Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2024/11156 E. 2025/15178 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2024/11156
- Karar No
- 2025/15178
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/11156 Karar No : 2025/15178
DAVACI : ...
DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, ... olarak görev yapmakta iken 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 53/b maddesi uyarınca mesleğe kabul kararının kaldırılarak, görevine son verilmesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu 3. Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Sınav sorularının verildiği iddia edilen 06/05/2012 tarihli avukatlar için adli yargı hakim adaylığı yazılı sınavına girdiğini, sınavda başarılı olduğu ancak mülakat sınavında elendiğini, daha sonra 13/10/2012 tarihinde açılan adli yargı hakim adaylığı sınavının ise yazılı ve mülakatını geçerek adaylık sürecinden sonra Cumhuriyet Savcılığına atandığını, ancak mülakatından elendiği sınav yüzünden dava konusu işlemin tesis edildiği ve hakimlik mesleğini elde etmediği bir sınav yüzünden meslekten çıkarılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu kararın iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının da aralarında bulunuduğu hakim ve savcıların, mesleğe alındıkları sırada 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinin (ı) bendinde yer alan yazılı yarışma sınavında başarı göstermek koşulunu haksız ve hileli şekilde sağladıkları ve belirtilen eylemin hâkimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranış kapsamında kaldığından, aynı maddenin (j) bendinde yer alan koşulu da taşımadıklarının sonradan anlaşılması karşısında, 2802 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin (b) bendi uyarınca haklarındaki mesleğe kabul kararlarının kaldırılması ile görevlerinin sona erdirilmesine dair tesis edilen dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, ... olarak görev yapmakta iken mesleğe kabul kararının kaldırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile mesleğe iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Bakılan davada, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesi'nin 23/01/2014 tarih ve 3. Dönem Avukatlıktan Geçen Adli Yargı Mesleğe Kabul kararı ile mesleğe kabul edilen davacının ... iken mesleğe kabul kararının kaldırılarak hakim adaylığı statüsüne döndürülmesine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve mesleğe iade edilmesi istemiyle açtığı davada, ... İdare Mahkemesince verilen ''davanın incelenmeksizin reddine'' dair ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, kesinleşen kararın bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülmesine binaen Anayasa Mahkemesi'nin 24/01/2024 tarih ve Başvuru No: 2018/32710 sayılı kararıyla; hakkındaki mesleğe kabul kararının kaldırılmasına ilişkin dava konusu kurul kararının meslekten çıkarma cezası niteliğini haiz olduğu, bu nedenle işleme karşı yargı yolunun açık olması gerektiği, dolayısıyla, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın 2577 sayılı Yasa'nın 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddedilerek dosyanın Danıştay'a gönderilmesi üzerine dava dosyasının incelenmesine geçildi; ÖSYM Başkanlığına yapılan ihbar ve şikayetler ile bir kısım yargı mensubunun, avukat ve ÖSYM görevlisinin "06.05.2012 tarihinde yapılan "Avukatlar için Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı (2012 Adli Yargı - Avukat 1) Yazılı Yarışma Sınavı"nda birlikte hareket ederek sınav sorularını ve cevaplarını sınavdan önce elde edip kullanmak suretiyle haksız ve hileli şekilde yazılı sınavı geçtikleri, gerek adaylık gerekse hâkim ve Cumhuriyet savcısı olarak atandıktan sonra mütemadiyen aylık almak sureti ile Devlet Hazinesine zarar vermeye devam ettikleri" yönündeki iddiaların yarattığı tartışmalar üzerine Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen ... tarih ve ... sayılı inceleme raporunda; sınav sorularının sınavdan önce bir kısım adaya ulaştırıldığı, sonucuna varılarak sınavın ölçme ve seçme niteliğini kaybetmiş olduğu, gizlilik