Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/4025 E. 2026/634 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/4025
Karar No
2026/634
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4025 Karar No : 2026/634

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI):... İmalat Sanayi A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dava gözlük imalat ve pazarlama işi yapan davacı tarafından, 07/06/2022 tarihinde davacının işyeri ve imalat merkezi olan "... ... Mah. ... Cad. No: ... .../Ankara" adresinde, yaşanan yoğun yağış ve altyapı yetersizliği nedeniyle su baskını/sel meydana geldiğinden bahisle her türlü malvarlığında meydana gelen zarar ve kar mahrumiyetinin ödenmesi için yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 500.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararda; davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali kısmı yönünden, davacının uğradığını ileri sürdüğü maddi zararın ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin idari başvuru sonucunda tesis edilen ön karar niteliğinde bir işlem olduğu , söz konusu işlemin iptal davasına konu olması mümkün olmadığından incelenmeksizin reddi gerektiği, davacının, maddi tazminat talebi yönünden; afet boyutundaki yağışlar nedeniyle davacının işyerinde hasar oluşması kaçınılmaz ise de; bu halde oluşan zarar ile idarenin eylemi arasındaki illiyet bağının kesileceği, davaya konu hasara sebebiyet veren yağışın afet boyutunda bir yağış olduğu, bu haliyle davalı idarelere kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu ve davacının maddi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının uğradığını ileri sürdüğü maddi zararın ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden, 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine, tazminat talebi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; 2022 yılı Haziran ayında gerçekleşen sel olayından kaynaklıolarak davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu bu nedenle uğranılan zararlarının tazmin edilmesi gerektiği, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Gözlük imalat ve pazarlama işi yapan davacı tarafından, 07/06/2022 tarihinde davacının işyeri ve imalat merkezi olan "... Mah. ... Cad. No: ... .../Ankara" adresinde, yaşanan yoğun yağış ve altyapı yetersizliği nedeniyle su baskını/sel meydana geldiğinden bahisle her türlü malvarlığında meydana gelen zarar ve kar mahrumiyetinin ödenmesi için yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 500.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde: "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; ... hizmetlerini yapar veya yaptırır." hükmüne yer verilmiş, 15/e maddesinde de; müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında olduğu belirlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının temyiz ve temyize ek beyan dilekçesinde, kararın sadece maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ifadelere yer verildiği görüldüğünden, davacının temyiz istemi bu kısma hasren incelenmiştir. İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir. İdare uhdesine tevdi edilen kamu hizmetlerinin ifasında önce gerekli teşkilatı kurmak; bu teşkilatın ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarını hizmete hazır tutmak, hizmetin ifası sırasında hizmetin zamanında ve gereği gibi işlemesine devamlı olarak nezaret etmek ve hizmetin işleyişini kontrol etmekle sorumludur. Gerek hizmetin ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarının temin ve ifasındaki kusur, gerekse temin edilen bu araçlarla ifa olunan hizmetin geç işlemesi, gereği gibi veya hiç işlememesi; idareye zarar gören kimselerin bu nedenlerle doğan zararlarını tazmin sorumluluğunu yükler. Dosyanın incelenmesinden; davacının, ...Mah. ... Cad. No: ... .../Ankara adresinde gözlük ve imalat işi yaptığı, 07/06/2022 tarihinde başlayan yoğun yağış nedeniyle işyerinin su altında kaldığı ve işyerinde bulunan hammaddeleri, yarı mamul ara malları, ticari malları, üretim makinaları, demirbaşları, elektrik tesisatı, taşınmazı ve araçları ciddi şekilde hasar gördüğü, davalı idarelerin meydana gelen olayda kusuru bulunduğundan bahisle anılan tutarın tahsili amacıyla başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak doğal afet idarenin iradesi dışında meydana gelen kamu hizmeti ile ilgisi kurulamayan, öngörülemez ve önlenemez niteliklerini taşıdıkları takdirde mücbir sebep hali kabul edilir ve zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kısmen veya tamamen keser. Olayda ise; söz konusu yağışın olduğu bölgenin afet bölgesi ilan edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin dosyada yer almadığı anlaşılmakta olup, kategorik olarak da her afet olayının, zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kestiğinin kabulü mümkün değildir. Zira afet boyutundaki yağış nedeniyle bir hasar oluşması kaçınılmaz ise de idarenin sorumluluğundaki kamu hizmetlerinin zamanında gereği gibi yürütülmemiş olması da afet esnasında o zararın oluşumuna yol açabilir veya derecesinin artmasına etki edebilir. Bu itibarla bir afet olayının illiyet bağının kesilmesine sebebiyet verecek nitelikte mücbir sebep teşkil edip etmediğinin her somut vakanın kendi özel koşullarında değerlendirilmesi gerekir. Diğer yandan doğası gereği olağan dışı bir durumu ifade eden afet hâlinin, illiyet bağını kesen bir sebep olarak değerlendirilemediği bazı durumlarda, idarenin kusuru oranında indirim yapılmasını gerektiren bir unsur olarak gözetilebilmesi ise mümkündür ve hatta hakkaniyetin de gereğidir. Uyuşmazlıkta, oluştuğu iddia edilen zararın sadece doğal afetten kaynaklanmadığı birden çok faktörün bir araya gelmesi ile oluştuğu anlaşılmış olup, oluşan zarar davalı idarelerin yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyeceğinden, illiyet bağının tamamen kesildiğinin kabulü mümkün görülmemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda açık bir düzenleme bulunmasa da hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, esas hakkında karar verilmeden önce kusur durumlarının ve tazmini istenilen miktarın tespitine ilişkin olarak konusunda uzman bilirkişilere bilirkişi incelemesi yaptırılması, yapılacak bilirkişi incelemesinde uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi aşırı yağan yağmurlara bağlı sel olayı olması nedeniyle bilirkişi heyetinde meteroloji mühendisinin de bulunması gerektiği de açıktır. Bu durumda, hiçbir araştırma yapmadan yürütülen kamu hizmetlerinin kusursuz olarak yürütüldüğü varsayımı ile, zarara neden olan yağışın olağanüstü doğa olayı olarak kabulü ile istemin reddinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, davaya konu işyerinde öne sürülen zararla ilgili davalı idareler yönüyle her bir idare açısından ayrı ayrı hizmet kusuru olup olmadığı, ayrıca davaya konu işyerinde ticari faaliyet yürütülmesinin ilgili mevzuatına uygun olup olmadığı, zararın oluşmasında basiretli bir tacir olan davacı şirketin müterafik kusuru olup olmadığı, söz konusu sel olayının ne kadar afet kapsamında kaldığı ve indirim kapsamında değerlendirilebileceği hususlarının gerekli araştırmalar yapılmak (gerek görülürse davaya konu taşınmazda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak ve konusunda uzman meteoroloji mühendisinin de uyuşmazlıkla ilgili görüşü alınarak) suretiyle idarenin/idarelerin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusurunun tespiti halinde kusur oranlarının, ileri sürülen zarar kalemlerinin de somut olarak tespit edilerek varsa afet kapsamında indirim de yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 09/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/4025, K. 2026/634, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-4025-e-2026-634-k-a95761704771