Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/218 E. 2025/12805 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/218
Karar No
2025/12805
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/218 Karar No : 2025/12805

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Kırklareli İli, Lüleburgaz İlçesi'nde konuşlu bulunan 65'inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'nda P. Asb. Üçvş. sınıf ve rütbesinde görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ...tarih... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada, "davanın reddi" yolunda verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24/06/2008 tarih ve E:2008/9-82, K:2008/181 sayılı kararıyla, "Cemaat, Hizmet veya Gülen Hareketi" olarak bilinen oluşumun, bir terör örgütü veya suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptandığı, hukuki güvenlik ilkesi gereği, yeni bir yargı kararıyla, aynı oluşumun, "suç örgütü" veya "terör örgütü" olarak saptanıncaya kadar yasal bir örgütlenme olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 15 Temmuz 2016 tarihinden önce "cemaat" isimli oluşumun "terör örgütü" olduğu yönünde verilmiş ve kesinleşmiş herhangi bir yargı kararının mevcut olmadığı, bu tarihten önce sadece Milli Güvenlik Kurulu'nun 26/05/2016 tarihli toplantısı sonrasında "bir terör örgütü olan paralel yapı" şeklinde basın açıklaması yapılarak cemaat isimli oluşumun terör örgütü olduğunun kabul edildiği, bu nedenle, 26/05/2016 tarihinden önceki eylemlerin işlendiği tarihte yasal olmaları kaydıyla terör örgütü suçlamasına konu edilemeyeceği, aksi durumun, hukuk devleti, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal edeceği, yürütme organının kabul ettiği bir KHK ile hakkında herhangi bir yargılama yapılmadan, kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadan masumiyet karinesi ihlal edilerek kamu görevinden çıkarıldığı, meslek hayatı boyunca yasalara uygun hareket ettiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren herhangi bir somut delil bulunmadığı, dava konusu işlemde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olması nedeniyle mi yoksa anılan örgüt ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle mi kamu görevinden çıkarıldığının belirtilmediği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile her ne ad altında olursa olsun bir bağının olmadığı,ByLock kullanıcısı olmadığı, aile bireylerinden hiçbirisinin FEÖ/PDY ile ilgili işlem görmediği, Bank Asya hesabının bulunmadığı, örgütle irtibatlı kişi veya kuruluşlara herhangi bir bağış ya da para transferi yapmadığı, örgütün tepe yöneticileri ile herhangi bir görüşmesi veya irtibatı olmadığı, örgüte müzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıf, dernek veya sendika üyeliği bulunmadığı,herhangi bir ad altında örgüte ya da örgüt mensuplarına maddi yardımda bulunmadığı, örgüte ait gazete ve dergilere aboneliği bulunmadığı, örgüte ait okul, dershane veya kurslara gitmediği, Digitürk aboneliği bulunmadığı, örgüt tarafından sohbet adı verilen toplantılara katılmadığı, örgüte müzahir iş yerlerinde çalışmadığı, öte yandan, adli yardım talebinin kabul edilmesine rağmen karar kesinleştikten sonra yargılama giderlerinin tarafından tahsil edilmesine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği, adli yardımdan yararlanan bir davacıya, davayı kaybetmesi halinde tüm masrafları ödetme şeklindeki tehdidin hiçbir geliri olmayan bireyler açısından mahkemeye başvurma açısından caydırıcı bir etki yaptığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve istinaf kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 Sayılı Kanun ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Temyize konu Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, "...7145 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un" 26. maddesi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde ile idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği kapsamında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece... tarih ve... sayılı karar ile davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 4 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatının ve iltisakının olduğu..." belirtilerek dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, anılan İdare Mahkemesi ve Dava Dairesi kararı, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin salt idareye tanınan geniş takdir yetkisi ve davacının ceza yargılaması sonucunda hapis cezasıyla cezalandırıldığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde karar verildiği anlaşılmıştır. Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden ise; -S.İ. adlı şahsın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hakkında yürütülen ...sayılı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadenin yer aldığı 07/06/2018 tarihli ifade tutanağında, "... Kurada tayinim KKTC ne çıktı. Buraya gitmeden öncesinde H. isimli şahıs beni kısa boylu şişman yüzünde delik izleri bulunan şu an 45 yaşlarında evli bir erkek çocuğu olan ne iş yaptığını bilmediğim B. isimli şahısla tanıştırdı. B. isimli şahıs benim telefon numaramı alarak beni KKTC'de havaalanında karşılayacağını söyleyerek beni, benim gibi KKTC'ye atanan Samsunlu Astsubay İ.K. ile tanıştırarak bizi grup yaptığını ve KKTC de bizimle kendisinin ilgileneceğini söyledi. 2014 yılında KKTC'ye göreve başlamak için havaalanına indiğimizde İ.K. ile beni B. isimli şahıs bizi alarak kendi evine götürdü. Bu evde Aydın’lı Astsubay ... da gelerek bunu da bizim gruba dahil etti. Bu şahsın evinde bir gece birlikte kaldık. Sonrasında birliklerimize katıldık. B. isimli şahıs 10-15 gün sonrasında yine bir görüşmede bizleri Bayburt’lu Marmara Üniversitesi Matematik mezunu abisi imam olan şu an 32 yaşlarında Y. isimli şahısla tanıştırarak bizleri Y.'ye devretti. Y. isimli şahıs ile 5-6 ay görüştükten sonrasında gruba Karabüklü olan Astsubay N.Ü. isimli şahısla tanıştırarak bizlerin grubuna dahil etti. Y. isimli şahıs ile yaptığımız görüşmelerde fetullah gülen e ait kitaplar okur namaz kılar yine yavuz isimli şahsa da görüşmelerde 100 TL para verirdik. Y. isimli şahıs bizim grupta olan İ.K.'yı evlenmesi için bir bayan ile tanıştırdılar fakat daha sonrasında anlaşamadıkları için nişanı attılar. ... isimli şahıs bizim evde bizlere izlememiz için flaş bellek verdi bu flaş şifre ile açılırdı içerisinde fetullah gülen kitapları, namaz sureleri vardı bizler ara ara açardık fakat ben fazla kullanmadım. Ben bu flaş belleği darbeden sonrasında kırdım attım..." şeklinde beyanda bulunduğu, -N.Ü. adlı şahsın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hakkında yürütülen ... sayılı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadenin yer aldığı 12/06/2018 tarihli ifade tutanağında, "...2011 yılı sonuna doğru komando kursu bitince İstanbul'a döndüm N. ile birlikte A. abi ile buluştuk bir eve gittik burada bizi ismini hatırlamadığım bir abiye devretti. 2012 Haziran ayı gibi benim tayinim Kıbrıs’a, N.’nin tayini doğuya bir yere çıktı. Ben Kıbrıs'a giderken abiler ile görüşmüyordum ondan dolayı beni kimseye devredemedi. 2012 yılı Ağustos veya Eylül ayında Astsubay S.İ., Astsubay İ.K., Astsubay ... beni çağırarak devreler olarak yemek yemeye çağırdılar. Ben de kabul ettim beni KKTC'de bulunan bir cemaat evine gittik. Bu evde şu an ismini hatırlamadığım, bu astsubay arkadaşlar ile ilgilenen bir abi vardı. bu abi ile birlikte bizler fetullah gülen kitapları okuyup namaz kıldık. Bu abi bizlerden Himmet adı altında maaşımızın %20 kısmını benden istedi ben kendisine para vermedim. Bir daha da cemaatle alakalı olarak kimseyle görüşmeme kararı aldım. Beni daha sonrasında sabit ve telefonumda kayıtlı olmayan hiçbir numaraya cevap vermemeye başladım. Bu vesile ile cemaatle alakamı kastim benim cemaat üyeleri ile son olarak görüşmem 2012 yılı Eylül veya Ekim aylarında olmuştur...." şeklinde beyanda bulunduğu, -İ.K. adlı şahsın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hakkında yürütülen ... sayılı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadenin yer aldığı 29/11/2017 tarihli ifade tutanağında, "...Sınıf eğitimim bitmesine yakın kura çektik. Benim tayinim Kıbrıs ülkesine çıktı. Bu sıralarda bizimle ilgilenip görüşmeler yapan şahıs tayini benim gibi tayini Kıbrısta aynı tabura çıkan Astsubay olan Kütahya veya Eskişehirli olan Astsubay S.