ve güvenlik içerisinde gerçekleşmediği, sınav sonuçlarının iptalinin gerektiği, eş değer bir sınav yapılmasının uygun olacağı yönündeki tespitler üzerine başlatılan soruşturmada; alanında uzman bilirkişilerce, genel kabul gören yazılım programlarının uygulanmasıyla elde edilen matematiksel verilerin ve aday kitapçıklarının incelenmesiyle düzenlenen 10.02.2015 ve 02.03.2015 tarihli raporlarda, soruların sınavdan önce elde edildiği ve kullanıldığı yönünde kanaat/kuvvetli kanaat oluştuğu, davacının da aralarında yer aldığı hâkim ve Cumhuriyet savcısı olan kişilerin sınav sorularını sınavdan önce elde edip bu şekilde haksız ve hileli şekilde yazılı sınavı geçtiklerinin sabit görüldüğü, bu hal üzerine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile; 23/01/2014 tarihli ''3. Dönem Avukatlıktan Geçen Adli Yargı Mesleğe Kabulü kararı'' ile mesleğe kabulüne karar verilen davacının da aralarında yer aldığı kişilerin 06.05.2012 tarihinde yapılan "Avukatlar için Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı (2012 Adli Yargı - Avukat 1) Yazılı Yarışma Sınavı"nda, sınav sorularını ve cevaplarını sınavdan önce elde edip kullanmak suretiyle haksız ve hileli şekilde yazılı sınavı geçtikleri, mesleğe alındıkları sırada 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinin (ı) bendinde yer alan yazılı yarışma sınavında başarı göstermek koşulunu haksız ve hileli şekilde sağladıkları ve belirtilen eylemin hâkimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranış kapsamında kaldığı, aynı maddenin (j) bendinde yer alan koşulu da taşımadıklarının sonradan anlaşılması karşısında 2802 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin (b) bendi uyarınca haklarındaki mesleğe kabul kararlarının kaldırılarak görevlerinin sona erdirilmesine karar verilmiştir. Diğer taraftan, dava konusu işlem ile mesleğe kabul kararı kaldırılan davacının Adalet Bakanlığı bünyesinde adli yargı hakim adayı statüsüne geçirildiği, sonrasında 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu bağlamda Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açtığı davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PYD ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının haksız ve hileli işlemlere tevessül ettiği, böylece hâkimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlar içinde olduğu, mesleğe kabul edilme şartlarını taşımadığının sonradan anlaşılması ile 2802 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin (b) bendi uyarınca mesleğe kabul kararının kaldırılarak görevinin sona erdirilmesine ilişkin dava konusu kurul kararında hukuki aykırılık görülmemiştir. Ayrıca, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından dolayı yapılan ceza yargılamasında ... Ağır Ceza Mahkemesince beraat kararı verilmiş ise de; oradaki yargılamanın ayrı bir hukuki incelemeye tabi olması, incelemenin suçun unsurları yönünden yapılması nedeniyle dava konusu işlemi sakatlandırması mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY ve HUKUKİ SÜREÇ: Davalı idare tarafından, ... davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunda; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunun ... tarihli, ... soruşturma, ... karar sayılı kararı ile 06/05/2012 tarihinde yapılan "Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı"nda sınav sorularını sınavdan önce elde edip kullandıkları anlaşılan adaylardan bir kısmının hâlen hâkim ve Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptıkları belirtilerek, hâlen hâkim ve Cumhuriyet savcısı olarak görev yapanlar hakkında 2802 sayılı Yasa'nın 82 vd. maddelerine göre soruşturma yetki ve görevinin Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ait olduğu kanaatiyle, dosyanın HSK ... Dairesinin ... sayısına kaydedildiği ve 19/03/2015 tarihli gündemde yapılan görüşme sonucunda ... olan davacının da aralarında bulunduğu birden çok şahıs hakkında, öne sürülen iddia ile inceleme sırasında ortaya çıkabilecek sair hususların HSK Kurul Müfettişi tarafından incelenmesi hususunda 08/04/2015 tarihli "Olur" üzerine inceleme yapan HSK Kurul