Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/6412 E. 2026/342 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/6412
- Karar No
- 2026/342
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/6412 Karar No : 2026/342
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVACI)... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Afyonkarahisar ili, Sandıklı ilçesi sınırları içinde yer alan ... sicil sayılı II (b) grubu maden işletme ruhsat sahibi davacı tarafından, yanıltıcı beyan ile haksız yere hak iktisabı yaptığı nedeniyle 3213 sayılı Kanunun 10. maddesinin 7. fıkrası gereğince 103.830,00-TL, mülkiyet izni olmadan faaliyette bulunulması nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 21. fıkrası gereğince 62.299,00-TL ve yapılan sevkiyatın bildirilmemesi nedeniyle 3213 sayılı Kanunun 12. maddesinin 4. fıkrası gereğince 179.001,05-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına dair kısımları yönünden Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanunun 10. maddesinin 7. fıkrası gereğince 103.830,00-TL, mülkiyet izni olmadan faaliyette bulunulması nedeniyle 3213 sayılı Kanunun 7. maddesinin 21. fıkrası gereğince 62.299,00-TL kısmı yönünden; davacının izinleri almadan faaliyette bulunduğu sabit olmakla birlikte, davacıya Maden Kanunu'nun 7., 10. ve 12. maddeleri gereğince uygulanan cezalarda içtima olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının izinleri almadan faaliyette bulunduğu için 7. maddeden idari para cezası uygulandığı, üretilen madenin sevk fişi olmadan nakli gerçekleştirildiği için de 12. maddeden idari para cezası uygulandığı, 10. maddenin 7. ve 8. fıkraları gereğince de izinsiz üretim ve maden sevkinden idari para cezası verildiği, aslında bu bu üç cezanın temelde aynı fiil olan izinsiz faaliyetten kaynaklandığının görüldüğü, sonuç olarak tüm maddelerden verilen idari para cezalarının haksız yere iktisabın konusunu oluşturan izinler alınmadan faaliyete bulunmak ve maden sevkinden kaynaklandığı, dolayısıyla davacının tek fiili (izin alınmadan faaliyette bulunma) ile üç ayrı kanun maddesinde düzenlenen üç ayrı idari para cezası ile cezalandırıldığı, Maden Yönetmeliğinin içtimayı düzenleyen kuralı ile bu durumun önüne geçerek kişinin fiili karşılığında en yüksek idari para cezası ile cezalandırılması gerektiği, davacı tarafından zamanaşımı iddiasında bulunulmuşsa da fiilin 2021 yılında işlendiği denetim raporunda sabit olduğundan bu iddiaya itibar edilmediği, öte yandan, maden verimi ile yoğunuluğunun, davacının işletme projesinde belirttiği oranlara göre hesaplandığı, fiyatının ise fiilin 2021 yılında işlendiği halde davacının lehine olarak 2020 yılı fiyatı üzerinden hesaplandığı için idari para cezasının hesaplanmasının usule uygun olduğu, bu durumda; yapılan maden sevkıyatının bildirilmemesi, yanıltıcı beyan ile haksız yere iktisap ve mülkiyete dair izinsiz faaliyette bulunmak nedenleriyle ayrı ayrı verilen idari para cezalarının içtima hükümleri gereğince aynı fiilden dolayı en yüksek idari para cezası olan 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrası gereğince 179.001,05-TL idari para cezası ile cezalandırılması gerekirken, davacının her üç madde hükmünden ayrı ayrı idari para cezasıyla cezalandırıldığı görüldüğünden, mülkiyet izni olmadan faaliyette bulunulması nedeniyle 3213 sayılı Kanunun 7. maddesinin 21. fıkrası gereğince 62.299,00-TL ile bildirim yapılmadan maden sevkinden dolayı haksız yere hak iktisabı yaptığı nedeniyle 3213 sayılı Kanunun 10. maddesinin 7. fıkrası gereğince 103.830,00-TL idari para cezası kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline, dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanunun 12. maddesinin 4. fıkrası gereğince 179.001,05-TL idari para cezası ile cezalandırılması kısmı yönünden; hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusu yönünden; istinaf başvurusuna konu kararın, davacının istinaf istemine konu olan redde ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine, Davalı idarenin istinaf başvurusu yönünden; Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/06/2024 tarih ve E:2021/5098, K:2024/3924 sayılı kararı uyarınca ''...iki maddenin farklı durumları düzenlediği, farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşıldığından, söz edilen iki madde arasında fikri içtima olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır." denilmek suretiyle vurgulandığı üzere, Maden Kanunu'nun, farklı aykırılıklara ilişkin idari yaptırım öngören 7/21 ve 10/7 maddeleri yönünden içtima hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, davacıya, yapılan "sevkiyatın bildirilmemesi" nedeniyle 12/4 madde gereğince uygulanan idari para cezası (179.001,05-TL) ile bu "sevkiyatın bildirilmemesi suretiyle haksız hak iktisap edilmesi" nedeniyle 10/7 madde gereğince uygulanan