Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2024/18491 E. 2026/1271 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2024/18491
- Karar No
- 2026/1271
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/18491 Karar No : 2026/1271
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : ... İdare Mahkemesi ... olarak görev yapan davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Ayrıca 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 28. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Yargı erkinin bağımsızlığının, sadece yasama ve yürütme erkine karşı değil, tüm kurum, kuruluş, organ, merci ve kişiler karşısında bağımsız olmasını ifa ettiği, millet adına karar veren bir makamın, üst yargı mercii tarafından, kararın veriliş şekli yönünden "iyi, pekiyi, orta, zayıf" olarak nitelendirilmesi ve bu nitelendirmenin hakimin yükselmesinde ve terfisinde esas alınması, her türlü baskıdan ari karar vermesi gereken hakimi, baskı altına aldığı ve hakimin bağımsızlığına gölge düşürdüğü, hakimin şahsında doğrudan netice doğuran, terfisinde ve yükselmesinde etkili olacak kanun yolu değerlendirmesinin, tek bir kişinin insiyatifine bırakılması objektiflikten uzak, keyfi şahsi ilişkiler etkisi altında not takdir edilme ihtimalini doğurduğu gibi bu durumu denetleyecek ve bu tip uygulamaların önüne geçecek denetim mekanizmasına 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 28. maddesinde yer verilmemesi ve yapılan nota itirazın, not değerlendirmesinde bulunan başkan başkanlığındaki aynı daire tarafından neticelendirilecek olması da, Anayasa'ca güvence altına alınan, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine, hak arama ve yetkili makama başvurma hakkına aykırı olduğu, davaya konu yasal düzenlemelerin getirilmesinde, nitelik ve nicelik ayrımı yapılarak hakimlerin yükselmesinde kriter sağlanmaya çalışılmışsa da, amaçtan uzak uygulamalar doğmasına sebep olunduğu, aynı konu ile ilgili Bölge İdare Mahkemeleri ile daireler arasında farklı kanun yolu değerlendirmelerin ortaya çıktığı, meslek onur ve şerefine yakışmayacak şekilde, şahsi ilişkiler göz önüne alınarak değerlendirme yapılmasının önünün açıldığı, belirtilen nedenlerle dava konusu Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin anılan maddelerinin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :Yönetmelikler idarenin en geniş uygulama alanına sahip düzenleyici bir yönetsel işlem türü olduğu, yönetmeliklerin Anayasaya, kanunlara ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması dışında, söz konusu düzenleme yetkisinin kullanılmasına herhangi bir engel bulunmadığı, yönetmeliğin sebep unsuru bakımından idarenin takdir yetkisinin olduğu, İdare, Anayasaya, kanuna ve hukukun genel ilkelerine aykırı aykırı olmamak şartıyla yönetmelik yapabileceği, dava konusu edilen Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik'in 4. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ve 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ile 4. fıkrası yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olduğu, Bu itibarla, 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 7. maddesinin (ı) bendi ile yetki verilmesi karşısında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından çıkarılan, 30.09.2016 tarihli 29843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Yönetmeliğin ilgili maddelerinin dayanağında Kanuna, Anayasaya ve hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ:Dava, ... İdare Mahkemesi ... olarak görev yapan davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, yargının yasama ve yürütme başta olmak üzere her kişi ve kuruma karşı bağımsızlığını ifade etmektedir. Söz konusu bağımsızlık, yargılama fonksiyonunun gereği gibi yerine getirilmesi amacını gütmekte ve hukuk devleti ilkesinin bir gereğini oluşturduğu, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını ifade ettiği, yargının bir karakteri olan bağımsızlık, hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, hukukun öngördüğü gereklerden başka herhangi bir dış etki altında kalmadan, yansız