Başmüfettişlerinin, ... tarihli, ... sayılı yazıları ile, yürütülen inceleme konusunda rapor tanzimi için dosyanın bilirkişilere tevdi edildiği ancak söz konusu sınava katılan adayların sınavın yapıldığı tarihte henüz hâkim ve Cumhuriyet savcısı unvanına sahip olmadıkları, aday oldukları, haklarında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 53 ve ilgili maddeleri ile 6114 sayılı Kanunun 10/5 maddesi uyarınca işlem yapılmasının her zaman için Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun takdir ve yetkisinde olduğu, disiplin soruşturması ile ilgili işlemlerinde ilgililerin sınav tarihlerinde çalıştıkları kurum ve barolar tarafından yapılacağının açık olduğu, soruşturmanın ise genel hükümlere göre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılmasının usul ve yasaya daha uygun olacağı değerlendirilerek gereğinin takdir ve ifası ile yapılacak işleme esas olmak üzere ilgililerin hukuki durumlarının tayini hususunda karar verilmesi yönünde talepte bulunulması üzerine, 2802 sayılı Yasa'nın 53. ve 6087 sayılı Yasanın 9/3-e maddeleri uyarınca HSK ... Dairesinin görevi kapsamında yer aldığından, ön mesele olarak mesleğe kabullerine karar verilen hâlen hâkim ve Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan ve haklarında inceleme devam eden adayların mevcut deliller doğrultusunda mesleğe alınma sırasında adaylık koşullarından herhangi birini taşıyıp taşımadıkları hususunun değerlendirildiği, Bu kapsamda ÖSYM Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı inceleme raporunda, sınav sorularının sınavdan önce bir kısım adaya ulaştırıldığı, sınavın ölçme ve seçme niteliğini kaybetmiş olduğu, gizlilik ve güvenlik içerisinde gerçekleşmemiş olduğu, sınavın sonuçlarının iptali ile eş değer bir sınav yapılmasının uygun olacağının rapor edilmesi, ÖSYM Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı yazısında yer alan tespitler ile söz konusu yazıda 13 Ekim 2012 tarihinde yapılan Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkimlik ve Savcılık Adaylığı Yarışma Sınavı'nın düzenlenmesi ve bu sınav neticesinde ortaya çıkan bazı sonuçların 6 Mayıs 2012 sınavında sınav sorularının bazı adaylarca sınavdan önce elde edildiği şüphesini güçlendirdiğinin belirtilmesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında, alanında uzman bilirkişilerce, genel kabul gören yazılım programlarının uygulanması sonucu elde edilen matematiksel veriler ile adaylara ait kitapçıkların incelenmesi sonucunda düzenledikleri 10/02/2015 ve 02/03/2015 tarihli raporlarda, soruları sınavdan önce elde ettiklerine ve kullandıklarına yönelik kanaat/kuvvetli kanaat oluştuğunun rapor edilmesi üzerine aralarında davacının da bulunduğu bir kısım hâkim ve Cumhuriyet savcısı olarak görev yapanların sınav sorularını sınavdan önce elde edip bu şekilde haksız ve hileli şekilde yazılı sınavı geçtiklerinin sabit görüldüğü, HSK ... Dairesinin 23/01/2014 tarihli, "3. Dönem Avukatlıktan Geçen Adli Yargı Mesleğe Kabulü kararı" ile, mesleğe kabulüne karar verilen ... olan davacı ...'ın, 06/05/2012 tarihinde yapılan "Avukatlar için Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı (2012 Adli Yargı - Avukat 1) Yazılı Yarışma Sınavı"nda, sınav sorularını ve cevaplarını sınavdan önce elde edip kullanmak suretiyle haksız ve hileli şekilde yazılı sınavı geçtiğinden, mesleğe alındığı sırada 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinin (ı) bendinde yer alan yazılı yarışma sınavında başarı göstermek koşulunu haksız ve hileli şekilde sağladığı ve belirtilen eylemin hâkimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranış kapsamında kaldığından aynı maddenin (j) bendinde yer alan koşulu da taşımadığının sonradan anlaşılması karşısında, 2802 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin (b) bendi uyarınca hakkındaki mesleğe kabul kararının kaldırılması ile görevinin sona erdirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile reddedilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, Danıştay Beşinci Dairesinin 09.11.2017 tarih ve E:2017/5603, K:2017/22597 sayılı