Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/12774 E. 2025/10895 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/12774
- Karar No
- 2025/10895
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/12774 Karar No : 2025/10895
Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) : ... Vekili : Av. ... 2- (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve mali haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve mali haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı tarafından davacıya ödenmesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2024 tarih ve E:2023/20388, K:2024/11283 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen istinaf başvurusunun Mahkeme kararının iptaline ilişkin kısmının gerekçeli olarak reddine, Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının kaldırılmasına, mali ve özlük hakları bakımından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; idare mahkemesince idarenin yerine geçerek karar oluşturulamayacağı ve yerindelik denetimi yapılamayacağı, kurulacak hüküm ile idareye işlem yapma konusunda yol gösterilemeyeceği, işbu davaya konu işlem iptal kararı ile geçmişe dönük olarak ortadan kaldırılarak, tüm haklarının iadesinin iptal kararının doğal bir sonucu olduğu, asi takdirde iptal kararı verilmiş olmasının bir anlamanın kalmayacağı, iptal kararı sonrası geriye dönük özlük haklarına ilişkin tüm ihlallerin talep dahi olmadan resen giderilmesinin gerektiği, idarece savunmasının alınıp yeniden işlem tesis edilebilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, hakkındaki veri analiz raporunun okumasından da anlaşılacağı üzere davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile olan bağlantısının açıkça anlaşıldığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı olduğundan bahisle tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY: Dairemiz kararı iptal hükmü kısmını onama yönünde olmakla, işlem tesis edilmeden önce savunma talep edilmemiş olması işlemin özelliğine yargılama safhalarına bakılmaksızın direk iptal sebebi olarak değerlendirilmiştir. Haklar, toplumsal barış ve düzeni sağlama amacıyla bireysel haklar ile kamusal haklar arasındaki dengenin gözetilmesi ile var olup yasalarca korunmaktadır. Bu bağlamda somut olay düzleminde Savunma hakkı kavramı idare hukuku açısından değerlendirildiğinde, tek yanlı işlem tesis etme yetkisine sahip idarelerin davacıdan kaynaklanan bir sebep ile aleyhe bir işlem tesis etmeden önce bilgisine başvurma (savunma) veya iddialara karşı haklı sebeplerin varlığının ileri sürülerek bu beyanların değerlendirilmesi ile idarenin işlem tesisinden vazgeçmesi ihtimalinin idarece değerlendirilmesinin sağlanması amacını taşımaktadır. Savunma hakkı geniş anlamda değerlendirildiğinde, kamu görevlisi aleyhine idare tarafından işlem tesis edilmesi halinde bu eylem ve işlemlere karşı kendisini korumak için yasal yollara başvurması veya yasal imkânlardan faydalanması da bu hak kapsamındadır. Diğer bir anlatımla idareye itirazda bulunma, yargı yoluna başvurmak, yargılama safhasında usul hükümleri doğrultusunda cevap verme açıklamalar yapma, duruşma taleb vs işlemlerle gerçekleştirilmek suretiyle kullanılabilmektedir. Zaman bakımından işlemden önce alınması gerekli olan savunmanın yargılama safhasında giderilmek suretiyle beklenen hukuki koruma ve faydanın gerçekleşmesi de mümkün olmakla, sonradan giderilebilecek eksiklik niteliğindedir. Bu bağlamda, davacının işlem tesisinden önce savunmasının alınması gerekli ise de alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira idare dava dilekçesinin kendisine tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik her türlü savunma, yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi, İdari Yargılama Usulü Kanununun re'sen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir.“ hükümleri doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir. Diğer yandan, kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gereği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi savunma hakkı da, başkalarının haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediği gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir.) Kaldı ki, işlem bir disiplin işlemi olmadığı gibi, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun ... sayılı, ... karar nolu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında davacının ifadesine başvurulduğu; Emniyet Genel Müdürlüğü teftiş kurulunca yapılan araştırma raporunda (... sayılı) ... tarihinde ifadesinin/savunmasının alındığı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... sayılı savunma konulu yazısının, benzer ve aynı mahiyette soruları içerdiği ve bu yazının da davacının da kabul ettiği üzere tebliğ edildiği, ilgilinin iddialardan haberdar olduğu anlaşılmakla, dava öncesi ve sonrası savunma açısından bir hak ihlalinin yani işlemi sakatlayacak bir unsurun olmadığı görülmektedir. İdari yargılama sürecinde savunma hakkı “adil yargılanma hakkı” ilkesi doğrultusunda yargı safhasında kullanılmaya ve giderilmeye açık olmakla ve bu ilke aynı zamanda “makul sürede yargılamanın sona erdirilmesi” ilkesini de kapsamakla işlemin iptali yargılamayı zaman ve ekonomik açıdan zarara uğratacağı gibi hukuki bir yarar sağlamayacağından bu hakkın yargılama safhasında giderilmesi hususu ile birlikte esas incelemesinin yapılması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.