ve özgürce karar verebilmesi gerektiği, bu nedenle mahkemelerin bağımsızlığı, insan haklarının ve özgürlüklerinin en etkin güvencesi olduğu, Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve hukuk devleti ilkesinin önemli bir unsuru olan yargı bağımsızlığı ilkesinin bir gereği olarak hakimlerin mesleki yönden denetiminin de belirtilen anayasal ilkelere uygun olması gerektiği, mahkemelerin bağımsızlığının en temel güvencesini hakimlik teminatı olduğu, hakimlerin mesleklerini yürütürken yasama organına, yürütme organına ve mahkemeler sistemi ile birlikte yargı sistemi içerisindeki diğer yargı organlarına karşı bağımsızlığının yasalarca güvence altına alınması Anayasal ilkelerin gereklerinden olduğu, bu anlamda hakimlerin özlük işleri hakkındaki tüm düzenlemelerin de kanunla yapılması, idari bir merciin kararına tabi tutulmaması gerektiği, hakimlik teminatı bakımından hakimlerin diğer mahkemeler ve üst mahkemelere karşı bağımsızlığının sağlanması da önemli bir husus olduğu, hakimler yargılama fonksiyonlarını yerine getirirken; kanun yolu denetimi yapan diğer bir hakim veya üst mahkeme karşısında da bağımsızlıklarını koruyabilmesi gerektiği, mahkemelerdeki görevleriyle yargısal egemenliği kullanan hakimler arasında yargısal yetki kullanımı dolayısıyla üstlük-altlık ilişkisi kurulmaması gerektiği. başka deyişle kanunyolu denetimi yargılama usulüne ilişkin kanunların ve adil yargılanma hakkının bir gereği olmakla birlikte bu denetimin kararı incelenen hakim üzerinde üstlük-altlık ilişkisi kurulması biçiminde yapılması hakimlik teminatını zedeleyeceği, bununla birlikte, meslekteki uzmanlıkları ve birikimleri ile kanun yolu denetiminde yüksek mahkemelerin verdikleri kararların hukuki sorunların çözüm yöntemlerini gösterme, içtihat birliğini sağlama ve hatta öğreticilik gibi işlevleri bulunduğu ancak bir yargısal denetim yolunun aynı zamanda hakimin mesleki performansını ölçen başarı not sistemi olarak kullanılması herşeyden önce kanun yolu sisteminin anayasal anlamına ve işlevine aykırılık oluşturucağı. Anılan düzenlemelerde, öngörülen sistem, yargısal denetim yapan hakimlerin, kararını inceledikleri hakimler üzerinde hiyerarşik bir ilişki kurmasına neden olduğu, yargısal denetimin niteliği ve mantığı ile hiyerarşik ilişki ve hiyerarşi yetkisi birbiriyle bağdaşmadığı, Kanun yolu değerlendirme formu yerine, mahkemelerin tabi olduğu Uyap sisteminde tüm kararların elektronik kaydının bulunduğu dikkate alındığında, hakim/ savcıların terfilerinde karar verme görev ve yetkisi olan HSK’nın ilgili birimlerinin bu kararlardaki isabet derecesini terfi dönemleri öncesinde değerlendirilebileceği sonucuna varıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay Beşinci Dairesinin 12/05/2022 tarih ve E:2018/1221, K:2022/3066 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/02/2024 tarih ve E:2022/3730, K:2024/426 sayılı kararına uyularak, davacının Anayasa'ya itiraz isteminin kabul edilerek, anılan kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ve dava konusu yönetmelik hükümlerinin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, ... İdare Mahkemesi ... olarak görev yapan davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay 5. Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2022/3110, K:2022/766 sayılı kararıyla; "dava konusu edilen Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesinin istinaf incelemesi yaptığı kararı veren hakimler hakkında "Orta" not takdir etmesine ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın aynı Daire tarafından reddedilmesine dair işlem, hakimin şahsına yönelik bir değerlendirme içermeyip, hakimin yargılama görevi olarak verdiği kararın hukuki isabeti yönünde bir değerlendirme olması nedeniyle anılan işlemin idari yargı sistemi içerisinde yapılan yargılama prosedürüne ilişkin bir yargısal faaliyet niteliğinde bulunduğu; bu nedenle, 2577 sayılı Kanun uyarınca iptal davasına konu edilebilecek idari işlemler niteliğinde olmadığı gibi dava konusu edilen Yönetmeliğin, Anayasanın yukarıda değinilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan 159. maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği açık olduğundan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulmuş olan Yönetmelik hükmünün de yargı merciileri önünde idari davaya konu edilebilmesine hukuken olanak bulunmadığı" gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarihli ve E:2023/981, K:2024/1262 sayılı kararıyla; uyuşmazlığın bireysel işleme yönelik kısmına ilişkin verilen davanın incelenmeksizin reddi yönündeki kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, dava konusu edilen Yönetmeliğin Anayasa ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan 159. maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilemeyeceği açık olduğundan, temyize konu kararın, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kısmında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının yönetmeliğe ilişkin kısmının bozulmasına ve yeniden karar verilmesi yönünde karar verildiği belirlenmiştir. Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu' nun 7. maddesinin ı bendinde, Adli ve idari yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma ile hâkim ve savcılar hakkında denetim, araştırma, inceleme ve soruşturma yapılması konularına münhasır olmak üzere yönetmelik çıkarmak ve genelge düzenlemek, Genel kurulun görevleri arasında sayılmıştır. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun Derece yükselmesinin koşulları başlıklı 21. maddesinde ,"Hâkimlik ve savcılık mesleğinde bulunanların derece yükselmelerinin yapılabilmesi için; a) Derecesi içinde iki yıl bulunmuş veya bu Kanuna göre bulunmuş sayılmaları, b) Yükselmeye engel kesinleşmiş mahkeme hükmü veya disiplin cezalarının bulunmaması, c) Ahlakî gidişleri, meslekî bilgi ve anlayışları, gayret ve çalışkanlıkları, gördükleri işlerin birikmesine sebep olup olmadıkları, çıkardıkları işlerin miktar ve mahiyetleri, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin çalışmaları, göreve bağlılıkları ve devamları, üst merciler ve müfettişlerce haklarında düzenlenen hâl kâğıtları ve sicil fişleri, kanun yolu incelemesinden geçen işleri, kanun yolu değerlendirme formları, örnek karar ve mütalâaları ve varsa meslekî eser ve yazıları ile katıldıkları meslek içi ve uzmanlık eğitimleri göz önünde tutularak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca ilân edilen derece yükselme ilkelerinde aranan koşulları taşımaları, gerekir." hükmü ile Birinci sınıf hâkim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesi başlıklı 33. Maddesinde, "Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların başarılı olup olmadıkları; müfettiş hâl kâğıtları, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulamayı da kapsayacak biçimde iş cetvelleri, kanun yolu incelemesinden geçen işleri, kanun yolu değerlendirme formları ile varsa meslekî ve akademik konulardaki faaliyetlerine ilişkin diğer bilgi ve belgeler dikkate alınarak, üç yılda bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca değerlendirilmesi suretiyle tespit edilir. Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesine dair ilkeler, Kanunda belirtilen esaslar doğrultusunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca tespit edilerek Resmî Gazetede yayımlanır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun 28.maddesinde ise "Yargıtay ve Danıştay daireleri ile genel kurullarınca yapılan kanun yolu incelemeleri sonunda; a) İstinaf kanun yolu incelemesinde görev alan daire başkanı, üye, Cumhuriyet başsavcısı ve savcılar, b) İlk derece yargı yerlerinde duruşmaya, karara veya hükme katılan, karar veya hükmü veren ya da soruşturma aşamasında görev yapan hâkimler, c) İlk derece yargı yerlerinde soruşturma aşamasında görev alan, iddianameyi tanzim eden, duruşmaya katılan, mütalaa veren veya kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcıları, hakkında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir. Kanun yolu değerlendirme formu; soruşturmanın niteliği, iddianame, karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabet derecesi, soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanması, gereksiz