idari para cezaları (103.830,00-TL) bakımından içtima hükümleri uygulanarak, davacıya bu cezalardan daha ağır olanının uygulanması gerekirken bu iki eylem yönünden ayrı ayrı ceza uygulanmasında hukuka uyarlık; farklı bir eylem olan "izinsiz faaliyette bulunması" nedeniyle 7/21 madde gereğince uygulanan idari para cezasında (62.299,00-TL) ise hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle kaldırılmasına, dava konusu işlemin davacıya Maden Kanunu'nun 10/7 maddesi gereğince 103.299,00-TL idari para cezası uygulanmasına yönelik kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; çıkarılan mermerin türünün 'honey' mi yoksa 'afyon black' mi olduğunun tespit edilmediği, çıkarılan mermerin 2. kalite olarak nasıl tespit edildiğinin belirsiz olduğu, maden kalitesi ile ocak verimine ilişkin labaratuvar verisi veya uzman görüşünün bulunmadığı, bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirsizliklerin açıklanması gerektiği, fiillerin ne zaman işlendiğinin idarece açıkça ortaya konulamadığı; Davalı idare tarafından; işletme faaliyet raporlarındaki üretim bilgilerinden görüleceği üzere ruhsat sahasında yalnızca 4. kalite mermer üretmediği, ağırlıklı olarak 1. kalite mermer ürettiğinin açık olduğu, bilirkişi incelemesi yapılmasının artık sevk edilmiş madenin kalitesini belirlemek konusunda mantık ilkelerine aykırı bir talep olduğu, sahadaki her bir noktanın verim değerinin farklı olduğu, dava konusu işlemdeki cezalar hesaplanırken davacının projesinde sunduğu değerlerin esas alınarak hesap yapıldığı işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiş olup, davacı tarafından, Maden Kanununun 7/21 ile 10/7 maddelerinin aynı eylemi düzenlediği, para cezalarının mükerrrer düzenlendiği, bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirsizliklerin açıklanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Afyonkarahisar ili Sandıklı ilçesi sınırları içinde yer alan ... sicil sayılı II (b) grubu maden işletme ruhsat sahasının davacıya ait olduğu, söz konusu maden ocağında idarenin görevlileri tarafından 26/11/2021 tarihinde denetim yapıldığı, heyet tarafından düzenlenen denetim raporu sonrasında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle; davacıya yanıltıcı beyan ile haksız yere hak iktisabı yaptığı nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrası gereğince 103.830,00 TL, mülkiyet izni olmadan faaliyette bulunulması nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 21. fıkrası gereğince 62.299,00 TL, yapılan sevkıyatın bildirilmemesi nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrası gereğince 179.001,05 TL idari para cezası verilmesi üzerine işlemin anılan para cezalarına ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında da, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Fikri içtima" başlıklı 44. maddesinde, "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." kuralına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kanun'un "İçtima" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi hâlinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7 numaralı Ek Protokolü'nün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında, "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez." kuralı yer almıştır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 3213 sayılı Maden Kanunu'nun, 7. maddesinde; "...Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya onüçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 46.579 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlalleri tespit eden kamu kurum ve kuruluşu diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına durumu bildirir. Bu ihlallerin ilk tespit tarihinden itibaren, ilk tespit dâhil üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir." hükmüne; 10. maddesinin 7. fıkrasında, "(...) Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. (Değişik cümle:14/2/2019-7164/10 md.) İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edildiğinin tespiti hâlinde ruhsat iptal edilir. (...) Bu Kanuna göre; (...) ı) 7 nci madde kapsamındaki gerekli izinler alınmadan ve/veya gerekli izinlerin alınmadığı alanda maden üretilmesi veya sevk edilmesi, (...) haksız yere hak iktisabı sayılır. Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir." hükmüne; 12. maddesinin 4. fıkrasında da "(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/12 md.) Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası verilir. Bu fıkranın ihlalinin tekrarı hâlinde bildirilmeyen miktar için madenin ocak başı satış bedelinin on katı tutarında idari para cezası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Devlet hakkı" başlıklı 14. