Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/22275 E. 2025/15828 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/22275
- Karar No
- 2025/15828
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/22275 Karar No : 2025/15828
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... adına ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı / ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; PKK'nın talimatları doğrultusunda hareket eden YÖDER binasında sorgulamalarda bulunduğu, YÖDER bünyesinde korsan miting ile basın açıklamasına yönelik eylemler içerisinde olduğu, Valiliğinin 10/01/2017 tarihli yazısı ile PKK/KCK terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen davacının kamu görevinden çıkarılmasının teklif edilmesinin kararlaştırıldığı, değer ailesi kapsamında Belediyede işe alındığı, Belediyedeki tüm eylem ve söylemlerinde PKK/KCK terör örgütünün propagandasını yaptığı, ayrıca 2010-2017 yılları arasında PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanmasının (YDG-H, DYGM) eylem ve etkinliklerine katılan şahıslar arasında olduğu yönünde istihbari bilginin bulunduğu bu eylemlerin mevcut olmasının davacının PKK/KCK terör örgütüyle yoğun bir bağ içerisine girdiğini ortaya koyduğu ve davacının PKK/KCK ile bağı olduğuna dair tespitin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkındaki ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği, PKK/KCK terör örgütüyle irtibat ve iltisakına dair her türlü şüpheden uzak somut tespitin bulunmadığı, İstinaf Mahkemesince gerekçesiz olarak karar verildiği, idare mahkemelerince görev gaspı yapılmak suretiyle cezai yönden yargılama yapıldığı, hangi somut gerekçelerle kamu görevinden çıkarıldığına dair hiçbir disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmadığı, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılmayacağı, Anayasa’nın 15. maddesine göre kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı ve bunlardan dolayı suçlanamayacağı, davalı idarece yapılan değerlendirmenin somut verilerle ve belgelerle desteklenmesi gerektiği, değer ailesi kapsamında işe alındığına dair iddianın gerçeği yansıtmadığı, hakkında ceza mahkemesince verilen beraat kararına rağmen masumiyetine gölge düşürülmek suretiyle söz konusu kararın anlamsız hale getirildiği, Anayasa Mahkemesince benzer nitelikteki bireysel başvurularda masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönünde kararlar verdiği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki usul ve esaslara aykırı hareket edildiği, istihbari olarak sunulan isnatların öğrencilik yıllarına ilişkin olduğu ve söz konusu isnatlara ilişkin yürütülen soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, Devlet memuru olarak atanırken aranan görevin gerektirdiği niteliklerden hiçbirini kaybetmediği halde tamamen keyfi bir değerlendirme sonucunda Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları kapsamında kazanılmış haklarının ihlal edildiği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklere aykırı hareket edildiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri, eşitlik ilkesi, çalışma hürriyeti, kamu hizmetine girme hakkı gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan birçok hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Gürpınar Belediye Başkanlığı bünyesinde ziraat mühendisi olarak görev yapan davacı, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacının "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "cebir tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından hakkında açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, ve Dairemizce temyiz incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla anılan kararın istinaf incelemesinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararlarıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılan ve 14/07/2017 tarih ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan KHK, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmış olup, anılan Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasındaki “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 30/11/2022 tarih ve E:2018/83, K:2022/144 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda da belirtildiği üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı idarece OHAL Komisyonuna intikal ettirilen davacıya ait personel bilgi dosyasında: Van Valiliğinin 10/01/2017 tarihli yazısı ile PKK/KCK terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen davacının kamu görevinden çıkarılmasının teklif edilmesinin kararlaştırıldığı, değer ailesi kapsamında Belediyede işe alındığı, Belediyedeki tüm eylem ve söylemlerinde PKK/KCK terör örgütünün propagandasını yaptığı,ayrıca 2010-2017 yılları arasında PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanmasının (YDG-H, DYGM) eylem ve etkinliklerine katılan şahıslar arasında olduğu yönünde istihbari bilginin bulunduğu yönündeki bilginin İdare Mahkemesince değerlendirildiği ve davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı açısından hükme esas alındığı görülmüştür. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "cebir tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından açılan ceza davası neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu Yönünden: Dosya kapsamında YÖDER isimli derneği PKK terör örgütü talimatı doğrultusunda kurulduğu ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin istihbari bilgiler dışında somut ve kesin herhangi bir delilin bulunmadığı, Babamın Gözyaşları kod adlı gizli tanığın sanığın YÖDER bünyesinde korsan miting ve basın açıklaması tabir edilen eylemlerde yer aldığına ilişkin beyanı dışında sanığın şüpheden uzak savunmasının aksini ispatlar şekilde başkaca herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığı, kovuşturma aşamasında gizli tanığın koruma kararının sonlandırılmış olması sebebiyle beyanlarının alınamadığı anlaşılmakla bu haliyle dosya kapsamında gizli tanık anlatımını destekler mahiyette başkaca herhangi bir delilin bulunmadığı, gizli tanık anlatımlarının genel geçer ifadeler içeren soyut nitelikte beyanlar olduğu, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden: Müşteki H.Ç.'nin alınan beyanına göre 2013 yılı Mart ayı içerisinde aynı üniversitede öğrenci olan K.I. ve Yunus isimli şahıslarla yaşamış olduğu tartışma sebebiyle sanık M.K.'nun kendisini YÖDER binasına çağırdığını, kendisinin çağrıldığı yere gittiğini, gittiğinde binada sanık ...'ın da bulunduğunu belirtmekle ilgili olay kapsamında müştekinin hukuka aykırı olarak, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle bir yere gitmesi veyahut bir yerde kalması suretiyle hürriyetinden yoksun bırakıldığına ilişkin bir delilin tespit edilemediği ve müştekinin 27/09/2013 tarihinde rızası dışında seni öldürürüz şeklinde tehdit edilmek suretiyle zorla otobüse bindirilerek YÖDER'in bulunduğu Mavi Plaza isimli iş merkezine götürülmesi ve müştekinin burada yine tehdit edilerek darp edilmesi olayında da müştekinin sanığa yönelik bir teşhisinin bulunmadığı..." tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının .. tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı karar ile; "...şüpheli ...'ın YPS yapılanması içerisinde yer aldığı, şüpheli S.B. ile birlikte hareket ettiği, ...'ın üstünde silah, aracında piyade tüfeği bulundurduğu yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine haklarında soruşturma işlemlerine başlanıldığı, şüphelilerin üzerinde ve araçta yapılan aramada ihbara konu silah ya da tüfeğin ele geçirilemediği, şüphelilerin alınan ifadelerinde üzerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan ettikleri, Netice itibariyle şüphelilerin ihbara konu eylemi gerçekleştirdiklerine yönelik dava açmaya yeterli somut delil bulunmadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir. Bununla birlikte İdare Mahkemesince davalı idareye ve Van Valiliğine ara kararı gönderilerek; davacıya ait personel bilgi dosyasında, Van Valiliğinin 10/01/2017 tarihli yazısının ve eklerinin istenilmesi ile değer ailesi kapsamında Belediyede işe alındığı, Belediyedeki tüm eylem ve söylemlerinde PKK/KCK terör örgütünün propagandasını yaptığı,ayrıca 2010-2017 yılları arasında PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanmasının (YDG-H, DYGM) eylem ve etkinliklerine katılan şahıslar arasında olduğuna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği, ara kararına verilen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden; davacı hakkında davalı idare tarafından düzenlenen tutanakta; "... Şahıs hakkında 2010 ve 2015 yıllarında PKK/KCK terör örgütüne üye olmaktan ve terör örgütü propagandası yapmaktan göz altına alınmış ve hakkında işlem yapılmıştır. Ayrıca ailesinde dedesi, anneannesi, babası ve abisi hakkında terör örgütüne üye olmaktan ve terör örgütüne yardım ve yataklık suçlarından işlem yapıldığı tesis edilmiştir. Değer ailesi kapsamında Belediyede işe alındığı değerlendirilmektedir. Yapılan alan araştırmasında şahsın Belediyedeki tüm eylem ve söylemlerinde, terör örgütünün propagandasını yaptığı anlaşılmıştır. Bütün bu bilgiler ışığında şahsın terör örgütüne iltisakı ve irtibatı olduğu değerlendirilmektedir." şeklinde bilgiye yer verildiği, yine Van Valiliği'nin 18/10/2017 tarihli yazısı ekinde sunulan bilgi notunda ; "... (TCKN:.........) isimli şahıs hakkında Van Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 08/10/2010 tarihinde "Terör Örgütü Mensubu Olma Şüphesi" ile göz altına alındığı, Van Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 13/02/2010 tarihinde suç n0:5 ile Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisine (YDGM) Yönelik Yapılan Çalışmalar kapsamında hakkında şüpheli olarak işlem yapıldığı, ...'ın babası olan N.B. (TCKN:.........) isimli şahıs Diyarbakır ilinde 09/10/2008 tarihinde "PKK/KCK" dan göz altına alındığı ve tutuklandığı, ...'ın kardeşi olan H.B. (TCKN:.........) isimli şahıs hakkında Diyarbakır Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 08/02/2016 tarihinde suç no:176 ile "PKK/KCK Terör Örgütü Adına Eylem Ve Faaliyetlerde Bulunmak" suçundan şüpheli olarak işlem yapıldığı" şeklinde istihbari bilginin belirtildiği, davacının babası ve kardeşi ile ilgili tespitlerin davacının PKK/KCK terör örgütüne iltisak ve irtibatını ortaya koyan hususlar içermediği, davacının adı geçen örgüt ile irtibat ve iltisakının açık ve somut gerekçelerle ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle, davacı hakkında ceza yargılaması neticesinde, silahlı terör örgütüne üye olma ve cebir tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine karar verilen, yine silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmalar sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ve somut tespitlere dayanmayan istihbari bilgiler ve kurum kanaati dışında PKK/KCK terör örgütü ile irtibatı ve iltisakına dair başkaca bir delil bulunmayan davacının, PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucuna varılmasına da hukuken imkân bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin temyize konu kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.