görev yönünden davanın reddi yolunda verilen kararıyla, dosyanın gönderildiği ... İdare Mahkemesince verilen davanın incelenmeksizin reddine dair ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verilmiş, davacı tarafından Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü'nün 24/01/2024 tarihli ve 2019/32710 Başvuru Numaralı kararında; "... Anayasa Mahkemesinin somut başvuruyla aynı konuya ilişkin olan İsa Çetin ([GK], B. No: 2019/2284, 11/1/2024) kararında, ceza hukuku ve salt disiplin hukuku anlamında bir ceza olmayan meslekten çıkarmanın hukuki mahiyetini belirlemek için Anayasa'nın 159. maddesinin Anayasa'nın 139. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (İsa Çetin, § 93). Anılan kararda, Anayasa'nın 159. maddesindeki meslekten çıkarma cezası kavramının Anayasa'nın 139. maddesindeki istisnalardan olan "meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler"in içinde kaldığı (İsa Çetin, § 99), HSK işlemlerine karşı yargı yolunun açık olma istisnasını teşkil eden meslekten çıkarma cezasının kapsamına, disiplin cezaları dışında genel olarak hâkim ve savcıların kusurlu eylem ve durumları nedeniyle Anayasa'nın 139. maddesinin ikinci fıkrası anlamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilip azledilmeleri sonucunu doğuran tasarrufların da girdiği belirtilmiştir (İsa Çetin, § 103). 16. İsa Çetin kararında, mesleğe kabul kararının kaldırılması Anayasa'nın 139. maddesinin ikinci fıkrasındaki "meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler" kapsamında görülmüştür. Kararda, başvurucunun kendi kusurundan kaynaklanmakta olan eylemi ve buna karşılık olarak HSK tarafından eyleme ilişkin olarak idari takdir hakkı da kullanılarak bir ceza verildiği, bunun Anayasa'nın 159. maddesinin onuncu fıkrasındaki meslekten çıkarma cezası niteliğinde olduğu ve bu nedenle bu işleme karşı yargı yolunun açık olması gerektiği değerlendirilmiştir (İsa Çetin, § 109). Kararda, anayasal anlamda meslekten çıkarma cezası mahiyetinde bir işlem varken Mahkemenin işlemin yargı denetimine kapalı olduğu gerekçesiyle verdiği davanın incelenmeksizin reddine dair kararı ile mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığından mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır (İsa Çetin, §§ 112-115). 17. Somut olayda anılan kararda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır. 18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir... " gerekçesine yer verilerek davacının mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın gönderildiği ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla uyuşmazlığın meslekten çıkarma cezası niteliğinde olduğu ve Danıştay'da incelenmesi gerektiği belirtilerek, davanın görev yönünden reddine ve dosyanın Danıştay'a gönderilmesine karar verilmiştir. Öte yandan, davalı idare tarafından dava konusu işlemle mesleğe kabul kararı kaldırılan davacı Adalet Bakanlığı bünyesinde adli yargı hakim adayı statüsüne geçirilmiş, daha sonra ise olağanüstü hal kapsamında 06/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmış, bunun üzerine göreve iade talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurusu ... tarihli ve ... sayılı işlem ile reddedilen davacı tarafından anılan kararın iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla verilen davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusu, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 22/12/2025 tarih ve E:2025/10373, K:2025/15215 sayılı kararıyla davacının temyiz istemi reddedilerek kararın onanmasına karar verilmiştir. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından görülen ceza yargılamasında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, beraat kararı karar verildiği, bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve hakim/savcı adaylığına atanabilmek için gerekli koşulları düzenleyen 8. maddesinin j) bendinde, "Hakimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmamış olmak" hükmüne, aynı Kanunun "Hakimlik ve Savcılık görevlerinin sona ermesi " başlıklı 53. maddesinin (b) bendinde ise "Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması,..." halinde hakim ve savcıların görevlerinin sona ereceği hükmüne yer verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından yaptırıma bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... esasına kayıtlı dosyada; ".... Sanık ...'