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde de, "Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması hâlinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Madenlerden alınan Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her madene ait ayrı ayrı ve uygulandığı yıl için belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. (...) Ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatı Genel Müdürlük tarafından denetlenir ve eksik beyanlar tamamlattırılır. İşletme izni olan maden ruhsatlarından her yıl en az ruhsat bedeli kadar Devlet hakkı alınır. (...) Devlet hakkının tamamı, her yıl haziran ayının son gününe kadar ruhsat sahibi tarafından Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına yatırılır." düzenlemesi yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde bilirkişi ve keşif konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş ve "...bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ''Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller'' başlığını taşıyan 266. maddesinde ise; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kurala bağlamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Tek fiile tek ceza bir genel hukuk ilkesi olup, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanamamasını ve cezalandırılamamasını ifade etmektedir. Bu ilke kural olarak idarî cezalar için de geçerlidir. Bu bağlamda bir kimseye aynı fiili nedeniyle birden fazla idarî ceza verilmesi durumunda, non bis in idem ilkesine aykırılık nedeniyle ilk cezadan sonraki ceza veya cezalar hukuka aykırı kabul edilecektir. Bu ilkenin arka planında yatan düşünce, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanması durumunda, yargılamanın birinde suçlu diğerinde suçsuz görülmesi veya farklı yargılamalarda sorumluluğunun ağırlığının farklı seviyelerde görülmesi gibi olası kaotik sonuçların engellenmesi ve ayrıca, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmanın adil görülmemesidir. Bu konuda Kabahatler Kanunu'nun m.15/1 hükmü özel bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, aynı fiil nedeniyle iki ayrı idarî para cezası öngörülmüşse, bu cezaların her ikisi de uygulanamayacak ve sadece biri ve en ağırı uygulanacaktır. Maden Kanunu ve yönetmelikleri ile madencilik faaliyetleri bir takım izin ve şartlara bağlanmıştır. Yukarıda yer alan ve somut uyuşmazlığa uygulanan Maden Kanunu hükümlerinden Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 21. fıkrasında; çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulması halinde uygulanacak idari para cezası düzenlenmiştir. Söz konusu maddede maden ruhsatları mevcut olan madencilere, işletme izni için alınması gereken çevresel etki değerlendirmesi kararı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmaksızın veya 13. fıkraya aykırı olarak üretim yapmaları halinde yaptırım uygulanması öngörülmüştür. "Beyan usulü" başlıklı 10. maddesinin 7.fıkrasında ise, madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan beyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporların doğru kabul edileceği, ancak, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi halinde kanun koyucu tarafından ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası idari yaptırımı öngörülmüştür. 12. maddesinin 4. fıkrasında ise; yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası düzenlenmiştir. Dolayısıyla, üretim ve sevkiyatın sevk fişi ile kayıt altına alınmaması veya bildirilmemesi halinde yaptırım uygulanması düzenlenmiştir.
Maden Kanunu 12. maddesinin 4. fıkrası ile 10. maddesinin 7. fıkrası arasındaki içtima değerlendirmesi; Her iki maddede de genel olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne bildirim yapılmaması halinde yaptırım uygulanması öngörülmüş ise de; 12. maddesinin 4. fıkrasında yapılan üretim ve sevkiyatın sevk fişi ile kayıt altına alınmaması veya bildirilmemesi nedeniyle oluşan Devlet hakkı kaybı esas alınırken, 10. maddesinin 7. fıkrasında ise; genel olarak idarenin teknik ve mali konularda gerçek dışı beyanda bulunularak yanıltılması halinde idari yaptırım uygulanması öngörülmüştür. Bu nedenle tüm açıklamalardan hareketle, iki maddenin farklı durumları düzenlediği, farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşıldığından, söz edilen iki madde arasında fikri içtima olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında, denetim ve inceleme sonucunda tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idarî para cezası verilmesi, maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olan devlet hakkının ödenmemesi fiili ile oluşurken; 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrasında, maden ruhsat sahiplerinin beyanlarının aksi sabit oluncaya kadar doğru kabul edilmesi sonrasında ise gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap edilmesi fiilinin kabahat olarak düzenlendiği ve birden fazla farklı fiil ile farklı kabahatin oluştuğu açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemle 3213 sayılı Maden Kanu'nu uyarınca verilen idari para cezalarının esası yönünden değerlendirilme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