İ. ile tanıştırdı. Daha sonra ikimizi bizimle Kıbrıs'ta ilgilenecek olan hafif kilolu, esmer tenli, kısa boylu ismini hatırlayamadığım bir şahıs ile tanıştırdı. bu şahıs bizim irtibat bilgilerimizi alıp bize Kıbrısa geldiğimizde bizi havaalanında bekleyeceğini söylemişti. Kıbrıs'a gittiğimde ben ve S.'yi bu şahıs havaalında karşıladı. Bizi alarak Lefkoşa'da olan kendi evine götürdü. Burada biraz muhabbet edip yemek yeyip çay içtikten sonra ikimizi bir eve götürdü. Bu evde bir gece kaldık. Ertesi gün bu şahıs bizi yine devrem olan Astsubay ... ile tanıştırdı. Üçümüzün bir grup olduğunu ve bundan sonra bizimle kendisinin görüşeceğini söyledi. Bizimle görüşen bu şahıs bize evlilik konusunda düşüncelerimizi sordu, istememiz halinde bizleri cemaatten biri ile evlenmemiz için yardımcı olabileceğini söyledi. Ben de kendisine evleneceğim kızın Karadeniz bölgesinden olması halinde bu konuyu düşünebileceğimi söyledim... Üçümüz birlikte bu şahıs ile 1-2 ay kadar görüştükten sonra M. görüştükten sonra bu şahıs bizi Kıbrısta sigorta şirketinde çalışan, 24-27 yaşlarında, kumral tenli, siyah saçlı, Trabzonlu olan Y. isimli bir şahısla tanıştırıp bizi bu şahsa devretti. Üçümüz bir müddet bu şahıs ile görüşmelere devam ettik. ..., bu şahısla bir müddet görüştükten sonra görüşmelere gelmedi..." şeklinde beyanda bulunduğu, -davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "...09.09.2010 tarihli İnceleme Tutanağında, sanığın kullanımında olan ...nolu GSM hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan 2 ayrı ankesörlü telefondan, 01.02.2012-24.04.2012-08.05.2012 tarihleri arasında toplam (3) kez arandığının, bu aramalarda kendisi gibi astsubay olan asker şahısların aranması karşısında, arama sayısı, aramaların periyodik olması, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı rütbede olması, iletişime dair kayıtların incelenmesinde ankesörlü hattan aranmanın makul görünmemesi gözetilerek, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan 'ankesörlü/sabit hatlardan aranma' gizli iletişim sistemine dahil olduğu, aynı şekilde bu ankesörlü aranma kaydını destekler şekilde, mahrem asker yapılanmasına dahil olan ve sanık aleyhine beyanlarda bulunan S.İ., sanık hakkında ayrıntılı anlatımlarda bulunarak, 2012 yılında tayinin KKTC'ye çıktığını, kendisini İ. ile birlikte havalimanından B. isimli şahsın aldığını ve evine götürdüğünü, bir zaman sonra sanığın da bu eve geldiğini, B. isimli şahsın üçünün aynı sohbet grubunda olduğunu söylediğini, 15 gün sonra kendilerini ... (kod) isimli şahsa devrettiğini, 5-6 ay süreyle bu şahsın kendilerine sohbet verdiğini, sanığın da bu sohbetlere katıldığını, sohbetlerde Fetullah Gülen'in kitaplarını okuduklarını, sohbetlerini dinlediklerini, namaz kıldıklarını, ankesörlü telefondan bir kişinin arandığını, aranan kişinin diğerlerine haber verdiğini bu şekilde sohbete gittiklerini, grupta önce 3 kişinin olduğunu, sonra 4 kişi olduklarını, N.Ü.'nün gruba 5-6 ay sonra katıldığını, Y. isimli abinin sanık ve İ.'ye bir flash bellek verdiğini, belleğin içerisinde Fetullah Gülen'e ait kitap metinlerinin, vaazların olduğunu beyan ettiği, yine sanık hakkında beyanda bulunan N.Ü.'nün, sanıkla birlikte cemaat evinde bulunduğunu, bu evde fetönün kasetlerini izlediğini beyan ettiği, ayrıca sanığın hts kayıtları incelendiğinde de haklarında fetö'den işlem yapılan bir çok kişiyle iletişiminin tespit edildiği, hakkında beyanlarda bulunan N.Ü. ve S.İ. ile HTS kayıtlarının olduğu bu kayıtların ise S.İ.'nin 'ankesörlü telefondan bir kişinin arandığı, aranan kişinin diğerlerine haber verdiği' yönündeki beyanını desteklediği, sanık her ne kadar tanık beyanlarını ve suçlamayı kabul etmese de, tanıklarla arasında dosya kapsamına yansıyan herhangi bir husumet iddiasının bulunmadığı dolayısıyla, tanıkların sanığa yaşanmamış bir fiili isnat ederek iftirada bulunmasını gerektiren bir neden de bulunmadığı dikkate alınarak sanığın cezadan kurtulmaya dönük beyanlarına Mahkememizce itibar edilmediği, HTS kaydı, tanık beyanları ve ankesör kaydının birbirlerini desteklediği..." tespitlerine yer verilmek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 4 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay...Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 25/09/2025 tarihinde kesinleştiği, görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt idareye tanınan geniş takdir yetkisi ve ceza yargılaması sonucunda davacının hapis cezasıyla cezalandırıldığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş ise de; davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, örgütün sohbet adı verilen toplantılarına katılma ve örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan ankesörlü/sabit hatlardan aranma suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesi'nce müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/218, K. 2025/12805, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-218-e-2025-12805-k-2d1fdb6fd9a1