Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/776 E. 2026/680 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/776
Karar No
2026/680
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/776 Karar No : 2026/680

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi'nin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya İli, Selçuklu İlçesi, Selçuklu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; davacının çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumu Özel Merve Selçuklu Abdullah Aymaz Ortaokulu'nda 2014/2015 ve 2015-2016 eğitim öğretim yıllarında öğrenim kaydın bulunduğu, davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Merve Özel Eğitim Kurumları A.Ş.'ye 21/01/2014-21/06/2016 tarihleri arasında toplam 16.816,64-TL ödeme bilgisinin bulunduğu, öte yandan, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 17/04/2015-30/01/2016 tarihleri arasında toplam 505,55-TL ödeme bilgisinin bulunduğu, diğer taraftan, Aktif Eğitimciler Sendikası'na 2014 yılı Mart ayında üye olduğu ve üyeliğini 2016 yılı Şubat ayına kadar devam ettirdiği, sendika üyeliği diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının, yasal görünümlü bir sendika aracılığı ile terör örgütünün eğitim alanındaki amacına uygun tavır ve davranış sergilediği ve FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E..., K:...sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi karar'ının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gösterir somut herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin hakkında herhangi bir soruşturma açılmaksızın, savunması alınmaksızın ve masumiyet karinesi ihlal edilerek KHK eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan adli soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı karar verildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olmadığı, çocuğunu evine yakın ve görev yaptığı okulun karşısında olması nedeniyle Abdullah Aymaz Okulu'na gönderdiği, Aktif Eğitimciler Sendikası'na ise sendika üyelerine çocuğunu gönderdiği okulda indirim uygulanması nedeniyle üye olduğu, dosyaya sunduğu okul ödeme bilgileri bölümündeki ek indirimin sendika üyeliği nedeniyle olduğu, zira, daha önce Türk Eğitim Sen Sendikasına üye iken sonra Eğitim Bir Sen’e geçtiği akabinde ise okul indirimden faydalanmak için Aktif Eğitimciler Sendikası'na üye olduğu, kaldı ki 2016 yılında söz konusu sendika üyeliğinden de istifa ettiği, Zaman Gazetesi aboneliğinin, iradesi dışında ve çocuğunu gönderdiği okulun söz konusu gazete ekinde verdiği İngilizce yayınlar nedeniyle zorunlu tutması nedeniyle abone olduğu, herhangi bir ad altında örgüte maddi yardımda bulunmadığı, ByLock kullanıcısı olmadığı, örgütün tepe yöneticileri ile herhangi bir görüşmesi veya irtibatı olmadığı, örgüte ait evlerde kalmadığı, örgütün düzenlediği etkinliklere katılmadığı, aile bireyleri hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle adli soruşturma açılan birisi bulunmadığı, Kimse Yok Mu Derneği'ne maddi yardımda bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve istinaf kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan sebeplerinden hiçbirisine uymadığı, temyiz isteminin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hâkimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 07/02/2017 tarih ve 29972 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. '' hükmüne yer verilmiştir. Davacı, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Selçuklu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yapılan başvuru, Komisyon'un ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan adli soruşturma neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Bürosu'nun ... tarih ve Sor. No:..., Karar No:... sayılı kararıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dosyasının incelenmesinden; Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının, Mart 2014-Şubat 2016 arası Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliği bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan eğitim kurumunda kaydı bulunduğu ve bu kapsamda söz konusu eğitim kurumuna ödeme bilgisinin bulunduğu şeklindeki tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı olduğu yönünden hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; a) Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11/06/2018 tarih ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, 17/02/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devlet'in ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasa'ya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir. Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının Sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve Sendikadan istifa bilgileri, Sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, Sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde Sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları da dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Davacı tarafından; sağ görüşlü sendikaların tamamına süreç içinde üye olduğu, zira, üyesi olduğuna ilişkin sendika bilgilerine bakıldığında Türk Eğitim Sen Sendikası'na, Eğitim Bir Sen’e ve nihayetinde Aktif Eğitimciler Sendikası'na üye olduğunun görüleceği, Aktif Eğitimciler Sendikası'na tamamen sendika üyelerine çocuğunu gönderdiği okulda indirim uygulanması nedeniyle üye olduğu, akabinde de 2016 yılında söz konusu sendika üyeliğinden istifa ettiği, sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını göstermeyeceği ileri sürülmektedir. Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacının, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden 25/02/2016 tarihinde istifa ettiği, Sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında Sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve Sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, 25/02/2016 tarihinde istifa edene kadar olan dönemdeki Sendika üyeliğinin salt bu haliyle, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. b) Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye ödeme bilgisinin bulunması iddiası ile ilgili olarak; Dava konusu işlemde; davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 17/04/2015-30/01/2016 tarihleri arasında 505,55-TL ödeme bilgisinin bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Zaman Gazetesi aboneliğinin, iradesi dışında ve çocuğunu gönderdiği okulun söz konusu gazete ekinde verdiği İngilizce yayınlar nedeniyle zorunlu tutması nedeniyle abone olduğu, örgüte mali destek amacıyla yapılan bir ödeme olmadığı ve bu durumun aleyhine değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin mahiyetinin bilinmediği, söz konusu ödemenin örgüte yardım amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacı tarafından, söz konusu ödemenin eğitim materyalleri için yapıldığının beyan edildiği görüldüğünden ve davacının beyanlarının aksinin ispat edilmediği anlaşıldığından söz konusu ödemenin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. c) Davacının, çocuğunu FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda öğrenim kaydının bulunduğu ve bu nedenle söz konusu kuruma ödeme bilgisi bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; Dava konusu işlemde; davacının çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel Merve Selçuklu Abdullah Aymaz Ortaokulu'nda 2014/2015 ve 2015/2016 eğitim öğretim kaydı bulunduğu ve davacının, bu nedenle, Merve Özel Eğitim Kurumları A.Ş.'ye 21/01/2014-21/06/2016 tarihleri arasında toplam 16.816,64-TL ödeme bilgisinin bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; çocuğunu, evine yakın olması, görev yaptığı okulun karşısında olması ve İngilizce eğitim alması nedeniyle Abdullah Aymaz Okulu'na gönderdiği, buna bağlı olarak da söz konusu eğitim kurumuna kayıt ücreti ödediği ve bu durumun aleyhine değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Davacının, çocuğunu örgüte müzahir özel okula gönderdiği ve bu nedenle okul kayıt ücreti ödediği hususu gerek dosyadaki bilgi ve belgelerle gerekse de davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacının eğitim saikiyle böyle bir tercihte bulunduğuna yönelik yukarıda yer verilen beyanlarının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 16/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/776, K. 2026/680, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-776-e-2026-680-k-594e42c082a6