Danıştay · 2. Daire

Danıştay 2. Daire 2021/15171 E. 2025/1389 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
2021/15171
Karar No
2025/1389
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/15171 Karar No : 2025/1389

DAVACI : ... Vasisi...

DAVALILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Hukuk Hizmetleri Başkan ...

2- ... Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. ...

3- ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU: 1. sınıf emniyet müdürü davacının, ... Dairesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde "görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesi uyarınca "kınama" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararın ve dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesinin iptali istenilmekedir.

DAVACININ İDDİALARI : Tüzüğün dayanağı Kanun maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, dava konusu Tüzük maddesinin Anayasa ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerine aykırı olduğu, disiplin cezalarına konu fiillerin Kanunda sayılması gerektiği, soruşturmanın usule uygun yapılmadığı, idareden bilgi belge talep etmelerine rağmen bazı belgelerin verilmediğinden savunma hakkının kısıtlandığı, lehine olan delillerin toplanmadığı, disiplin cezası verme yetkisinin zamaşımına uğramasına rağmen, idarece soruşturmanın içeriğine girilerek değerlendirme yapmak suretiyle suç tespitinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğu, kendisinin disiplin soruşturma açma yetkisinin olmadığı, lekelenmeme hakkının elinden alındığı, suç ve cezaların kanuniliği ile suç ve cezada ölçülülük prensiplerine uyulmadığı, suçlandığı olayla ilgili defalarca Emniyet Genel Müdürlüğü makamına bilgi verildiği ve MİT müsteşarlığındaki görüşmeye genel müdürün de katıldığı halde ne sözlü ne yazılı olarak herhangi bir kişi hakkında soruşturma açılmasının istenmediği, olayın işlendiği yerin başbakanlık konutu olduğundan soruşturma başlatma görev ve yetkisinin de burada çalışan görevli yöneticilere ait olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMALARI : Dava konusu işlemin , idari davaya konu olabilecek işlem olmadığı, davacı hakkında herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmadığı ve disiplin cezası uygulanmadığından davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği, İstihbarat Dairesi Başkanına soruşturma başlatma görevi verilmemiş olmasına rağmen, Başkanlığın personeli hakkında soruşturma yaptırma teklifinin ilgili Yönetmeliğin 13. maddesi çerçevesinde üst makamlara her zaman iletilebileceği, davacı hakkında dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuata uyarınca işlem yapıldığı, Tüzük hükümleri çerçevesinde verilen tüm disiplin cezalarının hukuken geçerli olduğu, davacının savunması usulüne uygun olarak alındığından hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği, soruşturmanın usul ve hukuka uygun yürütüldüğü, düzenlenen soruşturma raporu ile fiilin sübut bulup bulmadığının ortaya çıkarılması esas olduğundan, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramış fiiller ile ilgili olarak soruşturma yapılması ve eylemin tespitinin yapılmasını idare yönünden yasaklayıcı bir mevzuat hükmünün de bulunmaması karşısında davacı hakkında işlediği iddia edilen ve disiplin soruşturmasına konu edilen fiillerine ilişkin gerekli tespit ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra fiilin işleniş tarihi dikkate alınarak idarece davacıya uygulanacak cezanın, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ceza uygulanmaksızın dosyanın işlemden kaldırılması yönünde tesis edilen işlemin, bir disiplin cezası olmadığı, icrai niteliği bulunmadığı, bununla birlikte kusur tespitinin yapılmasının önem arz ettiği gibi, bizatihi hakkında soruşturma yapılan personel için fayda teşkil ettiği, davaya konu Tüzük maddesindeki düzenlemenin Anayasa, ilgili Kanun ve diğer mevzuata aykırı bir yönünün bulunmadığı, Tüzük hükmüne dayanılarak tesis edilen disiplin cezası işleminin de hukuka uygun ve yerinde olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; bireysel işlem yönünden ise, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ : 1. sınıf emniyet müdürü olan davacının, ... Dairesi Başkanı olduğu dönemde, "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 13. maddesi uyarınca "kınama" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin verilen İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş, bilahare bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun da 08/03/2018 günlü ve 30354 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükümlerinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Öte yandan, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin işlemlerinin gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş olunacağı addolunarak, verilmiş idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin 3201 sayılı Kanuna ilişkin verdiği iptal kararının, disiplin tüzüğü uyarınca verilmiş disiplin cezalarını etkileyici bir yönünün bulunmadığı görülmemiş; bu nedenle davacının disiplin cezasının yasal dayanağı bulunmadığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir. Davanın bireysel işleme ilişkin kısmına gelince: Davacı hakkında tesis edilen işlem, her ne kadar disiplin cezası niteliği taşımasa da, davacının özlük dosyasına konulması ve davalı idarenin davacı hakkında takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınması olasılığı karşısında, davacının menfaatini etkileyen ve idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından işin esası incelendi. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesinde, bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem işlem ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama fiilinin kınama cezasını gerektireceği belirtilmiştir. Öte yandan, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ve 7068 sayılı Kanunun 8/2-ı maddesinde de, herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama gösterme fiili kınama cezası verilecek fiiller arasında sayılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun zamanaşımını düzenleyen 127. maddesinde ise, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği taktirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmış olup, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uyulması zorunlu süre olduğundan, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra disiplin cezası verilemeyeceği açıktır. Olayda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının üzerine atılı suçun sübuta erdiği ve fiilin işlendiği tarih itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı sonuç ve kanaatine varıldığından, davacının kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, ceza verme zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, işlemin iptali istemi yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası gereğince ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, davalı idarelerin usule yönelik itirazı yerinde görülmeyerek Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının ... Dairesi Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada, Başbakanlığa ait Resmi Konut ile ikametgahta 28-29/12/2011 tarihinde MİT tarafından yapılan arama ve tarama işlemi neticesinde çoklu prizler içinde dinleme cihazlarının bulunduğu, MİT görevlilerince Daire Başkanlığındaki emniyet görevlilerini itham eden ve tanık ifadeleri ile desteklenen suçlayıcı mahiyette ciddi tespitlerin paylaşıldığı, bu paylaşıma rağmen davacının sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma süreci başlatmadığı iddiası ile ilgili olarak yürütülen soruşturma dosyası kapsamında Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesi gereğince “kınama” cezası ile tecziyesi öngörülmüş ise de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127.maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ...sayılı kararın ve dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." hükmüne yer verilmiştir. 08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne, "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında; "Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır: (...) ı) Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek." kuralına, aynı Kanun'un "Ağırlaştırıcı nedenler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında da; "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." hükmüne yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : I - Dava Konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali isteminin incelenmesi: Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası gereğince, anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır. 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir. 08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir. 23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Öte yandan; dava konusu bireysel işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre irdeleneceği; bireysel işlemin tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece, anılan işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin sonradan yürürlükten kaldırılmasının, söz konusu bireysel işlemle ilgili olarak açılan davanın sonuçlanmasına engel oluşturmayacağı da açıktır. II - Davacının kınama disiplin cezası ile cezalandırılması gerekmekteyse de ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun... günlü, ... sayılı kararı incelendiğinde; Anayasa Mahkemesinin "suçta kanunilik" ve "yasal düzenleme" ilkelerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle verdiği iptal kararı sonrasında çıkarılan ve Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre üst hukuk normu niteliğinde olan 7068 sayılı Kanun'da, anılan Tüzüğün dava konusu 13. maddesindeki düzenlemeye yer verildiği ve Tüzük'te öngörülen cezayla aynı cezanın belirlendiği, ayrıca polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacına haiz olduğu ve personel ile disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılan bireysel işlemin dayanağı Tüzüğün 13. maddesinde yer alan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı görülmüştür. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır. Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir. Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince kınama cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (kınama) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu durumda; dava konusu olayda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan; dava konusu bireysel işlemin hukuki denetimi yapılırken, bireysel işlemin dayanağı olan ve yürürlükten kalkan veya uygulanma kabiliyeti bulunmayan düzenleyici işlemin hukuki incelemesi yapılarak, bu düzenlemenin hukuka ve mevzuata aykırı olmadığı yönünde tespitlerde bulunulması halinde, yürürlükten kalkmasına veya uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına bağlı olarak hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen düzenleyici işlem nedeniyle davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabulüyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer bir konudaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/04/2016 günlü, E:2015/234, K:2016/1432 sayılı kararı da bu yöndedir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oybirliğiyle, 2. İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının İPTALİNE oybirliğiyle, 3. Aşağıda dökümü yapılan...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine oyçokluğuyla, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ...TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine oyçokluğuyla, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 24/03/2025 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY : Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, davacının Tüzük maddesinin iptali istemi yönünden davada haksız çıkan taraf olmadığı ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı açık olduğundan, yargılama giderlerinin kısmen davacı üzerinde bırakılması ve davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 2. Daire, E. 2021/15171, K. 2025/1389, T. 24.03.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-2-daire-2021-15171-e-2025-1389-k-1003f681d83b