masrafa sebebiyet verilmesi, duruşmalara hazırlıklı çıkılması veya hazırlıksız çıkılarak gecikmelere neden olunması, dosyaların eksiklik nedeniyle geri çevrilmeye neden olmayacak şekilde görevli daire veya birime gönderilmesi, bilirkişi görevlendirilmesinin hukuka uygun yapılması, soruşturma, kovuşturma veya yargılama işlemlerinin usul hükümlerine uygun olarak doğru ve zamanında yapılması, dava konularının anlayış ve yönlendirilmesi ile mütalaa, gerekçeli karar ve tebliğnamelerin yazılış, tahlil ve sonuçlandırılmasında başarı gösterilmesi gibi hususlar dikkate alınarak çok iyi, iyi, orta ve zayıf şeklinde düzenlenir. Yapılan incelemede olumlu veya olumsuz kanaat edinilememesi hâlinde, değerlendirme formu bu durum belirtilerek düzenlenir. Hükmün onanmış veya bozulmuş olması tek başına olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Ayrıca, incelenen karara uygun muhalefet şerhi bulunması hâlinde olumsuz değerlendirme yapılamaz. Bölge adliye mahkemeleri veya bölge idare mahkemeleri dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda yukarıdaki fıkralarda belirtilen kriterler esas alınarak kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir. Aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanun yolu incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyiz mercilerince düzenlenen değerlendirme formu esas alınır. Değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından düzenlenir. Hakkında değerlendirme formu düzenlenenler, formun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)’ne kaydedilmesinden itibaren bir ay içinde gerekçelerini belirtmek suretiyle değerlendirme formunun yeniden incelenmesini isteyebilir. Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla karara bağlanır. Yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yargıtay ve Danıştayın görüşü alınmak suretiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın tamamlanması için öngörülen hedef süreler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir. " şeklinde hükme bağlanmıştır. Kanun yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin iptali istenen haklarında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenecekler ile form düzenleme yetkisi başlıklı 4. maddesinin 4 fıkrasında, Kanun yolu değerlendirme formunun, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından, UYAP üzerinden düzenleneceği, Formların değerlendirme kısmı dışındaki bölümlerinde yer alan kişi ve dosya bilgilerinin UYAP’tan çekilmesini sağlayacak teknik altyapı oluşturulacağı, değerlendirme usul ve esasları başlıklı 5. maddesinin 9. fıkrasında, Kanun yolu değerlendirme formunu düzenleyecek olan mercilerin; etkin soruşturma yapmama, soruşturma ve yargılamanın sürüncemede bırakılması ve/veya kararların yeterli hukuki gerekçeyi ihtiva etmemesi hususlarındaki tespitlerini, gerekçesiyle birlikte, durumun mahiyet ve ağırlığına göre, ilgili hâkim ve Cumhuriyet savcılarının disiplin sorumlulukları bakımından değerlendirme yapılmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bildireceği, yeniden inceleme başlıklı 6 maddesinin 3. fıkrasında, Yeniden inceleme talebinin, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla, gerekçesi belirtilmek suretiyle ve kesin olarak karara bağlanacağı, talebin kabul edilmesi hâlinde, ilgili hakkında yeniden değerlendirme formu düzenleneceği ve 4 fıkrasında, İlgilinin yeniden inceleme talebinin neticesinin UYAP üzerinden gecikmeksizin kendisine ve Kurul’a bildirileceği belirtilmiştir. Olayda, Kanun yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin kanun yolu incelemeleri neticesinde adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimleri hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandığı, iptali istenen maddelerinin 2802 sayılı Hakim ve Savcılar Kanunu hükümlerine ve hukuka uygun olduğu görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu bireysel işlem ve düzenleyici işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin 07/03/2022 tarih ve E:2022/3110, K: 2022/766 sayılı kararın, düzenleyici