Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2022/5785 E. 2025/7378 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2022/5785
Karar No
2025/7378
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/5785 Karar No : 2025/7378

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVACI) ... Elektrik Üretim San. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... 3- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Enerji Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trabzon ili, Çaykara ilçesi sınırları içerisinde faaliyette bulunan davacı şirkete ait ... Hidroelektrik Üretim Tesisinin çalışmasını fiilen imkansız kıldığından bahisle ... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.'ne davalı idare tarafından verilen ... numaralı I(a) grubu (Kum-Çakıl) maden ocağı ruhsatının iptal edilmesi talebiyle yapılan 21/05/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlıkta mahallinde keşif incelemesi de yaptırılarak ... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.’ne davalı idare tarafından verilen ... numaralı 1(a) grubu (Kum-Çakıl) Maden Ocağı Ruhsatının; ... Enerji A.Ş. tarafından işletilmekte olan söz konusu ocağın, hem doğal olmayan birikintileriyle ... HES kuyruk suyu çıkışının hidrolik işleyişini engellediği, hem rezervuar alanının ölü hacminin büyük bir hızla artmasına neden olduğu (Bayburt-Çaykara yolu yol yapımı esnasında dereye akan kaya molozları da bu etkiyi arttırmakta), hem de sürşarj etkisi (zemin üzerinde ulaşım araçlarının bulunması, malzeme depolanması, bir yapı yapılması gibi durumlar sürşarj yükü olarak adlandırılmaktadır) ile akarsu tabanını morfolojik ve ekolojik (su bulanıklığı-su canlıları) yönden tahrip etmesi yanında Temmuz ve Ağustos aylarında olmak üzere senede iki defa malzeme alımının yapılacağı taahhütüne rağmen dere yatağının doğal olmayan yapısı ve meydana getirilen deformasyon göz önüne alındığında dava konusu kum-çakıl ocağından malzeme alımında suyun doğal akış mecrasına ve yönüne müdahalelerde bulunulduğu, kum-çakıl sahasında biriken malzemenin tahliye edilmesi ve stok sahasının rezervuar alanından bir an önce kaldırılmasının gerekmesi, hatalı işletme süreçlerinin (malzeme birikimi ile doğal yatağın deformasyonu ve malzemenin taşınması sırasında sürşarj etkisi ile yatak malzemesinde farklı sıkışma ve oturmalar vb.) özellikle aşırı yağışlı dönemlerde suyun bulanıklığını artırarak su kalitesi ve su canlılarının (balık, amfibi vb.) habitatları açısından olumsuzluklara yol açtığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Maden Kanunu'nda hüküm altına alındığı üzere madencilik faaliyetleri ile enerji tesislerinin birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunmaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili kararın, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verileceği, Bakanlık tarafından alınan bu kararların, kamu yararı kararı yerine geçeceği, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verileceğinin açık olduğu, uyuşmazlıkta ise I (a) grubu (kum-çakıl) maden ocağı işletmesinin hem ... Regülatörü ile HES kuyruk suyu çıkışını engellediği ve yatırım güvenliğini tehdit ettiği, hem de ... HES regülatör yapısının hidrolik işleyişini direk ve dolaylı olarak engellediği dikkate alındığında, maden ruhsatının iptal edilmesi istemiyle yapılan başvuruya ilişkin sürecin Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 15. fıkrası uyarınca yürütülmesi ve ruhsat iptaline ilişkin isteme yönelik olarak Bakanlık tarafından işlem tesis edilmesi gerekmekte iken Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 15. fıkrasında yer alan süreç yürütülmeksizin ve faaliyetlerin birbirine engellemesi hususuna ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın davacı başvurusunun reddedilmesinde hukuka uygunluk işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı bu nedenle istinaf başvurusunun gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu zımni redde ilişkin işlemin iptalinin ruhsatın iptali sonucunu doğurmadığı, somut davada zımni ret işlemi bulunmadığı, işlemin hukuka uygun, açıklayıcı, bilgi verici nitelikte olduğu, gereğinin yapılmasının Bakanlıktan talep edildiği, işletme ruhsatı ile ÇED'in birbirinden farklı süreçlere tabi olduğu, MİGEM ve MAPEG ile Valiliğin belirlediği ilgili kamu ve kuruluşlarından uygun görüş alarak ihale yolu ile işletme ruhsatının verileceği, işletme ruhsatı verildikten sonra 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi gereği zorunlu alınması gereken izinlerin alınmasının gerektiği, izinler alınmadan ruhsat sahibinin üretim faaliyetlerine başlayamayacağı, ÇED belgesinin işletme ruhsatı düzenlendikten sonra alınan belge olduğu, sonraki yıllarda iptal edilmesinin ocağın işletme ruhsatını etkileyemeyeceği ancak ocakta faaliyetlerin durdurulmasını sağlayabileceği; davalı yanında müdahil tarafından, işletmelerinin ruhsata dayalı faaliyetleri nedeniyle davacı şirketin tesisinin zarar gördüğü iddiasının kabul edilmesinin bilimsel gerçeklikten uzak subjektif bir yargı olduğu, ruhsatın iptal edilmesi sonrasında da ruhsat zamanında olduğu gibi alana biriken kum ve çakılın zorunlu olarak boşaltıldığı, davacı şirketin boşaltma iznini ilgili kurumlardan alarak alandan çıkacak malzemeyi satıp kazanç sağlama amacıyla ruhsatın iptalini talep ettiği, hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın bozulması gerektiği; davacı tarafından, usulde paralellik ilkesi gereği davalı idarenin ruhsatı iptale de yetkili olacağı, bu nedenle idare mahkemesi kararının hem gerekçe hem sonuç itibarı ile hukuka uygun olduğunu bu şekli ile onanması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı ve davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 08/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2022/5785, K. 2025/7378, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2022-5785-e-2025-7378-k-ff8f63fa97b9