Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/16860 E. 2025/12260 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/16860
- Karar No
- 2025/12260
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/16860 Karar No : 2025/12260
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu, hakkında FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair hiçbir somut delil gösterilmeden, adil bir yargılama süreci işletilmeden ve savunması alınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, davalı idarece dosyaya sunulan “gizli” ibareli belgelerin tarafına tebliğ edilmediği, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, FETÖ/PDY yapılanmasının ilk kez 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla terör örgütü ilan edildiği, bu tarihten önceki faaliyetleri nedeniyle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin iddia edilemeyeceği, aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkûm edilemeyeceği, bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu ve ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği, irtibat ve iltisak kavramlarına son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden anlamlar yüklendiği, bu durumun kanunların öngörülebilir olması gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkeleri, non bis in idem ilkesi, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayata saygı hakkı, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, gerekçeli karar hakkı, ifade özgürlüğü gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği, işleme dayanak arama kayıtlarının gerçek hayatta gerçekleşmesi fiilen imkansız aramalar olduğu ve hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı, ankesörlü telefonla birkaç kez aranmış olmasının örgüt üyeliği olarak değerlendirilemeyeceği, kim tarafından ve ne amaçla arandığının ortaya konulması gerektiği, içeriği bilinmeyen HTS kayıtlarının örgüt üyeliği için aranan bu kriterlerin hiçbirisini karşılamadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının mahkumiyetine karar verildiği, ve anılan cezanın halihazırda kesinleşmediği görülmüştür. Yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değilse de, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... sanığın 2013 yılı Ağustos ayında Kara Harp okulundan mezun olduğu, Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek okulunda Öğretmen Teğmen olarak işe başladığı, sanığın üzerine kayıtlı ve kullandığı hatlarının sabit hatlardan çokça kez arandığı, bu sabit hatlardan art arda asker şahıslarla arandığı, bu asker şahıslar hakkında da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma ve kovuşturmaların bulunduğu, hatta ardışık aranan A.B.'un kendi yargılandığı dosyada etkin pişmanlık kapsamındaki savunmasında örgüt tarafından arandığını ikrar ettiği, arama saatlerinin hafta içi mesai saatleri dışında ya da hafta sonu olduğu, aranan diğer asker şahısların sanık ile aynı kuvvette, aynı ilde aynı rütbe ile görev yaptığı, aramayı yapan şahsın hedef telefon numarasını aranmadan evvel şifreli kaydedildiğinin unutarak alakasız sivil kişileri ya da kayıtlı olmayan numaraları aradığı, aramalarda 99'a tamamlama yönteminin kullanıldığı, böylece sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanması kapsamında örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılmak üzere örgütün yöntemi olan ardışık aranma yöntemi ile arandığı ve bu toplantılara katıldığı..." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine,12/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.