işleme yönelik davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2023/981, K:2024/1262 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyularak ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin ve davacının Anayasa'ya aykırılık itirazı yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve tek hakimle verilen kararda İdare Mahkemesi üyesi olarak imzası bulunan davacı hakkında "Orta" not takdir edilmiştir. Davacı tarafından, hakkında takdir edilen "Orta" nota karşı 10/01/2022 tarihli dilekçe ile itirazda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarihli kararı ile davacının talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine ilişkin kararın dayanağı olan 30/09/2016 tarih ve 29843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin, "haklarında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenecekler ile form düzenleme yetkisi" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Kanun yolu değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından, UYAP üzerinden düzenlenir.(...) " ibaresinin, "Değerlendirme usul ve esasları" başlıklı 5. maddesinin 9. fıkrasında, yer alan "(Ek:RG-2/12/2021-31677) Kanun yolu değerlendirme formunu düzenleyecek olan merciler; etkin soruşturma yapmama, soruşturma ve yargılamanın sürüncemede bırakılması ve/veya kararların yeterli hukuki gerekçeyi ihtiva etmemesi hususlarındaki tespitlerini, gerekçesiyle birlikte, durumun mahiyet ve ağırlığına göre, ilgili hâkim ve Cumhuriyet savcılarının disiplin sorumlulukları bakımından değerlendirme yapılmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bildirirler." düzenlemesinin, "Yeniden inceleme usulü" başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, "Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla, gerekçesi belirtilmek suretiyle ve kesin olarak karara bağlanır.(..)" ibaresinin aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan, "ilgilinin yeniden inceleme talebinin neticesi UYAP üzerinden gecikmeksizin kendisine ve Kurul’a bildirilir." düzenlemesinin iptali istemiyle incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 159. maddesinde Hakimler ve Savcılar Kurulunun oluşumu ve çalışma usul ve esasları belirlenmiş, aynı maddenin 8., 9. ve 10. bendinde ise; "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir. Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir. Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Kanun yolu değerlendirme formu" başlıklı 28. maddesinde; "Yargıtay ve Danıştay daireleri ile genel kurullarınca yapılan kanun yolu incelemeleri sonunda; a) İstinaf kanun yolu incelemesinde görev alan daire başkanı, üye, Cumhuriyet başsavcısı ve savcılar, b) İlk derece yargı yerlerinde duruşmaya, karara veya hükme katılan, karar veya hükmü veren ya da soruşturma aşamasında görev yapan hâkimler, c) İlk derece yargı yerlerinde soruşturma aşamasında görev alan, iddianameyi tanzim eden, duruşmaya katılan, mütalaa veren veya kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcıları, hakkında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir. Kanun yolu değerlendirme formu; soruşturmanın niteliği, iddianame, karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabet derecesi, soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanması, gereksiz masrafa sebebiyet verilmesi, duruşmalara hazırlıklı çıkılması veya hazırlıksız çıkılarak gecikmelere neden olunması, dosyaların eksiklik nedeniyle geri çevrilmeye neden olmayacak şekilde görevli daire veya birime gönderilmesi, bilirkişi görevlendirilmesinin hukuka uygun yapılması, soruşturma, kovuşturma veya yargılama işlemlerinin usul hükümlerine uygun olarak doğru ve zamanında yapılması, dava konularının anlayış ve yönlendirilmesi ile mütalaa, gerekçeli karar ve tebliğnamelerin yazılış, tahlil ve sonuçlandırılmasında başarı gösterilmesi gibi hususlar dikkate alınarak çok iyi, iyi, orta ve zayıf şeklinde düzenlenir. Yapılan incelemede olumlu veya olumsuz kanaat edinilememesi hâlinde, değerlendirme formu bu durum belirtilerek düzenlenir. Hükmün onanmış veya bozulmuş