2. Maden Kanunu 7. maddesinin 21. fıkrası ile 10. maddesinin 7. fıkrası arasındaki içtima değerlendirmesi; Somut uyuşmazlığa uygulanan Maden Kanunu hükümlerinden Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrasında ''Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. (Değişik cümle:14/2/2019-7164/10 md.) İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edildiğinin tespiti hâlinde ruhsat iptal edilir.'' hükmü yer almaktadır. Madde metni incelendiğinde öngörülen yaptırım; haksız surette hak iktisap edilmesi halinde kanun koyucu tarafından idari yaptırım öngörülmüştür. 7. maddesinin 21. fıkrasında ise; çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulması halinde uygulanacak idari para cezası düzenlenmiştir. Söz konusu maddede maden ruhsatları mevcut olan madencilere, işletme izni için alınması gereken çevresel etki değerlendirmesi kararı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmaksızın veya 13. fıkraya aykırı olarak üretim yapmaları halinde yaptırım uygulanması öngörülmüştür. Dairemizce belirtilen hususlar gözetilerek yapılan değerlendirmede, iki maddenin farklı durumları düzenlediği, farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşıldığından, söz edilen iki madde arasında fikri içtima olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
3. Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca verilen 179.001,05 TL idari para cezası yönünden; Uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu işleme esas alınan üretim miktarının somut ve denetlenebilir şekilde ortaya konulması, üretim miktarının doğru şekilde tespit edilebilmesi için ise ruhsat sahasından boşaltılan hacmin ve bu hacimden elde edilen mermer miktarının (verimin) tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespitin yapılmadığı/yapılamadığı durumlarda dava konusu işlemin içeriğinin irdelenmesi yargısal denetiminin yapılması olanaklı olmayacaktır. Dava konusu olayda, ocağın 5 kademeli olduğunun belirtilmesine ve her bir kademede çıkarılacak mermerin kalitesinin farklı olduğunun dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen, hangi kademeden ne kadar mermer çıkarıldığı ortaya konulmadığı gibi, her bir kademeden çıkarılan mermerin kalite ve dolayısıyla fiyat farkının tespit edilmediği, beş kademeden çıkarılan mermer aynı kalitede kabul edilerek tek bir fiyat baz alınarak hesaplama yapılmasıyla yetinildiği; diğer yandan, kazı alanı ve bu baz alınarak çıkarılan mermer miktarı hesaplanırken, her bir blok mermerin kaç m³ olduğunun neye göre hesaplandığının belirtilmediği sonuç olarak; davacının ocaktan çıkardığı mermer miktarının ve dolayısıyla idari para cezasının hesaplanmasında somut, teknik ve bilimsel verilere yer verilmeden, tahmini ve varsayımsal parametreler kullanılmak suretiyle hesaplama yapıldığı sonucuna varılsa da davalı idare tarafından, üretim yapılan ocağın Afyon ili Sandıklı ilçesinde bulunan 2. kalite mermer üretildiğinden 2020 yılı mermer fiyatının 241 TL/Ton olarak belirlenerek hesaplama yapıldığını dolayısı ile bu hususun yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde açıklığa kavuşturulması gerektiği, Mahkemece bilirkişi incelemesi taleplerinin dikkate almadığı, eksik inceleme neticesinde verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta taraflarca ileri sürülen iddiaların yerinde olup olmadığının, üretim yapılan ocaktan çıkarılan mermer miktarının ve mermerin kalitesinin ne olduğu hususlarının yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak inceleme sonucu ortaya çıkan veriler değerlendirilmek suretiyle dava konusu işlemin sebep yönünden hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerekirken, eksik inceleme neticesinde verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamıştır.
4. Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 21. fıkrası uyarınca verilen 62.299,00-TL idari para cezası ile 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca verilen 103.830,00-TL idari para cezası yönünden; Davacı tarafından ruhsat sahasında 3301,08 ton madenin sevk fişsiz şekilde sevk edildiğinden bahisle Maden Kanunu'nun 7/21 fıkrası ile 10/7-ı fıkrası uyarınca verilen idari para cezası yönünden, yukarıda ayrıntısına yer verilen açıklamalar dikkate alınarak ve yapılacak olan keşif bilirkişi incelemesi ile sahadan boşaltılan hacim yeniden hesaplanacağından, söz konusu hesaplama sonucunda üretildiği halde beyan edilmeyen bir miktar çıkıp çıkmaması ve bu üretimin mülkiyet izni olmaksızın mera alanında yapılıp yapılmadığına göre davacının bu fiili yönünden verilen idari para cezası için Mahkemece ayrı bir değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 26/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.