Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/18572 E. 2025/15837 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/18572
- Karar No
- 2025/15837
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/18572 Karar No : 2025/15837
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının personel bilgi dosyasında, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu, üniversite yıllarında bu örgüte ait evlerde kaldığı, halen örgütte aktif olarak yer aldığının bildirildiği, ayrıca davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında terör örgütü üyeliği, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik (2010 KPSS) suçlarına istinaden yargılamasının devam ettiği, anılan yargılamaya esas iddianame içeriğine göre sınav sorularını önceden temin ettiğine ilişkin teknik analizler ve bilirkişi raporları bulunduğu, davacının kardeşinin ve eşinin örgüte müzahir eğitim kurumlarında kaydının bulunduğu, eşiyle katalog evliliği yaptığının belirtildiği, sosyal çevre araştırmasındaki verilere göre yakın çevresindeki A.K.(kamu görevinden ihraç, ... İdare Mahkemesi E...), İ.M. ve Ö.D.'nin (kamu görevinden ihraç, ... İdare Mahkemesi E...) örgüte ait eğitim kurumlarında eğitim gördüğü, kardeşinin örgüte finansal destek mahiyetinde şirket harcamalarının bulunduğu, davacının aile ve sosyal çevresiyle ilgili anılan hususlar her ne kadar doğrudan hükme esas alınmamış ise de, terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı açısından Mahkeme kanaatini pekiştirici nitelikte olduğu, bu durumda, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespiti ile davacı ile ilgili ceza yargılamasında elde edilen deliller ve personel bilgi dosyası birlikte dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin bir tespit bulunmadığı, bu kapsamda, hakkında Bylock kaudı, örgütün Bankasında talimat alarak katilim veya mevduat hesabı açma, destek niteliğinde sendika ve derneklerine üye olma, maddi yardımda bulunma gibi iddia, ihbar veya şikayet olmadığı, hakkında yürütülen ceza yargılamasında, “kamu kurum ve kuruluşlarının “zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla kamu davası açılmış ise de, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarihli, Esas:..., Karar:... sayılı kararıyla beraat kararı verildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ve İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Davacı, vergi müfettişi olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru, ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı yapılan yargılamada, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında; -Davacının, kurumu tarafından, personel bilgi dosyasında; başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu, üniversite yıllarında bu örgüte ait evlerde kaldığı, halen örgütte aktif olarak görev aldığının bildirildiği, -UYAP' tan temin edilen bilgilerde; silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik (2010 KPSS) suçlarından ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... sayılı soruşturmanın bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir. İdare Mahkemesi kararında davacının, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlamalarından soruşturmasının bulunduğu hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı davacı hakkında yürütülen kovuşturma sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararıyla "... her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; üye olduğuna dair bylock, tanık beyanı, ikrar, örgüt liderinin talimatından sonra Bank Asya'ya para yatırma gibi bir delil elde edilemediği; bu bağlamda örgüt liderinin talimatı ile örgütü destekler mahiyette hareket etmediği anlaşılmış olmakla, sanığın faaliyetlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olduğuna ve silahlı terör örgütüne yardım kastıyla hareket ettiğine yönelik şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, sanık hakkında ayrıca önceden örgüt vasıtasıyla aldığı sorularla 2010 yılı KPSS sınavında haksız olarak yüksek puan alarak kamu kurumuna yerleştiği ve haksız olarak maaş aldığı ve bu şekilde kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın TCK 157/1. Maddesi kapsamında bir kimseyi aldattığına yönelik dosyada bir mağdur ve iddia olmadığı, davanın TCK 158/1-e maddesi gereğince kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan açıldığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantısının saptanamadığı, girdiği diğer sınavlarda da benzer başarıyı sağladığı; dosyada iddianamede gösterilen deliller dışında iddia edilen bu suçlamalara yönelik herhangi bir delil bulunmadığı, bu hususta sanık savunmasına itibar edilmesi gerektiği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği.., sahtecilik suçundan ise sanığın sınavdan önce hukuka aykırı bir şekilde elde ettiği soruları ve cevapları ile gerçek başarı ve performansını değil gerçek olmayan bir durumu resmi belge olan cevap kağıdına işlediği için aldatıcı beyan taşıyan resmi belge niteliğindeki cevap kağıdının da içerik itibariyle sahte belge haline gelmesine sebebiyet verdiği, bu sayede ÖSYM tarafından düzenlenen sınav sonuç belgesinin de sahte ve gerçeği yansıtmayan belge niteliğine kavuştuğu bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilmiş ise de; iddianamedeki anlatım itibariyle sanığın ÖSYM sonuç belgesi üzerinde sahtecilik yaptığının iddia edilmediği, iddianın içerik sahteciliğine yönelik olduğu, içerikte sahteciliğin yukarıdaki anlatımlar karşısında ancak memur kişi tarafından işlenebileceği, sanığın memur olmaması nedeniyle içerik sahteciliğinin faili olamayacağı, dosyaya sahte olarak düzenlendiği iddia edilen ÖSYM soru kitapçığı ve ÖSYM sonuç belgesi aslının da imha edilerek mahkememize gönderilememesi nedeniyle bu yönde de bir inceleme yapılamadığı; dolayısıyla sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı ..." gerekçesiyle davacının beraatına karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. İdare Mahkemesi kararında davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu, örgüte ait evlerde kaldığı ve örgütte aktif olarak yer aldığı hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı hakkında bu tespitle ilgili olarak; tüm dosya kapsamı ve ceza dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait evlerde kaldığına yönelik somut bir bilgi, belgenin, ceza mahkemesi kararında da tanık ifadesinin ve herhangi bir verinin bulunmadığı anlaşıldığından, salt bu haliyle davacı hakkındaki iddiaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. İdare Mahkemesi kararında davacının, kardeşinin ve eşinin örgüte müzahir eğitim kurumlarında kaydının bulunduğu, eşiyle katalog evliliği yaptığının belirtildiği, sosyal çevre araştırmasındaki verilere göre yakın çevresindeki A.K.(kamu görevinden ihraç, ...İdare Mahkemesi E...), İ.M. ve Ö.D.'nin (kamu görevinden ihraç, ... İdare Mahkemesi E....) örgüte ait eğitim kurumlarında eğitim gördüğü, kardeşinin örgüte finansal destek mahiyetinde şirket harcamalarının bulunmasının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı açısından Mahkeme kanaatini pekiştirici nitelik arz ettiği değerlendirilmesiyle ilgili olarak, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısını ortaya koyabilecek herhangi bir tespit içermeyen ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan bu tespitlerin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, silahlı terör örgütüne üye olma ve 2010 KPSS sınavıyla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı yürütülen kovuşturmada, davacı hakkında beraat kararı verildiği, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden de davacının örgütle iltisakını veya irtibatını gösterecek başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.