Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2243 E. 2025/580 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2243
Karar No
2025/580
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2243 Karar No : 2025/580

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 20/03/2023 tarih ve E:2017/3535, K:2023/2690 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/03/2023 tarih ve E:2017/3535, K:2023/2690 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Davacının kendi beyanı yönünden, çocuğunu örgüte müzahir dershaneye gönderdiği hususu davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacının eğitim ve ekonomik saiklerle böyle bir tercihte bulunduğuna yönelik beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı, netice itibarıyla, davacının çocuğunu örgüte müzahir dershaneye gönderdiğine yönelik beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Unvanlı görev yönünden, davacının Bursa Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği, davacının, talebi ve bilgisi dışında söz konusu atamanın yapıldığını beyan ettiği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Teftişte yüksek not verilmesi yönünden, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 2013 yılı teftişinde 86 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olduğu, somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Atama kararına HS(Y)K eski üyesi T.G.'nin muhalif kalması yönünden, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi T.G.'nin örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif kaldığına yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay eski üyesi M.A.’nın kayınpederi C.M.’nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve birçok hâkim ve savcı hakkında 2014 HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda yer alan tespitler yönünden, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğini, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğünü, seçimde sandık müşahitliği yaptığını ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı, davacının FETÖ terör örgütüyle bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen söz konusu dokümanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının ... esasında yürüttükleri soruşturmada usul ve yasaya aykırı işlemler yaparak kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen yolsuzluk algısı oluşturma operasyonlarının bir benzerini Bursa ilinde gerçekleştirmeye çalıştıkları iddiası yönünden Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında davacı hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtildiğinden, söz konusu soruşturmaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 20/09/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının kararda karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; taraflarınca sunulan CD içeriği incelendiğinde, davacının başsavcı vekilliği yapmış olması, HSYK eski üyesi T.G.'nin davacının başsavcı vekilliğinden alınmasına ilişkin atama kararında muhalefet şerhinin bulunması, davacının çocuğunu gönderdiği dershaneye ilişkin beyanı, 2014 HSYK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen notlarda davacının adının yer alması, davacıya verilen yüksek teftiş notu birlikte değerlendirildiğinde, Kurul kanaatinin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; ayrıca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının açtıkları davalardaki parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 sayılı KHK kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 7075 sayılı Kanun'un 10/1. maddesi gereği maddi/manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal/özlük hak ve faiz talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle Hâkimler ve Savcılar Kuruluna karşı açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesince dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, Kurulumuzun 13/03/2025 tarih ve E:2023/2244, K:2025/581 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmekte olup, bu kapsamda davalı idarece davacıya yapılacak ödemenin mükerrerliğe yol açmayacak şekilde yapılması gerektiği; ayrıca, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/03/2023 tarih ve E:2017/3535, K:2023/2690 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 13/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde Bursa Başsavcı Vekilliği gibi unvanlı bir görev almış olması, HSYK eski üyesi T.G.'nin davacının başsavcı vekilliğinden alınmasına ilişkin atama kararında muhalefet şerhinin bulunması, davacının çocuğunu FETÖ/PDY yapılanmasına ait bir dershaneye gönderdiğine ilişkin kendi beyanı, Yargıtay eski üyesi M.A.’nın kayınpederi C.M.’nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve birçok hâkim ve savcı hakkında 2014 HSYK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda davacının adının yer alması ve davacıya yüksek teftiş notu verilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacı hakkında bu örgütle iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ilişkin olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2243, K. 2025/580, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2243-e-2025-580-k-ff5c1c75b2ea