Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/8930 E. 2026/736 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/8930
Karar No
2026/736
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/8930 Karar No : 2026/736

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ... 2- ...Komutanlığı / ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜREC : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; davacının beraatına kararı verilen... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasındaki tespitlerle davacının, 2012-2014 yılları arasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Yayladağı Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Bölümünde okuduğu dönemde örgüt yapılanması içinde yer aldığı ve sohbet toplantılarına katıldığı , söz konusu eylemleri nedeniyle örgütle irtibat ve iltisakının bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: FETÖ/PDY ile irtibatının bulunmadığı, FETÖ'nün terör örgütü olduğunu bilmeden öğrenci olduğu dönemde maddi durumu nedeniyle bir süre örgüte ait bir yurtta kalmasının ve birkaç kez sohbetlere dinleyici olarak katılmasının örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği, 2014 yılında yurttan ayrılarak irtibatını tamamen kestiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada hakkında beraat kararı verildiği ve kesinleştiği halde hiçbir sebep gösterilmeden kamu görevinden çıkarılarak masumiyet karinesinin ihlal edildiği ve dava konusu işlemin maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı, Bursa ili Keles İlçe Jandarma Komutanlığında astsubay olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:2..., K:... sayılı kararıyla davacının beraatına karar verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu'na tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;... 6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının Hatay ili Yayladağ ilçesinde bulunan Mustafa Kemal Üniversitesi Dış Ticaret Meslek Yüksekokulunda öğrenci olduğu dönemde 2012-2014 yılları arasında FETÖ/PDY'ye ait evde kaldığı ve bu dönemde örgütün sohbet toplantılarına katıldığı tespit edildiğinden örgütle iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarıldığı, söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Mahkemece davanın reddine karar verildiği ve anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine de İdare Dava Dairesince istinaf isteminin reddine karar verildiği görülmüş ise de, davacı tarafından örgütle irtibatının bulunmadığı, öğrenci olduğu dönemde örgütün amacını bilmeden ve mesleğe alınmadan önce örgüte ait bir yurtta kalmasının örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği, 2014 yılından itibaren de örgütle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığının iddia edildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada ise, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; " Sanığın (davacının) bir dönem FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde yer aldığı, sohbet toplantılarına katıldığı, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemleri bulunduğu yapılan yargılama sonunda sabit görülmüş ise de; örgüte üniversite öğrencisi olduğu dönemde katılan sanığın kovuşturma aşamasında esas hakkındaki savunmalarının samimi olduğu bu kapsamda meslek yaşantısına başladıktan sonra örgütün gerçek amacını anladığına örgütten koptuğuna ve sohbet adı verilen örgütsel toplantılarına katılmadığına dair savunmasının Jandarma mahrem yapılanmasında "Marmara Bölge Temsilcisi" olarak faaliyet yürüten "..., ..., ..." (K) N.K'den ele geçirilen dijital materyaller ile uyumlu olduğunun, sanığın savunmasının aksini gösterir şeklide örgüt hiyerarşisinde yer almaya devam ettiğine dair dosya kapsamında tanık / itirafçı beyanı bulunmadığı, ... Fetö Terör Örgütünün nihai amacını fark edip örgütün gerçek yüzünün ortaya çıkmasından itibaren örgütsel toplantılara katılmayarak bu yapıdan kendi isteğiyle ayrılan sanığın, örgütün nihai amacını ve içinde bulunduğu yapının silahlı bir terör örgütü olduğunu bilmediğine bu sebeple hata ettiğine dair savunmalarının samimi olduğu kanaatine varılmış suçun maddi unsurlarında hata halinin faile ilişkin bir durum olması sebebiyle sanık tarafından dile getirilmiş olması da nazara alınarak her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın samimi anlatımlarına göre suçun maddi unsurlarından olan örgütün silahlı olmasına ilişkin unsur hatasının esaslı ve kabul edilebilir bir hata olduğu, bu itibarla yüklenen suç açısından kasten hareket etmediği kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davacının beraatına karar verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Bu itibarla her ne kadar davacının öğrenci olduğu dönemde 2012-2014 yılları arasında örgüte ait evde kaldığı tespitine yer verilmişse de; davacı tarafından maddi imkansızlıklar nedeniyle ve kalacak başka yeri de olmadığından örgüte ait evde kaldığının ve 2014 yılında ilişkisinin tamamen kesildiğinin iddia edilmesi, ceza yargılamasında davacının eylemlerinin hata kapsamında kaldığı değerlendirilerek hakkında beraat kararı verilmiş olması ve kamu görevine alındıktan sonra örgütle irtibatına ilişkin herhangi bir delil veya tespitin dosyaya sunulmamış olması karşısında, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet bulunmamıştır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/8930, K. 2026/736, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-8930-e-2026-736-k-15f1f1064ac2