Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/5759 E. 2026/655 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/5759
Karar No
2026/655
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5759 Karar No : 2026/655

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hafriyat Kollektif Şirketi Ahmet Bacıoğlu ve Ortağı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Afyonkarahisar ili, İscehisar ilçesi, ... Köyü sınırları dahilinde bulunan ... (...) sicil numaralı I-(b) grubu seramik kili işletme ruhsatı sahibi davacı şirket tarafından, ruhsatı kapsamında 38.963,06 m2 işletme alanı, 34.755,74 m2 altyapı alanı ve 3.479,41 m2 tesis alanı olmak üzere toplam 77.198,21 m2 alan için orman izni verilmesi talebiyle yapılan 07/01/2022 tarihli başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı Orman Genel Müdürlüğü Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K... sayılı kararda; izin istenilen maden sahasının muvafakate bağlı korunması gereken alanlar içinde kalmadığı bunun yanı sıra davacının izin talebinin, gerek mahallinde inceleme yapan heyet tarafından ve gerekse Afyonkarahisar Şube Müdürlüğü (Afyonkarahisar İşletme Şefliği) ile Eskişehir Bölge Müdürlüğü tarafından uygun görülmesine karşın, Orman Genel Müdürlüğünce herhangi bir somut gerekçe belirtilmeksizin "yapılan nihai değerlendirmede söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görülmüş olup, izin verilmesinde kamu yararı ve zarureti görülmediği" gerekçesiyle reddedildiği, dosyaya sunulan savunma dilekçesinden de izin talebinin reddinin herhangi bir somut gerekçeye dayandırılmadığı, davacı şirketin ruhsatlı maden sahası içerisinde yer alan ormanlık alan için orman izni talebinin, hukuken kabul edilebilir ve geçerli herhangi bir somut neden ortaya konulmaksızın reddine dair tesis edilen dava konusu idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği, sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü, idarelerinin takdir hakkı bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin yetki şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğundan iptaline yönelik kararın usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı Afyonkarahisar ili, İscehisar ilçesi, ... Köyü sınırları dahilinde bulunan ... (...) sicil numaralı I(b) grubu seramik kili işletme ruhsatının sahibidir. Davacı şirketin 07/01/2022 tarihli dilekçesi ile ruhsat sahasındaki ormanlık alanda madencilik faaliyetinde bulunmak amacıyla 38.963,06 m2 ocak çalışma izni, 34.755,74 m2 altyapı izni, 3.479,41 m2 tesis izni ile birlikte toplam 77.198,21 m2 orman izni verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun davalı idarenin... tarih ... sayılı işlemi ile sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü, izin verilmesinde kamu yararı ve zaruret görülmediğinden bahisle reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 169. maddesinde; "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz." amir hükmü bulunmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 7. maddesinin 4. fıkrasında, Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verileceği hükme bağlanmıştır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 16. maddesinde; ''Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz. Ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, ruhsatname veya imtiyaz alacaklar, işe başlamadan evvel çalışma sahalarını orman idaresine haber vermeye ve ormana zarar gelebilecek hallerde, orman idaresinin göstereceği tedbirleri almaya ve yapmaya mecburdurlar. Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir. Madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanları rehabilite edilir. Rehabilite maksadı ile bu alanların orman yetiştirilmek üzere inşaat, yıkıntı ve hafriyat atıkları ile doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi için büyükşehir mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine bedeli karşılığında izin verilebilir. Maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.'' hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Orman Kanunu'nun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin ''Kesin İzin'' başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilir. Ormanlık alandan verilen izin, müracaat sahibine tebliğ edilir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde izin sahibinden teminat, bedeller ve onaylı taahhüt senedi istenir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde bedellerin ödenmemesi, teminatın veya onaylı taahhüt senedinin verilmemesi halinde ise saha teslimi yapılmaz, her hangi bir bildirime gerek kalmaksızın izin iptal edilir. İptal işlemi ilgiliye bildirilir. Aynı yerle ilgili yeniden izin talep edilmesi yeni izin talebi olarak değerlendirilir. (2) Maden işletme izinlerinde, izin sahibi; izne konu alanı kapsayan işletme izin belgesini orman idaresine vermeden saha teslimi yapılmaz. (3) Madencilik faaliyetine başlanılmadan önce izin sahibine, maden