ın Avukatlık Mesleğinden Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığına geçmek isteyenler için 06/05/2012 tarihinde yapılan yazılı yarışma sınavında sorulan 140 sorudan 103 ünü doğru cevaplayıp 100 puan üzerinden 75,800 puan alarak sınavı kazandığı, kazandığı sınavın 25 Haziran - 04 Temmuz 2012 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı tarafından yapılan mülakatına girerek elendiği, sonradan girdiği 13 Ekim 2012 tarihli sınavı kazanarak Hakim-Savcı olarak atandığı, ... iken HSYK ... Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile mesleğe kabul kararı kaldırılarak görevine son verildiği, ... tarih ve ... sayılı kararı ile de yeniden inceleme talebinin reddedildiği, sanığın soru kitapçığı ve cevap anahtarı üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; 02/03/2015 tarihli Bilirkişi Raporunda; Sanığın soruları sınavdan önce elde edip kullandığına dair kanaat oluştuğunun tespit edildiği, 12/06/2015 tarihli Bilirkişi Raporunda; cevap örüntüleri arasındaki benzerlik kıstasına göre sanığın soruları sınavdan önce elde edip kullandığına dair kanaat oluştuğu, 2011-2012 yılları arasında yapılan sınavların karşılaştırması sonucu elde edilen verilere göre soruları sınavdan önce edindiğine dair kanaat oluştuğu, 8 matematik sorusunun incelenmesindeki parametrelere göre ise sınavdan önce bazı soruları gördüğüne dair kanaat oluştuğunun tespit edildiği, 04/04/2016 tarihli Bilirkişi Raporunda; Copydetect, 2011 ve 13 Ekim 2012 sınavlarına göre puan artışı ve matematik sorularının incelenmesi yöntemlerinden herhangi ikisine göre durumunun sanık olduğu, 8 matematik sorusunun incelenmesindeki parametrelere göre matematik sorularını herhangi bir karalama yapmadan veya soruya uygun olmayan işlemler yaparak doğru cevabı bulduğuna dair güçlü şüphe olduğunun tespit edildiği, bunun yanı sıra sanığın soru kitapçığında bulunan 9-16 matematik soruları ve cevap kâğıdının incelenmesinde kitapçık üzerinde yaptığı işlemlere göre, 12/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda; 9,10,12 ve 13. sorularda izlenen yolun ve yapılan karalamaların doğru cevaba götürmeyeceği, 15 ve 16. sorularda hiçbir işlem yapmaksızın doğru cevabı işaretlediği 11 ve 14. soruyu yanlış işaretlediği, 04/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda ise, 9 numaralı soruda izlenen yolun doğru cevaba götürdüğü, 10,12 ve 13. sorularda izlenen yolun ve yapılan karalamaların doğru cevaba götürmeyeceği 15 ve 16. sorularda hiçbir işlem yapmaksızın doğru cevabı işaretlediği, 11 ve 14. soruları yanlış işaretlediği belirlenerek sanığın sınavdan önce bazı soruları gördüğüne dair kanaat oluştuğunun belirtildiği, Sanığın kullandığı telefon hattı ile ilgili yapılan HTS incelemesi sonucunda, diğer sanıklardan sınav sorularının verilmesine doğrudan aracılık ettiğine kanaat getirilen A.G. ile sınav öncesi 06.04.2012-06.05.2012 tarihleri arasında 2 kez, sınav sonrası 05.06.2012-06.06.2012 tarihleri arasında kez irtibatlı olduğunun tespit edildiği, Eski hakim A.Ç.nin bylock yazışmalarında isminin geçtiği, mezkur mesaj içeriğinin HSK ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı karan ile anılan isimlerle birlikte mesleğe kabul kararı kaldırılan 37 kişiye ilişkin olduğu, örgüt içi 37'ler olarak adlandırılan grup içerisinde adı geçen davacının örgüt içi takibe alındığı..." yönündeki tespitlerin, dosyada bulunan diğer tespitlerle birlikte değerlendirilmesinden; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinin (j) bendinde belirtilen hakimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmamış olmak koşulunu sağlamadığı sonradan anlaşılan davacının aynı Kanun'un 53. maddesinin (b) bendi uyarınca mesleğe kabul kararının kaldırılarak görevinin sona erdirilmesine dair dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.