Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/4391 E. 2025/10775 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/4391
- Karar No
- 2025/10775
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4391 Karar No : 2025/10775
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekilleri : Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY ile irtibatının bulunmadığı, Banka Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırmadığı, olağan bankacılık işlemleri yaptığı, üyesi olduğu sendikanın örgüte müzahir olduğunu bilmeden kendisinden ricacı olan personeli kırmamak adına üye olduğu, örgütle irtibatlı olduğunu öğrendiğinde de istifa ettiği, 2013 yılında gazete aboneliğinin bulunduğu, daha sonra aboneliğini fiilen sonlandırdığı halde kendisinden habersiz hesabından para çekilerek abone yapıldığı, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan yapılan yargılamada hakkında beraat kararı verildiği, FETÖ/PDY'nin 26 Mayıs 2016 tarihinde terör örgütü olarak ilan edildiği, bu tarihten önceki fiillerin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılarak Anayasal güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dava konusu işlemde, davacının Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasında Aralık 2015 ile Mart 2016 tarihleri arasında 4 ay süreyle üyeliğinin olduğu, Bank Asya hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren arttırdığı, Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu ve Kimse Yok Mu Derneğine SMS ile para gönderdiği tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan yargılandığı ceza dosyasından da örgütle irtibatlı olduğu gerekçesiyle kapatılan Sağlıklı Yaşamı Destekleme Derneğine (SAYMER) üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verildiği görülmektedir. FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte ilk olarak 01/03/2012 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu, daha sonra 14/01/2014 tarihinde Ufuk Tarım-Orman Sen, Ufuk Enerji Sen, Ufuk Sağlık Sen, Ufuk Büro Sen ve Ufuk Yerel Sen, Ufuk Ulaştırma Sen, Ufuk Haber Sen, Ufuk Kültür Sen ve Ufuk Bayındır Sen isimli sendikaların kurulduğu, ayrıca konfederasyon yapılanmasına gidilerek bünyesinde anılan sendikaların ve Aktif Eğitimciler Sendikasının bulunduğu Cihan Sendikalar Konfederasyonu'nun (Cihan-Sen) 21/02/2014 tarihinde kurulduğu, ancak her ne kadar aynı Konfederasyon bünyesinde yer alsalar da Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu tarihten itibaren yaklaşık dokuz ay içerisinde üye sayısını otuz beş bine kadar çıkardığı ve FETÖ/PDY terör örgütüne destek olmak amacıyla sendikal faaliyet kapsamını aşan faaliyetlerde bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda bahsedilen diğer sendikalarla eşdeğer olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı ve ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği açıktır. Bakılan uyuşmazlıkta, sendikanın kapatılmasından önce istifa etmek suretiyle sendika üyeliğini sonlandıran davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üyeliğinin tek başına davacının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olarak değerlendirilebilmesi için yeterli olmadığı, nitekim davacının örgütsel amaçla sendikaya üye olduğuna, anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacının sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu durumda, söz konusu Sendika üyeliğinin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına ilişkin aleyhine delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmamakla birlikte davacı hakkındaki diğer tespitlerin irtibat ve iltisak için yeterli olacağı gerekçesiyle çoğunluk kararının bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.