Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2024/20459 E. 2025/15078 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2024/20459
- Karar No
- 2025/15078
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/20459 Karar No : 2025/15078
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, anılan Mahkeme kararının tetkikinden; davacı hakkında, "Sanık ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olabileceğinden bu kapsamda yapılan soruşturma neticesinde; sanığın Bankasya'da hesabı bulunduğu ve hesabında örgüt liderinin çağrısından sonra bu çağrıya uyduğunu gösterir şekilde bakiye arttırımı yaptığı (31/12/2013 9.475,00 TL, 28/02/2014 16.990,00 TL, 31/03/2014 17.413,00 TL), sanığın örgütle iltisaklı olan ve kapatılan Aktif Eğitim Sen sendikasına üye olduğu, terör örgütü ile bağlantıları olduğu anlaşılan sanıklar ile telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarının olduğuna dair HTS kayıtlarının olduğu, sanığın KHK kapsamında ihraç edildiği gerekçeleriyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığının anlaşıldığı, Bank Asya kayıtlarının incelenmesinde; sanığın 24.02.2006 tarihinde 754916 müşteri numaralı hesap açtığı, Bank Asya'nın TMSF’ ye devrinden sonraki tarihlerde de işlem yapmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, Dosya kapsamındaki belge ve bilgiler ile sanık savunması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın Bank Asya isimli örgüt finans kuruluşunda örgüt talimatının verildiği tarih öncesinde hesap açması, bankanın TMSF’ye devredilmesinden sonra da hesabını kullanmaya devam etmesi, HTS kayıtlarında yer alan görüşmelerin örgütsel içeriğinin tespit edilememesi, sanığın Aktif Eğitim Sen isimli sendikaya üye olması ise tek başına sanığın, örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek örgütle organik bağ içine girip sürekli şekilde çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinden sanığın, örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek örgütle organik bağ içine girip sürekli şekilde çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerde bulunmadığı, mevcut deliller ile sanığın beyanlarından üzerine atılı suçu işlediği hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmadığı" yönünde hüküm kurulduğunun görüldüğü, dava konusu işlemde; davacının kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, Bank Asya'da mevcut bulunan hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren artırdığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan temin edilen bilgilerde; davacının Bank Asya'da 754916 müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 9.475,72-TL iken mezkur hesaba 17/09/2015 tarihinde 1.500,00-TL para yatırdığı, 11/02/2014 tarihinde 10.500,00-TL tutarlı 31 günlük, 25/02/2014 tarihinde 10.903,00-TL tutarlı 31 günlük ve 28/03/2014 tarihinde 4.000,59-TL tutarlı 31 günlük katılım hesapları açtığının tespitine yer verildiğinin görüldüğü, davacının Bank Asya hesap hareketleri ceza yargılamasında rutin bankacılık işlemleri olarak değerlendirilmiş ise de, farklı yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ya da bu yapılanmanın uzantısı kurum, kuruluş, dernek, vakıf, okul ve benzeri oluşumları ile eskiden beri ilişkisi olan kişilerin, Bank Asya'daki rutin gözüken hesap hareketlerinin 2013 yılı sonrasında da devam etmesi halinde söz konusu bankacılık işlemlerinin iltisak ve irtibat hali kapsamında görülmesi kanun koyucunun iltisak ve irtibat kavramına yüklediği fonksiyonun gereği olduğu, dava konusu işlemde; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu tespitine yer verildiği, ayrıca davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu, örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine sms ile para gönderdiği tespitlerine de yer verildiği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup davacının, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine ekli liste ile kamu görevinden çıkarılmasından sonra kamu görevine iadesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel haklarının ihlal edildiği, bank Asya'da talimatla işlem yapmadığı, Aktif Eğitimciler Sendikasına okul müdür yardımcısının ısrarı ile üye olduğunu ancak aradan geçen süreçte sendikanın başka şekillerde anılması sebebiyle rahatsız olarak istifa ettiği, FETÖ/DY terör örgütüyle irtibat ya da iltisakının bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin ve Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı, öğretmen olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraat kararı verilmiş, söz konusu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde: ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında; Davacının, Bank Asya'da 754916 müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 9.475,72 TL iken, hesaba 17/09/2015 tarihinde 1.500,00 TL para yatırdığı, 11/02/2014 tarihinde 10.500 TL tutarlı 31 günlük, 25/02/2014 tarihinde 10.903,00 TL tutarlı 31 günlük, 28/03/2014 tarihinde 4.000,59 TL tutarlı 31 günlük katılım hesapları açtığı, - FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikalar arasında yer alan Aktif Eğitimciler Sendikasına Kasım 2012-Nisan2013 tarihleri arasında 6 ay, Mayıs 2014-Ekim 2015 tarihleri arasında 18 ay olmak üzere toplam 24 ay üyeliğinin bulunduğu, - FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye 06/01/2014-06/02/2014 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, - FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine Mayıs 2014- Nisan 2015 tarihleri arasında 24 ayrı işlemde SMS yolu ile para gönderdiği bilgisinin bulunduğu, - ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verildiği tespitlerine yer verilmiştir. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde," .. Bank Asya kayıtlarının incelenmesinde; sanığın ... tarihinde ... müşteri numaralı hesap açtığı, Bank Asya'nın TMSF’ ye devrinden sonraki tarihlerde de işlem yapmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, Dosya kapsamındaki belge ve bilgiler ile sanık savunması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın Bank Asya isimli örgüt finans kuruluşunda örgüt talimatının verildiği tarih öncesinde hesap açması, bankanın TMSF’ye devredilmesinden sonra da hesabını kullanmaya devam etmesi, HTS kayıtlarında yer alan görüşmelerin örgütsel içeriğinin tespit edilememesi, sanığın Aktif Eğitim Sen isimli sendikaya üye olması ise tek başına sanığın, örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek örgütle organik bağ içine girip sürekli şekilde çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinden sanığın, örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek örgütle organik bağ içine girip sürekli şekilde çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerde bulunmadığı, mevcut deliller ile sanığın beyanlarından üzerine atılı suçu işlediği hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmadığı.... " gerekçesiyle beraat kararı verildiği görülmüştür. Davacı tarafından, FETÖ/PDY örgütü ile bir irtibatının bulunmadığı, örgüt üyeliği suçundan yapılan yargılamada hakkında beraat kararı verildiği, faizsiz kazanç konusunda hassas olduğu için Bank Asya'da birikimlerini değerlendirdiği, hesabı 2006 yılında açtığı, 2011 yılında konut kredisi kullandığı, kredinin geri ödemelerinin 2016 yılı Temmuz ayına kadar devam ettiği, 2013 yılında konut kredisi ile alınan evi satıp başka ev almak istediklerinden dolayı devam eden konut kredisini kapatmak için 2014 yılında bu bankada birikim yapmaya başladıkları, SMS ile yapılan yardımların sadaka amacıyla yapıldığı, gazete aboneliğinin sadece 2 aylık bir döneme ilişkin olduğu 17/25 sürecinden sonra kapatıldığı, Aktif Eğitimciler Sendikasına okul müdür yardımcısının ısrarı ile üye olduğunu ancak aradan geçen süreçte sendikanın başka şekillerde anılması sebebiyle rahatsız olarak istifa ettiği, bütün bunların FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ya da iltisaka delil olamayacağı ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince ... tarihli ara karar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan, Manisa İl Emniyet Müdürlüğünden, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden, Manisa İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünden davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisini ortaya koyacak bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiştir. 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden irtibat ve iltisaka ilişkin başkaca bir somut bilgi ve belge yoksa salt sendika üyeliğinin tek başına irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Davacının, Aktif Eğitimciler Sendikasına Kasım 2012-Nisan2013 tarihleri ve Mayıs 2014-Ekim 2015 tarihleri arasında olmak üzere toplam 24 ay üyeliği bulunmakta ise de, Sendika üyeliğinden Ekim 2015 tarihinde Sendikanın durumunu farketmesi neticesinde istifa ettiğini ifade etmesi ve anılan Sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, salt Sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. FETÖ/PDY terör örgütü lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu nedenle, ilgililerin Bank Asya hesabı ve bu hesaptaki hareketlerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilebilmesi için, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Dava dosyası bu çerçevede incelendiğinde; davacının beraatına karar verilen ceza yargılamasındaki tespitler ve Bölge İdare Mahkemesince yapılan ara karar üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gönderilen belgelerin birlikte incelenmesinden; davacı tarafından Banka Asya hesabının 24/02/2006 tarihinde açıldığı, 31/12/2013 tarihi itibarıyla hesapta 9.475,72 TL para miktarının bulunduğu, bu tarihe kadar da yatırım hesaplarının açılmış olduğu, bankanın TMSF’ye devredilmesinden sonra da hesabını kullanmaya devam edildiğinin görülmesi karşısında, davacının hesap hareketlerinin yatırım amaçlı yatan ve çekilen paralardan ibaret olduğu örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlem yapıldığına dair şüpheli bir hesap hareketinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin ve FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine gönderilen SMS yolu ile yapılan ödemenin de tek başına FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ya da iltisak noktasında örgüte yardım maksadıyla gönderildiği anlamına gelemeyeceği, bunun aksini ortaya koyan bilgi ve belgenin de dosya muhteviyatında bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda, silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda davacı hakkında beraat kararı verildiği, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı, davacının örgütle iltisakını veya irtibatını gösterecek başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Delil değerlendirmesinin bütün olarak yapılması gerektiğinden, dosyadaki mevcut delillerin örgüt ile irtibat veya iltisak ilişkisi olduğu yönünde kanaat edinilmesi için yeterli olduğu, İdare Mahkemesince verilen davanın reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararın hukuk ve usule uygun olduğu, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.