Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/6705 E. 2026/496 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/6705
Karar No
2026/496
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6705 Karar No : 2026/496

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (Davalı) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... (Davalı yanında katılanlar) 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Kireç Sanayi ve Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Adana ili, Ceyhan ilçesinde, davacı uhdesinde bulunan S:... sayılı II-(a) grubu maden işletme ruhsatının, afet bölgesi sınırları dahilinde olması gerekçesiyle 30/10/2011 tarihinde iptal edildiği, davacı tarafından ruhsatının iptaline neden olan sebebin ortadan kalktığına ilişkin yazının dikkate alınarak ruhsat hukukunun tekrar yürütülmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarihli ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Adana ili, Ceyhan ilçesi,... ve ... Köyü sınırları civarında bulunan S:... sayılı sahaya ilişkin olarak davacı şirket adına düzenlenen II-(a) grup maden işletme izni ve işletme ruhsatı Mahkeme kararları ile iptal edilmiş olsa da; iptale konu Mahkeme kararların gerekçesinin uyuşmazlık konusu maden sahasının afete maruz bölgede yer alması olarak oluşturulduğu dikkate alındığında, davacı şirketin 22/12/2021 tarihli dilekçe ile başvuru yaptığı Adana İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından ... tarih ve ... sayılı yazı ile; dava konusu işletme sahasının yakınında bulunan Adana ili, Ceyhan ilçesi, ... ve ... parsel numaralı taşınmazların afete maruz bölge sınırları içerisinde yer almadığı bilgisinin verilmesi karşısında; oluşan yeni hukuki durum sebebiyle afet riskinin ortadan kalktığı iddiaları ile birlikte ruhsat için gerekli olan diğer koşulları sağlayıp sağlamadığı araştırılarak değerlendirilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir araştırma ve değerlendirmede bulunulmaksızın, salt ilgili maden sahasının yıllar önce yapılan incelemelerde afet alanında kaldığından bahisle işletme izni ve işletme ruhsatının iptaline ilişkin olarak verilen iptal kararı gerekçe gösterilerek başvurunun reddedilmesine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının işletme ruhsatı ve izninin 2010 yılında yargı kararı ile iptal edildiği, yargı mercilerince dava konusu işlem tarihi itibarıyla inceleme yapıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olup salt başka bir idarenin görüşünün sonradan olumlu yönde değişmesiyle ruhsat hukukunun yeniden yürütülmesi için yeterli olmadığı, davacının ruhsatının 2010 yılında iptal edilerek ruhsat hukukundan doğan hakkının son bulduğu, anılan saha için yeniden ruhsat düzenlenmesinin ancak Maden Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca ihale yöntemi ile mümkün olduğu, kesinleşmiş yargı kararının yok sayılarak Maden Kanunu'na aykırı şekilde davacı adına yeniden ruhsat düzenlenmesi şeklinde verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı yanında davaya katılanlar tarafından, ikamet ettikleri köyde bulunan, davacının ... sicil sayılı II-a grubu ruhsatına ait işletme izninin iptali istemiyle taraflarınca açılan, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı esasında görülen davada, keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacının taş ocağı işletilmesinin, ikamet ettikleri köyde sınırları içinde kaldığı, dağlık arazideki patlatmalar ile yer altı suyu mecralarının değiştiği, taş ocağı işletilmesinden çıkacak toz, duman ve diğer kimyasal gazların işletme ruhsatı ve izninden çok önceki yıllarda dikilen zeytin bahçeleri ve diğer tarımsal faaliyetlere telafisi imkansız zararlar vereceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davaya davalı idare yanında katılmak isteyen ... ile...'ün katılma istemleri; davalı idarece süresinde ve usulünce yapılan temyiz istemi üzerine bakılan davanın geçerli, güncel ve derdest halde olduğu görülmekle, kabul edilerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY : Adana ili, Ceyhan ilçesi ... ve ... Köyü sınırları içerisinde davacı adına S:...sayılı II-a grubu maden işletme ruhsatı 19/09/2008 tarihinde, işletme izni ise 21/01/2010 tarihinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından 22/12/2021 tarihli dilekçe ile Adana Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne başvurularak Adana ili Ceyhan ilçesi ... Mahallesi ... ve ... parsel numaralı taşınmazların afete maruz bölge sınırları içinde olup olmadığı sorulmuştur. Adana Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Adana ili Ceyhan ilçesi ... Mahallesi ... ve... parsel numaralı taşınmazların afete maruz bölge sınırları içinde olmadığı cevabı verilmiştir. Davacı tarafından 28/12/2021 tarihinde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben sunulan dilekçe ile Adana ilinde uhdelerinde bulunan S:... sayılı ruhsatın 31/12/2010 tarihinde afet bölgesi sınırları dahilinde olduğu gerekçesiyle iptal edildiği, iptale neden olan durumun ortadan kalktığına ilişkin Adana Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ...tarih ... sayılı yazı dikkate alınarak ruhsat hukukunun tekrar yürütülmesi isteminde bulunulmuştur. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 31/12/2021 tarihli işlemiyle S:... sayılı II-(a) grubu kalker işletme ruhsatının iptali istemiyle Ceyhan İsalı Köyü Tüzel kişiliği tarafından... İdare Mahkemesi nezdinde açılan davada, E:...sayılı 14/10/2010 tarihli yürütmenin durdurulması yönündeki kararı verilmesi üzerine, anılan karar uyarınca idarece 06/12/2010 tarihli 57387 sayılı Olur gereği söz konusu ruhsat iptal edilmiş; bu husus ... tarih ve ... sayılı yazı ile davacıya bildirilmiştir. Ruhsat mahkeme kararı gereği iptal edildiğinden idarelerince yapılacak herhangi bir işlem olmadığı cevabı verilerek davacının talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine de anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasında '' II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler dışındaki ruhsatlar ihale ile verilir. I. Grup, II. Grup (a) ve (c) bendi madenler için doğrudan işletme ruhsatı verilir. II. Grup (b) bendi, III. Grup, IV. Grup madenler (…), V. Grup madenler arama ruhsatı ile aranır. II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler için yapılan müracaatların işletme ruhsat taban bedeli ödenerek yapılması zorunlu olup müracaatlarda öncelik hakkı esastır.'' hükmüne, anılan Kanun'un 30. maddesinin 1. fıkrasında (işlem tesis edildiği tarihteki haliyle) ise '' Herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlar ile II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler dışındaki yeni alanlar ihale yolu ile ruhsatlandırılır. İhale ilanı Resmî Gazete’de yayımlanır.'' hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:...K:... sayılı kararı ile davacının S:... sayılı II-a grubu 19/09/2008 tarihli kalker işletme ruhsatı, işletme izni ve ile Adana İl Özel İdaresince verilen ...tarih ve ... numaralı işyeri açma ve çalışma ruhsatı ''işletme ruhsatı ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen alanın yakınındaki bir bölgenin Bakanlar Kurulunun 17/09/2007 tarihli kararıyla afete maruz bölge olarak ilan edildiği, davalı idareler tarafından ise, ruhsat verilen alanın afet bölgesi kapsamında olduğuna ilişkin idarelerinde ve ruhsat işlem dosyalarında herhangi bir bilginin mevcut olmadığının belirtildiği de dikkate alındığında, işletme ruhsatı ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen alanın yakınındaki bir bölgenin afete maruz bölge olarak ilan edildiği hususu dikkate alınmadan, bir başka ifadeyle anılan madencilik faaliyetinin afete maruz bölge üzerinde oluşturabileceği muhtemel etkiler değerlendirilmeksizin uyuşmazlık konusu ruhsatların verildiği sonucuna varıldığından...'' gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu kararın, Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/04/2014 tarih ve E:2011/1475 K:2014/3082 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, Daire'nin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile karar düzeltme istemi reddedilerek kesinleşmiştir. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile de davacının 21/01/2010 tarihli işletme izni, '' işletme izni verilen alanın yakınındaki bir bölgenin Bakanlar Kurulunun 17/09/2007 tarihli kararıyla afete maruz bölge olarak ilan edildiği, davalı idare savunma dilekçesinde ise, izin verilen alanın afet bölgesi kapsamında olduğuna ilişkin Bakanlıklarında herhangi bir bilginin mevcut olmadığının belirtildiği de dikkate alındığında, işletme izni verilen alanın yakınındaki bir bölgenin afete maruz bölge olarak ilan edildiği hususu dikkate alınmadan işletme izni verildiği sonucuna varıldığından..'' gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu kararın, Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/04/2014 tarih ve E:2011/1302 K:2014/3081 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, Daire'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile karar düzeltme istemi reddedilerek kesinleşmiştir. Yukarıda bahsedilen mahkeme kararları doğrultusunda davalı idarenin 06/12/2010 tarih ve 57387 sayılı oluru ile davacıya ait maden ruhsatı iptal edilmiştir. Olayda yargı kararı ile davacının işletme ruhsatı ve iznin alanına yakın bir bölgenin afete maruz bölge olarak ilan edildiği, davacının yapacağı madencilik faaliyetinin afete maruz bölge üzerinde oluşturabileceği muhtemel etkiler değerlendirilmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından kesinleşmiş yargı kararı ile iptal edilen ruhsatının, iptaline neden olan sebebin ortadan kalktığı ileri sürülerek ruhsatın iptalinden yaklaşık on bir yıl sonra ruhsat hukukunun tekrardan yürütülmesi istenilmiştir. Maden Kanunu uyarınca bir sahaya belirli süreler için maden ruhsatı verilmekte, bu sürelerin sonunda da sahada