olması tek başına olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Ayrıca, incelenen karara uygun muhalefet şerhi bulunması hâlinde olumsuz değerlendirme yapılamaz. Bölge adliye mahkemeleri veya bölge idare mahkemeleri dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda yukarıdaki fıkralarda belirtilen kriterler esas alınarak kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir. Aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanun yolu incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyiz mercilerince düzenlenen değerlendirme formu esas alınır. Değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından düzenlenir. Hakkında değerlendirme formu düzenlenenler, formun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)’ne kaydedilmesinden itibaren bir ay içinde gerekçelerini belirtmek suretiyle değerlendirme formunun yeniden incelenmesini isteyebilir. Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla karara bağlanır. Yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yargıtay ve Danıştayın görüşü alınmak suretiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın tamamlanması için öngörülen hedef süreler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir."" hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun, "Derece yükselmesinin koşulları" başlıklı 21. maddesinde ,"Hâkimlik ve savcılık mesleğinde bulunanların derece yükselmelerinin yapılabilmesi için; a) Derecesi içinde iki yıl bulunmuş veya bu Kanuna göre bulunmuş sayılmaları, b) Yükselmeye engel kesinleşmiş mahkeme hükmü veya disiplin cezalarının bulunmaması, c) Ahlakî gidişleri, meslekî bilgi ve anlayışları, gayret ve çalışkanlıkları, gördükleri işlerin birikmesine sebep olup olmadıkları, çıkardıkları işlerin miktar ve mahiyetleri, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin çalışmaları, göreve bağlılıkları ve devamları, üst merciler ve müfettişlerce haklarında düzenlenen hâl kâğıtları ve sicil fişleri, kanun yolu incelemesinden geçen işleri, kanun yolu değerlendirme formları, örnek karar ve mütalâaları ve varsa meslekî eser ve yazıları ile katıldıkları meslek içi ve uzmanlık eğitimleri göz önünde tutularak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca ilân edilen derece yükselme ilkelerinde aranan koşulları taşımaları, gerekir." hükmü ile Birinci sınıf hâkim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesi başlıklı 33. maddesinde, "Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların başarılı olup olmadıkları; müfettiş hâl kâğıtları, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulamayı da kapsayacak biçimde iş cetvelleri, kanun yolu incelemesinden geçen işleri, kanun yolu değerlendirme formları ile varsa meslekî ve akademik konulardaki faaliyetlerine ilişkin diğer bilgi ve belgeler dikkate alınarak, üç yılda bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca değerlendirilmesi suretiyle tespit edilir. Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesine dair ilkeler, Kanunda belirtilen esaslar doğrultusunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca tespit edilerek Resmî Gazetede yayımlanır." hükmüne yer verilmiştir. 30/09/2016 tarih ve 29843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik, 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 28 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." hükmüne, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 3. fıkrasında; Kanun Yolu Değerlendirme Formu: Kanun yolu incelemeleri neticesinde hâkim ve Cumhuriyet savcılarının dosyadaki hukuki bilgi, uygulama ve performanslarının değerlendirildiği belgeyi ... İfade eder" hükmüne yer verilmiştir
