Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/18122 E. 2026/1489 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/18122
- Karar No
- 2026/1489
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/18122 Karar No : 2026/1489
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın açıkça hukuka, hakkaniyet ilkesine, Anayasa Mahkemesi kararlarına, Anayasa'nın 36., 38. ile 70. maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6., 7. maddelerine aykırı olduğu, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, suç ve cezaların yasallığı, geriye yürümezliği ilkelerinin, hukuki öngörülebilirlik ilkesinin, hukuki belirlilik ilkesinin, ölçülülük ilkesinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, Devlet'e olan sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut herhangi bir delil ortaya konulmadığı, ... kod isimli gizli tanıktan ele geçirilen SD kart içerisindeki kodlama bilgilerinin fişleme niteliğinde olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaka delil olarak değerlendirilemeyeceği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraatine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Yasin Özdemir / Türkiye (Başvuru No:14606/18 sayılı) kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Yüksel Yalçınkaya / Türkiye (Başvuru No:15669/20 sayılı) kararında belirlenen ilkelerin mevcut davada uygulanması gerektiği, kanunilik ilkesinin görmezden gelindiği, söz konusu kararda belirtildiği gibi OHAL şartları ve derogasyon bildiriminin temel hak ve özgürlüklerin ihlali konusunda idarelere herhangi bir yetki vermediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun .../... sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık ...'dan elde edilen dijital materyal içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütünün, Emniyet Teşkilatında kadrolaşma ve mahrem yapılanma faaliyetleri ile örgütün emniyet mensuplarını kodlamasına ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılmış olup, Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personeline FETÖ/PDY mensuplarınca, örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı, örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle sistematik kodlar verildiği, davacı hakkında düzenlenen 08/06/2020 tarihli Veri İnceleme Raporunda ise, davacının "2015 Mart Alan" kısmında "SAY", "Alan" kısmında ise "EA" olarak kodlandığı, söz konusu kodlamanın "FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme - kampa kalma - her çağrıldığında gelme - sigara - karşı cins - namaz) kişiler"i ifade ettiği yolundaki tespit, İdare Mahkemesince hükme esas alınan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/03/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.