çalışmak istenilmesi halinde, kanunda öngörülen şartları sağlaması halinde ruhsat süresinin uzatılmasına karar verilebilmektedir. Yargı kararı ile iptaline karar verilmiş bir ruhsatın, iptaline neden olan sebebin sonradan ortadan kalkması halinde, Maden Kanunu uyarınca belirlenen yol izlenerek, yeniden ruhsatlandırma yapılabilmesi için Kanun ile öngörülen şartların sağlanması gerekmektedir. Nitekim Maden Kanunu'nun 16. maddesi ile II-a grubu madenlerin, ihale yolu ile verilmesi hüküm altına alınmıştır. Davacının talebinin ise bu yönde olmayıp, eskiden uhdesinde olan iptal edilmiş bulunan ruhsatın yeniden canlandırılmasına yönelik olduğu açıktır. Bu kapsamda, davacı tarafından eski ruhsatının canlandırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık görülmemiş olup, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 02/02/2026 tarihinde esasta oybirliği, davalı yanında davaya katılma talebinin kabulü konusunda oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- Uyuşmazlığın düğümlenen kısmı; ilk derece ve istinaf kararlarında müdahil olmayan (taraf teşkilinde yer almayan) ilgilinin, müdahale ve temyiz isteminde birlikte bulunması halinde temyiz isteminin kabul edilip edilmeyeceği konusudur. Olayda; ruhsat sahibi olan davacı ile davalı idare arasında görülen davaya, istinaf kararı (25/10/2023) verildikten 3 ay sonra 31/1/2025 tarihinde verilen dilekçe ile davalı idare yanında katılmak isteyen F.G. ile D.S'nin katılma istemi ile birlikte kararın temyiz isteminde bulunduğu görülmektedir. 2577 sayılı Kanun 24/a maddesi, tarafların varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadlarına, yahut unvanları ve adreslerinin kararlarda bulunması gerektiği, 25. maddesinde kararların bir örneğinin taraflara tebliğ olunacağı, 48/3. maddesinde temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edileceği, karşı tarafın tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebileceği, cevap verenin kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde temyiz edebileceği, bu takdirde bu dilekçesinin temyiz dilekçesi yerine geçeceği kurallarına yer verilmiştir. Diğer taraftan 6100 sayılı kanun 68/1. maddesinde müdahale talebinin kabulü halinde, müdahilin, 1) Davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceği, müdahil yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebildiği, onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemi yapabileceği, 2) Mahkemeye katıldığı noktadan itibaren taraflara bildirilen işlemlerin müdahile de tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 03/02/2023 tarih ve E:2021/4 K:2023/1 sayılı kararında müdahilin temyiz isteminde bulunabileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı kanunun 24. ve 48. maddeleri bir bütün olarak incelendiğinde, mahkeme kararında tarafların adlarının mutlaka yazılması gerektiği, istinaf kararında taraf teşkilinde yer alanların temyiz isteminde bulunabileceği, temyiz süresinin istinaf kararında yazılan taraflara tebliğ edilmek veya temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesi suretiyle başlayacağı açıktır. HMK'nın yukarıda metni yazılan hükümlerine göre, müdahilin davanın ancak müdahale isteminin kabul edildiği tarihten sonraki ksmını takip edebileceği açıktır. Hal böyle olunca istinaf kararında (davacı, davalı, müdahil) olarak yer almayan, kendisine karar tebliğ edilmeyen, kısacası henüz müdahil olmayan kişilerin temyiz isteminde bulunmaları hukuken mümkün değildir. Aksi hal, kesinleşen istinaf kararlarının müdahale ve temyiz isteminde bulunmak suretiyle her zaman için temyiz edilebileceği sonucunu doğurur ki, "kesinleşme" müessesesinin amacına aykırı olması ve kesinleşme sistemini bozması sebebiyle bu durum hukuk tekniğine uygun değildir.

Yine bu yolun kabul görmesi, temyiz organının ve kesinleşen karara göre işlem tesis eden davalı idarelerin, sonsuza dek dava (temyiz) tehdidine muhatap olmasını açık hale getirir ki, bu durum yargı düzenini bozar ve idari istikrarı engeller. Diğer taraftan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıda sözü edilen kararı ile müdahilin temyiz isteminde bulunabileceğinin açıklığa kavuştuğu ileri sürülebilir ise de, anılan karar istinaf kararında müdahil olarak görünen dolayısıyla kendisine istinaf kararı tebliği edilen kişi açısından geçerli olup, bu kararın istinaf kararı kendisine tebliğ olunmayan, müdahale süreci tamamlanmayan, henüz müdahil olup olmayacağı bile belirsiz olan 3. Kişi açısından emsal olamayacağı kuşgusuzdur. Bu sebeple, istinaf kararının taraf teşkili kısmında adı yer almayan, kendisine istinaf kararı tebliğ edilmeyen ve henüz müdahil bile olmayan kişinin temyiz isteminde bulunması hukuken mümkün olmadığından, temyiz isteminin bu kişiler açısından incelenmeksizin reddi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/6705, K. 2026/496, T. 03.02.2023, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-6705-e-2026-496-k-1b79e753fad8