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlıkta, davacı tarafından iptali istenilen düzenlemelerin; hakimin şahsında doğrudan netice doğuran, terfisinde ve yükselmesinde etkili olacak kanun yolu değerlendirmesinin, tek bir kişinin insiyatifine bırakılması, söz konusu kriterleri aşan veya söz konusu kriterler dışında, objektiflikten uzak keyfi, sevip/sevmeme, tanıyıp/tanımama gibi şahsi ilişkiler etkisi altında not takdir edilme ihtimalini doğurduğu, bu durumu denetleyecek ve uygulamaların önüne geçecek denetim mekanizmasına kanun metninde yer verilmemesi ve yapılan nota itirazın, not değerlendirmesinde bulunan başkan başkanlığındaki aynı daire tarafından neticelendirilecek olmasının Anayasa'da güvence altına alınan, mahkemenin bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğu gibi, hak arama, yetkili makama başvurma hakkının da ihlali ettiği, anılan formun UYAP ortamında düzenlenmesinin, mahkeme çalışanlarının erişiminie yol açtığı iddia edilmektedir. 1- Davacının, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. Fıkrasında yer alan "Kanun yolu değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından, UYAP üzerinden düzenlenir." ibaresinin iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Mahkeme ve daire başkanları ilgili yargı mercilerinin hukuki ve idari düzenini sağlamakla ve temsil etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte UYAP ( Ulusal Yargı Ağı Projesi) tüm yargı birimlerinin entegre çalıştığı resmi ve güvenli bir bilişim altyapı sistemidir. Anılan sistemde ilgili verilerin, doğrudan e-imza veya şifreli olarak girilen UYAP havuzuna kaydedilerek, sadece ilgili kişinin eş zamanlı görebileceği şekilde veri gizliği ve güvenliği sağlanmaktadır. Bu itibarla, Kanun yolu değerlendirme formu Mahkeme ve/veya Daire heyetince verilen ortak karar sonucuna uygun olarak heyetin ortak iradesini yansıtacak şekilde verilen nota ilişkin değerlendirme formunun başkan imzası ile UYAP üzerinden, sadece ilgili kişilerin görmesini sağlayacak şekilde düzenlenmesi, başkanın bu kararı subjektif değerlendirmelerle tek başına verdiği anlamına gelmeyeceği, aksine bu durumun başkanın Mahkeme ve/veya Dairede idari temsil yetkisinin bir gereği olduğu açık olduğundan, davacının iddialarına itibar edilmeyerek, iptali istenen yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir
2- Davacının, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Değerlendirme usul ve esasları" başlıklı 5. maddesinin 9. fıkrasında, yer alan " Kanun yolu değerlendirme formunu düzenleyecek olan merciler; etkin soruşturma yapmama, soruşturma ve yargılamanın sürüncemede bırakılması ve/veya kararların yeterli hukuki gerekçeyi ihtiva etmemesi hususlarındaki tespitlerini, gerekçesiyle birlikte, durumun mahiyet ve ağırlığına göre, ilgili hâkim ve Cumhuriyet savcılarının disiplin sorumlulukları bakımından değerlendirme yapılmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bildirirler." düzenlemesinin iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa'nın 159. maddesi uyarınca, hakim ve savcıların terfi, birinci sınıfa ayırma, atama ve yer değiştirme görev ve yetkisinin sadece Hakimler ve Savcılar kuruluna ait olduğu, bu görevini yerine getirebilmesi için kurulun somut verilere ihtiyacı olduğu açıktır. Öte yandan; dava konusu edilen Yönetmeliğin, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 28. maddesine dayanılarak kanun yolu incelemeleri neticesinde adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimler hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandığı ve Yönetmelik hükümlerinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yürütüleceği öngörülmüştür. Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından hazırlanan ve yine aynı Kurulca yürütülmesi sağlanan Yönetmeliğin, kanun yolu değerlendirme formlarının ise, hakim ve savcıların verdikleri kararların üst mahkemelerdeki isabet oranı UYAP üzerinden dijital olarak takip edilerek, Kanun yolu incelemeleri neticesinde hâkim ve Cumhuriyet savcılarının dosyadaki hukuki bilgi, uygulama ve performanslarının değerlendirilerek, mesleki yükselme, terfi ve birinci sınıfa ayrılma süreçlerinin nesnel, liyakate ve objektif kriterlerl dayalı olarak derece yükselmesine layık olup olmadıkları yönünden Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yapılacak değerlendirmede kullanılmak amacıyla düzenleneceği açık olduğundan, davacının iddialarına itibar edilmeyerek iptali istenen yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir
3- Davacının, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Yeniden inceleme usulü" başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, "Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla, gerekçesi belirtilmek suretiyle ve kesin olarak karara bağlanır.(..)" düzenlemesinin iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Dava konusu düzenleme ile 2802 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 5. fıkrası hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu, yönetmelikler kanunların uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılmakta olup; kanun yolu değerlendirme formunun, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından, UYAP üzerinden düzenleneceğini netleştiren; Kanun'da başka itiraz yolu öngörülmediğinden yeniden inceleme talebinin kesin olarak karara bağlanacağını açıklığa kavuşturulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, idare hukukunda hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi gereğince, kamu hizmeti olan yargılama sisteminin etkin, verimli bir şekilde yürümesi ve ilgili kişi hakkında hukuki bir sonuç doğurması için bir noktada kesinleşmesi gerektiği izahtan varestedir. Zira her gün çok sayıda kanun yolu değerlendirme formu düzenleyen Mahkemelerin iş yoğunluğu da dikkate alındığında verilen nota, birden fazla itiraz hakkının tanınması yargı sistemini işlemez hale getireceğinden, bir kez itiraz hakının yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, anılan formunda verilen nota itiraz edildiğinde, dava konusunda uzman olmayan, dosya içeriğini bilmeyen ve sadece itiraza yönelik yapılacak bir inceleme neticesinde karar verecek başka bir daire yerine, dava konusu hakkında uzman olan, dava dosyasını daha önce inceleyerek karar veren istinaf veya temyiz dairesi, kendi verdikleri kararın heyetçe ikinci kez değerlendirmek suretiyle, herhangi bir usulü ya da esasa ilişkin bir hata yapılıp yapılmadığı kontrol edililerek ve gerekçesi belirtilerek kesin olarak karara bağlanmasında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının iddialarına itibar edilmemiştir. 4- Davacının, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Yeniden inceleme usulü" başlıklı 6. maddesinin 4. fıkrasında yer alan, "ilgilinin yeniden inceleme talebinin neticesi UYAP üzerinden gecikmeksizin kendisine ve Kurul’a bildirilir." düzenlemesinin iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Yukarıda da belirtildiği üzere, Anayasanın 159. maddesi ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 21. 28. ve 33. maddeleri uyarınca, kanun yolu değerlendirme formu, verilen bir kararın kanun yolu aşamasında değerlendirilen bir hakim hakkında kanun yolu merci tarafından yapılan değerlendirmenin sonucunu göstermeye yönelik belge olduğu, bu belgenin hakim ve savcıların verdikleri kararların üst mahkemelerdeki isabet oranı UYAP üzerinden dijital olarak takip edilerek, kanun yolu incelemeleri neticesinde hâkim ve Cumhuriyet savcılarının dosyadaki hukuki bilgi, uygulama ve performanslarının değerlendirilerek, mesleki yükselme, terfi ve birinci sınıfa ayrılma süreçlerinin nesnel, liyakate ve objektif kriterlerl dayalı olarak derece yükselmesine layık olup olmadıkları yönünden, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yapılacak değerlendirmede kullanılmak amacıyla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, iptali istenilen "ilgilinin yeniden inceleme talebinin neticesi UYAP üzerinden gecikmeksizin kendisine ve Kurul’a bildirilir." ibaresi yeni bir bildirim yetkisi ve/veya bir ihbar değil, daha önce kurula bildirilen not yerine, itiraz sonucuna göre ortaya çıkan ya da aynı kalan notun bildirilmesi şeklinde uygulamaya yönelik bir düzenleme olduğu anlaşıldığından, davacının iddialarına itibar edilmeyerek iptali istenen yönetmelik hükmünden hukuka aykırılık görülmemiştir
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yarrgılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı tutarının isteği halinde davacıya iadesine posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.