işletme ile tesis izin alanları, maden stok alanı, pasa döküm alanı, verimli toprak depolama alanı ve atık barajı izin sahasının sınırlarının köşe noktalarına zeminden en az iki metre yükseklikte koordinat değerleri belirli sabit işaretler tesis ettirilir. İki nokta arası 25 metreden fazla olamaz. Sabit işaretler izin süresi ve rehabilite izleme sürecinde muhafaza edilir. Aksi halde madencilik faaliyetine müsaade edilmez. (...) (4) İzin verilmemesi halinde durum ilgiliye tebliğ edilir. (5) Ruhsat alanında maden arama, maden işletme veya hammadde üretimi için ormanlık alanlarda Bakanlıkça veya ormanlık alan dışında ilgili kurumlarca izin verilmiş ise, bu ruhsata dayalı olarak madencilik faaliyetleri için gerekli ve orman alanı içinde yapılması zorunlu tesislere ve altyapı tesislerine ruhsat alanı içinde, talep edilen altyapı tesislerinin ruhsat alanı içinde yapılması için uygun alan bulunulmadığının heyet tarafından tespit edilmesi halinde ruhsat alanı bitişiğinde izin verilebilir. (6) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yol, köprü, baraj, gölet, liman gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat hammaddelerinin üretimi için hammadde üretim izin belgesine dayanarak orman alanları içinde bu amaçla yapılacak işletme faaliyetleri, tesis ve altyapı tesislerine bu Yönetmelik hükümlerine göre izin verilir. (7) İzin başlangıç tarihi; izin olurunda izin başlangıç tarihi belirtilmemiş ise izin olurunun verildiği tarihtir. İzin süresinin tamamen veya kısmen uzatıldığı izinlerde izin başlangıç tarihi ilk iznin verildiği tarihtir. Farklı tarihlerde verilen izinlerin birlikte uzatılması halinde izin başlangıç tarihi yeni izin olur tarihidir." hükmü yer almaktadır

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (AYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Davacının orman izni talebi üzerine oluşturulan 04/04/2022 tarihli İzin ve İrtifak Daire Başkanlığı 16. Madde Bilgi Notunda, davacı tarafından yeni ek izin isteminde bulunulduğu, sahadan 1221 adet (225,5 m3) ağaç kesileceğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafından talep edilen izin alanı mevcut açık ocağın devamı olup ilk defa izne konu edilecek yer olması ve sahadan kesilecek ağaç miktarı dikkate alınarak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan ilk derece mahkemesi tarafından, izin talebini yerinde inceleyen heyet ve Afyonkarahisar Orman İşletme Şefliği, Eskişehir Bölge Müdürlüğünce talebin uygun bulunduğu belirtilmişse de, dosyada, sahanın yerinde incelendiğine ilişkin raporun ve Orman İşletme Şefliği ile Bölge Müdürlüğü görüşünün bulunmadığı, bu belgelerin dosyaya kazandırılmasından sonra keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği açıktır. Yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; izin talep edilen sahadaki orman bütünlüğü ve verimliliği, alandaki ağaç yoğunluğu, kapalılık oranı, verimli orman alanı olup olmadığı dikkate alınarak izin verilmesi halinde ormanlık alanın parçalanıp parçalanmayacağı, ekosistem bütünlüğü ile kesilecek ağaç miktarları yönünden, madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki kamu yararı ile söz konusu alanın orman olarak kalmasındaki kamu yararı arasındaki denge (üstün kamu yararı) karşılaştırılarak, ayrıca uyuşmazlığa konu yerin konumu ve mevkii, yerleşim bölgelerine ve tarım alanlarına yakınlığı, yapılacak madencilik faaliyetinin bu alanlar açısından sakıncasının bulunup bulunmadığı; izin talep edilen maden çeşidi, madenin mahiyeti, ender nitelikte olup olmadığı, rezerv miktarı, kullanım alanı ve niteliği; izin talep edilen alanda yapılacak maden çalışmalarının, orman bitki örtüsüne, ekolojik yaşama etkilerinin değerlendirilmesi, izne konu madencilik faaliyetinin talep edilen alanda yapılmasında zaruret bulunup bulunmadığı; izin talep edilen alanın tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlardan olup olmadığı, işletme izin belgesi ile orman izin sınırlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığı, ağaçların kesimlerinin yapılıp yapılmadığı, sahanın teslim alınarak madencilik faaliyetlerine başlanılıp başlanılmadığı hususları da açıklığa kavuşturularak yapılacak değerlendirme neticesinde, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca izin verilmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığı, mevzuatta aranan şartların oluşup oluşmadığı yönünden yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için tarafların iddialarının ve sahayı yerinde inceleyen idare heyetinin inceleme raporu, görüşlerini içeren bilgi belgelerin temin edilmesinden sonra, Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlığın keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak irdelenmesi sonucunda yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 09/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/5759, K. 2026/655, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-5759-e-2026-655-k-7bc8ef3b29e9