlıyorum, ancak haklarında başkaca bir bilgi hatırlamıyorum. 2009 yılında mezun olduktan sonra İstanbul Zeytinburnu ilçesinde bir sağlık ocağına atandım, 1,5 ay kadar çalıştıktan sonra TUS sınavına hazırlanmak için istifa ettim. 5-6 ay kadar yine önceki arkadaşlarla birlikte ikamet ettim. 2010 Nisan TUS sınavında Adli Tıp Kurumunu kazandım. 2010 Temmuz / Ağustos ayında İstanbul Adli Tıp Kurumunda asistan olarak göreve başladım. bu dönem ise mernis kaydımda görülen ... Mahallesi ... Caddesi ... Apartmanı No:... Daire:... sayılı adreste tek başıma ikamet etmiştim. Ev sahibim benim üst katımdan ikamet ederdi ve kirayı elden verirdim. Faturalarda ev sahibimin üzerineydi. Ev sahibinin adı yanlış hatırlamıyorsam K. idi. Soy adını hatırlamıyorum. 2013 Kasım ayında uzmanlığıma 8 ay kala istifa ederek Adli Tıp Kurumunu bıraktım. Uzmanlığıma 7-8 ay kadar kala bu kurumu bırakma nedenim ise Fetullahcı cemaate mensup doktorların baskın olması ve önümün yani akademik anlamda kapalı olduğunu düşünmemdi. Bu dönemde yani 2010 Temmuz 2013 Kasım ayları arasında cemaatsel bir irtibatım yada faaliyetim olmadı, ancak bu dönemde İ. ve F. isimli Adli Tıp Asistanı olan doktor arkadaşlar kendi evlerine davet ederlerdi, yemek etkinliği olarak davet etmişlerdi, aynı kurum arkadaşı olduğu için bu yemek davetlerine gittim. Yemek yedik, kendileri sesli olarak dini kitaplardan bir şeyler okurdu. Ancak daha sonra kendileri beni bu şekilde davet etmemelerini söyledim, yani iki kere bu şahısların yapmış olduğu kendi aralarındaki sohbete katıldım, bunun dışında katılmadım. İ.: Bu şahıs bu dönemde Adli Tıp Asistanıydı. F.: Bu şahıs bu dönemde Adli Tıp Asistanıydı. 2014 Ocak ayında ise ... Üniversitesi Tıp Fakültesinde İç Hastalıkları bölümünde asistan olarak göreve başladım, 2018 Haziran ayına kadar burada görev yaptım. 2018 yılında Çanakkale Ayvacık Devlet Hastanesine zorunlu hizmet için gittim, 2019 Kasım ayında ise tekrar Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine yandal uzmanlık sınavını kazanarak göreve başladım. Halen burada görev yapmaktayım. 2014 Ocak ayında Trakya Üniversitesine başladıktan sonra Temmuz ayın gibi böbrek nefroloji rotasyonuna geçtim, burada böbrek biyopsileri girişimsel radyoloji tarafından yapılıyordu, bu biyopsileri ayarlama sırasında bu bölümde görev yapan M.Y.K. ile tanıştım. Tanıştıktan bir süre sonra beni nöbetinde yanına çağırdı, bende nöbetteydim, hangi okuldan mezun olduğumu, evli bekar durumu, namaz kılıp kılmadığımı, hangi dershane gittiğim gibi sorular sordu, bu sorular üzerinde bana biz diğer bölümlerden diğer asistan arkadaşlarla ayda birkaç kez buluşup gördüğümüz vakaları tartışıyoruz, sohbet ediyoruz, istersen sende gel, diğer bölümlerden arkadaşlarla da tanışırsın, tezine de yardımcı olur demişti. Ancak bu teklifte Fetullahcı cemaat içerikli bir sohbet olacağını söylemedi. Bu şahsın daveti üzerine asistan arkadaşların evlerinde yapılan davete katıldım, katıldığım bu davetlere gittikten sonra cemaatsel sohbet olduğunu anladım, ilk önce doktor arkadaşlarla bilimsel olarak yapılan toplantılar olduğunu düşünüyordum, ancak öyle olmadığını anladım. İlk iki davet yine asistan doktorların evindeydi, ilk evi hatırlamıyorum, ikinci ise Kulak Burun Boğazda görev yapan T. isimli doktor arkadaşın eviydi. Daha sonraki davetleri ise sürekli M.Y.K. kendi evinde yapmıştı. Ancak birkaç kere gittikten sonra bilimsel bir sohbet olmadığını anlayınca sürekli katılmıyordum, M.Y.K. isimli şahıs ise her yapılan sohbete beni ya arayarak yada mesaj atarak davet ederdi, nöbetimin yada başka bir işimin olduğunu söyleyerek gitmemeye çalışıyordum, arada ısrar üzerine gittiğim oluyordu. Birde görev yaptığım bölüm itibari ile radyoloji ile çok işimiz oluyordu, eğer gitmezsem bu konuda sıkıntı olacağını düşündüğümden ara ara gidiyordum. 2014 Mayıs/Haziran ayından 2015 sonuna kadar bu sohbetlere ara ara katıldım. Bu yapılan sohbetlerde benim gibi asistanlar haricinde ismi E. olan bir kişi daha gelirdi, bu şahıs dini sohbetleri yapardı, E. isimli şahıs bir süre geldikten sonra bir yada iki kişi daha sohbet vermek için gelmişti, farklı zamanlarda gittiğimden başka kişilerin sohbet verdiğini şahit oldum, ancak bu kişilerle bire bir diyaloğum olmadığından sadece aynı ortamda bulunduğumuzdan isimlerini hatırlamıyorum. E. isimli şahsın ismini de o dönem bekardım, M.Y.K. da bana evlilik için teklifte bulunmuştu, birkaç kere telefon ve yüz yüze E. isimli şahısla görüşmüştüm, ancak cemaat üzerinden evlenmek istemedim ve tekliflerini geri çevirdim. E. isimli şahısla irtibatımda bu nedenden kaynaklanmaktadır..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/15985, K. 2024/17914, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-15985-e-2024-17914-k-ba6e7597bfe2