Danıştay · 2. Daire
Danıştay 2. Daire 2025/1102 E. 2025/1229 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 2. Daire
- Esas No
- 2025/1102
- Karar No
- 2025/1229
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2025/1102 Karar No : 2025/1229
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...İdare Mahkemesince verilen... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Antalya ili, ... ilçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2 maddesi uyarınca "Korunması ya da gönderilmesiyle yükümlü bulunduğu, sanık ya da suçluların uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak'' fiilini işlediğinden bahisle "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de, anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanmak suretiyle "10 ay kısa süreli durdurma" cezasıyla (sehven 10 ay uzun süreli durdurma cezası olarak yazılmıştır.) cezalandırılmasına, ancak öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, 657 sayılı Kanun'un 125/5. maddesi gereğince brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine ilişkin Antalya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin Danıştay İkinci Dairesinin 20.02.2024 gün ve E:2021/9081, K:2024/1009 sayılı bozma kararına uyularak verilen temyize konu karar ile; dava konusu disiplin cezasının dayanağı olan soruşturma raporu ile ekinde yer alan ifadeler incelendiğinde; hakkında arama kaydı bulunan ve 08.08.2014 günü yakalanan şahsın Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığında işlemlerinin devam ettiği sırada grup değişimi yapılarak davacı ile ekip arkadaşının, önceki ekipten görevi devraldığı, şüpheli şahsın ifadesini alan Cumhuriyet Savcısının; davacı ile ekip arkadaşını odasına çağırdığı ve bu esnada şüpheliyi adliyede görevli zabıt katibi İ.Ö.'ye emanet ederek "Şahsa göz kulak ol" dediği, davacı ile diğer polis memurunun savcılık soruşturma kalemi odasından çıktıktan sonra Cumhuriyet Savcısının odasındayken şahsın boşluktan yararlanarak kaçtığı, bu durumda, bizzat Cumhuriyet Savcısının talimatıyla şüpheli şahsın zabıt katibi uyarılarak gözetimine bırakılması, davacı ile ekip arkadaşının odaya çağrılması ve bu sırada şahsın kaçması karşısında, olayda davacıya yüklenebilecek bir kusurun bulunmayıp, isnat olunan fiilin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. ...İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/03/2025 tarihinde gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2. maddesinde, "Korunması ya da gönderilmesiyle yükümlü bulunduğu sanık ya da suçluların uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" fiilinin 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiği hüküm altına alınmıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinde "Muhafazası veya sevkiyle yükümlü bulunduğu şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" fiili, "20 ay uzun süreli durdurma" cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Olayda, Cumhuriyet Savcısının; davacı ile birlikte görevli olduğu ekip arkadaşını odasına çağırdığı ve şüpheli şahsı zabıt katibi İ.Ö.'yü uyararak gözetimine bıraktığı görülmekle birlikte, davacının Cumhuriyet Savcısı tarafından odasına çağrılmış olsa da, bir polis memuru olarak yetki ve sorumluluk açısından değerlendirildiğinde Adliyede şüpheli sıfatıyla işlemleri süren şahsın kaçmasına engel olacak gerekli tedbir ve önlemleri almadan zabıt katibinin yanında bırakmaması gerektiği, muhafaza altındaki şüpheli şahsın kaçmasında kusurlu davrandığı ve ihmalinin bulunduğu, dolayısıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2 maddesinde düzenlenen fiili işlediğinin sabit olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için davacının işlediği fiile hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Ceza hukuku kökenli bir ilke olan ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezasıyla cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Uyuşmazlıkta, davacının sabit olan fiili karşılığında Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2. maddesinde düzenlenen disiplin cezası, 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-c-2 maddesinde belirtilen disiplin cezası ile karşılaştırıldığında, 7068 sayılı Kanunla davacı lehine bir düzenleme getirildiği görüldüğünden, İdare Mahkemesince, davacı lehinde olan düzenleme dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle, onama kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.